Bu belge, Nuray YÜZBAŞIOĞLU'nun "TÜRKİYE’NİN FİNANSAL STRESİ" başlıklı kitabından alınan alıntılara dayanarak hazırlanmıştır. Kitap, Türkiye'nin finansal sistemini, finansal stresin ana temalarını, ölçüm yöntemlerini, tarihsel gelişimini ve ekonomik etkilerini derinlemesine incelemektedir. Türkiye'nin Finansal Stresi: Detaylı Brifing Dokümanı 1. Finansal Stres Kavramı ve Önemi Finansal stres, ekonomik belirsizlikler, piyasa volatilitesi ve makroekonomik dengesizliklerden kaynaklanan bir durumdu r. Piyasalarda belirsizliğin arttığı, likiditenin daraldığı ve yatırımcı güveninin azaldığı dönemleri tanımlar. Dr. Nuray Yüzbaşıoğlu, finansal stresi "finansal piyasalardaki işleyişi olumsuz etkileyebilecek düzeydeki risk artışı" olarak tanımlar ve "piyasalarda ve kurumlarda yaşanan kayıpların yol açtığı belirsizlik ve dalgalanan beklentilerin ekonomik aktörler üzerinde oluşturduğu yoğun baskı" olarak ifade eder. Bu durum, şirketler, hanehalkı, bankalar ve hükümetler gibi ekonomik aktörlerin mali yükümlülüklerini yerine getirmesini zorlaştırarak piyasalarda belirsizlik ve oynaklığa yol açar. Finansal Stres Endeksi (FSE), finansal piyasalardaki stresin büyüklüğünü ölçmek için kullanılan önemli bir göstergedir. Bu endeks, piyasa volatilitesi, kredi spreadleri, faiz oranları, döviz kurları ve finansal varlıkların fiyat hareketleri gibi göstergelerin bir araya gelmesiyle hesaplanır. Yüksek bir FSE değeri, piyasalarda belirsizlik ve riskin arttığına işaret ederken, düşük bir değer piyasaların daha stabil ve sağlıklı olduğunu gösterir. FSE'nin önemi, finansal sistemin karmaşıklığını basitleştirerek, "piyasalarda yaşanabilecek olası krizlere karşı erken uyarı mekanizması sağlaması"ndan kaynaklanmaktadır. Bu endeks, politika yapıcılar, yatırımcılar ve ekonomi yöneticileri için stratejik karar alma süreçlerinde vazgeçilmez bir araç sunar. 2. Finansal Stresin Temel Bileşenleri (Alt Endeksler) FSE, farklı piyasalara özgü bir dizi alt endeksten oluşur. Bu alt endeksler, belirli piyasa segmentlerindeki stresin yoğunluğunu ölçerek endeksin toplam değerine katkıda bulunur: Bankacılık Alt Endeksi: Bankacılık sektöründeki stresi ölçer. Kredi hacmindeki değişimler, kredi spreadleri, tahsili gecikmiş alacaklar, likidite oranları ve sermaye yeterliliği gibi göstergeleri içerir. Yüksek faiz oranları ve kredi maliyetleri reel sektör üzerindeki baskıyı artırır. Hisse Senedi Piyasası Alt Endeksi: Hisse senedi piyasalarındaki dalgalanmaları, likidite koşullarını ve yatırımcı güvenini değerlendirir. Fiyat volatilitesi ve işlem hacmi değişiklikleri bu endeksin temel göstergeleridir. Ani düşüşler veya hızlı dalgalanmalar, yatırımcı risk algısında artışa ve güven kaybına yol açar. Tahvil Piyasası Alt Endeksi: Tahvil piyasalarındaki gelişmeleri ve finansal stresin seviyesini değerlendirir. Devlet tahvilleri ile şirket tahvilleri arasındaki faiz farkı (kredi spreadleri) önemli bir bileşendir. Kredi spreadlerinin genişlemesi, piyasalardaki risk algısının yükseldiğini gösterir. Döviz Piyasası Alt Endeksi: Döviz kuru hareketlerinin ve döviz piyasalarındaki likiditenin analiz edildiği bir ölçüttür. Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde döviz kuru volatilitesinin artması, finansal stresin yükseldiğine işaret eder. Türk Lirası'nın hızlı değer kaybetmesi, dış borçları artırabilir ve ekonomik belirsizliklere yol açabilir. Likidite Alt Endeksi: Finansal piyasalarda varlıkların ne kadar hızlı ve düşük maliyetle nakde dönüştürülebileceğini ölçen bir göstergedir. Repo oranları, swap piyasası ve kısa vadeli borçlanma maliyetleri bu endeksin ana bileşenleridir. Likidite sıkıntıları, kriz dönemlerinde ciddi ekonomik sorunlara yol açabilir. Kredi Risk Primleri Alt Endeksi: Borçlanma araçlarının (özellikle şirket tahvilleri) devlet tahvillerine kıyasla taşıdığı ek riski ölçer. Yüksek kredi risk primi, yatırımcıların şirket tahvillerine olan güveninin azaldığını ve daha yüksek bir risk algıladıklarını gösterir. 3. Türkiye'de Finansal Stresin Tarihsel Seyri ve Tetikleyici Faktörler Türkiye'nin finansal stres durumu, tarihsel süreçte çeşitli iç ve dış ekonomik faktörlere bağlı olarak önemli dalgalanmalar göstermiştir. Tarihsel Dönüm Noktaları: 1980'ler: Finansal serbestleşme politikalarıyla ekonominin dışa açılma süreci başlamış, ancak bu kısa vadede finansal istikrarsızlıklara neden olmuştur. 1990'lar: Siyasi istikrarsızlık, yüksek enflasyon, döviz kuru dalgalanmaları ve bütçe açıkları ekonomiyi kırılgan hale getirmiştir. Özellikle 1994 Krizi, finansal sistemdeki yapısal sorunları belirginleştirmiştir. 2000'li Yılların Başı: 2001 Ekonomik Krizi, Türkiye'nin finansal sisteminde köklü değişiklikler yapılmasını zorunlu kılmış, bankacılık sektörü yeniden yapılandırılmış, enflasyon hedeflemesi benimsenmiş ve bağımsız bir merkez bankası oluşturulmuştur. 2008 Küresel Finansal Krizi: Dünya çapında büyük bir ekonomik daralmaya yol açmış, Türkiye de dış ticaretin daralması ve dış finansman maliyetlerinin artmasıyla etkilenmiştir. Ancak "Türkiye güçlü bankacılık sektörü, sıkı mali denetim politikaları ve zamanında uygulanan ekonomik reformlarla diğer gelişmekte olan ülkelerden daha az zararla çıkmıştır." 2018 Türkiye Ekonomik Krizi: Döviz kuru dalgalanmaları, yüksek enflasyon ve dış borç yükü gibi sorunları derinleştiren bir dönüm noktası olmuştur. "Türk Lirası'nın hızla değer kaybetmesi ve yabancı yatırımcıların Türkiye'ye olan güveninin azalmasıyla finansal stresin arttığı bir dönemi işaret etmiştir." COVID-19 Pandemisi (2020): Küresel ekonomik durgunluk, tedarik zinciri kesintileri ve talep daralmasıyla birleşerek Türkiye'nin finansal stresini artırmıştır. "Sağlık krizi nedeniyle alınan sıkı önlemler işsizlik oranlarının artmasına, birçok sektörde daralmaya ve şirketlerin likidite sıkıntılarıyla karşılaşmasına yol açmıştır." Finansal Stresi Tetikleyen Faktörler: Dış Etkenler: Dış borçlanmanın yüksek olması, döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı ekonomiyi kırılgan hale getirir. ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz oranlarındaki değişiklikleri ve küresel ticaretteki belirsizlikler, Türkiye'nin finansal sistemini dışsal şoklara daha açık hale getirir. Türk Lirası'nın değer kaybı, borç ödemelerini zorlaştırır ve ithalat bağımlılığını artırarak enflasyonist baskılar yaratır. İçsel Ekonomik Faktörler: Yüksek enflasyon, kamu borcu, cari açık ve bütçe açıkları gibi kronikleşmiş yapısal sorunlar, ekonomik istikrarı zayıflatan temel unsurlardır. Yüksek enflasyon, satın alma gücünü düşürür ve borçlanma maliyetlerini artırır. Yüksek cari açık, dış borçlanma ihtiyacını artırarak döviz rezervlerini azaltır. Bankacılık sektöründeki likidite sıkışıklıkları da reel sektörü olumsuz etkiler. Politik ve Sosyal Faktörler: Siyasi belirsizlikler, toplumsal huzursuzluklar ve sosyoekonomik dengesizlikler, finansal piyasalar üzerinde baskı yaratır. Seçim dönemlerinde uygulanan popülist politikalar, mali disiplini bozabilir. Hükümetin ekonomik kararlara doğrudan müdahalesi, yabancı yatırımcı güvenini olumsuz etkiler. Gelir dağılımındaki eşitsizlik ve yüksek işsizlik, tüketici ve yatırımcı güvenini zayıflatır. 4. Finansal Stresin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri Finansal stresin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri çok boyutludur: Enflasyon ve Satın Alma Gücü: Döviz kuru dalgalanmaları, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu körükler ve hanehalkının alım gücünü düşürür. Borçlanma Maliyetleri ve Yatırımlar: Faiz oranlarındaki artışlar, şirketlerin borçlanma maliyetlerini yükselterek yatırımları ve ekonomik büyümeyi yavaşlatır. Bankacılık Sektörü: Yüksek faiz oranları ve likidite sıkışıklığı, bankaların kredi verme kapasitelerini kısıtlar, bu da reel sektörün finansmana erişimini engeller. Yatırımcı Güveni ve Sermaye Akışları: Siyasi belirsizlikler, ekonomik dengesizlikler ve yüksek risk ortamı, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye olan ilgisini azaltır, sermaye çıkışlarına ve Türk Lirası üzerinde baskıya neden olur. Ekonomik Krizler: Finansal stres, ekonomik krizlerin tetikleyicisi olabilir. Döviz kuru şokları ve yüksek faiz oranlarının birleşimi, bankacılık sisteminde likidite krizlerine yol açabilir. Bu da büyüme oranlarını durdurabilir, işsizliği artırabilir ve gelir dağılımındaki eşitsizliği derinleştirebilir. 5. FSE Hesaplama Yöntemleri ve Türkiye Uygulaması Finansal stresin ölçülmesi ve buna yönelik stres endekslerinin geliştirilmesi giderek daha önemli hale gelmiştir. FSE Oluşturulurken Kullanılan Yöntemler: Normalleştirme Yöntemleri: Farklı birimlerdeki verileri karşılaştırılabilir hale getirmek için kullanılır. Min-Max Normalizasyonu: Verileri genellikle 0 ile 1 arasına dönüştürür. Z-Score Normalizasyonu (Standartlaştırma): Verilerin ortalama değere olan uzaklıklarını standart sapma cinsinden ölçer. Logaritmik Dönüşüm: Çok büyük veya çok küçük değerler içeren verilerde uç noktaların etkisini azaltır. Box-Cox Dönüşümü: Verilerin daha normal dağılıma yaklaşması için kullanılır. Rank Normalizasyonu (Derecelendirme): Verileri sıralayarak uç değerlerin etkisini sınırlar. Toplulaştırma Yöntemleri: Birden fazla göstergenin tek bir endeks altında toplanması işlemidir. Basit Toplulaştırma: Göstergelere eşit ağırlık atanır (Aritmetik Ortalama, Medyan). Ağırlıklı Toplulaştırma Yöntemleri: Her bir göstergeye farklı derecelerde önem atanır. Ağırlıklı Ortalama: Her göstergenin önem derecesi belirlenir. Temel Bileşen Analizi (Principal Component Analysis - PCA): Çok sayıda değişkeni daha az sayıda anlamlı bileşene indirger. Finansal stres endeksi oluşturulurken farklı göstergeleri (volatilite, kredi spreadleri, faiz oranları gibi) analiz etmek ve bu göstergelerden tek bir stres endeksi türetmek için kullanılır. Türkiye'ye Özgü FSE Hesaplaması: Çalışmada, Türkiye için FSE hesaplamasında PCA yöntemi kullanılmıştır. Veriler, 2 Ocak 2014 – 30 Aralık 2024 tarihleri arasındaki 4974 günü kapsayan yüksek frekanslı bir veri seti kullanılarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndan temin edilmiştir. Seçilen Göstergeler: BIST 100 endeksi volatilitesi, USD/TRY döviz kuru değişimi, politika faizi, kredi yayılma oranı ve likidite göstergeleri (repo oranları, bankalararası piyasa faizleri). PCA Sonuçları:KMO değeri (0.82) ve Bartlett Testi (p<0.001), verinin faktör analizine uygun olduğunu göstermiştir. Birinci Temel Bileşen (PC1), toplam varyansın %49'unu açıklayarak piyasa oynaklığı ve döviz kuru dalgalanmalarıyla yüksek pozitif ilişki göstermiştir (BIST 100 volatilitesi: 0.75, USD/TRY döviz kuru değişimi: 0.80). İkinci Temel Bileşen (PC2), toplam varyansın %24'ünü açıklayarak faiz oranları (0.85) ve kredi yayılma oranı (0.78) ile güçlü pozitif ilişki göstermiştir. Üçüncü Temel Bileşen (PC3), repo oranları (0.82) ve bankalararası piyasa faizleri (0.88) ile güçlü ilişki göstermiştir. İlk iki bileşen, toplam varyansın %73'ünü açıkladığı için temel finansal stresi temsil etmede yeterli bulunmuştur. Dalgacık Dönüşüm Yöntemiyle FSE Analizi: Dalgacık Dönüşüm Analizi (Wavelet Transform, WT), FSE'nin zaman-frekans düzleminde nasıl değiştiğini incelemek için kullanılmıştır. Bu yöntem, finansal stresin hem kısa vadeli hem de uzun vadeli bileşenlerini ayırarak dinamikleri daha ayrıntılı analiz etmeyi sağlar. Kısa Vadeli Dalgalanmalar (2-32 periyot): Genel stres seviyesi düşüktür, ancak sık oynaklıklar yaşanır. Orta Vadeli Dalgalanmalar (32-128 periyot): Belirli dönemlerde finansal stresin arttığı (örn. 2018 Türkiye Ekonomik Krizi), bazı dönemlerde ise stabil kaldığı gözlemlenmiştir. Uzun Vadeli Stres (128-512 periyot): Grafiğin üst kısmındaki kırmızı ve turuncu bölgelerin belirginleşmesi, uzun vadeli finansal stresin yükseldiğine ve önemli bir risk oluşturduğuna işaret eder. Özellikle COVID-19 pandemisi (2020) gibi küresel şoklar, uzun vadeli finansal stresi ciddi şekilde yükseltmiştir. Grafik analizleri, Türkiye'nin finansal stres seviyelerinin ekonomik şoklar, piyasa dinamikleri ve makroekonomik belirsizliklere nasıl tepki verdiğini açıkça göstermektedir. Özellikle 2018 krizi ve 2020 COVID-19 pandemisi, finansal stresin en yüksek olduğu dönemler olarak öne çıkmaktadır. 6. Politika Önerileri ve Sonuç Finansal sistem, ekonomik kaynakların etkin dağıtımında kritik rol oynar ve sağlıklı işleyişi ekonomik istikrarın temelidir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde finansal stresin etkileri daha belirgin hissedilir ve ekonomik istikrarı koruma süreci daha karmaşıktır. Ana Temalar ve Önemli Çıkarımlar: Yapısal Kırılganlıklar: Türkiye ekonomisi, dış borç bağımlılığı, yüksek enflasyon, cari açık ve döviz kuru dalgalanmaları gibi yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Bu durum, finansal stresin ana kaynaklarını oluşturmaktadır. Krizler ve Etkileri: 1994, 2001, 2008 ve 2018 krizleri ile COVID-19 pandemisi gibi olaylar, Türkiye'nin finansal kırılganlıklarını ve stres seviyelerindeki keskin artışları gözler önüne sermiştir. Bu krizler, sadece finansal piyasaları değil, reel ekonomiyi (işsizlik, büyüme, yoksulluk) de olumsuz etkilemiştir. FSE'nin Rolü: Finansal Stres Endeksi (FSE), piyasalardaki riskleri ve olası kriz belirtilerini önceden tespit etmek için kritik bir araçtır. Özellikle PCA ve dalgacık dönüşümü gibi yöntemler, stresin kısa ve uzun vadeli dinamiklerini anlamada önemli bilgiler sunar. Politik ve Sosyal Faktörlerin Etkisi: Siyasi belirsizlikler ve sosyoekonomik dengesizlikler, yatırımcı güvenini zedeleyerek ve piyasa oynaklığını artırarak finansal stresi tetiklemektedir. Yatırımcı Davranışları: Yüksek finansal stres dönemlerinde yatırımcılar riskten kaçınma eğilimi gösterir, güvenli limanlara yönelir ve bu durum piyasa volatilitesini artırır. Politika Tavsiyeleri: Finansal stresi azaltmak ve ekonomik istikrarı güçlendirmek için kapsamlı ve çok boyutlu stratejiler gereklidir: Para ve Maliye Politikalarının Etkin Uygulanması: Enflasyonla mücadelede şeffaf ve öngörülebilir politikaların benimsenmesi, piyasalardaki belirsizliği azaltarak yatırımcı güvenini artıracaktır. "Etkili para ve maliye politikalarının uygulanması, finansal piyasalardaki dalgalanmaları kontrol altına almak için gereklidir." Bağımsız Merkez Bankası: "Bağımsız bir merkez bankasının varlığı, finansal piyasaların istikrarını sağlamak için kritik öneme sahiptir." Dış Borç Bağımlılığının Azaltılması: Döviz bazlı borçlanmaların dikkatli yönetilmesi ve dış finansman risklerini minimize edecek stratejilerin geliştirilmesi, finansal kırılganlıkları azaltacaktır. Yerli Üretimin Teşviki: Ekonomik politikaların yerli üretimi teşvik etmesi, dışa bağımlılığı azaltarak ekonominin dayanıklılığını artırabilir. Finansal Piyasaların Derinleştirilmesi: Piyasa volatilitesinin azaltılması ve piyasa güveninin artırılması için finansal piyasaların derinleştirilmesi önemlidir. Yapısal Reformlar: Finansal sektörün güçlendirilmesi, iş gücü verimliliğinin artırılması ve ekonomik kırılganlıkların azaltılması için yapısal reformların devam etmesi elzemdir. Erken Uyarı Sistemleri ve Risk Yönetimi: Krizlere karşı direnci artırmak için erken uyarı sistemleri ve risk yönetimi modelleri geliştirilmelidir. Bu çalışma, Türkiye'de finansal stresin nedenlerini ve sonuçlarını analiz ederek, ekonomik dalgalanmaların ve kriz dönemlerinin finansal istikrar üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Türkiye ekonomisinin dinamik yapısı göz önüne alındığında, finansal stresin sürekli bir risk unsuru olduğu ancak doğru stratejilerle yönetilebileceği belirtilmiştir. ... Devamını Oku