1. Genel Kitap Bilgileri Kitabın Adı: Ay'ın Söyledikleri Hazırlayan: Hasan Yiğit Yayınevi: Başlık Yayınları (Hiperlink Eğitim İletişim Yay. Gıda. San. ve Tic. Ltd. Şti. tescilli markasıdır) Seri: Başlık Yayınları 171 Edebiyat-Çocuk ISBN: 978-625-8228-58-8 e-ISBN: 978-625-8228-57-1 Baskı Yılı ve Yeri: 1. Baskı, İstanbul, 2022 Sayfa Sayısı: 53 sayfa Konular: Çocuk hikayeleri, Masallar Yayıncı Sertifika No: 16680 Baskı-Cilt: Yalın Yayıncılık Sertifika No: 53595 Telif Hakkı: Tüm hakları saklıdır. Hi perlink Eğitim İletişim Yay. Gıda. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye aittir. Kaynak gösterilerek kısa alıntı yapılabilir. Yayınevi Kimliği: Uluslararası bir yayınevidir. 2. Hasan Yiğit Hakkında Doğum Yeri: Denizli-Çivril Mesleği: Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Edebi Kariyeri: Çocuk edebiyatı alanında üç yüzü aşkın kitap yazmıştır. İlkokul ve ortaokul öğrencileri tarafından ilgiyle okunan eserleri farklı yayınevlerince yayımlanmıştır. 3. Hans Christian Andersen Hakkında (Kitap İçindeki Bilgi) Kitapta, Hasan Yiğit'in eseri olmasına rağmen Andersen masallarından da bahsedilmesi, muhtemelen serinin veya yayınevinin genel odak noktasını göstermektedir. Andersen hakkındaki bilgiler şunlardır: Doğum Tarihi ve Yeri: 1805, Danimarka. Ailesi: Babası Napolyon'un ordularında askerlik yapmış, sonra ayakkabı tamirciliği yapmış hayal gücü gelişmiş biridir. Hans'a 14 yaşına kadar masallar ve öyküler anlatmıştır. Çocukluğu ve Eğitimi: Küçük Hans da babası gibi hikaye anlatmayı ve canlandırma yapmayı severdi. 14 yaşından sonra tiyatro oyuncusu olmak istedi. Kopenhag tiyatrosunda dans etti, koroda şarkı söyledi, oyun yazarlığı denedi. Eğitiminin Tamamlanması: Tiyatro müdürü Jones Collin'in önerisiyle Slagelse Lisesi'ne kaydoldu ve eğitimini tamamladı. Yazarlık Kariyeri: İlk şiirini 1827'de yazdı. Tanrıbilim ve felsefe sınavlarını başarıyla verdi. Avrupa gezileri yaptı, gezi anılarını ve romanlar yazdı. Masallarla Gelen Ün: Asıl başarısını masallarla elde etti. Küçüklüğünden beri masallara ilgisi vardı. 1835'ten 1872'ye kadar masallar yazdı. Masalları dünya klasikleri arasına girdi ve kendisine büyük ün kazandırdı. Hügo, Dickens ve Wagner gibi isimlerle tanışıp dostluk kurdu. Ölümü ve Mirası: 1875 yılında vefat etti. "Yaşamım, güzel bir masal gibi geçti," diyen Andersen, arkasında birçok güzel masal bıraktı. Yaşarken kendi ülkesinde heykeli dikildi ve heykelini görme fırsatı buldu. 4. Önsöz: Kitabın Teması ve Yaklaşımı Önsöz, kitabın temel anlatı mekanizmasını açıklıyor: Ay'ın gözünden dünyadaki olayların anlatılması. Ay, Güneş gibi bir ışık kaynağı olmasa da, Güneş'ten aldığı ışığı yeryüzüne yansıtarak gördüklerini "minik öyküler olarak" bize aktarıyor. Önsözde, bu minik öykülerden ikisine (civcivleri seven kızın hikayesi ve ekşi elmalar masalı) kısa değiniler yapılıyor ve okuyucunun merakı uyandırılmaya çalışılıyor. 5. "Ay'ın Söyledikleri" Masalının Ana Temaları ve Fikirleri Bu bölüm, Ay'ın bir yazara anlattığı farklı gözlemlerden oluşmaktadır ve çeşitli insani durumları ve bakış açılarını sunar: 5.1. Küçük Kız ve Civcivler Hikayesi Yanlış Anlama ve Empati: Küçük kızın civcivleri sevme arzusu, ilk başta tavuk ve babası tarafından "rahatsız etme" olarak algılanır. Baba kızını azarlar. Dürüstlük ve Özür Dileme: Kızın ertesi gece kümese gitmesinin gerçek nedeni, tavuktan "özür dilemek" istemesidir. Bu, babasının ona karşı tutumunu tamamen değiştirir ve "Adamın yüzü değişti. Kızına sevgiyle baktı. Kucağına aldı." Çocuk Masumiyeti ve Yetişkin Bakış Açısı: Yetişkinlerin çocukların eylemlerini bazen yanlış yorumlayabileceği, ancak çocukların kendi içlerinde saf ve iyi niyetli motivasyonlara sahip olabileceği vurgulanır. 5.2. Orman ve Deniz Gözlemleri Doğaya Karşı Farklı İnsan Bakış Açıları: Ay, orman ve denizin güzelliğini gözlemlerken insanların bu güzelliklere nasıl farklı tepkiler verdiğini kaydeder: Pragmatik Bakış: İki adamdan biri ormanın görkemini fark ederken, diğeri yalnızca kış için "odun" toplama ihtiyacını düşünür. Eleştirel Bakış: Diğer iki kişi, yolun bozulmasını "ormanın suçu" olarak görür ve kereste taşımacılığını sorumlu tutar. İlgisizlik/Yüzeyellik: Yolculardan dördü uyurken, ikisi düşüncelere dalmış, biri giysisini inceliyor. Sadece biri çevreye bakıp yıkıntıların ne olduğunu sorar, ancak ormanın güzelliği teklif edildiğinde "Ne varmış ki ormanda" diyerek gözlerini kapatır. Estetik ve Sanatsal Bakış: Uzun saçlı bir delikanlı ağaçlara bakıp şiir mırıldanır ve ertesi gün "resim yapmalı" der. Bu, doğanın sanatsal ilham kaynağı olarak görülmesidir. Doğada Huzur Bulma: Eski püskü giysili, yorgun genç kız ormana sırtını dayayıp denize bakar ve "Deniz ne güzel! İnsan baktıkça dinleniyor. Yorgunluğu gidiyor." der. Bu, doğanın ruhsal bir sığınak ve dinlenme yeri olarak işlevini gösterir. Gözlemcinin Anlayışı: Ay, genç kızın düşüncelerini kelimesi kelimesine söylemese de, "Aklından geçenlerin bunlar olduğunu adımın ay olduğu gibi biliyorum." diyerek derin bir anlayışa sahip olduğunu belirtir. 5.3. Leyleklerin Bebek Getirmesi Hikayesi Çocukların Merakı ve Yetişkinlerin Anlatıları: Çocukların leyleklerin bebek getirdiğine dair yetişkin anlatılarına karşı merakı ve sorgulamaları işlenir. Gerçeği Aramak: Erkek çocuk, komşu kadının güldüğünü görünce leylek hikayesine inanmaz ve bebekleri "bir meleğin getirdiğini" düşünür, meleklerin "görünmez" olduğunu söyler. Doğanın İşaretleri ve Çocukların Algısı: Dalın çatırdamasıyla kardeşlerinin geleceğini "anlamışlardır." Bu, çocukların dünyayı kendi yorumlarıyla anlama çabalarını gösterir. Yetişkinlerin Rolü: Komşu kadın çocuklara "leylek size bir bebek kardeş getirdi" derken, çocuklar aslında bunun doğru olmadığını "biliyorlardı." Bu, çocukların, yetişkinlerin onlara anlattığı masalların ötesini görebilme yeteneğini vurgular. 5.4. Bebek ve Kedi Hikayesi Kıskançlık ve Kardeş İlişkileri: Erkek kardeşler, kız kardeşlerinin bebeğini kıskanır ve ağacın üst dallarına saklarlar. Vicdan ve Sorumluluk: Küçük kız, bebeğine bir şey olmaması için perilerin gelip onu alacağını düşünür ve bunun nedenini sorgular. Kendi davranışlarını gözden geçirir. Empati ve Suçluluk Duygusu: Kız, daha önce kardeşlerinin kedinin kuyruğuna teneke bağlamasına gülmesini hatırlar. "Kedi acı çekerken ona gülmek doğru olmamalı. Demek ki yanlış yaptım. Kedi bana kırılmış olabilir. Onun için cezalandırılıyor olmalıyım." diyerek yaptığı hatanın farkına varır. Bebeğin de güldüğünü varsayarak vicdan muhasebesi yapar. Yanlış Davranışların Sonuçları: Hikaye, yapılan küçük hataların bile insanın vicdanında nasıl bir karşılık bulabileceğini ve empati kurmanın önemini gösterir. 5.5. Ayı Bruyin Hikayesi Önyargılar ve Gerçeklik: İnsanlar, "Bruyin çok uysal bir ayıymış. Ama onu görenler saldıracak diye çekiniyor, yanlarında çocukları varsa hemen oradan uzaklaşıyorlarmış." Bu, hayvanlara karşı duyulan genel korku ve önyargıları temsil eder. Çocukların Saf Bakışı: Çocuklar başlangıçta korksa da, ayının oyun oynama niyetini çabucak anlarlar. Bir çocuk, "Boşuna korkmuşuz. Bu bizi yiyecek bir canavar değil. Çok iri bir köpek! Köpekler çocuklarla oynar. Bu köpek de bizimle oynamaya geldi." diyerek ayıyı yeniden tanımlar. Hayvanlarla İletişim: Ayı, saklambaç oynayan çocukların saklandıkları yerleri dolaşır ve sanki "benimle neden oynamıyorsunuz diye sitem ediyordu." Çocuklar onunla oynamaya başlayınca Bruyin de onlara katılır, hatta mızıka çalındığında "arka ayakları üstünde doğruldu, oynamaya başladı." Yetişkin Korkusu vs. Çocuk Sevgisi: Çocuklar ayıyı sever, kucaklamaya ve sırtına tırmanmaya çalışırken, bir kadın ayıyı görünce "çığlığı bastı. Korkudan neredeyse küçük dilini yutacaktı." Bu, yetişkinlerin içgüdüsel korkularının çocukların saf ve korkusuz yaklaşımlarından nasıl farklılaştığını vurgular. 6. "Ekşi Elmalar" Masalının Ana Temaları ve Fikirleri Bu masal, yoksul bir köylünün ailesini geçindirme çabaları ve değiş tokuşlarla dolu bir yolculuğunu anlatır. 6.1. Yoksulluk ve Aile Sevgisi Geçim Sıkıntısı: Dağ yamacında yaşayan yoksul bir aile, babanın sebze satarak kazandığı "azıcık parayla ancak evin yiyecek gereksinimlerini karşılamasıyla" geçinir. Kuraklık döneminde ise "aç kalmışlar." Babanın Fedakarlığı: Baba, ailesini aç bırakmamak için "atını satmaya" karar verir. Eşi ve çocuğu için elinden geleni yapma çabası hikayenin ana motivasyonudur. Anne ve Çocuk İlişkisi: Çocuk babasına düşkünken, anne çocuğunu "Baban bizim için gidiyor yavrum... O her zaman bizim iyiliğimiz için çalışıyor." diyerek avutur ve babasına karşı güven aşılamaya çalışır. 6.2. Değiş Tokuş Döngüsü ve Umut At - İnek Değişimi: Baba, oğlunun süt içmesini sağlamak için atını inekle değiştirir. "Evimizde bir inek olsa her gün sütünü sağardık. Oğlum da, eşim de süt içer, aç kalmazlardı." düşüncesiyle hareket eder. İnek - Koyun Değişimi: İneğin inatçılığı karşısında, daha uysal bir hayvan ve daha bol süt vaadiyle koyunla değiştirir. "Bu inek biraz inatçı. Bana ayak direttiğine göre eşimle çocuğuma kim bilir neler yapar. En iyisi bu inekle koyunu değişeyim." Koyun - Kaz Değişimi: Yumurta isteği ve gölette beslenebilecek bir kaz hayaliyle koyunu kazla değiştirir. "Evin önünde küçük bir gölet var. Koyunla bu kazı değiştirirsem akşama dek gölette kendisini besler. Bize yumurta verir. Aç bırakmaz." Kaz - Tavuk Değişimi: Tavuğun daha çok yumurtlaması ve civciv çıkarması düşüncesiyle kazı tavukla değiştirir. "Bir tavuk, her zaman bir kazdan daha iyidir... Kazdan daha çok yumurtlar. Kuluçkadan daha çok civcivi çıkar." Tavuk - Ekşi Elma Değişimi: Son olarak, canı elma çektiği ve tavuğun pazarda daha çok para edeceğine inandırıldığı için tavuğu bir sepet ekşi elmayla değiştirir. Bu son değişim, trajikomik bir hal alır, çünkü elmalar oldukça ekşidir ve ailesi de sevmez. Babanın İyi Niyeti ve Yanlış Hesapları: Babanın her değişimde ailesi için daha iyi bir şey yaptığına inanması, onun saf niyetini ve umutvarlığını gösterir, ancak her seferinde daha değersiz veya uygunsuz bir şeye ulaşır. 6.3. Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Çocuğun Beklentileri: Çocuk, babasının "şeker" ve "et" getirmesini beklerken, babası sadece ekşi elma getirir. Ailenin Açlığı ve Meyve Vermeyen Çabalar: Aile açken, babanın tüm çabaları sadece ekşi elmalarla sonuçlanır ve çocuk ekşi elma yemek istemez. "Karnım aç! Ekşi elma yemeyeceğim. Karnımı doyurun benim." Annenin Destekleyici Rolü: Anne, babanın her yaptığını olumluya yorarak "Babanın bildiği bir şey olmalı ki bize bu ekşi elmaları getirmiş." diyerek hem çocuğu hem de eşini teselli etmeye çalışır. "Babalar çocuklarını da eşlerini de çok severler. Bazı yaptıkları işler bize yanlış gelebilir. Ama onlar bizim yanlış sandığımız işleri bizi düşünerek yaparlar." Bu, eşine ve babasına olan inancının ve sevgisinin bir göstergesidir. 6.4. Kral ve Kraliçenin Müdahalesi ve Umulmadık Dönüşüm Beklenmedik Misafirler: Hamile Kraliçe'nin aş ermesi ("Canım inanılmaz ekşi elma çekiyor.") ve tesadüfen bu yoksul köyün yakınına gelmeleri, hikayenin dönüm noktasıdır. Kaderin Cilvesi: Babanın tüm yanlış hesaplarına ve ailesinin hayal kırıklığına rağmen, Kraliçe'nin ekşi elma arzusu ailenin kaderini değiştirir. Maddi Kurtuluş: Kraliçe, ekşi elmalar karşılığında aileye "on kese altın" bağışlar. Bu, yoksul ailenin aniden zenginleşmesi ve tüm sıkıntılarından kurtulması demektir. Babanın Haklı Çıkması: Annenin sözleri ("Gördün değil mi oğlum, baban ekşi elma almakla yanlış yapmamış, öyle değil mi? Artık yeteri kadar paramız var ve istediğimiz ne varsa alabiliriz.") ile babanın iyi niyetli ancak hatalı gibi görünen tüm çabalarının sonunda mucizevi bir şekilde doğru çıktığı vurgulanır. Bu, inancın, umudun ve iyi niyetin beklenmedik bir şekilde karşılığını bulabileceği fikrini destekler. Sonuç "Ay'ın Söyledikleri", çocuklara yönelik masalsı bir anlatımla, insan doğasının farklı yönlerini, empatiyi, önyargıları aşmayı, doğayla ilişkiyi ve kaderin beklenmedik tecellilerini işleyen zengin bir derlemedir. Hasan Yiğit, "Ay"ı bir gözlemci ve anlatıcı olarak kullanarak, okuyucularına hem düşündürücü hem de eğlenceli hikayeler sunmaktadır. "Ekşi Elmalar" masalı ise, yoksulluk, aile sevgisi, umut ve beklenmedik bir şekilde değişen kader temalarını etkileyici bir şekilde harmanlamaktadır. Kitap, çocuklara doğru ve yanlış kavramlarını, empati kurmayı ve olaylara farklı açılardan bakmayı öğretirken, aynı zamanda masalsı bir dünyanın kapılarını aralar. ... Devamını Oku