Temel Temalar ve Önemli Çıkarımlar 1. Devletin Evrimi ve Dönüşümü Geleneksel, Modern ve Neoliberal Devlet Anlayışları: Kaynak, devletin ortaya çıkışından günümüze kadar geçirdiği evrimi geleneksel, modern ve neoliberal devlet başlıkları altında inceler. Geleneksel devletin dini temellere, hanedan yönetimlerine ve tarım ekonomisine dayalı olduğu belirtilirken, modern devletin rasyonel, hukuki, merkeziyetçi ve bürokratik özellikleriyle öne çıktığı vurgulanmaktadır. Neoliberal devlet ise küreselleş me, piyasa etkisi ve teknolojik gelişmelerle şekillenmiştir. "E-Devlet Felsefesi” çalışmasında yer alan değerlendirmeler, devletin ortaya çıkmasına ve değişimler geçirmesine neden olan hemen tüm başlıklara sahiptir. Ortaya konulan değerlendirmeler, teknoloji, ekonomi, politika ve sosyal yaşamı konu edinmiştir." (Önsöz) "Seküler bir yapı olarak rasyonel devlet (modern devlet), dinsel bir temele dayanan otoriteryen (tek tanrıcı/gelenekselci) devlete karşı ortaya çıkmıştır." (s. 22) Devlet Fikrinin Ortaya Çıkışı ve Güç & Otorite: Devlet fikrinin yerleşik yaşama geçiş, tarımsal gelişmeler, üretim fazlasının korunması ve güvenlik ihtiyacı gibi nedenlerle ortaya çıktığı belirtilmektedir. Şeflik sistemleri ve kent devletleri, ilk yönetimsel yapılar olarak kabul edilir. Güç ve otorite, devlet kavramının her zaman temelini oluşturmuştur. "Böylelikle, toplumsal otorite, yerleşim sürecinin zamanla dayanaklarından biri haline gelmiş ve şeflik, otoritenin yönetimsel dayanağı olarak, arkaik devlet sistemlerinin başlangıcını temsil etmiştir." (s. 18) "Devlet fikrinin hemen her zaman temel edindiği iki önemli düşünce; güç ve otoritedir." (s. 19) İmparatorluklar ve Teknik Gelişmeler: Demir cevherinin kitlesel kullanımı gibi teknik gelişmelerin imparatorlukların yükselişinde önemli rol oynadığı tablo 1 ile gösterilmektedir. 2. Ekonomi ve Devlet İlişkileri Tarım Toplumundan Bilgi Ekonomisine: Kaynak, devlet ve ekonomi ilişkisini tarım toplumlarından başlayarak, endüstriyel topluma ve nihayet bilgi ekonomisine uzanan bir dönüşüm süreciyle ele almaktadır. Tarım toplumunda devletin ekonomik etkisinin arazi elde etme, sulama kanalları inşası gibi kamu gücüne dayandığı belirtilirken, endüstriyel toplumda ekonominin devlet tekelinden çıkarak kendi özgün yapısını kazandığı vurgulanmaktadır. "Tarım toplumları, devlet kavramının değişim geçirdiği ve ilk düzey modern devlet sisteminin ortaya çıktığı dönemleri kapsamaktadır." (s. 55-56) "Devletin ekonomik etkisi, yerleşik bir düzenin temelini oluşturan çiftçiliğin artmasına bağlı olarak, yeni araziler elde etme, su kanalları ve köprülerin inşası gibi kamu gücünün etkisiyle önemli bir yere sahip olmuştur." (s. 56) Merkantilizm ve Kapitalizm: Merkantilist düşünce ile devletin ekonomiye yoğun müdahalesi, uluslararası ticaretin artırılması ve "birikim" amacı hedeflenmiştir. Kapitalizmin yaygınlaşmasıyla birlikte ise piyasanın kendi yasalarıyla devletin karşısına çıktığı ve ekonomik bağımsızlığın yolunun açıldığı ifade edilmektedir. "Ulus devlet ile ortaya çıkan yeni ekonomi (merkantilizm), feodalitenin etkisini yitirmesiyle, gelişme imkânı bulabilmiştir." (s. 61) Post-Endüstriyel Toplum ve Hizmet Ekonomisi: 1970 sonrası dönemde endüstriyel toplumun yerini post-endüstriyel toplumun aldığı, mal üretiminden hizmet sektörüne bir kayma yaşandığı belirtilmektedir (Tablo 2). Bilginin gücü, teknik ve profesyonel işgücü, planlama çerçevesinde gelişen teknolojik gelişmeler bu dönemin ayırt edici özellikleridir. "Post modern toplumda ekonomide yaşanan değişim ilk sırada yer alır. Burada mal üretiminden hizmet sektörüne bir kayma, belirgin biçimde öne çıkar." (s. 74) "Teknolojik devrim olarak ortaya çıkan mikro düzey yenilikler, başta ekonomi olmak üzere sosyal yaşamın tümünde geleneksel yapılardan uzaklaştırarak, yeni boyutların ortaya çıkmasına neden olmuştur." (s. 77) Bilgi Ekonomisi ve Ağ Ekonomisi: İnternet teknolojisinin gelişimiyle birlikte bilginin metalaştığı ve ekonomik alana hakim olduğu, "ağ ekonomisi" olarak adlandırılan yeni bir ekonomik sistemin ortaya çıktığı vurgulanmaktadır (Tablo 7). Bu sistemde esnek üretim, inovasyon, kalite ve işbirliği ön plana çıkmaktadır. "Bilginin, teorik bir alandan metalaşan bir değere yükseldiği ve ekonomik alana bu değişimle birlikte hâkim olduğu görülmektedir." (s. 147) 3. Teknoloji ve Devlet İlişkisi Teknolojinin Felsefesi ve Toplumsal Dönüşüm: Teknoloji felsefesinin, tarihin ilk dönemlerinden itibaren toplumsal değişimlerin temel nedeni olduğu, bilginin üretimi ve işlerliğinde merkezi bir konum edindiği belirtilmektedir. Teknik gelişmelerin (yazının icadı, tarım aletleri, askeri teknolojiler vb.) gücün simgesi olduğu ve insan yaşamını dönüştürdüğü ifade edilmektedir. "Teknoloji felsefesi, tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar meydana gelen toplumsal değişimlerin temel nedenlerine eğilerek, tekniğe bağlı yeniliklerin ve bu yeniliklerle birlikte farklılaşan yaşam biçimlerinin anlaşılmasına yönelik konuları çözümlemeyi amaç edinir." (s. 85) "Günümüzde ise bu ilişki en yüksek aşamaya yükselmiş, ‘bilimsel bilgi yolu’ yaklaşımı temel bir argüman haline gelmiştir." (s. 87) "Teknoloji, hemen her zaman gücün timsali olmuştur. Örneğin yazının icadı, günümüzde yaygın olmasından ötürü üstünde pek durulmayan, uygarlığın bir üretimidir." (s. 92) Akışkan Yönetim ve Ağ-Devlet Yapısı: Teknolojinin devlet üzerindeki en önemli etkilerinden biri, yönetimi "küresel akışkan" bir özelliğe dönüştürmesidir. Ağ-devlet yapısı, merkezsizleşme, ulus-devlet sınırlarının aşınması ve sivil toplum hareketlerinin küresel etkisi bu dönüşümün önemli göstergeleridir. "Teknolojinin devlet üstündeki etkisi, dolaylı yoldan ekonomik değişimlerle bağlantılı olmakla birlikte, devleti küresel akışkan özelliğe dönüştüren bir etkiye de sahiptir." (s. 97) "Teknolojinin sınır tanımaz gelişmesiyle ortaya çıkan ağ-devlet yapısı, akışkan yönetimi temellendiren en değerli parametredir." (s. 98) Bürokrasi ve Teknolojik Devlet Aklı: Geleneksel devlet aklının bürokratik bir işleyişten kaynaklandığı belirtilirken, teknolojik devlet aklının temelinde iletişimden kaynaklanan yoğun etkileşim bulunmaktadır. Teknolojik devlet, proaktif ve doğrudan pratik çıkarımlara göre tavır alarak esneklik sağlamaktadır. "E-devlet felsefesinin temel sorusu teknolojik devlet aklının gelişmesine yönelik olup, iletişim felsefesiyle benzer yaklaşımlara sahiptir." (s. 101) 4. E-Devlet ve Yönetimsel İlişkiler E-Devletin Tanımı ve Amacı: E-devlet, modern dönem sonrası teknolojik gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkmış, bürokratik işleyişi kolaylaştıran, devlet kurumlarını aktif, şeffaf ve hızlı hale getirmeyi amaçlayan bir uygulamadır. Dijital bir sistem olarak kurumlar arası ve bireylerle kurumlar arası etkileşimi artırmaktadır. "E-devlet, modern dönem sonrası teknolojik gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkmıştır." (s. 108) "E-devlet bürokratik bir devlet yaklaşımına karşın, pratik bir uygulamayı ifade etmektedir." (s. 108) "E-devlet, kamu işlemlerinin kolaylaştırılmasına yönelik, teknolojik bir zemine dayanmaktadır. Bilgi ve hizmet sunumunun söz konusu zeminde daha kolay, güvenilir ve açıklık içinde olması hedeflenmektedir." (s. 109) E-Devletin Yapısal Gelişimi ve Normatif Durumu: E-devletin web sayfası erişimi, çevrimiçi hizmet, etkileşim, resmi işlerin uygulanması ve geri bildirim sistemi gibi aşamalardan oluştuğu belirtilmektedir. Güvenlik, gizlilik, e-imza ve bilişim hukuku gibi normatif düzenlemelerin e-devletin işleyişi için hayati olduğu vurgulanmaktadır. "E-devletin gelişim aşamaları çeşitli başlıklar içermektedir. Bu aynı zamanda e-devletin yapısal olarak ortaya çıkma sürecidir. Birleşmiş Milletlere göre beş aşama söz konusudur." (s. 110) "E-devlet, kullanım açısından gizliliğin ve güvenin özenle üstünde durulması gereken bir öneme sahiptir." (s. 110) Bürokrasi ve E-Devlet İlişkisi: E-devletin bürokrasiye karşı bir oluşumdan ziyade, bürokrasiyi aşındıran ve onunla paralel devam eden, bireylerin kendilerini daha yetkin ve özgür hissettikleri, faydacı bir yaklaşım olduğu ifade edilmektedir. Bilgi işlem teknolojileri, bürokrasinin esneklik kazanmasında merkezi bir rol oynamaktadır. "E-devlet, bürokrasiye karşı bir oluşum şeklinde anlaşılmamalıdır. Bürokrasiyi aşındıran ve onun paralelinde devam eden, bireylerin kendilerini daha yetkin ve özgür hissettikleri, yurttaşlık görevlerini icra ettiği faydacı bir yaklaşımdır." (s. 112) Demokrasi, Yönetişim ve E-Devlet: E-devletin çağdaş demokrasilerde katılımcılığı kolaylaştırdığı, bireylerin bilgi edinme süreçlerinde doğrudan etki sağladığı ve yerel yönetimlerin etkinliğini artırdığı belirtilmektedir. E-yönetişim kavramı, teknoloji temelli değişimi ve vatandaş odaklılığı vurgular. "E-devlet, çağdaş demokrasilerde katılımcılığı kolaylaştırmaktadır." (s. 120) "Yerel katılımı öne çıkaran yönetişim kavramının özgün yanı, karşılıklı etkileşim içinde projeler üretmekte yatmaktadır." (s. 121) Yeni Kamu Yönetimi ve E-Devlet: 1970'li yıllardan sonra ortaya çıkan Yeni Kamu Yönetimi (YKY) anlayışının, kamu harcamalarının kısıtlanması, özelleştirmeler ve deregülasyon gibi uygulamalarla kamu yönetimini piyasa eksenli bir dönüşüme zorladığı ifade edilmektedir (Tablo 6). E-devlet, bu dönüşüm sürecinde inovasyon ve bürokratik işlerliğin hızlandırılması yoluyla vatandaş odaklılığı ve yönetişimi güçlendirmektedir. "Yeni Kamu Yönetimi (YKY) ise bu yeni ekonomik biçimin etkisiyle dönüşmeye zorlanmaktadır. Yurttaşın yerine müşteri-yurttaş algısının gelişmesinde yukarıda yer alan değişimlerin etkili olması kaçınılmazdır." (s. 123) 5. Toplumsal ve Siyasal Felsefede E-Devlet Modern Toplum ve Birey: Modern dünyanın "büyüsü bozulmuş evrensel aklın" yerine pratik, uygulayımcı ve doğrudan ilişkileri merkeze aldığı belirtilmektedir. Dini reformlar, kapitalist ekonomik sistem ve kentleşme, modern toplumsal yapının temelini oluşturmuştur. Modern bireyin kolektif dünyadan koparak, mesleki çeşitliliğe yöneldiği ve bireyselliğin önem kazandığı vurgulanmaktadır. "Modernliğin tarihsel yapılanmasında sözü edilen sihrin ortadan kalkmasına dair hikâyeler yatmaktadır." (s. 131) "Modern dünyaya dair sayılan tüm değişim alanlarının, bireyler üstünde derin etkileri olduğu görülmektedir. Kolektivist dünyadan kopan bireyin, zihinsel algıları kırılmalar yaşamıştır." (s. 135) Aydınlanma Çağından Postmodern Çağa Kamusallık: Aydınlanma çağının kamusal alanı güçlendirdiği, bireyselliği ve akılcılaştırmayı öne çıkardığı belirtilmektedir. Fransız Devrimi'nin modern kamusal alanın örgütlü bir şekilde oluşmasında ve siyasal sistemin kurumsal işleyişinde önemli bir dönüm noktası olduğu ifade edilmektedir. Postmodern çağda ise "üst bir akıl tarafından kurgulanmış gerçekliğe yönelik tartışmaların" eleştirildiği, dağınıklık, yorumsamacılık ve yerelliğin ön plana çıktığı vurgulanmaktadır. "Aydınlanma çağından Post Modern Çağa; Kamusallık" (s. 136) "Aydınlanma çağının getirdiği Fransız Devrimi, modern kamusal alanın örgütlü bir şekilde oluşmasında ve siyasal sistemin kurumsal işleyişinde çıkış noktası olmuştur." (s. 137) "Postmodern düzey, bu yaklaşımın kendisini problematik olarak görür ve tamda bu bakışa eleştiri geliştirmeyi amaçlar." (s. 143) İnternet ve Toplum Üstündeki Etkileri: İnternetin toplumsal etkilerinin nitelik boyutunda öne çıktığı, bilgi işçisinin önem kazandığı ve sosyal medya ağlarının etkileşimci gücüyle toplumsal olaylarda eylem alanı haline geldiği vurgulanmaktadır. İnternet, mekân ve zaman ilişkisini derinden etkileyerek küresel bir iletişim ve bilgi akışı sağlamıştır. "İnternetin toplumsal düzeyde etkileri, uluslararası etkileşim açısından farklı bir boyuta işaret etmektedir." (s. 147) "İnternetin toplumsal etkilerinin en açık görüldüğü nokta, şüphesiz ki sosyal medya ağlarının etkileşimci gücüdür." (s. 148) E-Devlet ve Kamusallık İlişkileri: E-devlet uygulamalarının, teknolojinin etkin bir iletişim aracı olarak kullanılmasına imkân sunarak vatandaşların kamu kurumlarıyla bilgi alışverişlerini daha etkin, güvenli ve hızlı hale getirdiği belirtilmektedir. Bu durum, piyasanın etkileşimci gücüyle paralellik yaratarak kendine özgü kamusal bir alanı oluşturmaktadır. E-devlet kamusallığında bireyin öznelliği ön plana çıkmaktadır. "Değişen ve yeniden anlamlandırılan kamusallıkla bağlantılı olarak e-devlet uygulamalarının, tarihsel dönemecin merkezi bir konusu olduğu görülmektedir." (s. 153) "E-devlet kamusallığı, modern kamusal yaklaşımlarının aksine, tekil ile kolektif arasındaki iletişimin, tekil ya da öznel olarak gerçekleşiyor olmasıdır." (s. 154) E-Devlet Felsefesi ve Siyasal Dönüşüm: E-devletin yapısal olarak devlet örgütlenmesinde teknik bir işleyişi karşıladığı, felsefi olarak yeni bir yönetim aklı geliştirdiği vurgulanmaktadır. Yurttaşlık hakları, kamusallığın yönetilmesi sorunu ve bireylerin günümüz dünyasındaki konumu, e-devlet tarafından değişikliğe uğratılmaktadır. Demokrasi bağlamında e-devletin katılımcı etkisi öne çıkmaktadır. "Felsefi olarak e-devlet bir teknoloji üretimi olmakla, yapısal işleyişin dışında yeni bir yönetim aklı geliştirmektedir." (s. 156) "Yurttaşın herhangi bir zaman ve mekân diliminde devletiyle ilişkide olması, devletinin ondan bu bağlamda ‘ricacı’ olmaması, devlet gücünün ve otoritesinin tümüyle etkisizleşmesi, elektronik devletin özgün yanlarından bir tanesidir." (s. 163) Sonuç ve Değerlendirme E-devlet felsefesi, geleneksel devlet anlayışının katı, mutlakiyetçi ve bürokratik yapısına karşı, teknoloji aracılığıyla esnek, şeffaf, katılımcı ve etkileşimli bir yönetim paradigması sunmaktadır. Bu yeni yaklaşım, ekonomik, sosyal ve siyasal alandaki değişimlerle birlikte, yönetilen ile yöneten arasındaki ilişkiyi kökten dönüştürme potansiyeli taşımaktadır. Bilgiye erişimin kolaylaşması, bireyin kurumsal işleyişin merkezine konulması ve küresel düzeyde kamusal bilincin artması, e-devlet felsefesinin temel çıktıları olarak öne çıkmaktadır. ... Devamını Oku