Ana Temalar: Osmanlı İmparatorluğu'nun Çöküşü ve Toprak Kaybı: 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'daki egemenliğinin sona ermesi ve büyük ölçüde toprak kaybetmesi. Bu durum, Balkan milletlerinin bağımsızlık arayışları ve büyük güçlerin emperyalist politikaları ile hızlanmıştır. Balkanlarda Ulusçuluk Akımları ve İsyanlar: Fransız İhtilali'nin etkisiyle güçlenen ulusçuluk/milliyetçilik akımlarının Balkanlar'da etnik temelli isyanları tetiklemesi. Rum, Sırp, B ulgar ve Karadağlıların bağımsızlık mücadeleleri, Osmanlı'nın zayıflayan merkezi otoritesinin ve ekonomik sorunlarının bir sonucu olarak yoğunlaşmıştır. Büyük Güçlerin Emperyalist Politikaları ve Çıkarları: Rusya, Avusturya-Macaristan, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya gibi büyük devletlerin Balkanlar üzerindeki çıkar çatışmaları ve bölgeyi kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirme çabaları. Bu durum, diplomatik manevralara, gizli anlaşmalara ve dolaylı müdahalelere yol açmıştır. Balkan İttifaklarının Oluşumu: Rusya'nın teşvikiyle Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ gibi yeni kurulan Balkan devletlerinin Osmanlı'ya karşı ittifaklar kurarak toprak kazanma hevesleri. Diplomasinin Rolü ve Zafiyetleri: Belgeler, büyük güçler arasındaki yoğun diplomatik trafiği, istişareleri ve koordinasyon çabalarını gözler önüne sermektedir. Ancak Osmanlı'nın bu diplomatik süreçlerden çoğu zaman bihaber olması veya gerekli tedbirleri alamaması, imparatorluğun içine düştüğü zor durumu daha da derinleştirmiştir. Makedonya Meselesi: Balkan Savaşları'nın birincil sebebi olarak öne çıkan Makedonya meselesi, bölgedeki etnik ve dini karmaşıklık nedeniyle büyük güçler ve Balkan devletleri arasında rekabetin ana odağı olmuştur. Önemli Fikirler/Olaylar ve Alıntılar: Balkanlar'ın Tanımı ve Osmanlı Mirası: Yazar, Balkanlar'ın etimolojik kökenlerine değinerek "sarp ve ormanlık sıradağ" anlamına geldiğini belirtir. Bölgenin Türk yurdu olduğu vurgulanır: "Oysaki Balkanlar, Deliorman-Varna’dan Tuna’ya kadar Osmanlılar gelmeden önce bile gerçek bir Türk yurdu idi. 1878’e gelinceye kadar da Türk yurdu olarak kalmıştır." Bölgenin demografik yapısına bakılmadan çizilen sınırların huzursuzluğa yol açtığı ve "Balkanlaşma" teriminin etnik çoktürlülükten doğan çatışmaları ifade ettiği belirtilir: "Aslında Şark Meselesi bağlamında Osmanlı Devletini Balkan-lardan atmak ve Balkan topraklarını ganimet gibi bölüşmek gayesiyle planlanan Balkan Savaşları da çözümsüzlüğü daha da artıracaktır." Balkanlardaki Osmanlı yenilgisi, Anadolu'da yeni bir milli kimliğin temellerini atmıştır: "Belki de Balkanlarda yaşadığımız hezi-met Anadolu adına biricik kazanımdır." Ulusçuluk Akımlarının Yükselişi: Ulusalcılık akımlarının Osmanlı'nın yıkımının tetikleyicisi olduğu vurgulanır: "Ulusalcılık/milliyetçilik akımları Balkanlarda adeta var olan özüne dönüşle gelişip güçlenmiş ve Osmanlının yıkımının da tetikleyicisi olmuştur." Ortodoks kilisesinin ulusçuluk ideolojisini etkin hale getiren bir rol oynadığına dikkat çekilir: "Ortodoks kilisesi ulusçuluk ideolojisini etkin hale getiren ulusal teşkilatlar tesis etmekte öncü rol oynayacaktır." Rusya'nın kilise ve ajanlar aracılığıyla Balkan uluslarını kışkırtması, Avusturya'nın ise ticari ve kültürel etkinliği ile bölgede nüfuzunu artırması önemli etmenlerdir. Fransa'nın Rolü ve Balkan Politikası: Fransa'nın Osmanlı'daki imtiyazlı konumunu kendi menfaatleri doğrultusunda kullandığı ve Osmanlı Hristiyanlarını himaye ettiği belirtilir: "1535’te ilk defa bir “dostluk ve ticaret anlaşmasıyla” kendisine kapitülasyonların verildiği dönemden itibaren bu topraklardaki imtiyazlı konumunu sağlık, hayırseverlik (!) ve birtakım eğitim kurumlarıyla pekiştiren Fransa bu gücünü her zaman kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaktan geri durmamıştır." Fransız Dışişleri Bakanı Raymond Poincaré'nin Balkan politikasına yön verdiği ve diplomatik belgelerin onun talimatlarını yansıttığı vurgulanır. Fransa'nın Rusya'yı oyalayarak İngiltere ile birlikte hareket etme çabası, bölgedeki güç dengesini koruma stratejisinin bir parçasıdır: "Adeta Britanya’sız karar almamaya çalışmış ve Rusya’yı denge unsuru olarak görmüştür." Balkan Devletlerinin İttifakları: Bulgaristan ve Sırbistan'ın gizli ikili anlaşmalar imzaladığı bilgisi, Fransız diplomatik belgelerinde yer alır: "Rus Büyükelçisi Hükümeti adına çok gizli bir şekilde, Bulgaristan ve Sırbistan’ın bugünlerde gizli iki ikili anlaşma imzaladığını haber verdi." Bu anlaşmaların temelinde Makedonya topraklarının paylaşımı olduğu ve Rusya'nın hakem rolü üstlendiği belirtilir. Yunanistan'ın da bu ittifaka dahil olmasıyla üçlü bir Balkan ittifakının oluştuğu kaydedilir. Önemli Olaylar ve Diplomatik Yazışmalar: Selânik Vakası (1876): Fransız ve Alman konsoloslarının öldürülmesiyle sonuçlanan olay, Avrupa kamuoyunda Osmanlı aleyhine bir algı oluşturmuş ve "Şark Meselesi"nin çözümünde ivme kazandırmıştır: "Nedense diplomatik belgelerde Selânik’le ilgili yeterince bilgi bulunmamaktadır. Fransız kamuoyunda ise Le Pays, Journal des Débats, Le Constitutionnel ve XIX. Siècle gibi önemli gazete ve dergiler halka bilgi verirken Müslümanları fanatik, radikal ve kana susamış gibi, olumsuz ifadelerle tasvir etmiş Hristiyanları korumak için Avrupalıların müdahale etmek zorunda kaldıkları yönünde Osmanlı aleyhine bir algı oluşturmuşlardır." Bosna-Hersek'in İlhakı (1908): Avusturya'nın Bosna-Hersek'i ilhak etmesi, Sırbistan ve Karadağ'ın tepkisine yol açmış, ancak büyük güçlerin baskısıyla Osmanlı bu durumu tanımak zorunda kalmıştır. Bulgaristan'ın Bağımsızlığı (1908): II. Meşrutiyet'in yarattığı siyasi karmaşa ortamında Bulgaristan'ın bağımsızlığını ilan etmesi. Bâbıâli Baskını (1913): Enver Bey liderliğindeki Jön Türk subaylarının barış yanlısı kabineyi devirerek savaşın devamını ilan etmesi, diplomatik belgelerde acil bir haber olarak yer almıştır: "Barışa karşı bir isyan hareketi az önce gerçekleşti. Enver Bey, Jön Türk subaylarından oluşan bir grubun başında, Hocalar eşliğinde, Talat Bey’in yardımıyla Bâbıâli’yi ele geçirdi. Kabinenin düştüğünü ve savaşın devam ettiğini ilan ettiler." Edirne Meselesi: Osmanlı'nın Edirne'yi elinde tutma ısrarı, büyük güçler, özellikle Rusya tarafından yoğun baskı altında kalmasına neden olmuştur. Rusya, mali yaptırımlarla Osmanlı'yı sıkıştırma yoluna gitmiştir: "Rusya, Osmanlının Edirne’yi tekrar alması üzerine Bâbıâli’yi finansal bakımdan sıkıştırmak istemiştir." Londra Barış Antlaşması (1913): Balkan Savaşları'nı sona erdiren antlaşma taslağının temel ilkeleri, Osmanlı'nın Avrupa'daki topraklarının büyük ölçüde kaybedilmesini ve Ege Adaları ile Girit'in kaderinin büyük güçlere bırakılmasını öngörmüştür. Büyük Güçlerin Çatışmayı Yerelleştirme ve Toprak Değişikliğini Reddetme Çabaları: Büyük güçler, Balkanlar'da çıkacak bir savaşın Avrupa geneline yayılmasını engellemeye çalışmışlardır: "Ancak, eğer savaş çıkarsa, büyük güçler arasında ciddi anlaşmazlıklar çıkmasını önlemek esas olmalıdır. Yani muhtemel savaş önemli değil ancak ittifakların bozulması daha vahimdir. Balkan devletleri hiçbir şekilde toprak kazanmamalıdır. Büyük Güçler bunu savaşan taraflara önceden kabul ettirmelidir." Buna rağmen, savaşın ilerleyen safhalarında Balkan devletlerinin elde ettiği başarılar ve Osmanlı'nın zayıflığı, bu ilkenin sürdürülebilirliğini zorlaştırmıştır. Osmanlı'nın Yabancı Devletlere Karşı Tavrı: Osmanlı Hükümeti'nin bazen reformlara direndiği, bazen de büyük güçlerden yardım beklediği görülmektedir. Ancak, özellikle Almanya'dan gelen desteğin Osmanlı için "olumsuz ve nihai olarak zararlı" olduğu yorumu dikkat çekicidir: "Almanya’nın geçmişte Türkiye’ye verdiği destek, hiçbir zaman Avrupa’nın, istekleri doğrultusunda olmamıştır. Kısacası Osmanlı İmparatorluğu’nu korumaya büyük katkısı olan destekler mevcut felaketi meydana getirmeye katkı sağladı diye yorum yapan Bompard’a göre bu destek tamamen olumsuz ve nihai olarak zararlı olmuştur." Bu brifing, 1912-1913 Balkanlar'daki karmaşık siyasi ve diplomatik ilişkilerin, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş sürecinin ve büyük güçlerin bölgedeki etkisinin Fransız diplomatik belgeleri aracılığıyla nasıl gözlemlendiğini özetlemektedir. Belgeler, o dönemin uluslararası diplomasisinin inceliklerini, çıkar çatışmalarını ve alınan kararların sonuçlarını çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. ... Devamını Oku