1. Giriş ve Genel Değerlendirme Dr. Recep Çelik'in "Millî Mücadele Günlerinde Din Adamları" adlı eseri, Birinci Dünya Savaşı sonrası Mondros Mütarekesi ile işgal edilen Anadolu topraklarında başlayan ulusal direniş hareketinde din adamlarının oynadığı merkezi ve çok yönlü rolü detaylı bir şekilde incelemektedir. Kitap, din adamlarının sadece manevi liderler olarak değil, aynı zamanda direnişin örgütlenmesinde, halkın mobilize edilmesinde, cephelerde fiili mücadelede ve hatta yasama faaliyetler inde aktif rol aldıklarını vurgulamaktadır. Yazar, bu çalışmanın, Mustafa Kemal Paşa'nın yanında yer alan din adamları ile işgalci İngilizleri destekleyen din adamları arasındaki "fetvalar savaşı"nı da ortaya koyduğunu belirtmektedir. Temel Vurgu: Millî Mücadele, sadece askeri ve siyasi bir hareket değil, aynı zamanda din adamlarının aktif katılımıyla dini ve manevi bir boyut kazanmış, halkın direniş ruhu bu liderler aracılığıyla pekiştirilmiştir. 2. Osmanlı İmparatorluğu'nda Din Adamlarının Mevkii ve Önemi Kaynak, Osmanlı İmparatorluğu'nda ulemânın (din adamları) devlet yapısı ve sosyal gruplar içinde "temel direklerden biri olarak en güvenilir zümreyi" oluşturduğunu belirtir. Bu zümre, Şeyhülislamlık, Müderrislik, Müftülük, Kadılık, Hatiplik, İmamlık, Müezzinlik gibi görevlerle halkla sürekli yakın ilişki kurmuş ve toplumsal barışın sağlanmasında önemli bir etken olmuştur. Toplumsal ve Siyasi Otorite: Ulemânın toplum üzerindeki otoritesinin ve siyasi gücünün temel kaynağı, halk tarafından İslam dinini en iyi bilen ve yaşayan kişiler olarak kabul edilmeleriydi. "İlmiye sınıfı, halkın haklarını korumak ve ilmi yaymak için ortaya konmuştur. Ulemânın görevi; halka nasihat etmek, bilmediklerini onlara öğretmek ve insanlar arasında adaletle hükmetmektir." Ayrıcalıklı Statü: Ulemâ, dini kimlikleri nedeniyle ayrıcalıklı ve güçlü bir sınıf olarak varlığını sürdürmüş, can güvenlikleri sağlanmış, vergi vermemiş ve malları müsadere edilmemiştir. Devlet Kararlarında Etki: Şeyhülislam, padişah tarafından atanmasına rağmen, "padişahların meşru ya da gayrimeşruluğuna karar verme yetkisine de sahip olmuştur." Cihat Anlayışı: Ulemânın etkinliği, "dini yüceltmek (i‘la-yı keli-metullah/cihat) anlayışına dayanmaktaydı." II. Abdülhamid Dönemi: Bu dönemde "ulemânın saygınlığı-nın daha da arttığı" görülmüş, Sultan İslam Birliği siyasetinde din adamlarından yararlanmıştır. İmam, vaiz ve hatipler, halkı İslamiyet hakkında aydınlatarak "din ve devlete sevgi ve bağlılıklarını kazanmada ön planda yer almışlardır." Balkan ve I. Dünya Savaşları: Balkan Savaşları'nda cami kürsülerinden halkı savaşa teşvik eden Mehmet Akif Ersoy gibi alimler, I. Dünya Savaşı'nda ise Çanakkale Savaşları'nda "imamlar ya da taburdaki din adamları, erlerini çevrelerin-de topluyor, onlara dinî telkinlerde bulunuyor, ölürseniz ‘şehit’, kalırsanız ‘gazi’ olursunuz. Allah, Muhammed aşkına dövüşün, diyorlardı." İngiliz İstihbarat Raporu: İngiliz İstihbarat Servisi yetkilisi Haron Armstrong'un şu sözleri din adamlarının etkinliğini özetler: "Bizler Türk din adamlarının bu mevzularda faal rol oyna-yacaklarını asla tahmin etmiyorduk... Elde ettiğimiz malumat ve hakikatler bizleri hayrete düşürdü. Bunlar münhasıran telkin-lerle ve maneviyatı yükseltmekle iktifa etmemişler, fiilî olarak da direniş teşkilatları içinde bizzat vazife almışlardı. Halk üzerinde tesirleri fevkalade olduğundan, üzerlerine aldıkları vazifeleri muvaffakiyetle ifa etmişlerdi." 3. Mustafa Kemal Paşa'yı Anadolu'da Karşılayan ve Destekleyen Din Adamları Mustafa Kemal Paşa'nın Millî Mücadele'yi başlatmak üzere Samsun'a çıkışından itibaren din adamları kendisine büyük destek vermişlerdir. Samsun'a Varış: Mustafa Kemal Paşa'yı Samsun'da ilk karşılayanlar arasında "Mavnacılar Kâhyası Hacı Molla Dursun Efendi" bulunmuştur. Sultan Vahdettin'in Mustafa Kemal Paşa'yı Samsun'a görevlendirirken söylediği "Paşa, Paşa! Sen devleti kurtarabilirsin!" sözleri, Paşa'nın Anadolu'daki misyonunun kutsiyetini işaret eder. Havza Mitingi ve Sıtkı Hoca: Mustafa Kemal Paşa'nın Havza'da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurulmasına tavsiye vermesi üzerine, Hacı İmam Mustafa Efendi öncülüğünde ilk cemiyet kurulmuştur. Özellikle "Sıtkı Hoca" gibi âlimlerin etkisiyle düzenlenen mitinglerde halk, "Artık zamanı gelmiştir; Allah da, Peygamber Efendimiz de böyle emrediyor." diyerek direnişe teşvik edilmiştir. Kitap, "Millî Mücadele tarihinin bu ilk mitinginin bir cuma günü ya-pılması, katılanların tamamının cuma cemaati olması ve üstelik iki kez haftanın aynı günü ve aynı vaktin seçilmesi bir rastlantı olmayıp bilakis planlı ve programlı bir siyasetin eseridir." tespitiyle dini motiflerin önemini vurgular. Amasya ve Abdurrahman Kâmil Efendi: Amasya'ya davet edilmesinde Müftü Hacı Tevfik Efendi'nin rolü büyük olmuştur. Abdurrahman Kâmil Efendi'nin Mustafa Kemal Paşa'ya söylediği "Oğul! Sen ki genç yaşta başını vatan millet uğruna feda etmişsin, benim bu ihtiyar kelleyi de koy, senin uğruna feda olsun!" sözü, din adamlarının mücadeleye olan bağlılığını gösterir. Amasya'da verdiği vaazda Abdurrahman Kâmil Efendi, "Türk milletinin, Türk hâkimiyetinin artık hikmet-i mevcudi-yeti kalmamıştır... Yegâne çare-i halas halkımızın doğrudan doğ-ruya, hâkimiyetini eline alması ve iradesini kullanmasıdır" diyerek Millî Mücadele'nin fikrî temelini atmıştır. Bu vaaz, "Amasya Genelgesi’nin... yazılması ve yayımlanmasına imkân sağlamış-tır." Erzurum ve Sivas Kongreleri: Din adamları, Erzurum ve Sivas kongrelerinde önemli bir misyon üstlenmişlerdir. Erzurum Kongresi'ne katılan 56 delegenin mesleki dağılımında 4 müftü, 1 tarikat şeyhi, 2 müderris ve 3 hoca/ulema vasıflı şahsiyetin bulunması, onların karar alma süreçlerindeki etkisini gösterir. Hoca Raif Efendi, Şeyh Hacı Fevzi Efendi, Müftü Abdurrauf Efendi gibi isimler kongrelerde aktif rol oynamış, halkı "Toprak olmazsa özgürlük olmaz, vatan olmaz, ibadet olmaz" sözleriyle mücadeleye teşvik etmişlerdir. Hacıbektaş Temasları: Mustafa Kemal Paşa'nın Hacıbektaş'ta Çelebi Cemaleddin Efendi ve Niyazi Baba ile görüşerek bütün Alevilerin milli davaya bağlanması ve yardımda bulunması kararı alınmıştır. Bu, Millî Mücadele'nin farklı dini kesimleri birleştirme gücünü göstermektedir. Ankara Örgütlenmeleri ve Müftü Rifat Efendi: Ankara'da Müftü Rifat Efendi başkanlığında Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş ve Milli Mücadele'ye büyük maddi ve manevi destek sağlanmıştır. Rifat Efendi'nin cenaze parasını bile Mustafa Kemal Paşa'ya vermesi, din adamlarının fedakarlığının bir göstergesidir. 4. Doğu ve Batı Anadolu'daki Din Adamlarının Direniş Mücadeleleri Din adamları, Anadolu'nun dört bir yanında yerel direniş hareketlerinin öncüsü olmuşlardır. Doğu İlleri: Mustafa Kemal Paşa, aşiret reisleri ve şeyhlere mektuplar göndererek onları mücadeleye çağırmıştır. Bitlis'in savunmasında Said-i Nursî ve Şeyh Muhammed Ziyaeddin Efendi gibi isimler milis kuvvetlerine komuta ederek Ruslara karşı savaşmışlardır. Şeyh Muhammed Ziyaeddin Efendi'nin "Vatan müdafaası bütün ilimlerin önünde gelir" sözü, bu önceliği vurgular. Batı Anadolu (İzmir ve Çevresi):Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi: İzmir'in işgaline karşı "Allah’ını, dinini ve vatanını sevenlerin müftülük binası önünde toplanmaları" çağrısı yaparak miting düzenlemiş ve "Cihat, tam manasıyla teşekkül etmiş, dinî fariza olarak karşımızdadır." diyerek halkı silahlı direnişe davet etmiştir. Kendisi, silah ve cephane eksikliğine rağmen "üçer taş alarak düşman üzerine atmak suretiyle mutlaka fiilî mukabelede bulununuz" çağrısında bulunmuştur. Çal Müftüsü Ahmet İzzet Efendi: Halkı "Allah’ımız bir, Peygamberimiz bir, vatanımız bir olduğuna göre muhafazasına mecburuz." diyerek direnişe teşvik etmiş, kendi servetini mücadeleye adamıştır. Afyon Müftüsü Hüseyin Bayık Efendi: İzmir'in işgali üzerine "Ellerimizde sopa, balta, çapa hasılı her ne bulursak her birimiz bunlarla Yunanlılara karşı çıkar, dişimizle başlarını koparırız." diyerek kararlı duruş sergilemiştir. Balıkesir: Alaca Mescit'teki toplantılarda din adamları, halkı düşmana karşı silahlı müdafaaya çağırmış, "Müslüman ahalinin doğal toplanma mekânları olan mescitlerde yapılacak bu tür or-ganizasyonlarla halk, manen motive edilmiş olacaktı." Gönen Müftüsü Şevket Efendi, Anzavur isyancıları tarafından vahşice şehit edilmiştir. İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi: Yunan işgaline karşı Vali'ye "Bu kanımla kırmızıya boyanabilirim, fakat alnımda Yunan alçağını sükûnet ve tevekkülle karşılamış olmanın karası olduğu halde huzur-ı ilahiye çıkamam." diyerek tepki göstermiştir. Maşatlık Mitingi'nde "Kardeşlerim! Ciğerlerinizde bir soluk nefes, damarlarınızda bir damla kan kaldıkça, anavatanınızı düşmana teslim etmeyeceğinize Kur’ân-ı Kerîm’e el basarak benimle birlikte yemin edin..." çağrısıyla halkı birleştirmiştir. Manisa Müftüsü Alim Efendi: Camilere saldırıp Kur'an-ı Kerim'leri ayaklar altına alan Yunanlılara karşı halkı bilinçlendirmiş, tehditlere rağmen çalışmalarını sürdürmüştür. Müderris Hacı Hilmi Efendi ve Rıfaî Şeyhi Hüseyin Efendi de Manisa direnişinin önemli isimlerindendir. Antalya Müftüsü Hoca Rasih Efendi: İtalyan işgaline karşı halkı direnişe teşvik eden ateşli nutuklar vermiştir. Konya: Müderris Sivaslı Ali Kemali Efendi, İzmir'in işgaline karşı mitinglerde "Ey Konyalılar! Bugün Öğüt’ü kapatmışlarsa yarın başka bir Öğüt çıkacak, bizi asla susturamayacaklardır. Susmayacağız, bir dilimizi keserlerse bin dille haykıracağız." diyerek halkın moralini yüksek tutmuştur. Ali Kemali Efendi, Delibaş isyanı sırasında asiler tarafından şehit edilmiştir. Maraş: Sütçü İmam olayı, bir din adamının işgalcilere karşı ilk silahlı direniş eylemi olup "Maraş’ta istiklal mücadelesinin müjdecisi olmuştur." Bayrak hadisesinde Ulu Cami İmamı Rıdvan Hoca'nın "Bayraksız namaz kılınmaz." sözü, halkı mobilize ederek Maraş Kalesi'ndeki Türk bayrağının yeniden göndere çekilmesini sağlamıştır. Müftü Tekerekzade Hacı Mehmet Tevfik Efendi ve Şeyh Ali Sezai Efendi gibi din adamları da işgal komutanlarıyla cesurca yüzleşmişlerdir. 5. Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri ve Kongrelerdeki Roller Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin kuruluşunda ve işleyişinde din adamları ön sırada yer almışlardır. Kaynak, 140 ulusal cemiyetten 130'unda yerel müftülerin kurucu üye olduğunu, 65'inde doğrudan başkanlık yaptığını ve geri kalan 75 örgütün 30'unda din adamlarının başkan, medrese hocası veya öğretmen gibi unvanlarla yer aldığını belirtir. Örnek Katılımlar: Afyon'dan Müftü Hüseyin Bayık Efendi, Balıkesir'den Keçecizade Hafız Mehmet Emin Bey ve Hasan Basri Çantay Efendi, Amasya'dan Müftü Hacı Tevfik Efendi, Ankara'dan Müftü Mehmet Rifat Efendi gibi birçok din adamı cemiyetlerin kuruluşunda ve yönetiminde yer almıştır. Kongrelerdeki Temsil: Balıkesir, Erzurum, Sivas, Edirne ve Alaşehir kongrelerinde din adamları delegeler arasında önemli bir sayıya ulaşmış, tartışmalara katılarak kararların alınmasında etkili olmuşlardır. Örneğin, 5. Balıkesir Kongresi'ne katılan 64 delegenin 17'si din adamı vasfına sahipti. 6. Cephelerde Görev Alan Din Adamları Din adamları, sadece örgütlenme ve manevi destekle kalmamış, aynı zamanda cephelerde fiilen savaşmışlardır. Hoca İsmail Şükrü [Çelikalay] Efendi (Afyonkarahisar): Afyonkarahisar'da gönüllülerden oluşan "Çelikalay" birliğini kurmuş ve bizzat komuta etmiştir. Mustafa Kemal Paşa tarafından takdir görmüş ve "Hocam! Sizin gibi alimlerin bu hususta millete ön ayak olmanız, memleketin ve dinin muhafazası için elzemdir." iltifatına mazhar olmuştur. Dokuz ay boyunca düşmanı Dumlupınar'da oyalamış ve düzenli orduya geçişe kadar önemli hizmetler vermiştir. Vaazlarında ve yazılarında "Memleket ve din tehlikede ka-lırsa yedisinden yetmişine kadar bütün Müslümanların cihatla mükellef olduğunu" vurgulamıştır. Hafız İbrahim [Demiralay] Bey (Isparta): Gelendost'ta "Çocuklar! Başka çare yok, silaha sarılmak lazım, cihat lazım, ci-had-ı fî-sebilillah lazım." diyerek halkı silahlanmaya davet etmiş ve gönüllülerden oluşan "Demiralay"ı kurmuştur. Bu alay, Menderes Cephesi'nde önemli başarılar elde etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Hafız İbrahim'in çabalarını "Isparta livasının müdafaa-i vatan hususunda gösterdiği fedakârlık teşekküre şayandır." diyerek takdir etmiştir. Gümülcineli Mehmet Esat [İleri] Efendi (Aydın): "Boynunda silahı, sırtında cübbesi, başında sarığı ve koynunda Kuran-ı Kerim’i olduğu hâlde gençlerden topladığı gönüllü ve zeybeklerle Aydın Köşk Cephesi’ne düşmanla savaşa gitmiştir. Aydın Cephesi’nde görevli Millî Ordu’nun fahrî müftüsü unvanıyla cephelerde zafere kadar hitabeti ve silahıyla din ve vatan uğrunda fedakârane bir şekilde çalışmıştır." Bozöyüklü Hacı Süleyman Efendi (Nazilli): Demirci Mehmet Efe'nin Kuva-yı Milliye'ye katılımını sağlamış, oğlunu Efe'ye rehin bırakacak kadar vatansever bir din adamıydı. Müderris Hoca Şükrü Efendi (Burhaniye): Redd-i İlhak Heyeti'ni kurarak milli bölüklerin teşkilinde yer almıştır. Kadı Zahid Molla (Salihli): Cephe örgütlenmelerinde aktif rol alarak direnişlere doğrudan katılmıştır. Karaböğürtlenli Balcı Hoca (Muğla): Silah ve cephane kaçırılmasında ve Zeybek hareketlerinin organize edilmesinde etkili olmuştur. Hoca Halil İbrahim Efendi (Milas-Bodrum): Kendi Kuva-yı Milliye birliğini kurarak cephelerde savaşmış, Milas Belediye Başkanlığı, Müftülük ve çeşitli cemiyet başkanlıkları yapmıştır. Müftü Ahmet Şükrü Efendi (Sarayköy): Mitinglerde halkı "kâfirlerin bulunduğu yerde namaz kılınmasının caiz olmadığını" söyleyerek direnişe teşvik etmiştir. Alay Müftüsü Şevket Efendi (Ezine): İşbirlikçilere karşı idam fetvası vererek Millî Mücadele'nin tavizsizliğini göstermiştir. 7. Millî Mücadele'de Fetvalar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçindeki Roller Millî Mücadele döneminde "fetvalar savaşı" önemli bir yer tutar. İstanbul Hükümeti'nin Fetvası: İngiliz baskısıyla Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi imzasıyla 11 Nisan 1920'de yayımlanan fetva, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını isyancı ilan ederek öldürülmelerinin "dinen vacip" olduğunu belirtmiştir. Ankara'nın Karşı Fetvası: Buna karşılık Ankara Müftüsü Rifat Börekçi başkanlığında 154 din adamının imzasıyla karşı bir fetva hazırlanmıştır. Bu fetva, İstanbul fetvasını "haram" ilan ederek Millî Mücadele'yi "farz-ı ayın" (her Müslümanın yapması gereken bir ibadet) olarak nitelendirmiştir. Bu, "mücadelenin en önemli diplomatik hamlesi" olarak değerlendirilir. TBMM'de Din Adamları: Birinci Meclis'in açılışında ve yasama faaliyetlerinde çok sayıda din adamı yer almıştır. "İlk Meclisin Açılışı cuma günü Hacı Bayram’da dualarla açılmıştır." Meclis başkan vekilleri arasında Mevlevi Şeyhi Abdulhalim Çelebi ve Bektaşi Şeyhi Cemaleddin Çelebi gibi isimler bulunmuştur. Meclis'te 101 din adamı milletvekili olarak görev yapmıştır. Bu durum, "din adamlarının Milli Mücadele’de ne kadar önemli bir misyonlarının bu-lunduklarını belgelemektedir." 8. Sonuç Dr. Recep Çelik'in çalışması, Millî Mücadele'de din adamlarının sandığımızdan çok daha kapsamlı ve belirleyici bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Onlar, işgallere karşı halkı bir araya getiren, manevi güç veren, fiili direnişi örgütleyen ve hatta cephelerde savaşan kilit aktörler olmuşlardır. Gerek kuruluşlarında yer aldıkları Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, gerekse Erzurum ve Sivas gibi önemli kongrelerde aldıkları kararlar ve hatta TBMM içindeki güçlü temsilcilikleriyle, Millî Mücadele'nin başarısında din adamlarının vazgeçilmez bir yeri olduğu anlaşılmaktadır. Onların fedakarlıkları, "mal ve canlarını bu uğurda feda ederek şehadet şerbetini içenlerin sayısı da bir hayli fazla olduğu" şeklinde vurgulanmaktadır. Bu çalışma, Millî Mücadele'nin sadece askeri ve siyasi bir hareket olmadığını, aynı zamanda derin bir dini ve manevi temele dayandığını gözler önüne sermektedir. ... Devamını Oku