Kuzey Kıbrıs’ın istirdadının 50. yılı anısına Kıbrıs çalışmaları
Yazar:
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

Kıbrıs sorununun tarihsel, jeopolitik, askeri ve sosyo-kültürel boyutlarını çeşitli kaynaklardan alınan bilgilerle detaylı bir şekilde incelemektedir. Kıbrıs'ın stratejik önemi, çatışmaların nedenleri, Türkiye'nin adadaki rolü, terörizmle mücadele ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) uluslararası alandaki konumu ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ile entegrasyon çabaları ana temalar olarak ele alınmıştır. Ayrıca, Türk Jandarmasının Kıbrıs Barış Harekâtı'ndaki rolü ve Kıbrıs Türk toplumun un milli mücadele dönemindeki dayanıklılığı da vurgulanmaktadır. 1. Kıbrıs'ın Jeopolitik ve Stratejik Önemi Kıbrıs, Akdeniz'in Sicilya ve Sardinya'dan sonra üçüncü büyük adası olup, Doğu Akdeniz'de stratejik bir konuma sahiptir. "Akdeniz’de Malta, Girit ve Kıbrıs adalarının hayati önemi bulunmaktadır. Bu üç ada Akdeniz’den geçen bütün ulaşım hatlarını kontrol etmektedir." (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 33) Ada, Afrika kuzeyi, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki ticaret yollarının kesişim noktasında yer alır ve Süveyş Kanalı ile Cebelitarık Boğazı vasıtasıyla diğer kıtalarla yapılan deniz ticaretini etkileyebilecek konumdadır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 32) Özellikle son 20 yılda Doğu Akdeniz'de keşfedilen doğal gaz rezervleri, bölgenin ekonomik çekiciliğini artırmış ve uluslararası rekabeti şiddetlendirmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 296) 2. Kıbrıs Sorununun Tarihsel Arka Planı ve Çatışmalar Kıbrıs'ta Türk ve Rum halkının Osmanlı döneminde uyum içinde yaşadığı, ancak milliyetçilik akımlarıyla birlikte Rumların Yunanistan ile birleşme (Enosis) ideolojisini benimsemesiyle huzursuzlukların başladığı belirtilmektedir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 138) İngiliz sömürge yönetimi döneminde de Enosis çağrıları devam etmiş ve bu durum adadaki Türkleri örgütlenmeye itmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 91) EOKA ve Terörizm: 1955 yılında kurulan EOKA (Ethniki Organosis Kiprion Agoniston / Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Örgütü), adayı Yunanistan'a ilhak etmeyi amaçlayan silahlı bir terör örgütüdür. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 263, 376) EOKA'nın sivil halkı hedef alan eylemleri terörizm olarak tanımlanırken, "birinin teröristi, diğerinin özgürlük savaşçısıdır" klişesinin bu bağlamda eleştirel bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 370) Kanlı Noel ve Akritas Planı: 21 Aralık 1963'te başlayan ve "Kanlı Noel" olarak bilinen saldırılarda, EOKA militanları Kıbrıslı Türklere yönelik katliamlar gerçekleştirmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 138-139, 528) Bu saldırılar, "Akritas Planı" doğrultusunda, Kıbrıs Türklerini ortadan kaldırmayı ve adayı Yunan adası yapmayı hedeflemiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 528) Limasol'daki Ayafile köyünde 77'si Dohni köyünden olmak üzere 85 Kıbrıslı Türk'ün katledilmesi bu vahşetin örneklerindendir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 159) Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT): Kıbrıs Türk toplumu, EOKA'nın terörüne karşı kendi direniş örgütlerini (Kara Yılan, KITEMB, Volkan, Yıldırım, 9 Eylül Cephesi, Kara Çete) kurmuştur. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 380) Bu örgütlerin yetersiz kalması üzerine 1957 yılında Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kurulmuştur. TMT, dağılmış direniş örgütlerini çatısı altında toplamış ve 1958'den itibaren Türkiye'den gönderilen subayların denetimine girerek Kıbrıs Türk toplumunun güvenliğini sağlamıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 380) Kıbrıs Barış Harekâtı (1974): Rumların adayı Yunanistan'a ilhak çalışmaları (Enosis) ve Kıbrıs Türklerine yönelik artan saldırılar ve katliamlar, Türkiye'nin müdahalesine yol açmıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 34) 15 Temmuz 1974'te Yunan cuntasının desteklediği bir darbeyle Makarios'un yerine Nikos Sampson'un getirilmesi, fiili bir Enosis hamlesi olarak görülmüş ve Türkiye'nin müdahalesi kaçınılmaz hale gelmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 318-319) Türkiye, 20 Temmuz 1974'te "Kıbrıs Barış Harekâtı"nı başlatmıştır. Başbakan Bülent Ecevit, harekâtın amacını "Kıbrıs’a barış, huzur ve özgürlük getirmek, adadaki Türklerin bağımsızlığına ve anayasal düzenine yönelik saldırıyı karşılamak, aziz soydaşlarımızın hak ve güvenliğini sağlamak" olarak açıklamıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 427) 3. Türk Jandarmasının Kıbrıs Barış Harekâtı'ndaki Rolü Türk Jandarması, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nda önemli bir rol oynamış ve Cumhuriyet döneminde ilk kez bir savaşa katılmıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 51) Harekât planına göre Nevşehir Jandarma Komando Taburu ve Siirt Jandarma Komando Taburu gibi jandarma birlikleri kritik noktalarda görev almıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 52, 56) Harekât sırasında mayın ve su altı engellerinin aranması gibi deniz operasyonlarında da jandarmaya bağlı sahil güvenlik birimleri görev yapmıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 50) Yapılan araştırmalar sonucunda, jandarmanın askeri harekâtlarda tercih edilmesindeki en önemli özelliklerinin "Vatanseverliği ve yüksek disiplin anlayışı", "Hiyerarşik olarak askeri yapılanma ve kültüre sahip bir kolluk kuvveti olması" ve "Zor ve güç şartlarda görev yapma yeteneği" olduğu belirlenmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 67-68) Jandarma, askeri yapılı bir kolluk kuvveti olarak, seferberlik ve savaş hallerinde Kara Kuvvetlerinin emrine girecek, ancak barış zamanında da genel kolluk görevlerini sürdürecektir. Bu durum, jandarmanın ülke savunmasına önemli bir katkı sağlayan "yedek birlik" niteliğini taşımaktadır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 67-68) 4. Esirler ve İnsan Hakları Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında hem Türk hem de Rum esirler yaşanmıştır. Rumlar tarafından esir alınan Kıbrıslı Türklere çeşitli psikolojik baskılar ve işkenceler uygulanmıştır. Bunlar arasında aç susuz bırakma, susatıcı yemekler yedirme, aileleriyle görüşmelerine izin vermeme, geceleri uyumalarını engellemek için gürültü yapma ve ışıkları açık tutma, ölüm tehditleri, sigara söndürme, tırnak sökme, dayak ve tacizler bulunmaktadır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 164-165) Buna karşılık, Türkiye'de Adana, Amasya ve Adıyaman'da açılan esir kamplarındaki Rum savaş esirlerine Cenevre Sözleşmeleri'ne uygun davranıldığı belirtilmiştir. Kızılhaç heyetinin ziyaretlerinde, Rum/Yunan esirlere yönelik yaklaşımın "son derece olumlu ve takdire şayan" bulunduğu rapor edilmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 169) 5. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Uluslararası Konumu ve Tanınma Sorunu KKTC, diplomatik anlamda sadece Türkiye tarafından tanınmaktadır. Bu durum, ülkeye karşı uygulanan ambargolar ve uluslararası izolasyonlar nedeniyle ekonomisini olumsuz etkilemektedir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 308) Avrupa Birliği'nin 2004 yılında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni (GKRY) birleşme sağlanmadan tam üye yapması, sorunun çözümüne yönelik yeni zorluklar yaratmış ve KKTC'nin uluslararası alanda tanınmama sorununu daha da belirginleştirmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 86) İki Devletli Çözüm ve Annan Planı: Kıbrıs sorununa çözüm arayışları kapsamında birçok müzakere süreci yürütülmüştür. Annan Planı (2002), iki toplumlu federal bir cumhuriyet kurulmasını öngören kapsamlı bir barış planıydı. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 384, 445-446) Ancak 2004 yılında yapılan referandumda Türk tarafı planı kabul etmesine rağmen, Rumların çoğunluğu planı reddetmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 384) Mavi Vatan Doktrini: Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımında kendi çıkarlarını korumak ve bölgedeki egemenliğini artırmak amacıyla "Mavi Vatan" doktrinini geliştirmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 218) Bu doktrin, Türkiye'nin ulusal savunma anlayışının bir parçası olarak sadece karayı değil, denizi de "Türk vatanı" olarak görmektedir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 228) Mavi Vatan, güçlü donanma, savunma ve milli birlik duygusunu temel almaktadır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 222) Doktrin, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tek taraflı MEB ilanlarına karşı bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 239) Türk Devletleri Teşkilatı (TDT): KKTC'nin uluslararası alanda tanınması ve Türk dünyası ile entegrasyonu, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir yer tutmaktadır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 98) KKTC, TDT'ye gözlemci üye olarak kabul edilmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 106) TDT'nin amaçları arasında "Taraflar arasında karşılıklı güvenin güçlendirilmesi", "Bölge ve bölge dışında barışın korunması", "Uluslararası terörizm, ayrılıkçılık, aşırılık ve sınır ötesi suçlarla mücadele için eylemlerin koordine edilmesi" gibi maddeler bulunmaktadır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 471) Bu entegrasyonun KKTC'ye ve TDT'ye güç kazandıracağı ve uluslararası sistemde daha fazla dikkate alınma ihtimalini artıracağı belirtilmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 472) 6. Kıbrıs Türk Toplumunun Milli Mücadele Dönemindeki Dayanıklılığı Kıbrıs Türk toplumu, zorlu koşullar altında milli mücadelelerini sürdürmüştür. Özellikle 1963-1974 yılları arasındaki çatışma ve göç ortamında öğretmenler, hem mesleki görevlerini sürdürmüş hem de yurt savunmasına aktif olarak katılmışlardır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 352-353) Öğretmenler, TMT'nin lider kadrolarında yer alarak toplumun can güvenliğini sağlamaya yönelik hassas ve yoğun görevler üstlenmişlerdir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 353-354) Okulların kapalı kaldığı dönemlerde eğitim kayıplarının telafi edildiği ve öğretmenlerin kısıtlı imkanlarla derslere hazırlandığı ifade edilmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 356, 358) 7. İletişim ve Propaganda Türk Milli Mücadelesi döneminde haberleşme ve propaganda faaliyetleri büyük önem taşımıştır. Bayrak Radyosu, 1963 olaylarından sonra Kıbrıslı Türkler tarafından kurularak kritik bir rol oynamıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 519) Ayrıca, Anamur Radyosu gibi Kıbrıs dışından yayın yapan istasyonlar ve Limasol, Mağusa gibi şehirlerde kurulan yerel radyolar da iletişim ağının önemli parçaları olmuştur. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 520-521) TMT, canlı ve cansız postaları (kuryeler, güvercinler, özel şifreleme sistemleri, Anıtkabir kartpostalları gibi) kullanarak güvenli haberleşmeyi sağlamıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 523-524, 527) Özellikle "Hizmete Mahsustur" (H/M) damgalı mektupların İngiliz yetkililer tarafından İngiltere'ye ait posta olarak algılanması, Erenköy gibi kuşatma altındaki bölgelerle iletişimi kolaylaştırmıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 537) 8. Uluslararası Aktörlerin Kıbrıs Politikaları ABD ve SSCB: Soğuk Savaş döneminde Kıbrıs sorunu, ABD ve SSCB arasında bir rekabet alanı haline gelmiştir. Her iki büyük güç de, adanın kendi etki alanlarına girmesini engellemeye çalışmıştır. ABD, adanın toprak bütünlüğünü savunurken, SSCB'nin komünizmin yayılması olarak gördüğü Makarios'un konumunu desteklemiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 332-333, 325-326) İngiltere: İngiltere, Kıbrıs'taki sömürge yönetimi boyunca adanın stratejik önemini korumaya çalışmış, ancak II. Dünya Savaşı sonrası bozulan ekonomisi ve değişen askeri stratejileri nedeniyle daha sınırlı bir alanı elinde tutmakla yetinmiştir. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 419) İngiliz Parlamentosu'ndaki tartışmalarda, Kıbrıs'ın Yunanistan'a bırakılmasına karşı çıkılmış ve adadaki Türkler, Ermeniler ve Maronitler gibi sorumlu azınlıkların haklarının korunması gerektiği vurgulanmıştır. (BOOK2025011611030000000001.pdf, s. 513) Sonuç Kıbrıs sorunu, jeopolitik konumu, enerji kaynakları, tarihsel çatışmalar ve uluslararası aktörlerin müdahaleleriyle karmaşık bir yapıya sahiptir. Türkiye, Kıbrıs Türk halkının haklarını ve güvenliğini her zaman öncelikli tutmuş, adadaki varlığını "ulusal dava" olarak tanımlamıştır. İki devletli çözüm, Türkiye'nin adadaki kalıcı barış ve istikrar için savunduğu temel yaklaşımdır. Türk Jandarmasının harekattaki fedakar rolü ve Kıbrıs Türk toplumunun milli mücadeledeki dayanıklılığı, bu davanın temelini oluşturmaktadır. Bölgedeki mevcut dinamikler ve yeni güvenlik paradigmaları, Kıbrıs'ın önemini daha da artırmakta ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi bölgesel işbirliği mekanizmaları aracılığıyla KKTC'nin uluslararası alandaki görünürlüğünün artırılması hedeflenmektedir. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!