Faslı Elçi Tamgrûtî’nin İstanbul seyahati
Yazar:Ceran, İsmail
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

1. Özet Bu brifing belgesi, Faslı elçi Ebü’l-Hasan Ali bin Muhammed et-Tamgrûtî’nin (1560-1595) 1589-1591 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'na yaptığı diplomatik seyahati ve bu seyahatin gözlemlerini aktardığı "en-Nefhatü’l-miskiyye fi’s-sefareti’t- Türkiyye" adlı eserini incelemektedir. Belge, Tamgrûtî'nin yolculuk güzergahı boyunca uğradığı Kuzey Afrika ve Anadolu şehirlerine ilişkin tasvirlerini, Osmanlı ve Sa'dî devletleri arasındaki karmaşık diplomatik ilişkileri, kültürel farklılıklar ı ve dini algıları detaylandırmaktadır. Özellikle İstanbul'un mimarisi, sosyal yapısı ve Osmanlı yönetiminin özellikleri hakkında önemli bilgiler sunulmaktadır. 2. Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Gerçekler 2.1. Osmanlı-Sa'dî İlişkileri ve Diplomatik Misyon Gergin İlişkiler ve Bağımsızlık Arzusu: Fas'ı yöneten Sa'dîler Hanedanı, coğrafi konumu itibarıyla Osmanlı hegemonyasına karşı direnmiş ve bağımsızlığını koruma arzusunda olmuştur. Kaynakta belirtildiği üzere, "Ahmed el-Mansûr, Vadilmehâzin Savaşı’nda kazanılan zaferin etkisiyle muhtemelen kendisini güçlü ve saygın bir hükümdar olarak görmekte ve artık III. Murad’a gönderilmekte olan 'tâbiiyyet vergisi'ni (tribut de vassalité) ödemeye mecbur olmadığı kanaatine varmıştı." (s. 22). Bu durum, iki İslam devleti arasında sürekli bir gerginliğe yol açmıştır. Tamgrûtî'nin Misyonu: Tamgrûtî'nin İstanbul'a gönderilmesindeki temel amaç, Osmanlı'nın Fas üzerindeki niyetini öğrenmek ve gergin ilişkileri normalleştirmekti. Tamgrûtî, seyahatnamesinde diplomatik misyonu hakkında detaylı bilgi vermekten kaçınsa da, "Osmanlı’nın Fas üzerine gerçekleştirme aşamasında olduğu askeri seferini de durdurmayı başardı" (s. 192). Sa'dîlerin Halifelik İddiası: Tamgrûtî, eserinde açıkça Sa'dî sultanlarının halifeliğe Osmanlılardan daha layık olduğunu savunur. "Osmanlılar Allah’ın lütfuyla İslâm ülkelerini bir kale ve bir sur gibi korumaya ve İslâm’ı yüceltmek için gayret sarfettiler Bununla birlikte Mağrib’i yöneten Sa’dîler’in imamet ve hilafete daha layık oldukları tartışılmaz bir husustur. Çünkü onlar şerif olmaları hasebiyle Hz.Peygamberin neslindendir." (s. 188-189). Osmanlı'nın Kudreti ve Türklerin Özellikleri: Tamgrûtî, Osmanlı Devleti'nin gücünü ve Türklerin disiplinini takdir eder. "Dünyanın hiçbir yerinde Türklerde olduğu derecede kibarlık, itaat ruhu ve disiplin anlayışını görmedim." (s. 155). Ayrıca, "Eğer Türkler Allah tarafından kutsanmış ve düşmanlarına karşı galip geliyorlarsa, bu onların kendilerine has prensiplerinden ayrılmayışlarındandır..." (s. 17). 2.2. İstanbul'a Dair Gözlemler Şehrin Büyüklüğü ve Önemi: Tamgrûtî, İstanbul'u dünyanın en büyük, en meşhur ve en önemli şehirlerinden biri olarak tanımlar. Şehrin surlarla çevrili, kalabalık ve sayısız cami, mescit, çarşı, hamam ve hana sahip olduğunu belirtir. "Burası Türklerden önce Rum (Grek) ülkelerinin başşehri, imparatorların yönetim merkezi (ikametgahı) ve kayserlerin (César) şehriydi." (s. 114). Ayasofya ve Süleymaniye Camii: Tamgrûtî, Ayasofya Camii'nin mimari güzelliğinden "büyüsüne kapılmış" ve "yapının değeri ancak bizzat görüp izlenerek bilinebilir ve anlaşılır" (s. 117) şeklinde bahseder. Süleymaniye Camii'ni ise Ayasofya'nın mimarisine en yakın ve başarılı taklidi olarak görür, ancak "Ayasofya’yı daha sağlam, görkemli ve ağır, Süleymaniye’yi ise daha zarif ve hoş bulduğunu ifade eder." (s. 16, 125). Sosyal ve Kültürel Hayat: İstanbul'daki çarşıların bolluğunu ve ticaretin canlılığını vurgular. Şehrin farklı milletlerden insanları barındırdığını, ancak yangınlardan en çok Yahudilerin etkilendiğini belirtir (s. 128). Türklerin Hanefi mezhebine bağlılığını ve yabancı fakihlerin dahi bu mezhebi benimsediğini gözlemler (s. 143). Osmanlı Yönetim Tarzı: Sultan III. Murad'ın divan toplantıları ve devlet işlerindeki hiyerarşik düzen Tamgrûtî'nin dikkatini çeker. Sultanın protokole olan bağlılığı ve halkın ona duyduğu saygı "hiç kimsenin rütbe olarak kendisinden üstün olanla ne yürürken aynı safta yürüyebilir ne giydiği kıyafet ve başına taktığı başlık aynı kalitede olabilirdi, ne de oturduğunda aynı seviyede benzer bir koltukta oturabilirdi." (s. 139-140) şeklinde ifade edilir. Kardeş Katli Geleneği: Tamgrûtî, Osmanlı hanedanındaki kardeş katli geleneğine değinerek "Sultan ölünce veziri (Sadrazam) bu durumu gizli tutar, veliahdın bulunduğu şehre haber gönderirdi. Veliaht (şehzade) gece gelir ve deniz tarafındaki kapıdan şehre (İstanbul’a) girer; o gece tüm erkek kardeşlerini öldürtür, hatta babasının hamile eşleri de bu akıbetten kurtulamazdı." (s. 146) gibi karamsar bir tablo çizer. Devşirme Sistemi: Osmanlı ordusuna Türk kökenli olmayan, özellikle Hristiyan çocuklarının devşirilerek yetiştirilmesi sistemi anlatılır. Bu çocukların Müslüman olarak yetiştirilmesi, okuma yazma öğrenmesi ve sarayda yüksek mevkilere kadar yükselebilmesi dikkat çekicidir (s. 144-145). 2.3. Kuzey Afrika Şehirleri ve Seyahat Tecrübeleri Yolculuğun Zorlukları: Tamgrûtî, deniz yolculuklarının meşakkatli olduğunu, fırtınalar ve dev dalgalarla mücadele ettiklerini detaylı bir şekilde anlatır. Geminin "çölde kum üzerinde yuvarlanan bir merkebe" benzetilmesi (s. 29) bu zorlukları iyi yansıtır. Ziyaret Edilen Şehirler: Seyahat boyunca Tıtvân, Tenes, Bicâye, Bûne, Benzert, Tunus, Sûse, Münestîr, Mehdiye, Sefâkus, Cerbe, Trablusgarb ve Cezayir gibi birçok önemli liman şehrine uğrar. Bu şehirlerin tarihsel, kültürel ve ekonomik özellikleri hakkında bilgiler sunar. Dini Mekanlar ve Alimler: Tamgrûtî, uğradığı her limanda İslami geleneğe uygun olarak ünlü evliyaların, mutasavvıfların ve alimlerin türbelerini ziyaret eder. Tunus'taki Zeytûne Camii ve Eyüp Sultan Camii bunlardan bazılarıdır. Bu ziyaretler, onun dini hassasiyetini ve dönemin Kuzey Afrika'sındaki dini atmosferi yansıtır. 2.4. Seyahatname Türü ve Tamgrûtî'nin Üslubu Edebi ve Bilgilendirici Yaklaşım: Tamgrûtî, seyahatnamesini edebi bir üslupla kaleme almış, yolculuğunun sebeplerini, gittiği yerleri, karşılaştığı zorlukları ve güzellikleri şiirlerle zenginleştirerek anlatmıştır (s. 39). Alıntılar ve Referanslar: Eserinde İbn Abdürabbih, Ebü’l-Beka Halid b. Îsâ b. Ahmed el-Belevî ve Ebû Ubeyd el-Bekrî gibi önceki seyyah ve coğrafyacıların eserlerinden sıkça alıntılar yapar (s. 28, 37). Bu durum, onun geniş kültürel birikimini ve seyahatname geleneğine bağlılığını gösterir. Subjektif Yorumlar ve Propaganda: Tamgrûtî, kendi gözlemlerini ve Sa'dî hanedanına olan bağlılığını yansıtan subjektif yorumlar yapar. Özellikle Osmanlı'nın olumsuz yönlerini dile getirirken, Sa'dîlerin üstünlüğünü vurgulamaktan çekinmez. Örneğin, Tunuslu ve Mısırlı seçkin kişilerin Osmanlı yönetiminden memnun olmadığını ve Sa'dî Şerifleri'nin idaresi altında yaşamak istediklerini ima eder (s. 87). 3. Sonuç Tamgrûtî'nin seyahatnamesi, 16. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu ile Fas arasındaki diplomatik ilişkilerin yanı sıra, dönemin siyasi, sosyal, ekonomik, dini ve kültürel yapısını anlamak için önemli birincil kaynaklardan biridir. Tamgrûtî'nin gözlemleri, İstanbul'un ihtişamını, Osmanlı yönetiminin gücünü ve Türklerin disiplinini vurgularken, aynı zamanda Sa'dîlerin halifelik iddialarını ve bölgedeki Hristiyan tehdidine karşı duruşlarını da gözler önüne sermektedir. Eser, hem edebi değeri hem de sunduğu detaylı bilgilerle dönemin önemli bir tanıklığını sunmaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!