1. Romanın Temel Konusu ve Yapısı "Şölen'deki Aşk", felsefe öğretmeni Esen ile özel bir şirkette Ar-Ge çalışanı İrem'in, tatil beldesi Fethiye Ölüdeniz'de Platon'un "Şölen" adlı kitabını mitolojik açıklamalarla okuyarak platonik ve çağdaş aşkı tartıştıkları bir romandır. Roman, İznik, Fethiye, Xantos, Leteon, Patara gibi ören yerlerine yapılan geziler eşliğinde, eski çağ ile günümüzü yansıtan betimlemelerle Platon felsefesi, felsefe-mitoloji ilişkisi ve aşk bağlamında okuyucuya sunulur. Yazarın ilk romanı olan bu eser, Hasan S. Keseroğlu tarafından 2022 yılında yayımlanmıştır. 2. Başlıca Karakterler Esen: Özel bir lisede felsefe öğretmenidir. Kitabı okuyan ve olay örgüsünü günlük tarzında anlatan ana karakterdir. Yaşamı, okumayı, gezmeyi seven, hoşgörülü, sabırlı ve entelektüel bir kişiliktir. Dionysos dinine yakınlık duyar ve mitoloji konusunda derin bilgiye sahiptir. Eski ilişkisinde yaşadığı güvensizlik nedeniyle aşk konusunda temkinli yaklaşır. İrem: Özel bir şirketin Ar-Ge biriminde çalışan genç bir kadındır. Platon'un "Şölen" kitabını anlamaya çalışan, öğrenmeye hevesli, zeki ve samimi bir karakterdir. İlk başta çekingen olsa da, Esen ile sohbetleri ilerledikçe kendi duygularını ve düşüncelerini açıkça ifade etmekten çekinmez. Güvenin olmadığı yerde aşkın yaşayamayacağına inanır. Seyhan, Selma, Ayşe: İrem'in tatil arkadaşlarıdır. Her biri farklı karakter özelliklerine sahiptir ve aşk konusunda kendi düşüncelerini dile getirirler. Selma alaycı, Ayşe ise açık sözlüdür. Seyhan ise daha anaç ve destekleyici bir tavır sergiler. Oktay: Selma'nın tatilde tanıştığı ve sohbete katılan bir iş insanıdır. Aşkı daha çok cinsellik ve üreme ihtiyacına bağlayan, gerçek olmadığını savunan bir görüşe sahiptir. 3. Ana Temalar ve Önemli Fikirler 3.1. Aşkın Felsefesi ve Tanımları Romanın merkezinde Platon'un "Şölen" kitabı üzerinden aşkın farklı tanımları ve felsefi boyutları yer alır. Karakterler, antik Yunan mitolojisi ve felsefesinden günümüz modern yaşamına kadar aşkın ne olduğunu sorgularlar. Platonik Aşk / Sokratesçi Aşk: Roman, Platonik aşk kavramının kökenine iner. Esen, Sokrates'in aşkı bedensel ilişki olarak değil, ruhsal arınma ve güzelliğe yönelme olarak algıladığını vurgular. "Aşk, Sokrates’te bedensel ilişki olarak algılanmıyor. Evet, aşk mutluluk veriyor ama bu mutluluk Sokrates’te yaratma, yenilikler doğurma ile karşımıza çıkıyor." Bu durum, Esen ve İrem'in başlangıçtaki ilişkisinde gözlemlenir; Esen, İrem'in güzelliğine rağmen onunla platonik bir ilişki kurma arzusundadır. Mitolojik Aşk Anlayışları:Eros: Kitapta Eros, hem ana-babasız var olan bir tanrı, özgürlüğün simgesi olarak hem de iki ok atan (altın uçlu ok ile aşık eden, gümüş uçlu ok ile nefret ettiren) bir tanrı olarak ele alınır. Esen'in eski aşkı, gümüş okla vurulma metaforuyla açıklanır. Aphrodite: İki Aphrodite kavramı öne çıkarılır: Uranos'un spermlerinden doğan "Göksel Aphrodite" (ruha, akla, güce yönelik aşk) ve Zeus ile ölümlü Diano'dan doğan "Pandemos / Orta Malı Aphrodite" (bedene ve akılsızlığa yönelik aşk, fahişelikle ilişkilendirilen). Dionysos: Esen, Platon'un Dionysos dinine olan yatkınlığına dikkat çeker. Dionysos, Zeus ile ölümlü Semele'nin yarı tanrı çocuğudur. Dionysos dininin ritüellerinde katılımcıların sarhoşlukla tanrının parçası hissetmeleri ve kendilerini tanrı gibi duyumsamaları vurgulanır. Esen, kendini Dionysos'a yakın hisseder. Aşkın Türleri ve Çelişkileri: Sohbetler sırasında Agathon, Pausanias, Eryksimakhos ve Aristophanes gibi Platon'un Şölen'indeki konuşmacıların aşk tanımları ele alınır. Agathon: Aşkı en genç, en mutlu tanrı olarak görür, güzeli seven, erinci ve barışı getiren, insanları şair yapan bir güç olarak tanımlar. Pausanias: Tek aşk olmadığını, iki Aphrodite üzerinden göksel (ruhsal) ve orta malı (bedensel) aşkı ayırdığını ve eşcinselliği yücelttiğini belirtir. Eryksimakhos: Hekim kimliğiyle aşkı doğadaki her şeyi kapsayan, bedenin karşıtlıklarla uyumuyla sağlanan iyilikle ilişkilendirir. Musaları da göksel uyumla bağdaştırır. Aristophanes: Aşkı, Zeus'un insanları ikiye ayırması sonucu kaybolan "öbür yarıyı" arama ve yeniden birleşme çabası olarak betimler. Bu tanım, özellikle eşcinsel aşkı vurgular. Diotima: Sokrates'in hocası olarak betimlenen Diotima, aşkı ne güzel ne çirkin, ne bilgin ne bilisiz, ne ölümlü ne ölümsüz, insanlarla tanrılar arasında bir aracı olan "daimon" olarak tanımlar. Aşkın yaratma eylemi, ölümsüzlüğü yakalama ve ruhsal güzelliğe yönelme arayışı olduğunu belirtir. Çağdaş Aşk Anlayışları: Karakterler, kendi deneyimleri ve modern bakış açılarıyla aşkı tartışır. Oktay: Aşkın gerçekte olmadığını, insan zihninin cinsellik gereksinimini "aşk" adıyla maskelediğini savunur. "Aşk, kayıp bir kıtadır. İnsanlar durmadan ama yorulmadan hep onu ararlar. Çölde su düşü görmek gibidir aşk. Yani yoktur gerçekte." Ayşe: Aşkın yalnızca cinsellik olmadığını, duygusal ve pekiştirici bir bağ olduğunu, yaşam boyu sürebileceğini vurgular. Seyhan: Aşkın geleneklere, coğrafyaya ve toplumsal koşullara göre değiştiğini, kadına sahip olma zihniyetinin erkeklerin kendi eksikliklerinden kaynaklandığını savunur. Güvenin aşkın temelini oluşturduğunu belirtir. Selma: Aşkın cinselliği aşan ancak onu da içinde barındıran en insan yanımız olduğunu, tutku, güven, saygı ve sorumluluk olmadan aşkın gerçek olamayacağını ifade eder. İrem: Aşkın, diğer temel ihtiyaçlar (yemek, su, hava) gibi abartılmamasının çelişkisini sorgular. Kendi deneyimiyle aşık olduğunu ve duygularının onu tümüyle sardığını dile getirir. "Aşk benim." Esen: Aşkın özgürlük olduğunu, karşılıklı sevgi ve güvene dayalı, sahiplenme duygusundan uzak bir ilişki olması gerektiğini savunur. Kişinin önce kendini sevmesi, kendine güvenmesi, saygı duyması ve kendisiyle barışık olması gerektiğini belirtir. "Esen Bey “orta malı” demişti galiba. Ben evin orta malıydım, diyebilirim. Aşk cinsellik olamaz." 3.2. Mitoloji ve Felsefe İlişkisi Roman, mitolojik anlatıların felsefi düşüncelerin temelini oluşturduğunu ve çoğu zaman birbiriyle iç içe geçtiğini gösterir. Yunan Mitolojisi: Zeus, Hera, Prometheus, Leto, Artemis, Apollon gibi figürler ve onların hikayeleri, aşk, erdem, iktidar gibi felsefi kavramları açıklamak için kullanılır. Şamanizm ve Daimonlar: Esen, Platon'un bahsettiği daimonlar ile Orta Asya Şamanizm'deki şamanlar arasında benzerlikler kurar. Her iki figür de insanlarla tanrılar arasında aracı, bilici, büyücü ve sağaltıcı olarak betimlenir. "Daimon” ile “şaman” arasında çok sıkı bir ilişki var, sanki." Bilgi Tanrıları: Esen, Thot (Mısır), Enki (Sümer), Ea (Babil), Athena (Yunan) gibi bilgi tanrılarını ve bilginin toplumlar için ne anlama geldiğini araştırır. Bilginin doğası, farklı bilgi türleri (felsefi, bilimsel, dinsel) ve bunların karıştırılmaması gerektiği vurgulanır. 3.3. Toplumsal ve Kültürel Değerler Roman, aşkın ve ilişkilerin toplumsal, kültürel ve coğrafi koşullara göre şekillendiğini gözler önüne serer. Eşcinsellik ve Toplumsal Kabul: Antik Yunan'da eşcinselliğin (özellikle erkekler arasında) yasal ve kabul edilebilir bir yaşam biçimi olduğu, hatta nüfus kontrolü gibi nedenlerle teşvik edildiği belirtilir. Bu durum, günümüzdeki ahlaki normlarla karşılaştırılarak tartışılır. Kadınların Konumu: Antik Yunan'da kadınların yurttaşlarla köleler arasında bir konumda olduğu, evliliklerin soy sürdürme amaçlı olduğu ve erkeklerin birden fazla kadınla (eş, metres, genç erkek) ilişkisi olabileceği anlatılır. Modern Türk toplumundaki "orta malı" kadın anlayışı, görücü usulü evlilikler, kuma getirme gibi konularla paralellikler kurulur. "Yunan Mitolojisinde bile kadın, ‘insanlığa bela’ olarak yaratılmıyor mu?” Eğitim ve Önyargılar: Karakterler, kendi önyargılarının ve geleneksel düşüncelerinin aşkı anlama ve yaşama üzerindeki etkisini sorgularlar. Eğitimin, bu önyargıları aşmada ve sağlıklı düşünmede ne kadar önemli olduğu vurgulanır. "Düşünme, sağlıklı düşünmenin en büyük engeli önyargıdır." 3.4. Bireysel Gelişim ve Kendini Tanıma Roman, Esen ve İrem'in Platon'u okuma ve aşkı tartışma süreçlerinin, aynı zamanda birer iç yolculuk olduğunu gösterir. Esen'in Dönüşümü: Esen, İrem ile yaptığı sohbetler sayesinde geçmiş aşkıyla hesaplaşır, eski ilişkisindeki güvensizlik ve aldatılma travmasını yeniden değerlendirir. Kendi duygularını sorgular ve İrem'e karşı hissettiği "yeni" duyguyu keşfeder. İrem'in Keşfi: İrem, Platon'un zorlu felsefesini anlamaya çalışırken kendi aşk anlayışını ve duygularını keşfeder. Esen'in yanında kendini güvende ve tam hisseder, bu sayede kendi kişiliğini ve arzularını daha rahat ifade etmeye başlar. Mutluluk ve Yaşam Anlamı: Karakterler, mutluluğun ne olduğunu, yaşamın anlamını ve kişinin kendiyle barışık olmasının önemini tartışırlar. "Yaşam sensin İrem. Yaşamın anlamı da sensin, özü de sensin. Başkaları senin olan yaşamı asla sahiplenip, biçimleyemezler." 4. Önemli Olaylar ve Dönüm Noktaları Platon'un "Şölen"ini Okuma: Romanın temel dinamiğini oluşturan bu etkinlik, karakterlerin felsefi ve kişisel gelişimlerinin başlangıç noktasıdır. Esen ve İrem'in Tanışması ve Sohbetleri: Havuz başında İrem'in Esen'den kitabı istemesiyle başlayan sohbetler, derin felsefi tartışmalara ve kişisel paylaşımlara dönüşür. İrem'in Yüzme Öğrenmesi: Esen'in İrem'e yüzme öğretmesi, aralarındaki fiziksel yakınlaşmanın ve güven bağının güçlenmesinin bir sembolü haline gelir. Esen'in ona dokunuşu, İrem için ilk kez bir erkeğin çıplak vücuduna dokunduğu an olmasıyla anlam kazanır. Akşam Tartışması (Aşk Konusunda): İrem'in arkadaşlarının da katıldığı bu tartışma, aşkın farklı tanımlarının ve kişisel deneyimlerin ortaya konduğu, romanın doruk noktalarından biridir. Oktay'ın aşkı cinsellikle sınırlaması, diğerlerinin ise farklı boyutlarını vurgulaması, konuyu zenginleştirir. İrem'in Esen'e Duygularını Açması: İrem'in Esen'e olan duygularını açıkça ifade etmesi ve onunla birlikte gezmek istemesi, ilişkilerindeki platonik sınırların ötesine geçme arzusunu gösterir. "Benim istediğim, aradığım kişisin sen." Esen'in Eski Aşkının Hikayesi: Esen'in eski kız arkadaşının aldatma hikayesini anlatması, "güvenin olmadığı yerde aşk yaşamaz" temasını pekiştirir ve Esen'in İrem'e olan güvenini vurgular. Antik Kent Gezileri ve Oyun (Letoon'da): Kaya Köy, Kaya Mezarları, Pınara, Xanthos ve Letoon gibi antik kentlere yapılan geziler, tarihi ve mitolojik arka planı zenginleştirirken, Esen ve İrem'in Letoon'daki doğaçlama tiyatro oyunu, ilişkilerindeki samimiyeti ve uyumu gösterir. Çadırda Geçen İlk Gece: İrem ve Esen'in çadırda geçirdikleri ilk gece, platonik aşkın sınırlarını zorlayan ancak yine de ruhsal ve entelektüel bağın korunmaya çalışıldığı, duygu dolu anlara sahne olur. Esen'in yazdığı "Çadırda İlk Gecemiz" şiiri, bu anın yoğunluğunu ifade eder. 5. Yazarın Anlatım Tekniği ve Üslubu Günlük Tarzı Anlatım: Roman, Esen'in günlüğünden yapılan alıntılarla ilerler. Bu teknik, okuyucunun ana karakterin iç dünyasına, düşüncelerine ve duygusal değişimlerine doğrudan tanık olmasını sağlar. Diyalogların Önemi: Karakterler arasındaki yoğun diyaloglar, felsefi tartışmaların ve farklı görüşlerin canlı bir şekilde aktarılmasında kilit rol oynar. Bu diyaloglar, aynı zamanda karakterlerin kişiliklerini ve entelektüel derinliklerini ortaya koyar. Mitolojik Açıklamalar: Yazar, antik Yunan mitolojisinden ve Sümer gibi diğer medeniyetlerden örnekler vererek, felsefi kavramları ve aşkın evrenselliğini daha anlaşılır kılar. Mekan ve Betimlemeler: Tatil beldelerinin ve antik kentlerin detaylı betimlemeleri, romanın atmosferini zenginleştirir ve okuyucuyu hikayenin içine çeker. Mekanların tarihi ve kültürel önemi, karakterlerin deneyimleriyle birleşir. Şiirsel Dil: Özellikle Esen'in iç monologlarında ve yazdığı şiirlerde (örneğin "Canlar Canı" şiiri alıntısı, kendi yazdığı "Dionysos" ve "Çadırda İlk Gecemiz" şiirleri), duygu yüklü ve şiirsel bir dil kullanılır. 6. Önemli Alıntılar ve Vurgular Zeus ve Kadınların Yaratılışı: Hesiodos'tan alıntıyla, kadınların Zeus tarafından insanlığa bela olarak yaratılması fikri tartışılır: "O kadın ki hiçbir erkek onunla mutlu olamaz, en iyisi bile erkeğin yaşama isteğini yok eder" der Hesiodos." Bu, hem antik mitolojinin kadınlara bakış açısını gösterir hem de modern tartışmalara zemin hazırlar. Güven ve Aşk: Eros'un hikayesi üzerinden güvenin aşk için vazgeçilmez olduğu vurgulanır: "Güvenin olmadığı yerde, aşk yaşayamaz." Esen'in eski ilişkisindeki deneyimiyle bu tema güçlenir. Aşk ve Cinsellik: Tartışmalar sırasında aşkın sadece cinsellik olup olmadığı sıkça sorgulanır. Oktay'ın "Aşk, kayıp bir kıtadır... Yoktur evet ama varmış gibi bizi yöneten görünmezdir." sözleri ile Selma'nın "Aşk, cinselliği aşan ama onu da içinde taşıyan en insan yanımız, demek geliyor içimden." sözleri, farklı yaklaşımları temsil eder. Aşk ve Ölüm: Sevilen için ölümü göze alıp almama konusu, Leyla ile Mecnun, Romeo ve Juliet gibi örneklerle ele alınır. Selma'nın çocuğu için ölümü göze alabileceğini belirtmesi, tutkulu sevginin sınırlarını gösterir: "Kimi sevgiler için ölüm göze alınabilir bana göre. Gerçek sevgide bunun değişebileceğini düşünmüyorum." Kendini Sevmek ve Aşk: Esen, aşkın temelinde kişinin kendini sevmesi, kendine saygı duyması ve barışık olması gerektiğini savunur: "Kendini sevmeyen, kendine hiçbir zaman saygı duyamamış, kendisiyle barışık olmayan, kendi sorumluluğunu ayrımında olmayan, kendine güvenemeyen, kendinden korkan insanın başkasını sevmesini düşünebilir miyiz?" Önyargısızlık ve Öğrenme: Esen, önyargıların sağlıklı düşünmenin önündeki en büyük engel olduğunu ve aşkın da öğrenilebilen bir şey olduğunu belirtir: "O konuya önyargısız yönelmemiz gerekir. Bunu becerebildiğimiz sürece başarılı olabileceğimize inanıyorum." İrem'in Tanımı: "Aşk Benim": İrem'in yoğun duygusal deneyimlerini özetleyen bu ifade, aşkın bireysel, öznel ve kişide yarattığı dönüştürücü etkiyi vurgular: "Kısacası arkadaşlar bu durumda aşk benim." 7. Sonuç "Şölen'deki Aşk", Platon'un felsefesini modern bir çerçevede yeniden yorumlayarak aşkın çok yönlü doğasını keşfeden, entelektüel ve duygusal derinliği olan bir romandır. Mitoloji, felsefe, toplumsal eleştiri ve bireysel keşif temalarını harmanlayarak, okuyucuya hem düşündürücü bir okuma deneyimi sunar hem de aşkın evrensel ve kişisel anlamları üzerine yeniden düşünmeye teşvik eder. Esen ve İrem'in ilişkisi üzerinden platonik aşkın sınırları, güvenin önemi ve kendiyle barışık olmanın sevgiye giden yoldaki temel taşı olduğu vurgulanır. Roman, aşkın sadece romantik bir duygu olmanın ötesinde, kişinin kendini ve dünyayı anlama yolculuğunda bir araç olabileceği fikrini işler. ... Devamını Oku