Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Gerçekler 1. Kıbrıs Barış Harekâtı'nın Nedenleri ve Amacı Gazilerin anılarında, Harekât'ın temel amacının Kıbrıs Türklerini Rum ve Yunan zulmünden kurtarmak, adaya barış ve huzur getirmek olduğu vurgulanmaktadır. Rum ve Yunan Zulmü: Birçok gazi, Harekât öncesinde Rumların Kıbrıs Türklerine yönelik katliamlarını, işkencelerini ve baskılarını dile getirmektedir. Celal Varal, "Orada esir alınan Türk vatandaşlarımıza bire bir yardım ettik ve hala da etmekteyiz" diyere k Türk vatandaşlarına yapılan zulme değinir. Fehameddin Aksakal ise EOKA örgütünün Kıbrıs Türk köylerine saldırarak katliamlar yaptığını belirtir. Ahmet Şahin de "Kıbrıs Rum kesiminin isyanı ve Yunanistan’ın işgali sebebiyle oradaki Türk yurttaşlarımız esaret altında işkencelere maruz kaldı" ifadeleriyle bu durumu destekler. Enosis Tehlikesi: Rumların adayı Yunanistan'a bağlama (Enosis) hevesi, Harekât'ın başlamasında kritik bir faktör olarak gösterilmektedir. Selim Kılavuz, "EOKA’nın amacının Türkleri tamamen adadan atıp adayı Yunanistan’a bağlamak olduğunu da ekledi." derken, Ali Gürcan Erkan da "Oradaki Rumlar Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak için darbe yapmış, darbe sonucu Makarios’u devirmiş, Samson’u başa geçirmişlerdi. O da tam bir Türk düşmanıydı. Enosis’i gerçekleştirmek için çalışıyordu" ifadelerini kullanır. Türkiye'nin Garantörlük Hakkı: Türkiye'nin 1960 antlaşmalarından doğan garantörlük hakkını kullanarak adaya müdahale ettiği belirtilmiştir. Prof. Dr. Ulvi Keser'in önsözünde, "Türkiye Cumhuriyeti devleti de 1960 antlaşmalarının kendisine verdiği garantörlük haklarını kullanarak diğer garantör devletler Yunanistan ve İngiltere’ye bu durumun acilen son bulması ve adada akan kanın durdurulması yönünde müracaatta bulunur" denilmektedir. Barışçıl Amaç: Harekâtın bir savaş değil, barış getirme amacı taşıdığı sıkça vurgulanır. Selim Kılavuz'un komutanının "Bu bir polis harekâtı olacaktı. ’Gazanız mübarek olsun.’ diyerek sözlerini bitirdi komutan." ifadesi, bu barışçıl niyeti yansıtır. Bülent Ecevit'in "adaya barış götürmek üzere, sadece Kıbrıslı Türklere değil Kıbrıslı Rumlara da barış götürmek üzere başlatılan harekât" sözleri de bu amacı destekler. 2. Askeri Operasyonların Zorlukları ve Kahramanlıklar Gazilerin anlatımları, Harekât'ın ne kadar çetin ve zorlu koşullarda gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Hazırlık ve Gizlilik: Harekâtın hazırlıklarının gizlilik içinde yürütüldüğü ve birçok askerin Kıbrıs'a gideceğinden son ana kadar haberdar olmadığı anlaşılmaktadır. Maksut Çavuşoğlu, "Ben de dâhil kimsenin savaşa gideceğinden haberi yoktu. Benim Mersin’de haberim oldu." derken, Necdet Erdinç de "Biz bu anda Kıbrıs’a gideceğimizi bilmiyorduk." diye belirtir. Havadan ve Denizden Çıkarma: Harekâtın karadan, havadan ve denizden eşgüdümlü bir şekilde gerçekleştirilmesi büyük bir başarı olarak kabul edilmektedir. Prof. Dr. Ulvi Keser, "kara, hava ve deniz gücünün müştereken kullanıldığı son derece karmaşık, güç ve zorlu bu harekât cumhuriyet döneminin de ilk savaş tecrübesi olarak adlandırılmalıdır" diye vurgular. Selim Kılavuz'un "Sabah saatlerinde uçaklardan Beşparmak Dağları’na aldık. Her yer cehennem gibiydi" sözleri, operasyonun zorluğunu gözler önüne sermektedir. Çatışmalar ve Kayıplar: Yoğun çatışmalar, şehit ve gazi kayıpları gazilerin anılarında önemli yer tutar. Musa Kapçak'ın "Dokuz aylık bir bebeğimizi beş yerinden kurşunlamışlardı. Bu olay beni çok üzdü" sözleri, Rum zulmünün boyutunu göstermektedir. Yusuf Ziya Çiçekçi'nin "Bacağımın koptuğunu anladım. O hırsla bir daha ateş etmeye başladım. Savaşmaya devam etmek istedim, ama edemedim" ifadesi, gazilerin azmini ve vatanseverliğini ortaya koyar. Mehmet Toker, "Savaşta her zaman başarılı oluyor Hava üstü gelmesin yeteriz biz bunlara Askeriz vatan uğruna ölürüz her zaman Yine de vermeyiz Kıbrıs’ı düşmana" diyerek Türk askerinin kararlılığını anlatır. İmkanlar ve Zorluklar: Yiyecek, su, hijyen ve iletişim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasında büyük sıkıntılar yaşandığı belirtilmiştir. Celal Varal, "Bize bir bardak su vermediler Bu da üzücüydü." derken, Yüksel Özer "Su yok, hiçbir şey yok. Kıbrıs›ın en sıcak ayında gerçekleşti savaş." diyerek zorlukları anlatır. Elaettin Çankaya da "Su-yemek-temizlik-moral birliklerin kendi çaba ve gayretleri ile sınırlıydı" ifadesini kullanır. Kendi Uçakları Tarafından Vurulma: Maksut Çavuşoğlu ve Ali Akbıyık'ın anlatımlarında, Türk savaş gemisi Kocatepe'nin yanlışlıkla kendi uçakları tarafından vurulması trajik bir olay olarak yer almaktadır. Ali Akbıyık, "Üç tane uçak bizi bombaladı ve Kocatepe battı." demiştir. 3. Askerlerin Psikolojisi ve Duygusal Deneyimler Savaşın askerler üzerindeki psikolojik ve duygusal etkileri, anıların önemli bir parçasıdır. Korku ve Azim: Askerlerin başlangıçta korku ve tedirginlik yaşadığı, ancak vatan sevgisi ve azmin bu duyguları bastırdığı görülür. Selim Kılavuz, "İlk 1-2 dakika korkudan sonra kendine geliyorsun. O dakikadan sonra aklında ne ailen ne de sevdiklerin kalıyor." der. Vatan Sevgisi ve Birlik Ruhu: Vatan sevgisi, gazilerin en güçlü motivasyon kaynaklarından biri olmuştur. Yüksel Özer, "Vatan sevgisi o kadar ağır basmıştı ki ne eşim ne kardeşim aklıma gelmişti" diye belirtir. Alaeddin Soylu da "Savaşta herkes birdir; Laz da, Çerkez de, Türk de, Kürt de, Alevi de, Sünni de. Kimse kimsenin kimliğine bakmıyordu, omuz omuza, sırt sırta mücadele vermenin hazzını yaşıyorduk." diyerek birlik ruhuna vurgu yapar. Şehit ve Gazi Olma Bilinci: Askerlerin şehitlik mertebesine ulaşma veya gazi olarak dönme inancı, onlara güç vermiştir. Hüseyin Çoban, "Ölürsem şehit, kalırsam gazi anlayışı da bize savaşta ayrı bir motivasyon sağladığından herhangi bir korku endişem yoktu" der. Savaşın Travmatik Etkileri: Birçok gazi, savaşın psikolojik etkilerini yıllar sonra bile hissettiklerini ifade eder. Yüksel Özer, "Daha dün akşam rüyamda savaşı gördüm. Yine Yunanlarla bir aradayız, savaşıyoruz. Silah sesleri, uçaklar, acı çığlıklar. Sabah ter içinde uyandım" diyerek bu durumu açıklar. Maksut Çavuşoğlu, "Hem savaş sırasında hem de savaş sonrasında herkesin psikolojisi altüst oldu." ifadesini kullanır. Aile Hasreti ve İletişim Zorlukları: Ailelerinden uzak kalmanın ve onlarla iletişim kuramamanın yarattığı hasret ve endişe, gazilerin ortak duygularıdır. İbrahim Aksal, "Oradayken en çok özlem duyduğum şey vatan özlemiydi." diye belirtir. 4. Halkın Desteği ve Misafirperverliği Harekât sırasında Anadolu halkının askerlere gösterdiği büyük destek ve misafirperverlik, gazilerin anılarında önemli bir yer tutmaktadır. Yiyecek ve Destek: Yolculuk sırasında halkın askerlere yiyecek, içecek ve sigara gibi yardımlarda bulunduğu sıkça dile getirilir. Yüksel Özer, "İnsanlar evlerinin camlarından ellerinde ne yiyecek varsa bize attılar" der. Elaettin Çankaya, "Yerleşim alanında geçsek bütün halk bizi uğurluyor, selamlıyor, dua ediyor bir kısmı sigara dağıtıyor, paket bisküvi, ekmek, hatta askerlerin eline para sıkıştıranlar bile var" diye anlatır. Moral ve Motivasyon: Halkın bu desteği, askerlerin moral ve motivasyonunu artırmıştır. Elaettin Çankaya, "Milletimizin içten davranışı, hizmet edişi, şefkati, saygısı, sevgisi, görülmeye, yaşanmaya değer çok özel bir duygu, şahsen ben çok duygulandım ve gurur duydum." diye ifade eder. Kıbrıs Türklerinin Sevinci: Kıbrıs'a ulaşan Türk askerlerinin, Kıbrıs Türkleri tarafından büyük bir sevinç ve coşkuyla karşılandığı anlatılmaktadır. Yusuf Ziya Çiçekçi, "Türk halkı bizi sevinç gözyaşlarıyla karşıladı. Yıllardır zulüm gördüklerini, bu harekâtla inşallah bu zulmün artık biteceğini söylediler" demiştir. 5. Savaş Sonrası ve Gazilik Statüsü Harekât sonrası gazilerin yaşadıkları ve gazilik statüsüne ilişkin düşünceleri de anılarda yer almaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kuruluşu: Harekâtın sonucunda Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ve ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulması, büyük bir başarı ve gurur kaynağı olarak belirtilmiştir. Prof. Dr. Ulvi Keser, "Kıbrıslı Türkler huzur ve güven kavuşurken önce 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti, ardından 1983 yılında da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tesis edilir." der. Gazilik Hakları ve Toplumun Bakış Açısı: Gazilerin devletten aldığı maaş ve sosyal haklar konusunda farklı görüşler dile getirilmiştir. Maksut Çavuşoğlu, "Devletin biz gazilere tanıdığı haklara karşı çıkanlar var. Eğer onlar benim savaşta yaşadıklarımın yarısını bile yaşasalar bütün haklarımı onlara vermeye razıyım." derken, Kazım Pajo, "Toplumda genel olarak gazilere fazla değer verilmiyor. Sadece belirli günlerde hatırlanıyoruz." diye yakınır. Ahmet Sancak, "Türkiye’de gazilik çokta onurlu bir şey değil bunu birçok kez yaşadım." ifadesini kullanır. Sivil Hayata Uyum: Savaş sonrası sivil hayata uyum sağlama sürecinde bazı gazilerin zorluklar yaşadığı belirtilirken, bazılarının ise kolayca adapte olduğu görülmektedir. Yüksel Özer, "Savaş bende hayatım boyunca sürecek büyük bir psikolojik bozukluğa sebep oldu" derken, İbrahim Aksal "Normal hayatıma çalışarak adapte oldum." diye belirtir. Genç Nesillere Mesaj: Gaziler, genç nesillerin tarihi bilmeleri, vatanlarına sahip çıkmaları ve barışın kıymetini anlamaları gerektiği konusunda önemli mesajlar vermektedir. Prof. Dr. Ulvi Keser, "Dünü öğrenir ve unutmazsanız yarına daha güvenli bakarsınız." der. Yunus Ünlüer ise "Gazilerinize sahip çıkın." diye gençlere seslenir. Mustafa Alper'in "Bu devlet kolay kurulmadı, bu toprak kolay alınmadı." sözleri de bu bilincin önemini vurgular. Sonuç Kıbrıs Barış Harekâtı gazilerinin anıları, 1974'teki tarihi olayın insani boyutunu, askeri zorluklarını ve toplumsal etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir. Bu anılar, vatan sevgisi, fedakarlık, birlik ve beraberlik gibi değerlerin önemini vurgularken, savaşın yıkıcı sonuçlarına ve barışın kıymetine dikkat çekmektedir. Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan hakkını kullanarak Kıbrıs Türklerini zulümden kurtarma ve adaya barışı getirme çabası, gazilerin ifadelerinde ortak bir gurur ve onur kaynağı olarak yer almaktadır. Bu değerli anıların gelecek nesillere aktarılması, tarihi bilincin ve milli değerlerin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. ... Devamını Oku