1. Genel Bakış ve Temel Temalar Bu doküman, Hasan Yiğit tarafından yayına hazırlanan ve Başlık Yayınları'ndan çıkan "Andersen Masalları 4" serisine ait "Uçan Bavul" adlı kitaptan alıntılanan iki masalı, "Uçan Bavul" ve "Kibritçi Kız"ı incelemektedir. Kaynak, Andersen'in hayatı hakkında kısa bir bilgi ve masalların ön sözlerini de içermektedir. İncelenen masallar, evrensel insani değerler, ahlaki dersler ve toplumsal eleştiriler etrafında şekillenmektedir. Ana Temalar: Sorumluluk ve Çalışkanlık : Tembellik ve savurganlığın yıkıcı sonuçları, çalışarak ve üreterek kazanmanın önemi. Dostluk ve Çıkar İlişkileri: Gerçek dostluk ile kişisel çıkar peşinde koşan bencil ilişkilerin ayrımı. Empati ve Toplumsal Duyarsızlık: Toplumun yoksulluk ve çaresizlik karşısındaki duyarsızlığı ile bireysel acıların derinliği. Gerçek Değerler ve Materyalizm: Maddi varlıkların geçiciliği ve manevi değerlerin kalıcılığı. Hayaller ve Gerçekler: Çaresizlik anlarında hayallere sığınma ve acımasız gerçeklik. 2. Önemli Fikirler ve Gerçekler 2.1. Yayınevi ve Kitap Bilgileri Kitabın Adı: Uçan Bavul (Andersen Masalları 4 Serisi) Yayına Hazırlayan: Hasan Yiğit Yayıncı: Hiperlink Eğitim İletişim Yay. Gıda. San. ve Tic. Ltd. Şti (Başlık Yayınları) Baskı Yılı ve Yeri: 1. Baskı: İstanbul, 2022 ISBN: 978-625-8228-46-5 (e-ISBN: 978-625-8228-47-2) Hasan Yiğit Hakkında: Denizli-Çivril doğumlu, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni. Çocuk Edebiyatı alanında üç yüzü aşkın kitap yazmıştır. Hans Christian Andersen Hakkında: 1805 yılında Danimarka'da doğdu. Babası hayal gücü gelişmiş bir ayakkabı tamircisiydi ve ona masallar anlatırdı. Andersen tiyatroda oyuncu, dansçı ve oyun yazarı olarak denemeler yaptıktan sonra eğitimini tamamladı. Asıl başarısını 1835-1872 yılları arasında yazdığı masallarla kazandı. Hugo, Dickens ve Wagner gibi isimlerle dostluk kurdu. "Yaşamım, güzel bir masal gibi geçti," demiştir. 1875 yılında vefat etmiş, sağlığında ülkesinde heykeli dikilmiştir. 2.2. "Uçan Bavul" Masalı İncelemesi Bu masal, tembellik, savurganlık ve bencilliğin sonuçlarını ele alan ahlaki bir hikayedir. Tembel Oğul ve Varlığının Kaybı: Masal, varlıklı babadan miras kalan paraları çalışmadan, düşüncesizce harcayan tembel bir oğlanın hikayesini anlatır. Ön sözde belirtildiği gibi: "Kitabımızın ilk masalı, Uçan Bavul masalında, varlıklı bir babanın tembel oğlundan söz ediliyor. Çalışmayı, üretmeyi sevmeyen tembel oğul, babası ölünce ondan kalan paraları işletip arttıracağına, hazırdan yemeye başlıyor. Bu yüzden de Hazıra dağlar dayanmaz, atasözünü doğruluyor." Masalda da bu durum "Ne demişler: Hazıra dağlar dayanmazmış…" ifadesiyle pekiştirilmiştir. Çıkar İlişkileri: Delikanlının çevresi, parası varken ona dost gibi görünen, ancak parası bitince ortadan kaybolan bencil ve çıkarcı insanlarla doludur. Delikanlı, parası bitip serseriler tarafından dövüldüğünde bu gerçeği idrak eder: "Çevremdekilerin beni soyup soğana çevirdiklerini geç anladım. Daha doğrusu bu gece anladım." Akıl Hocalığı ve Fırsat: Delikanlı, babasının eski kiracısı olan eskici bir adam tarafından hayata yeniden başlama fırsatı bulur. Eskici, ona "çok değerli" olduğunu söylediği bir bavul verir ve şu öğütlerde bulunur: "Sana çok değerli bir bavul vereceğim. Umarım bu bavulu doğru işlerde kullanır, iyi işler yaparsın. Seni çevrendeki bencil, çıkarcı insanlar bu duruma düşürdü. İnsanlar çalışmalı. Üretmeli. Bencillik etmemeli. Umarım yaşadıklarından ders alırsın. Bavulu kendi yararın sıra, toplumun yararına da kullanırsın…" Uçan Bavulun Özellikleri ve Yanlış Kullanımı: Bavulun "uçma" özelliği olduğu ortaya çıkar: "Bavulun içine girmiş. Yatıp uyumaya hazırlanırken bavul birden havalanmış. Bir uçak gibi hızla yol almaya başlamış." Delikanlı, bu bavulu kullanarak kendisini "tılsımlı ülke kralının oğlu" olarak tanıtarak bir prensesin ilgisini çeker: "Ben tılsımlı ülke kralının oğluyum. Gökyüzünde uçarken pencerenizden sizi gördüm. O kadar güzelsiniz ki, sizi yakından görmek ve tanışmak istedim.” Aldatma ve Yalanlar: Delikanlı, prensesin ailesini etkilemek için masallar anlatır ve havai fişek gösterileri yapar. Ancak bu süreçte gerçek karakteri ortaya çıkar. Ormanda, düğüne gelen insanlar için "Ahmaklar! Saf insanlar!" diye bağırarak kendi bencil ve çıkarcı niyetlerini açıkça dile getirir: "Yok, iyilik edecekmişim de; yok, yoksullara yardım edecekmişim de… Avucunuzu yalarsınız. Ben o kadar saf mıyım? Yiyip içip eğleneceğim, yan gelip keyfime bakacağım." Cezalandırma ve Dönüşüm: Delikanlının bencil ve yalancı doğası, bavulunun yanmasıyla sembolik olarak cezalandırılır. Bavul ve içindeki tüm eşyaları kül olur. Bu olay, delikanlının pişmanlık duymasına ve "Sersem kafam! Adam bana karşılıksız olarak değerli bir bavul verdi. Bencillik etme dedi. O, iyilik etmeyi düşünüyordu. Bense bencil herifin tekiyim. Yazıklar olsun bana!" diyerek hatalarını kabullenmesine yol açar. Masal, bireyin bencillikten uzaklaşarak toplumsal faydayı gözetmesi gerektiği mesajını vermektedir. 2.3. "Kibritçi Kız" Masalı İncelemesi Bu masal, yoksulluk, çaresizlik ve toplumsal duyarsızlığın acımasız gerçekliğini gözler önüne seren trajik bir hikayedir. Yılbaşı Gecesi ve Kontrast: Masal, yılbaşı gecesi herkesin eğlence ve sıcaklık içinde olduğu bir atmosferde, soğukta kibrit satmaya çalışan küçük bir kızın acı durumunu anlatır. "Yılbaşı kutlamasını evinde yapacak olanlar çamlarını süsleme, hindilerini pişirme derdindeymiş. Evlerde yediden yetmişe kim varsa tümünü de yeni yıla girme heyecanı sarmış." Bu tablo, kızın yaşadığı yoksunlukla keskin bir tezat oluşturur. Yoksulluk ve İstismar: Küçük kız, babası tarafından sokaklarda kibrit satmaya zorlanır. Satış yapamadığında babasının şiddetine maruz kalma korkusu yaşar: "Onları satamadan eve giderse babası çok kızar, belki de kendisini dövermiş. Acımasız baba, ara sıra kızını dövüyor, canını acıtı-yormuş." Bu durum, çocuk işçiliğinin ve aile içi şiddetin bir eleştirisidir. Toplumsal Duyarsızlık: Şehirdeki insanlar, yılbaşı telaşı içinde küçük kıza ve onun durumuna karşı tamamen duyarsızdırlar. Kimse ona yardım etmez, kibrit satın almaz. "Kimse kibrit almıyor, kibritçi durup bakmıyormuş." Caddede sadece kibritçi kız ve "başıboş sokak köpekleri" kalmıştır, bu da kızın yalnızlığını ve terk edilmişliğini vurgular. Hayallere Sığınma: Soğuğa ve açlığa dayanamayan kız, ısınmak için kibrit yakmaya başlar. Her yaktığı kibritle birlikte bir hayal dünyasına dalar: büyük bir masa dolusu yiyecek, rengarenk çiçeklerle dolu bir bahçe ve en önemlisi de çok sevdiği büyükannesi. "Büyükannenin gülümseyen yüzü bir süre gözlerinin önünden gitmemiş. Onun yanında olmayı çok istiyormuş, 'Büyükanneciğim, ne olur beni yanına al,' diye mırıldanmış." Trajik Son: Yılbaşı gecesi sona erdiğinde, küçük kız donmuş halde bulunur. Yüzündeki gülümseme, onun büyükannesinin kollarında, hayallerinin içinde huzur bulduğuna işaret eder. "Sabah olduğunda, küçük kızı, yattığın kuytu yerde donmuş olarak bulmuşlar. Küçük kızın yüzünde silinmeyen bir gülümseme varmış." Masal, toplumsal kayıtsızlığın ve yoksulluğun bireyler üzerindeki yıkıcı etkisini acı bir şekilde resmeder. Ön sözde sorulan "Çocuklar çalıştırılmalı mı?..." sorusuna masalın trajik sonuyla güçlü bir yanıt verilmektedir. 3. Özetleyici Çıkarımlar Bu iki masal, Andersen'in klasikleşmiş eserleri aracılığıyla okuyucuya derin ahlaki ve toplumsal mesajlar sunmaktadır. "Uçan Bavul", bireysel sorumluluk, çalışkanlık ve çıkar ilişkilerinden uzak durmanın önemini vurgularken, bencilliğin ve savurganlığın yıkıcı sonuçlarını gözler önüne serer. Delikanlının dönüşümü, hatalardan ders çıkarmanın ve doğru yolu bulmanın mümkün olduğunu gösterir. "Kibritçi Kız" ise toplumsal duyarsızlığın ve yoksulluğun en masum kurbanları olan çocuklar üzerindeki trajik etkilerini işler. Masal, empati ve yardımlaşma duygularının toplumsal önemini acı bir şekilde hatırlatır. Her iki masal da, yaşamın zorlukları karşısında doğru değerleri benimsemenin, başkalarına karşı duyarlı olmanın ve maddi zenginlikten öte manevi değerlere odaklanmanın önemini farklı yönleriyle ele almaktadır. ... Devamını Oku