Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Olgular: 1. KKTC Eğitim Sisteminin Sorunları ve Eleştirisi: Siyasetin Eğitime Etkisi ve Bilimsellikten Uzak Uygulamalar: Yazar, KKTC eğitim sistemindeki en temel sorunlardan birinin siyasetin eğitime müdahalesi ve bilimsel yaklaşımlardan uzaklaşılması olduğunu vurgular. "Yazılarımın temelinde eğitim biliminin siyaset kurumundan kurtarılması ve ekonomik üretim biçiminin dinamiklerine uygun bir eğitim sistemi yapılandırılması felsefesi yatmaktadır. Ne yazık ki söz k onusu yıllarda daha çok siyaset kurumunun bilimden uzak uygulamaları yürürlükte olmuştur." (Önsöz, s.13). Aktarma Eğitim Sistemleri ve Yerellik Eksikliği: KKTC eğitim sisteminin büyük ölçüde Türkiye Cumhuriyeti (TC) eğitim sistemlerinden transfer edilmiş olması eleştirilmektedir. Bu durum, yerel kültürün, coğrafyanın ve toplumsal ihtiyaçların göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Yazar, "Problemler, transfer edilen eğitim sistemlerinin eseridir" başlığı altında, kendi coğrafyamızın doğal kaynaklarının analiz edilip planlamanın bu sonuç üzerine yapılması gerektiğini belirtir (s.183-184). Özellikle yerel ders kitaplarının yazımının durdurulması bu bağlamda büyük bir kayıp olarak görülür. "Kendi toplumunun kültürünü, coğrafyasını, yemeğini, geçmişini, geleneklerini, şarkılarını, şiirlerini, yazarlarını, teknolojik özeliklerini, doğasının güzelliklerini, çevresini, iklimini, ağacını, hayvanlarını, kimliğini bilmeyen, kendi toplumunda kendi kendisine yabancılaşmış yeni nesiller." (s.152). Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Sosyal Sınıf Farklılıkları: Yazar, KKTC'deki eğitim sisteminin, kolej sınavları ve özel okullar aracılığıyla sosyal sınıf farklılıklarını derinleştirdiğini ve fakir öğrencilerin nitelikli eğitime erişimini engellediğini savunur. "Fakirlerin Eğitim Hakkı Yok" (s.58-59) ve "Garibanlar İçin Nitelikli(!) Eğitim Rüya" (s.149-150) gibi makalelerinde bu konuyu işler. Öğrenci Mehmet'in deneme sınavı ücreti nedeniyle sınava girememesi örneği, bu eşitsizliği çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. "Mehmet: 'Abi ben bu deneme sınavına giremem; çünkü bizden 25 TL istiyorlar. Köyden otobüs parasını ve yiyecek parasını da ekleyince 50 TL gerekiyor.' diyor." (s.58). Özel okulların yüksek ücretleri (örn. TED koleji anaokulu 8 bin 400 TL, ilkokul-ortaokul 10 bin 500 TL) bu durumu pekiştirmektedir (s.149). Öğretmenlik Mesleğinin Durumu ve Yönetim Sorunları: Öğretmenlik mesleğinin tanımlanmamış olması, atamalardaki sorunlar, hizmet içi eğitim yetersizlikleri ve öğretmenlerin mesleki saygınlığını düşüren uygulamalar eleştirilir. "KKTC’de öğretmenlik mesleğinin saygınlığı hiç de beklenen düzeyde değil. Öğretmenlik mesleğinin saygınlığını ortaya koyan ahlaki değerleridir." (s.165-166). Yazar, bürokrasinin eğitime olumsuz etkisine dikkat çeker. "Bürokratlık meslek değildir; geri kalmış ülkelerde kişilerin kendilerini önemli görmelerini sağlayan, sosyal bir statüden öteye geçmemiş bir olgudur." (s.243). Öğrenci Merkezli Eğitim ve Üst Düzey Düşünme Becerileri Eksikliği: Mevcut eğitim sisteminin ezberci yaklaşımlara dayandığı, öğrencilerin yaratıcılık, eleştirel düşünme ve problem çözme gibi üst düzey düşünme becerilerini geliştiremediği belirtilir. "Ders kitapları ve Üst Düzey Düşünme II" makalesinde, "Aksi takdirde öğrenci bilgileri ansiklopedik bir biçimde öğrenir, diğer bir ifade ile ezberler; ama düşünme yetisini geliştirmez." (s.34). Çocukların okulöncesi dönemden itibaren "fotokopi olgusu"na bağımlı hale getirildiği ve hayal güçlerinin engellendiği ifade edilir (s.140). Cinsel Eğitim Eksikliği ve Toplumsal Sorunlar: KKTC eğitim sisteminde cinsel eğitimin olmaması önemli bir eksiklik olarak vurgulanır. "Ülkemizde zorunlu eğitim döneminde cinsel eğitim yok. Çok büyük ve önemli bir eksiklik. Eğitim sistemimiz için 21. yüzyılda dahi tabu, yani yasak." (s.24). Bu durumun boşanma oranları ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi toplumsal sorunlara katkıda bulunduğu ima edilir. 2. Çağdaş Eğitim Paradigmaleri ve Çözüm Önerileri: Beyin Temelli Öğrenme (BTÖ): Yazar, davranışçı yaklaşımları eleştirerek, "Beyin Temelli Öğrenme"yi (BTÖ) bir çözüm umudu olarak sunar. BTÖ'de, "her sağlıklı insan beyninin birtakım olağanüstü belirleyici nitelikte donatıldığı... ve bitmez tükenmez bir yaratma kapasitesi olduğu belirtilmektedir" (s.17). Anlamlı öğrenme için beynin kurallarının kabul edilmesi ve öğretimin bu kurallarla örgütlenmesini içermektedir. Çoklu Zeka Kuramı (ÇZK): Howard Gardner'ın Çoklu Zeka Kuramı, geleneksel zeka anlayışına meydan okuyarak, insanların sözel ve sayısal zekanın yanı sıra müziksel, bedensel, sosyal, bireysel, görsel-uzamsal ve doğa zekaları olmak üzere sekiz tür zekaya sahip olduğunu ortaya koyar. Yazar, bu kuramın eğitimde fırsat eşitliği yaratılması ve öğrencilerin bireysel farklılıklarının desteklenmesi açısından önemini vurgular. "Sözel ve sayısal zekanın dışında diğer zekaları güçlü olan bireylere de fırsatlar yaratılacak bir restorasyona gidilmelidir." (s.26). Disiplinli Akıl: Howard Gardner'in "Gelecek İçin Beş Akıl" kavramından biri olan "Disiplinli Akıl", öğrencilere mutlak bilgi yerine, bilimsel, ekonomik veya tarihi yaklaşımlarla olayları anlama ve yorumlama becerisi kazandırmanın önemine değinir. Yazar, "günümüzde çoğu test disiplinsel düşünceden çok, mutlak bilgiye dayanır ve en yüksek not alan öğrenciler bile konu ile alakalı temel mantığı gerçekte anlayamaz." (s.38) diyerek mevcut sistemi eleştirir. Duyuşsal Davranışların Önemi: İlgi, tutum, sevgi, saygı gibi duyuşsal davranışların kişilik gelişimi ve toplumsal uyum için vazgeçilmez olduğu vurgulanır. Yazar, KKTC'de bu alanda büyük eksiklikler olduğunu, çevre kirliliği, hayvanlara kötü muamele, adam kayırmacılık gibi sorunların duyuşsal davranışlardaki geriliğin göstergesi olduğunu belirtir. "Duyuşsal davranışlarda, toplumsal olarak çok kötü durumdayız. Örneklerini hepimiz her gün görmekteyiz. Çevre kirliliği, ses kirliliği, hayvan ölülerinin yollardaki görüntüleri, ağaç kesme vakaları, ülkenin her tarafının çöp yığınları ile dolu olması..." (s.40). Aile Eğitimi: Okullardaki şiddet ve istenmeyen davranışlarla mücadelede aile eğitiminin şart olduğu belirtilir. "Ailede verilen eğitim ile okulda verilen eğitim birbirini desteklerse çocuk okulda başarılı olur." (s.117). Ailelerin çağdaş değerler ve davranış kalıpları konusunda bilinçlendirilmesi gerektiği savunulur. Eğitim Araştırmaları ve Uluslararası İşbirliği: Kıbrıs Eğitim Araştırmaları Birliği (KEAB) gibi kuruluşların, eğitim bilimindeki gelişmeleri takip etmek ve KKTC eğitim sistemine katkı sağlamak adına ulusal ve uluslararası kongreler düzenlemesinin önemi vurgulanır. Yazar, "KKTC daha çok golü bu yolla atar" (s.178) diyerek bilimsel çalışmaların ülkenin tanıtımına ve gelişimine katkısına işaret eder. 3. Toplumsal ve Kültürel Değerlendirmeler: Meslek Kavramının Evrimi ve KKTC Gerçeği: Yazar, meslek kavramının sosyolojik evrimini açıklayarak, günümüzdeki "profesyonel meslek" anlayışının gerekliliklerini ortaya koyar. "Profesyonel meslek ise öğrenilmesi için çok uzun zaman gerektiren, örgün anlamda eğitim alınması gereken ve belki de en önemlisi bir sertifika ve diploma gerektiren bir olgu olması ile sosyal uğraş, iş ve meslekten farklılaşmaktadır." (s.15). KKTC'de birçok mesleğin, özellikle de öğretmenliğin profesyonel anlamda tanımlanmadığı eleştirilir. "Ne yazık ki ülkemizde diğer pek çok meslekte olduğu gibi, benim mesleğim de tanımlanmamıştır." (s.16). Boş Zaman ve Kişilik Gelişimi: Boş zamanın ideolojik, politik ve ekonomik boyutlarına değinilir. Yazar, Kıbrıs Türk toplumunda boş zamanın planlanması ve çocukların kişilik gelişimine olumlu katkı sağlayacak aktivitelere yönlendirilmesi gerektiğini belirtir. "Yaz tatili boş zamanın planlanması için en uygun dönemdir. Üç aylık periyot planlanmamış, boş boş vakit geçirmeye ayrılmamalıdır." (s.21). Evrensel Kültür ve Kıbrıs Türk Kimliği: Kıbrıs Türk kültürünün hoşgörü karakteriyle evrensel kültürü benimsemeye yatkın olduğu savunulur. Eğitim sisteminin bu hoşgörü karakterini koruyarak evrensel değerleri yeni nesillere aktarması gerektiği vurgulanır. "Evrensel kültür; ekonomik olarak gelişmiş, siyaseten dünya düzeyinde etkin, sanat ve kültür alanında parlak örnekler ortaya koyan ülkelerin başka ülkeler tarafından da kabul gören değerlerinden oluşur." (s.55). Ancak eğitimdeki ayrıcalıkların bu birliği bozabileceği uyarısı yapılır. Güven Eksikliği: Yazar, KKTC toplumunda kurumlara (polis, eğitim sistemi, sağlık sistemi vb.) karşı genel bir güvensizlik olduğunu dile getirir. "İnsanımız polise güven duymadığı için özel güvenlik şirketlerinden emniyet satın alır, eğitim sistemine güven duymadığı için özel okula, Rum kesimine, özel derslere, dersanelere, etüdlere yönelir." (s.43). Tarih ve Müzelerin Rolü: Müzelerin toplumsal kimliğin oluşumundaki önemine değinilir. İsveç'teki Vasa Müzesi örneğiyle, tarihin somut objelerle sunulmasının eğitim açısından taşıdığı değer vurgulanır. "Toplumun bir tarihi olması, hele bu tarihi somut objelerle sunması her açıdan bir fırsattır. Müzelere genellikle bu açıdan bakarım." (s.200). KKTC'de ise bu alandaki eksiklikler ve mevcut tarihi yerlerin yeterince değerlendirilmediği ima edilir. Nüfus Yapısı ve Eğitimdeki Yansımaları: KKTC ilkokullarındaki demografik yapının (KKTC, TC ve üçüncü ülke vatandaşları) eğitim programları ve kazanımların belirlenmesinde sorunlar yarattığına dikkat çekilir. "Okullardaki demografik yapının kültürel yapıya bu kadar zıt olması, gelişmiş pek çok ülkede görülmez." (s.87). 4. Teknolojinin Eğitime Etkisi: Dijital Çocuklar ve Medyanın Rolü: Günümüz çocuklarının "dijital çocuklar" olarak tanımlandığı ve dijital uyarıcılarla dolu bir çevrede büyüdükleri belirtilir. Medya ve televizyonun çocukların ahlaki, sosyal ve değer yargılarının gelişiminde önemli bir rol oynadığına dikkat çekilir. "Onlar ahlaki, sosyal ve çeşitli değer yargılarını aileden değil, medya ve televizyon endüstrisinden alarak kişiliklerini geliştirmektedirler." (s.17). Televizyon ve Çocuk Eğitimi: Televizyonun çocuklar üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri tartışılır. Uzman görüşlerine göre, 2 yaş altı çocukların televizyon izlemesi yasaklanmalı, 2-5 yaş arasındakiler ise günde 1 saat ile sınırlanmalıdır. "ABD’deki araştırmalar 2 yaş altındaki çocuklarda, televizyon karşısında geçirilen her saatin dikkat gelişiminde % 10’luk bir risk oluşturduğunu göstermektedir." (s.101). İnternet ve Bilgi Paylaşımı: İnternetin bilgi toplumunun temel dinamiklerinden biri olduğu ve bilgi paylaşımının önemini vurgular. Bilginin üretilmesi, işlenmesi ve yeniden insanlığın hizmetine sunulması için internetin etkin kullanılması gerektiği belirtilir. "Günümüzde bilgilerin toplandığı en büyük banka ‘internet’tir." (s.236). 5. Eleştirel ve Toplumsal Sorumluluk Vurgusu: "Bana Ne'ci Cumhuriyet": Yazar, KKTC'de yaşanan sorunlara karşı toplumsal ilgisizliği ve bireylerin sorumluluktan kaçınmasını "Bana Ne'ci Cumhuriyet" kavramıyla eleştirir. Mustafa'nın dramı üzerinden çocuk hakları, insan onuruna yaraşır yaşam ve toplumsal değerlerin yozlaşması konularına dikkat çeker. "Yedi yaşındaki bir çocuğu koruyamayan cumhuriyet!" (s.123). Dayak ve Davranış Değiştirme: Dayak ve fiziksel cezaların çocuklarda istenmeyen davranışları ortadan kaldırmadığı, aksine daha zor problemler yarattığı bilimsel verilerle desteklenerek açıklanır. "Çalışmada dayak veya fiziksel cezanın başka formlarının, ilerde daha zor problemler yarattığı belirtilmektedir." (s.259). Yerine olumlu pekiştirme ve "artık yeter" (time-outs) stratejisinin kullanılması önerilir. Öğretmenlerin Rolü ve Sendikacılık: Öğretmenlerin sadece bilgi aktarıcı değil, aynı zamanda kültürün geliştirilmesi görevini de üstlenmesi gerektiği vurgulanır. Öğretmenlerin toplumsal sorunlara çözüm bulma ve yeni değer yargıları oluşturma mücadelesindeki öncü rolü sendikal protestolar bağlamında ele alınır. "Öğretmenler çağdaş insan olmanın en önemli özelliği olan, 'sorumluluk alma'nın en güzel örneğini de ders verircesine göstermiştir." (s.239). Sonuç: Kemal Akkan Batman'ın "Örtük Dersler - 1" kitabı, KKTC eğitim sistemi ve toplumsal yapısındaki mevcut sorunlara eleştirel bir bakış açısı sunarken, aynı zamanda çağdaş eğitim biliminin getirdiği çözüm önerilerine ve evrensel değerlere vurgu yapmaktadır. Yazar, eğitimde bilimselliğin, yerelliğin, fırsat eşitliğinin ve üst düzey düşünme becerilerinin önemini defaatle vurgulayarak, KKTC'nin geleceği için bir vizyon oluşturulması gerektiğini savunmaktadır. Kitap, eğitimciler, siyasetçiler ve veliler başta olmak üzere tüm toplumsal paydaşlara, mevcut durumu sorgulama ve daha iyi bir gelecek inşa etme sorumluluğunu hatırlatır niteliktedir. ... Devamını Oku