La Fontaine masalları
Yazar:La Fontaine, Jean de
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

Jean de La Fontaine Masalları: Ana Temalar ve Önemli Çıkarımlar Kaynak: "BOOK2023052409420000000005.pdf" - "La Fontaine Masalları" (Jean de La Fontaine; çevirmen Hasan Yiğit, Başlık Yayınları, 2023) 1. Eser ve Yazar Hakkında Temel Bilgiler Yazar Kimliği: Jean de La Fontaine, 1621'de Fransa'da doğmuş ve 1695'te Paris'te ölmüş bir yazardır. Çalışmaktan çok aylaklığı seven bir kişilik olarak tanımlanır. Edebi Kariyer: İlk şiir kitabı "Eunuque" (1654), Terentius'un bir güldürüsünün uyarlamasıdır. A sıl ününü, halk arasında sözlü olarak anlatılan masalları derleyerek ve yazarak kazanmıştır. İlk masal kitabı 1668'de yayımlanmıştır. Masallarının yanı sıra şiirler, oyunlar ve öyküler de yazmıştır. "Kontes" adlı öykü kitabında bencillik, duygusallık ve sevgi gibi temaları işlemiştir. Hümanizm ve Edebi Etki: La Fontaine'in şiirlerinde ve masallarında "insancıllık (hümanizm) açık olarak yer almıştır." Şiirlerinin 19. yüzyılın Saf Şiir ve Sembolist Şiir anlayışına yol gösterdiği öne sürülmüştür. Yaşam Tarzı: Yazar, ömrünün son otuz yılını soylulara sığınarak ve onların konaklarında geçirmiştir. Bu durum, yazım tarzını da etkileyerek "soyluların hoşlanacağı türde yazmaya" yönlendirmiştir. Yayın Bilgileri (Hasan Yiğit Çevirisi):Editör ve Çevirmen: Hasan Yiğit (Denizli-Çivril doğumlu, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, çocuk edebiyatı alanında üç yüzden fazla kitap yazmış). Yayıncı: Başlık Yayınları (Hiperlink Eğitim İletişim Yay. Gıda. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin tescilli markasıdır). Baskı Yılı: İstanbul, 2023 (1. Baskı). ISBN: 978-625-8228-76-2 Konular (Kataloglama): Çocuk hikayeleri, Masallar. 2. Masallardaki Ortak Temalar ve Felsefi Yaklaşımlar La Fontaine'in masalları, hayvanlar ve insanlar arasındaki ilişkiler üzerinden çeşitli ahlaki dersler ve toplumsal eleştiriler sunar. Birçok masalda, bilgi, tecrübe, bencillik, kurnazlık, saflık, kibir ve dayanışma gibi evrensel temalar işlenir. a. Bilgi ve Tecrübenin Önemi vs. Cehalet ve Kibir "Kırlangıcın Uyarısı": Yaşlı ve bilge kırlangıcın kenevir tohumlarının tehlikesine karşı gençleri uyarması, ancak gençlerin umursamazlığı ve kibri nedeniyle büyük bir felaketle karşılaşmaları işlenir. Genç kırlangıçlar, yaşlı kırlangıcın uyarılarını "söylev çekmek için eğlence saatini mi buldun?" veya "kısa kes de bir köşeye yerleş, gençleri izle!" gibi ifadelerle küçümsemişlerdir. Masal, La Fontaine'in dedesinden alıntı yaparak "Bizim kırlangıç kuşları, doğruları hemen kavrayamazlar... Doğru söyleyeni dokuz yuvadan kovarlar. Başlarına bir dert çıktığında da çoğu zaman iş işten geçmiştir. Bunun için de şöyle söylemiş eski kırlangıçlar: Bir musibet (yıkıcı, kötü durum), bin nasihatten (öğüt) yeğdir." diyerek tecrübeye kulak vermemenin sonuçlarını vurgular. "Fare ile İstiridye": Küçük farenin dünyayı tanıma merakı, büyüklerinin "Bir farenin dünyası, gözünün görebildiği yerdir. Onun dışına çıkan fareyi kapar ‘ham’ yaparlar" uyarılarına rağmen yola çıkmasını anlatır. Fare, yeni yerler ve yiyecekler keşfetme arzusuyla hareket eder ancak bilmediği bir istiridyeyi "yiyecek getiren gemiler" sanarak yaklaşır ve hayatını kaybeder. Bu masal, deneyim kazanmanın önemini vurgularken, bilinmeyene karşı tedbirli olmamanın da ölümcül sonuçlar doğurabileceğini gösterir. Fareciğin son düşüncesi "Bunca yol geldim, bunca deney kazandım... İlk kez gördüğüm bu gemilere bilgi edinmeden yanaşmamalıydım." olur. b. Kurnazlık ve Bencillik "Tilkiyle Teke": Tilkinin kuyuya düşen Teke'yi kurnazca kullanarak kuyudan çıkması ve Teke'yi zor durumda bırakması anlatılır. Tilki, Teke'ye "Sende sakal var ama hiç akıl yok. Tilkilerin kurnaz olduğunu duymuşsun. Ama inanmamışsın." diyerek kendi çıkarı için başkalarını kullanmaktan çekinmediğini gösterir. Bu masal, kurnazlığın bazen bencillikle birleşerek haksız kazanç sağladığını ve safiyetin kötüye kullanılabileceğini vurgular. "Yarasa ile Gelincik": Yarasaların iki farklı gelincikten kurnazlık yaparak canlarını kurtarmaları. Birinci gelinciğe "Ben fare değilim. Bir yarasayım. Benim kanatlarım var. Ben bir kuşum." diyerek, ikinci gelinciğe ise "Ben yarasa değil fareyim. Hiç kuşa benzemiyorum." diyerek kendisini farklı bir tür gibi göstermesi, hayatta kalmak için ne kadar akıllıca davrandıklarını ortaya koyar. c. Kibirlilik ve Sonuçları "Put Taşıyan Eşek": Eşeğin sırtında taşıdığı putlara gösterilen saygıyı kendisine yorması ve diğer eşekleri küçümsemesi anlatılır. Eşek, "Ben sıradan bir eşek değilim. Çok önemli bir eşeğim. İnsanlar bu yüzden ben önlerinden geçerken karşımda saygı duruşu yapıyorlar." diyerek kibrine yenik düşer. Bilge eşek, ona gerçeği "İnsanlar senin için saygı duruşuna geçmiyorlar. Sırtındaki put için yapıyorlar bunu." sözleriyle anlatır. Masal, bireylerin elde ettikleri statüyü kendi kişilikleriyle karıştırmanın ve kibirli davranmanın yanlışlığını gösterir. "İki Horoz": Horozların bir tavuk yüzünden sürekli kavga etmeleri ve kendilerini beğenmişlikleri, sonunda kazanan horozun kibrinin onu akbabanın avı yapmasıyla sonuçlanır. Yenilen horoz, "Böbürlenmek, şişinmek boş... Önemli olan dövüşmeden, savaşmadan konuşarak anlaşabilmekte. Barış içinde yaşayabilmekte" diyerek ders çıkarır. Bu masal, kibrin ve gösteriş merakının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini ve mütevazılığın önemini vurgular. "Karga ile Koyun": Kartala özenen karganın, kendisini bir kuzuyu kaldırabilecek kadar güçlü sanması ve denemesi sonucunda çobana yakalanarak özgürlüğünü kaybetmesi anlatılır. Karga, "Benim de pençelerim var. Benim de güçlü kanatlarım var. Bir kuzu da ben kapıp gitsem, bir hafta yiyecek aramaktan kurtulurum. Ama ben kartal değilim. Onun gibi bir kuzuyu kaldırabilir miyim?" diye düşünse de kibrine yenik düşer. Bu masal, kişinin kendi sınırlarını bilmemesi ve başkalarını taklit etmeye kalkışmasının olumsuz sonuçlarını işler. "Kaplumbağa ile İki Ördek": Uçamayan ve yavaş yürüyen kaplumbağanın "sırtındaki ağır tekne" nedeniyle kendini beğenmemesi ve uçma isteği vurgulanır. Kaplumbağa, ördeklerin yardımıyla uçmayı başarır ancak kendisini gösteriş yapmak için "konuşurken ağzıyla ısırdığı değneği bırakıyormuş" ve düşer. Masal, bireyin kendi özelliklerini beğenmemesi ve yapamadığı şeylere özenmesinin, felaketle sonuçlanabileceğini gösterir. Ancak düşüş sonrası kaplumbağa, "İyi ki teknem var. Onu beğenmiyordum ama şimdi çok seviyor ve beğeniyorum. Çok mutluyum. Yaşamak güzel şey be kardeşlerim" diyerek kendini kabullenmenin ve elindekinin değerini bilmenin önemini vurgular. d. Fedakarlık, Yardımseverlik ve Dayanışma "Güvercin ile Karınca": Güvercinin dereye düşen karıncayı kurtarması ve daha sonra karıncanın avcıdan güvercini kurtarması, karşılıklı yardımlaşmanın ve dayanışmanın güzelliğini gösterir. Karınca, "Yardımlaşma, dayanışma ne güzel!" diyerek masalın ana mesajını özetler. "Akbabalar ile Güvercinler": Akbabaların kendi aralarındaki şiddetli kavgasına diğer kuşların karışmaması ancak barışçı güvercinlerin araya girerek kavgayı durdurması anlatılır. Bu durum, güvercinlerin "Barışın Kuşları" olarak anılmasının nedenini açıklar. Masal, barışçıllığın ve arabuluculuğun önemine vurgu yapar. e. Kader ve Yaşamın Gerçekleri "Besili Horozla Şahin": Aşçının horozu besleyerek kesime hazırlaması ve horozun bu durumu fark ederek kaçmaya çalışması. Çiftlik sahibinin kurnaz planıyla horozun yakalanması ve akbabanın avı olması, yaşamın acımasız gerçekliğini ve bazen kaçınılmaz sonları temsil eder. Horozun annesinden aldığı öğüt, "aşçı bir horozu özel olarak bol yemle beslemeye başlarsa bunun sonu kötüdür" ifadesiyle, tehlikeyi önceden sezmenin önemini vurgular. "Domuz, Keçi ve Koyun": Çiftçinin hayvanları kasaba götürürken onlara "eğlenceye gidiyoruz" yalanını söylemesi ve sadece Domuz'un gerçeği fark etmesi işlenir. Keçi ve Koyun'un çiftçiye inanıp yağ çekmeleri, Domuz'un ise "Saçmalıyorsunuz! Efendim elbette bizi iyi besleyecek. Neden? Bizi sevdiğinden mi? Hayır! Kendisini ve cebini sevdiğinden." diyerek gerçeği dile getirmesi, insanların (ve hayvanların) kandırılmaya ne kadar meyilli olduğunu gösterir. Domuzun "Son pişmanlık fayda etmez" atasözüyle karşılaşması, bazı gerçeklerin acımasızlığını ve cahilliğin bedelini öderken çok geç olabileceğini vurgular. f. Eleştirel Düşünme ve Kendi Kararlarını Verme "Baba, Oğul ve Eşek": Baba ve oğulun, eşekle çıktıkları yolculukta karşılaştıkları insanların eleştirileri üzerine sürekli davranışlarını değiştirmeleri ve sonunda eşeği sırıkla taşımaya kalkışmaları. Masalın sonunda yaşlı adamın babaya "Bir daha başkalarının aklıyla hareket etme. Başkalarını dinle ama sonunda kendi kararını kendi aklınla ver" öğüdü, başkalarının düşüncelerine aşırı bağımlı olmanın ve kendi muhakemesini kullanmamanın olumsuz sonuçlarını gösterir. Baba, "Tıpta gelişmeler oluyor. Yeni gelişmeler böyle diyor." fıkrasını anlatarak da değişen görüşlerin ve eski bilgilerin güncellenmesinin önemine değinir. "Ayakkabı Tamircisi ile Zengin Komşu": Yoksul ama mutlu ayakkabı tamircisi ile zengin ama mutsuz komşunun hikayesi, paranın mutluluğu satın alamayacağını gösterir. Tamircinin, zengin komşusundan aldığı yüz altının kendisine huzursuzluk getirmesi ve "Bu paralar bende kalırsa çok şey satın alabilirim ama dostlarımı, uykumu, mutluluğumu yitiririm." diyerek parayı iade etmesi, mutluluğun maddi varlıktan ziyade iç huzur ve dostluklarda yattığını vurgular. 3. Bilim ve Bilginin Evrimi "Ay'da Bir Hayvan": Bu masal, La Fontaine masallarının geleneksel yapısından farklı olarak, bilimsel keşiflerin insan algısını nasıl değiştirdiğini ve cehaletin nasıl korku yarattığını işler. Eski çağlardaki insanların Dünya'nın düz olduğu, Güneş, Ay ve yıldızların Dünya'ya bağlı olduğu gibi yanlış inançları ele alınır. Bilimsel Gelişmeler: Takiyyüddin Efendi'nin ve Galileo Galilei'nin gözlemleri ve keşifleri, Dünya'nın yuvarlak olduğunu ve hareket ettiğini kanıtlar. Takiyyüddin Efendi'nin "Dünya'nın... Tam top gibi yusyuvarlak olmadığını, kuzeyden ve güneyden basık olduğunu, Kuzey Kutbu ile Güney Kutbu'nun dik bir çizgi ekseninde değil, 23.5 derece eğik durduğunu saptaması", mevsimlerin oluşumunu açıklayan önemli bir buluştur. Galileo'nun teleskopla yaptığı gözlemler de bu gerçekleri destekler. Kilisenin Direnişi: Katolik Kilisesi'nin bu bilimsel gerçeklere karşı çıkması, bilginleri yargılaması ve cezalandırması (Giordano Bruno'nun yakılması, Galileo'nun hapse atılması gibi) "Engizisyon mahkemesinin insanlık ve bilime düşman olduğu, insanların özgür düşünmesini engellediği" gerçeğini ortaya koyar. Galileo'nun "Ben, dönmüyor dedim diye dünya dönmekten vazgeçmez" sözü, bilimsel gerçeğin bireylerin inançlarından veya baskılardan bağımsız olduğunu vurgular. Yanlış Anlamanın Sonucu: İngiliz bilginlerin teleskopta Ay'da gördükleri dev canavarı bir "fındık faresi"nin mercekler arasına sıkışmasıyla yanlış anlamaları, cehaletin ve önyargıların nasıl büyük korkulara yol açabileceğini gösterir. "Demek ki mercekler arasındaki minicik farenin görüntüsü Ay’ın üstüne vuruyormuş. Bu da bizi yanıltmış, Ay’da canavar var diye düşündürmüş ve bizi yanıltmış.. Yani biz yanılmışız." ifadesi, doğru bilginin korkuyu nasıl ortadan kaldırdığını belirtir. 4. Dil ve Anlatım Özellikleri Eğitimsel Yaklaşım: Hasan Yiğit'in çevirisi, çocuk edebiyatına yönelik bir yaklaşımla, masalların başlangıcında anlatılacak hayvanlar veya kavramlar hakkında açıklayıcı bilgiler sunar (örn. "Put ne demek?", "Kırlangıç gördünüz mü hiç?"). Bu durum, okuyucunun konuya daha kolay adapte olmasını sağlar. Tekerlemeler ve Şarkılar: Masallara tekerlemeler, bilmeceler ve şarkı sözleri eklenerek metin zenginleştirilmiştir. Örneğin, "İki Horoz" masalında Denizli horozu türküleri, "Fare ile İstiridye" masalında "Bir aslan miyav dedi" şarkısı ve "Öküzler ve Geyik" masalında Pir Sultan Abdal'ın öküzler için yazdığı türküye yer verilmiştir. Bu unsurlar, masalların kültürel ve eğitsel değerini artırır. Yazarın Ek Bilgileri: Çevirmen Hasan Yiğit, La Fontaine'in hayatı ve diğer eserleri hakkında da bilgi sunarak okuyucuların yazar hakkında genel bir fikir edinmesini sağlamıştır. Samed Behrengi gibi başka yazarların eserlerine yapılan atıflar (örn. "Küçük Kara Balık" ve "Keloğlan Güvercinci"), metne edebi bir derinlik katmaktadır. Sonuç La Fontaine'in masalları, yüzyıllardır aktarılan ahlaki dersleri ve evrensel temaları güncel ve anlaşılır bir dille sunmaktadır. Hasan Yiğit'in çevirisi, didaktik unsurları ve eğitici ek bilgileriyle özellikle genç okuyucular için zengin bir okuma deneyimi sunar. Masallar, kişisel gelişimin, sosyal ilişkilerin ve bilimsel düşüncenin önemini hayvanlar aracılığıyla aktararak, okuyuculara hem eğlence hem de düşünsel zenginlik sağlamaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!