1. Giriş ve Temel Argüman Esengül Danışan'ın "Kentsel Dönüşüm Projelerinde Konut Hakları" adlı eseri, Türkiye'deki kentleşme tarihi, özellikle de "gecekondu" yerleşimleri ve konut politikalarının evrimi üzerine kapsamlı bir inceleme sunmaktadır. Kitap, farklı dönemlerdeki ekonomik politikaların ve bu politikaların "gecekondu" dönüşüm süreçleri üzerindeki etkilerini mercek altına almaktadır. Yazarın temel hipotezi, "yap-satçı" modelinin uygulandığı "gecekondu" dönüşümlerinde, geliştirme hakların ın "yap-satçı" ile "gecekondu" sahibi arasında paylaşıldığı; ancak devletin kent alanına müdahalesiyle birlikte TOKİ (Konut Geliştirme İdaresi)'nin bu dönüşümlerde önemli bir rol oynamaya başladığı ve kentsel arazi rantının TOKİ, belediye ve büyük inşaat firmalarına aktarıldığıdır. Bu aktarımlarda, konutun sadece mübadele değeri dikkate alınırken, kullanım değeri göz ardı edilmektedir. Bu durum, özellikle TOKİ aracılığıyla yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde "gecekondu" sakinlerinin konut haklarının ihlal edildiği sonucunu doğurmaktadır. 2. Tarihsel Bağlam ve "Gecekondu" Kavramı Türkiye'nin kentleşme tarihinde "gecekondu" yerleşimleri ve konut politikaları her zaman tartışmalı konular olmuştur. "Gecekondu", yasal olmayan yollarla kamu veya özel arazi üzerine inşa edilmiş, düşük standartlı ve mülkiyet güvencesinden yoksun konutları ifade etmektedir. Yazar, çalışmasında "gecekondu" kelimesini, benzer literatür kullanımlarından (squatter, slum gibi) Türkiye'ye özgü olması nedeniyle bilerek tercih etmiştir. Şengül (2009)'un sınıflandırmasına göre Türkiye'nin ekonomik sistemi ve kentleşme tarihi üç ana döneme ayrılmıştır: 1930-1950: "Ulus-devletin kentleşmesi" dönemi. Bu dönemde devletin amacı ulusal birlik ve kimlik oluşturmaktı. Konut politikalarında devlet kontrolü ön plandaydı ancak artan konut talebini karşılayamadığı için "gecekondu" oluşumları başladı. 1950-1980: "Emeğin kentleşmesi" ve "ithal ikamesine dayalı sanayileşme" dönemi. Kırsaldan kente yoğun göç yaşanmasına rağmen devletin konut sektörüne yatırımı minimal düzeyde kaldı. "Yap-satçı" olarak bilinen küçük ölçekli inşaatçılar konut sektörünün ana aktörleriydi. Bu dönemde "gecekondu"lar, "yap-satçı"ların iyileştirme planlarına bağlı olarak dönüştürüldü ve "gecekondu" sahiplerine yeni binalarda önemli bir pay verildi. 1980 sonrası: "Sermayenin kentleşmesi" ve "ihracata dayalı büyüme modeli" dönemi. Sanayi yatırımlarının önemi azaldı ve devlet ile özel sektör, sermayenin ikinci devresine yöneldi. Düşük ve orta gelir gruplarına konut sağlamak amacıyla TOKİ (Konut Geliştirme İdaresi) kuruldu. 2000'li yıllarda TOKİ'ye geniş yetkiler verilerek devlet, büyük kentsel dönüşüm projelerinde (KDP) aktif rol oynamaya başladı. Bu dönemde, "gecekondu" dönüşümünde "yap-satçı"ların etkisi azaldı ve kentsel arazi rantı TOKİ, yerel yönetimler ve büyük inşaat firmalarına kaydırıldı. 3. Kuramsal Çerçeve: Kullanım Değeri, Mübadele Değeri ve Rant Kitap, kuramsal çerçevesini "kullanım değeri", "mübadele değeri", "emek değeri teorisi" ve "arazi rantı" arasındaki ilişkilere dayandırmaktadır. Kullanım Değeri ve Mübadele Değeri: Smith (1776) değerin iki anlamı olduğunu belirtir: kullanım değeri (fayda) ve mübadele değeri (diğer malları satın alma gücü). Marx (1970) ise kullanım değerinin tüketim sürecinde ortaya çıktığını ve her birey için farklı olabileceğini, emtianın hem kullanım hem de mübadele değerine sahip olduğunu ifade eder. Arazi ve İyileştirmelerin Kullanım ve Mübadele Değeri: Harvey (1973), arazi ve iyileştirmelerin sıradan emtialar olmadığını, ancak kullanım ve mübadele değerlerinin özel koşullara sahip olduğunu vurgular. Arazinin sabit konumu, sürekli kullanımı ve çeşitli kullanım alanları bu özelliği belirler. Konut Pazarında Farklı Aktörlerin Bakış Açısından Kullanım ve Mübadele Değeri:Konut Sakinleri (Ev Sahipleri ve Kiracılar): Temel güdüleri kullanım değeridir. Mübadele değeri sermaye olarak görülür. Kiracılar için sadece kullanım değeri söz konusuyken, mübadele değeri toprak sahiplerine gider. Ev Sahipleri/Mal Sahipleri: Hedefleri mübadele değeridir. Gelir elde etmek veya ipotek finansmanı olarak kullanmak gibi stratejileri vardır. Emlak Komisyoncuları: Mübadele değeri elde etmeyi amaçlarlar. Komisyon alarak kar sağlarlar ve kullanım değerine katkıda bulunmazlar. Geliştiriciler/İnşaatçılar: Başkaları için yeni kullanım değeri yaratırken kendileri için mübadele değeri yaratmayı hedeflerler. Finans Kurumları: Konut piyasasında önemli bir rol oynarlar. Kullanım değeri yaratma fırsatlarını finanse ederek mübadele değeri elde ederler. Devlet Kurumları: Tüketiciler kullanım değerine ulaşamadığında, sosyal konut gibi doğrudan veya vergi muafiyetleri gibi dolaylı müdahalelerle konut piyasasına girerler. Rant ve Kent Arazisinin Kullanıma Ayrılması: Marx'a göre, kapitalist üretim biçiminde üç tür rant vardır: Monopol Rantı: Satın alanın ödeme isteği ve kabiliyetiyle belirlenen tekel fiyatından kaynaklanır. Özellikle yoğun nüfuslu kent alanlarında konut ve arazi rantını açıklar. Diferansiyel Rant: Arazinin verimliliğindeki veya göreceli konumundaki farklılıklardan doğan ranttır. Marx, bu rantın kent arazisi için de geçerli olduğunu belirtir. Mutlak Rant: Marx tarafından geliştirilen bu rant biçimi, özel mülkiyet kurumunun varlığından kaynaklanır ve üretim maliyetlerine dahil edilir. Yazar, kent dönüşümü süreçlerinin, özellikle "gecekondu"ların değerinin artması gibi uygun koşullar oluşana kadar ertelenmesi nedeniyle mutlak rantın önemine dikkat çekmektedir. 4. Konut Politikası ve Sosyal Konut Sorunu Konut, temel bir insan hakkı olarak hükümetler için her zaman önemli bir sorun olmuştur. Bu bölümde, Avrupa ve Türkiye'deki sosyal konut politikalarına genel bir bakış sunulmaktadır. Farklı Konut Kaygıları:Mülkiyet Biçimleri: Hanehalkı ile konut arasındaki yasal ilişkiyi ifade eder. Avrupa'da özel kiracılık, sosyal kiracılık, ev sahipliği ve gecekondu gibi çeşitli mülkiyet biçimleri mevcuttur. Konut Stoğu, Talep ve Arz: Mevcut konut stoğunun kalitesi, miktarı, kullanımı ve verimliliği farklı politikalar gerektirir. Konut talebi nüfus büyüklüğü, konut finansmanı ve hükümetin tutumuyla ilişkilidir. Konut arzı ise yeni konut inşası, mevcut konutların yeniden geliştirilmesi gibi farklı yönlere odaklanır. Konut Üretim Biçimi: Farklı sosyo-ekonomik yönlere bağlı olarak konut arzında farklı aktörler yaratır. Örneğin, ithal ikamesi döneminde küçük ölçekli üretim varken, serbest piyasa ekonomisinde büyük ölçekli ve yüksek teknolojili üretim öne çıkar. Konut Finansmanı: Her ülkenin kendine özgü sosyo-ekonomik koşullarına ve siyasi rejimlerine bağlı olarak farklı konut finansman sistemleri bulunur. Sosyal Konut Politikasındaki Sorunlar: Hükümetler, konut politikalarıyla konutu daha uygun fiyatlı, erişilebilir ve kaliteli hale getirmeye çalışırlar. Uygun Fiyat: Yerel ihtiyaç ve önceliklerle uyumlu, daha yüksek kalite, tasarım ve verimlilik standartlarına sahip konut sağlamayı hedefler. Erişilebilirlik: İnsanların yaşamak istedikleri yerlerde konut sunma kapasitesiyle ilgilidir. Kalite: Kent yoksullarının kaliteli konuta erişememesi sorununa çözüm bulmayı hedefler. Marksist Konut Sorunu ve Konut Politikası Eleştirileri: Engels (1992), konut sorununu, "büyük kentlere ani nüfus akışının bir sonucu olarak işçilerin kötü konut koşullarının özel bir yoğunlaşması" olarak eleştirir. Burjuvazi, konut sorununu, işçi mahallelerinin salgın hastalıkların üreme alanı olması gibi nedenlerle "hayırseverlikten değil, hastalıklardan korunmak amacıyla" çözmeye çalışır. Engels, işçilerin ev sahibi yapılmasının, onları kapitalist sisteme bağlayarak direniş güçlerini kırdığını savunur. Avrupa'da Sosyal Konut Sektörüne Genel Bakış: Avrupa'da sosyal konut tanımı ve kapsamı ülkeden ülkeye değişir. Hollanda (%35) gibi ülkelerde yüksek bir orana sahipken, Macaristan (%4) gibi ülkelerde düşüktür. Kira belirleme yöntemleri, hedef gruplar ve finansman kaynakları da farklılık gösterir. Birleşik Krallık: 19. yüzyılda devlet müdahalesi minimal düzeydeyken, 1919 sonrası konut politikası yeniden yapılanma ve konsey konutlarına odaklandı. 1970'lerden sonra Muhafazakar hükümet, konsey konutlarını desteklemekten vazgeçerek ev sahipliğini teşvik etti ve "satın alma hakkı" gibi politikalar uyguladı. Hollanda: Konut piyasasına sosyal konut hakimdir. Konut stoğunun yaklaşık %35'i konut derneklerine aittir ve bunlar ticari bazda çalışarak uygun konut bulamayanlara hizmet verirler. 5. "Yap-satçı" Konut Sağlama Modeli 1950-1980 döneminde, "ithal ikamesine dayalı sanayileşme" ile birlikte kırsaldan kente kitlesel göç yaşandı. Bu dönemde, sermaye birikiminin düşük olması ve konut sektörünün büyük sermaye için karlı olmaması nedeniyle, "yap-satçı" olarak bilinen küçük ölçekli inşaatçılar konut sektörünün ana aktörü haline geldi. "Yap-satçı" Modelinin Tarihsel Arka Planı: "Yap-satçı" modeli, sermaye yetersizliği koşullarında ortaya çıktı. "Yap-satçı", arsa temininden planlamaya, pazarlamadan inşaata kadar tüm süreçleri üstlenen küçük bir girişimcidir. Bir "yap-satçı"nın ifadesiyle: "Yap-satçı, kendi poliçesini kendi kesen, kendi bloğunu yapan ve bu blokları istediği kişiye satma özgürlüğüne sahip olandır." (YS1) "Yap-satçı" Modelinin Özellikleri:Küçük Ölçekli Girişimcilik: Genellikle az sermayeye sahip küçük inşaatçılardır. Usta Başı Odaklı İnşaat: İnşaat süreçlerinin çoğunu usta başı yürütür; mimar/mühendis sorumluluğu genellikle kağıt üzerindedir. Arazi Temini ve Takas: "Yap-satçı"lar genellikle arazinin sahibi değildir; arsa sahipleriyle anlaşarak (arsa karşılığı daire verme gibi) inşaat yaparlar. "Yap-satçı" YS2, "Yap-satçı, arazi bazında daire ile anlaşan kişidir. İnşaat bittikten sonra uygulama gelir paylaşım modeline dayanır." diye belirtir. Minimum Başlangıç Sermayesi: Enflasyonist ortamda çalıştıkları için, evleri erken satarak sermaye ihtiyacını minimize etmeye çalışırlar. Kiralık Konut Üretimi: Arsa sahiplerinin birden fazla daire alması ve bir kısmını kiraya vermesi nedeniyle kiralık konut üretimi yaygındır. Teknolojik Geri Kalmışlık: Genellikle ileri teknoloji uygulamalarına kapalıdır ve yavaş ilerler. Kalıcı Konut Kalitesizliği: "Yap-satçı" modelinde konut kalitesi genellikle düşük kalır çünkü tasarım süreci kullanıcı ihtiyaçlarından ziyade mübadele değerini artırmaya odaklıdır. Bir "yap-satçı" YS1, "Biz sadece apartmanlar inşa ederiz, bunlar toplu konut ya da site değildir. Bu bloklar bu yerlerin görünümünü değiştirmez. Bloklarımız fiziksel yaşam kalitesini değiştiremez, çünkü gecekondu yetersiz kapasiteye ve kötü kaliteye sahiptir. Apartmanlarımız gecekondu'dan daha iyidir. Ancak bu apartmanlar yaşam standartlarını yükseltemez. Yani, yerleşimcilerin profili değişemez. Projelerimiz bittikten sonra, gecekondu yerleşimcileri burada yaşamaya devam eder." ifadelerini kullanır. "Yap-satçı" Modelinin Sorunları:"Yap-satçı" uygulamaları, tüm aileleri ev sahibi yapma hedefine ulaşamadı. Konut piyasasını orta ve yüksek gelir grupları için merkez bölgelerde yoğunlaştırdı. Apartman bloklarının üretimi arazi rantını artırdı ve arazi maliyetinin toplam konut maliyeti içindeki payını yükseltti. 2000'li yıllardan sonra, TOKİ'nin kentsel dönüşüm projeleriyle "yap-satçı"ların "gecekondu" dönüşümündeki payı dramatik bir şekilde azaldı. Görüşülen bir "gecekondu" sakini, "TOKİ projeleri hakkında hiçbir bilgi vermiyor. Ne isterse onu yapıyor. Eğer bu alanda bir gecekondu'nuz varsa, sadece TOKİ'nin size verdiğini alırsınız. Üstelik payınıza itiraz edemezsiniz." diye belirtir. 6. TOKİ (Konut Geliştirme İdaresi) ve Devletin Kent Alanına Müdahale Aracı Olarak Rolü 1980 sonrası "sermayenin kentleşmesi" döneminde, devlet ve büyük sermaye inşaat sektöründe aktif rol oynamaya başladı. Düşük ve orta gelir gruplarına konut sağlamak amacıyla TOKİ kuruldu. TOKİ'nin Tarihsel Arka Planı: 1980 sonrası dönemde devletin düzenleyici ve müdahaleci rolü arttı ve TOKİ bu rollerin aracı oldu. Özellikle 2000'li yıllar sonrası, yasal ve kurumsal değişikliklerle TOKİ, kentsel dönüşüm projelerinde (KDP) tek yetkili kurum haline geldi. TOKİ Üzerindeki Yasal Düzenlemeler: 2000'li yıllardan sonra yapılan yasal düzenlemelerle TOKİ, "gecekondu" yerleşimlerini KDP alanı ilan ederek bu bölgelerdeki yetkilerini genişletti. Bu düzenlemeler, TOKİ'yi inşaat sektöründe, özellikle de "gecekondu" dönüşümünde "yap-satçı"dan çok daha güçlü hale getirdi. Bu yetkiler arasında: Sayıştay denetiminden muafiyet Geniş bütçe imkanları Piyasada haksız rekabet avantajı İpotekli gayrimenkul kredisi alma ve menkul kıymet ihraç etme yetkisi (borcunu ödeyemeyenlerin evlerine el koyup satma yetkisi) "Gecekondu" alanlarının dönüşümü için proje geliştirme, inşaat ve finansman çalışmaları yürütme yetkisi Kamulaştırma yetkisi yer almaktadır. TOKİ'nin Farklı Politikaları:Düşük ve Orta Gelir Grupları için TOKİ Arazilerinde Konut Üretimi: TOKİ, düşük ve orta gelirli ailelere ipotekli, uzun vadeli ve düşük getirili kredilerle konut sağlar. Ancak bu konutlar tamamlanana kadar mülkiyet hakları TOKİ'de kalır ve geri ödemeler kamu sektörü ücret artışlarına endekslenir. Arazi Geliştirme: TOKİ, arazi temininden imar planı yapımına kadar geniş yetkilere sahiptir ve kamulaştırma yapabilir. "Gecekondu" Alanlarının Dönüşümü: TOKİ, yerel yönetimlerle iş birliği yaparak "gecekondu" bölgelerini dönüştürür. İki ana strateji vardır: "gecekondu" sakinlerini başka TOKİ konutlarına taşımak veya aynı alanda konut inşa etmek. Her iki durumda da, boşaltılan arazilerdeki rant TOKİ ve belediyeye aktarılır. Gelir Paylaşım Modeli: Kamu Özel Ortaklığı (PPP) modeliyle, kamu arazileri üzerine lüks konut projeleri geliştirilerek elde edilen gelir, sosyal konut projelerini finanse etmek için kullanılır. Tarım Üretici-Köyleri Projesi: Kırsaldan kente göçü önlemek amacıyla, kırsal yerleşimlerde modern ve yaşanabilir konutlar ve tesisler inşa etmeyi hedefler. Bireylere, Kooperatiflere ve Belediyelere Kredi Desteği: TOKİ, konut kooperatiflerine, belediyelere, bireylere ve şehit ailelerine uzun vadeli krediler sağlar. Afet Bölgelerinde Konut Üretimi: Doğal afetlerden etkilenen bölgelerde konut ve sosyal tesisler inşa eder. Lüks Konut Üretimi: Sosyal konut projeleri için kaynak yaratmak amacıyla lüks konut üretimi yapar. Uluslararası Deneyim: Pakistan depremi sonrası Muzafferabad'ın yeniden inşasında olduğu gibi yurtdışında da konut projeleri yürütür. 7. Aktaş Mahallesi, Altındağ Vakası Bu bölüm, Altındağ, Aktaş Mahallesi'ndeki kentsel dönüşüm projesini (KDP) detaylı bir vaka çalışmasıyla incelemektedir. Araştırma, Eylül 2011 ile Mayıs 2012 tarihleri arasında yapılan derinlemesine mülakatlara, katılımcı gözlemlere ve fotoğraf kayıtlarına dayanmaktadır. "Gecekondu" Yerleşimlerinin Tarihsel Bağlamı: Ankara'nın 1923'te başkent ilan edilmesiyle birlikte hızlı kentleşme ve nüfus artışı yaşandı. Kırsaldan kente göçler, Ulus çevresinde "gecekondu" yerleşimlerinin oluşmasına neden oldu. Aktaş Mahallesi de 1950'lerden itibaren Altındağ'ın çeperlerinde gelişen bu "gecekondu" yerleşimlerinden biridir. Sosy-Ekonomik Koşullar ve Mekânsal Analiz:Aktaş Mahallesi'nin "gecekondu" kısmı ile TOKİ sosyal konutları arasında belirgin bir ayrım vardır. Bu ayrım, kent hizmetlerinin ve sosyal etkileşimin de önüne geçmektedir. Bir mülakatçı, "Gecekondu'muz ile Bentderesi Caddesi'ni birbirine bağlayan bu yolu TOKİ evlerinin bariyerleri yüzünden kullanamıyoruz." (K11) diye belirtir. "Gecekondu" bölgesinde eğitim seviyesi düşüktür ve nüfusun çoğunluğu iş gücüne dahil değildir. İşsizlik oranı yüksektir. "Gecekondu" sakinlerinin çoğu düzensiz ve kayıt dışı işlerde çalışmaktadır. Aktaş Mahallesi'nde yoksulluk belirgin bir sorundur ve bu durum, TOKİ sosyal konutlarında yaşayan, ancak KDP öncesinde "gecekondu"da yaşayanlar için de geçerlidir. Bir mülakatçı, "Çinçin'in kira fiyatı Etlik'inkiyle yarışıyor." (E4) diye belirtir. Bölgenin coğrafi yapısı (topoğrafik olarak uygun olmayan alanlar, heyelan riski) sorunları daha da artırmaktadır. KDP'ler, bölgedeki soylulaşmayı (gentrification) hızlandırmaktadır. Eski sakinler, kentin merkezine yakın bu değerli araziden uzaklaştırılmakta, yerlerine doktor, öğretmen gibi daha yüksek gelir grupları gelmektedir. Proje Uygulama Prensipleri:Aktaş Mahallesi KDP'sinde, arazilerin çoğu Altındağ Belediyesi'ne aitti. KDP sonrasında Altındağ Belediyesi ve TOKİ, projenin uygulayıcıları olarak hak sahibi oldu. Projenin amacı, bölgeyi "görsel kirlilikten arındırmak, plansız alanları temizlemek ve yaşam kalitesini artırmak" olarak ifade edilmiştir. Ancak "gecekondu" sahipleri proje hakkında bilgilendirilmemiş ve süreçten dışlanmıştır. Yaklaşık 380 "gecekondu" yıkılmış, yerine 1280 konut, bir pazar ve bir cami inşa edilmiştir. Bu konutların sadece 322'si "gecekondu" sakinlerine verilmiş, geri kalanı (yaklaşık %74'ü) TOKİ ve belediye tarafından satılmıştır. Konut maliyetleri 77 bin TL ile 94 bin 500 TL arasında değişmektedir. "Gecekondu" sahipleri, 170 m²'den küçük arazileri için borçlandırılmıştır. "Gecekondu" sakinleri, TOKİ konutları tamamlanana kadar herhangi bir konut desteği almamışlardır. Bir mülakatçı, "Ne belediyeden ne de TOKİ'den hiçbir konut yardımı almadık. Herkes kendi başının çaresine baktı." (E2) diye vurgular. TOKİ ve belediye yetkilileri, projeden kar amacı gütmediklerini iddia etseler de, elde edilen veriler bu iddiayı doğrulamamaktadır. "Gecekondu" sakinleri, "yap-satçı"ların sunduğu dönüşüm koşullarının daha iyi olduğunu düşünmektedir. Bölgenin "güvenlik" sorunu, "yap-satçı"ların projeye dahil olmamasının nedeni olarak gösterilmiş, ancak bu argüman sorgulanmıştır. "Gecekondu" İyileştirme Sürecinde Kaybedenler ve Kazananlar:TOKİ ve Altındağ Belediyesi: KDP'nin koşullarını belirleme hakkına sahip olmaları, geniş yetkileri ve elde ettikleri rant nedeniyle kazananlardır. Emlak Komisyoncuları: Konut piyasasındaki hareketlilikten ve TOKİ konutlarının alım-satımından kar elde ederler. Kısmen Kazananlar: 150 m²'den büyük tapulu "gecekondu" arazisine sahip olan %26'lık kesim, borçlanmadan ev sahibi olabilmişlerdir. Ancak TOKİ konutlarının kalitesizliği ve yaşam maliyetlerinin artması nedeniyle kısmen kaybedenlerdir. Kaybedenler:Tapulu "gecekondu" arazisinin 150 m²'den küçük olan sahipleri (%74'ü): Konut haklarını kaybetmiş ve borçlandırılmışlardır. TOKİ'nin memur maaşı artışlarına endeksli geri ödeme sistemi, sabit geliri olmayan "gecekondu" sakinleri için büyük bir yük oluşturmaktadır. Bir mülakatçı, "İki katlı bir gecekondu'm vardı, 142 m² arsa üzerine kuruluydu. Üç ev vardı içinde... Şimdi sadece bir evim ve 15 bin TL borcum var." (K11) diye yakınır. Tapu veya belge sahibi olmayan "gecekondu" sahipleri ve kiracılar: Bu kesim, KDP sürecinde hiçbir hakka sahip olmamış ve sadece enkaz bedeli gibi düşük ödemelerle yerlerinden edilmişlerdir. Kiracılar için kira maliyetleri 2-10 kat artmış, bu da onları daha da yoksullaştırmıştır. Bir mülakatçı, "Gecekondu yıkıldı ve bana 5 bin TL ödediler. Belediyenin değerlendirdiği gecekondu'mun değeri sadece 5 bin TL idi. İronik." (E13) diye belirtir. "Yap-satçı"lar: 2000'li yıllardan sonra TOKİ'nin büyük ölçekli KDP'leriyle "yap-satçı"ların "gecekondu" dönüşümündeki rolü pasifize olmuştur. Diğer Kent Sakinleri: Kamu kaynaklarının KDP'lere aktarılması ve bu projelerin sadece belirli kesimlere fayda sağlaması nedeniyle dolaylı olarak kaybedenlerdir. 8. Sonuç ve Politika Önerileri Kitabın genel sonucu, Türkiye'deki "gecekondu" dönüşümlerinin ve kentsel dönüşüm projelerinin, kullanım değeri yerine mübadele değerini ön plana çıkardığı ve bu durumun "gecekondu" sakinlerinin konut haklarını ihlal ettiğidir. TOKİ ve belediye gibi uygulayıcılar, kentsel arazi rantını elde eden kazananlar olurken, "gecekondu" sakinleri borçlandırılmış ve yaşam standartları düşürülmüştür. Temel Bulgular:Aktaş Mahallesi "gecekondu" sakinleri kırılgan gruplardır (işsiz, kayıt dışı işlerde çalışan, düşük gelirli). "Gecekondu"larının fiziksel koşulları kötüdür ve çoğu 170 m²'den küçüktür. TOKİ sosyal konutları, "gecekondu" sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. "Gecekondu" sakinleri borçlandırılmakta ve yaşam maliyetleri artmaktadır. "Gecekondu" sahiplerinin çoğu, "yap-satçı" ile yapılan eski dönüşüm modellerini tercih etmektedir. Konut hakkı ve "kente erişim hakkı" ihlal edilmektedir. Harvey (2008), kente erişim hakkını, "nasıl bir şehir istediğimiz sorusunun, nasıl insanlar olmak istediğimiz, ne tür sosyal ilişkiler aradığımız, doğayla ne tür ilişkiler beslediğimiz, ne tür bir günlük yaşam arzuladığımız, ne tür teknolojileri uygun bulduğumuz, hangi estetik değerlere sahip olduğumuz sorularından ayrılamayacağını" belirtir. Politika Önerileri:Problem Alanına Yönelik Öneriler:Konut politikaları, spekülasyon ve kıtlığa neden olan "mübadele değeri" yerine "kullanım değeri"ni desteklemelidir. Farklı gelir grupları için farklı konut politikaları geliştirilmeli, kültürel ve sosyal yönler dikkate alınmalıdır. TOKİ'nin tek tip sosyal konutları yerine, "gecekondu" sakinlerinin günlük yaşam pratiklerine uygun projeler geliştirilmelidir. "Gecekondu" dönüşümleri, "gecekondu" sahiplerinin yerinden edilmesine neden olmamalıdır. Kira politikaları geliştirilmeli ve kentsel yoksullar için uygun fiyatlı kira imkanları sunulmalıdır. Genel Politika Önerileri:Sosyal konut kavramı açıkça tanımlanmalı, sadece ev sahipliği değil, kiralık konutlar da sosyal konut politikasına dahil edilmelidir (Hollanda örneği gibi). "Gecekondu" sakinlerinin ihtiyaç ve talepleri anlaşılmalı, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerin ilgili birimleri mahalle ölçeğinde yaygınlaştırılmalıdır. Sürdürülebilir ve yaşanabilir yerleşimler için çok boyutlu ve bütünleşik bir süreç izlenmelidir. TOKİ, "gecekondu" dönüşümlerini sadece bir yatırım aracı olarak görmemeli, yaşam kalitesini artırma ve mülkiyet değerini koruma hedeflerine odaklanmalıdır. Konutlar, piyasa fiyatının altında veya belirgin bir indirimle kentsel yoksullara sunulmalıdır. TOKİ, tüm konutları satmak yerine, kiralık sosyal konut stoğu oluşturmalıdır. "Gecekondu" sakinlerine yönelik çelişkili tutumlar terk edilmeli, onların projeye katılım mekanizmaları oluşturulmalıdır. Proje uygulayıcıları, sosyo-ekonomik ve kültürel konumları dikkate alarak "gecekondu" sakinlerinin demografik özelliklerini incelemelidir. Son yasal düzenleme olan Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun (6306 sayılı kanun), asıl amacından saparak kentsel arazi rantı yaratma aracı haline gelmemelidir. Kentsel dönüşüm, tek bir süreç veya sorun alanı olarak ele alınmamalı, "kentsel yenileme, kentsel yeniden yapılandırma, kentsel geliştirme, kentsel iyileştirme, kentsel yeniden canlandırma, kentsel koruma, kentsel rehabilitasyon, kentsel canlandırma, kentsel koruma, dolgu geliştirme, kentsel yenileme, yeniden kentleşme, kentsel güçlendirme, kentsel yer değiştirme" gibi farklı stratejiler uygulanmalıdır. ... Devamını Oku