1. Çalışmanın Amacı ve Yöntemi Bu çalışma, psikolojide "benlik kontrolü", dini literatürde "nefse hâkim olma" ve bu çalışmada tercih edilen ismiyle "iç denetim" yollarının Kur'an'daki referanslarını araştırmayı hedeflemektedir. İnsanın kendini nasıl kontrol edeceği sorusundan önce, Kur'an'ın insanı nasıl bir varlık olarak takdim ettiğini ve hangi özelliklerinin kontrol edilmesi gerektiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, Kur'an merkezli olmak üzere hadis kitapları ve bu kaynaklara daya lı eserlerden elde edilen verilerle içerik analiz yöntemi kullanılarak hazırlanmıştır. Klasik ve modern tefsir kaynakları temel referanslar olarak kullanılmıştır. Kur'an'ın bir bütün olarak psikolojik açıdan tefsirinin henüz tam olarak yapılmamış olması, araştırmanın sınırlılıklarından biri olarak belirtilmiştir. 2. İç Denetimin Tanımı ve Önemi Tanım: "İç denetim" (öz denetim/self-control), kişinin daha önemli bir amaca ulaşmak için tepkilerini, davranışlarını veya başka amaca yönelme eğilimini denetleyip kısıtlamasıdır (s. 37). Kişinin kendini ve dünya arasında daha iyi bir uyum sağlamak için kendini değiştirme ve uyarlama kapasitesi olarak da değerlendirilir. Önem: Duygularını erteleyebilen, kendini kontrol edebilen insanların duygusal açıdan daha dengeli ve tutarlı olduğu, stresli durumlarla daha iyi başa çıktığı ve sosyal yaşamda daha çok ilgi gördüğü belirtilmektedir (s. 14). İç denetimini sağlayamayan bireylerin hem kendilerine hem de topluma zarar verdiği, tarihin bu tür örneklerle dolu olduğu vurgulanır. Toplumsal huzur için de iç denetim elzemdir (s. 14). 3. Kur'an'da İnsan Doğası Kur'an, insanı hem üstün yeteneklerle donatılmış hem de birtakım zaaflara sahip, karmaşık bir varlık olarak sunar. 3.1. İnsanın Üstünlükleri (s. 75): Halîfe Olması (s. 77): İnsan, yeryüzünde hak ve adaleti gerçekleştirmek, yararlı işler yapmak üzere büyük bir sorumluluk yüklenmiş ve Allah'ın güvenine mazhar kılınmıştır. "Andolsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık." (İsra 17/70, s. 84). Bu halifelik, insanın kendi varlığındaki zaaflara karşı kendini kontrol etme ve güçlü kılma yeteneğini de içerir (s. 461). Akıl ve İrade Sahibi Olması (s. 86): İnsan, iyi ile kötüyü, hayır ile şerri seçme özgürlüğüne ve bu seçimin sorumluluğunu üstlenme yeteneğine sahiptir (s. 43). Bu özellik, onu "kendi alın yazısından sorumlu olan tek varlık" yapar (s. 43). İlim (Bilgi) Sahibi Olması (s. 88): İnsan, sadece bahşedilmiş bilgi sahibi olmakla kalmaz, aynı zamanda bilgiyi üreten ve biriktiren bir yeteneğe de sahiptir. Bu yeteneğini kendini kontrol etmede kullanabilmesi önemlidir. Vicdan Sahibi Olması (s. 93): Vicdan, insanın içindeki doğruyu yanlıştan ayıran, iyiye yönlendiren bir mekanizmadır. Ahlâk Sahibi Olması (s. 94): İnsan, iyi kalabilme ve olabilme potansiyeline sahiptir. Ahlak hem bireysel hem de toplumsal ilişkileri düzenleyen bir boyuta sahiptir. Mutmain Olması (s. 96): Kalplerin ancak Allah'ı zikrederek mutmain olacağı belirtilir. İnsanın iyi kalması için mücadele etmesi ve Allah'ın yardımını kazanması gerekir. 3.2. İnsanın Zaafları (s. 98): Kur'an'da insanın kötü hasletlerinin temelinde "zayıflık" ve "zihin darlığı" yatar. Bu zaaflar, aynı zamanda pozitif özelliklerin dengeli kullanılmadığında da ortaya çıkabilir. Aceleci Olması (s. 100): İnsan fıtraten acelecidir. Bu özellik iyi işlerde kullanıldığında olumlu bir değere dönüşebilirken, inkâr etme gibi tavırlarda olumsuz sonuçlar doğurabilir. Unutkan Olması (s. 104): İnsan, Allah'a verdiği sözleri ve sorumluluklarını unutmaya meyillidir. Kasıtlı terk etme anlamındaki unutkanlık (nisyan) ise ağır sonuçlar doğurur. Hırslı Olması (s. 108): "Hırs" kelimesi doğrudan geçmese de, aşırı dünyalık arzusu (tama, hubbu'l-mal, hubbu'l-hayr) insanın psikolojik zaaflarından biridir. Ahireti kazanma hususunda kullanıldığında faydalı olabilirken, nefsin aşırı istekleri doğrultusunda kullanıldığında zararlı olur. Nankör Olması (s. 110): "Kefûr" kelimesiyle ifade edilen nankörlük, nimetleri inkâr etme ve Rabb'ine karşı vefasızlık gösterme eğilimidir. Ümitsizliğe Düşmesi (s. 113): "Yeûs" ve "kanût" kelimeleriyle ifade edilen ümitsizlik, insanın zorluklar karşısında dayanma gücünü kaybetmesidir. Aldanmaya/Aldatılmaya Meyyâl Olması (s. 116): İnsan, hem dışarıdan aldatılmaya hem de kendini aldatmaya yatkındır. Duyguları, yargıları ve korkuları algılarını etkileyerek objektif kararlar almasını engelleyebilir. Kibirli Olması (s. 121): Kibir, insanda şehvet ve gafletten kaynaklanan isyanlardan farklı olarak küfürle ilişkilendirilir. Allah'ın iblisi isyanından değil, tekebbüründen dolayı huzurundan kovması buna örnektir. Cimri Olması (s. 123): "Şuh" ve "buhl" kelimeleriyle ifade edilen cimrilik, malını harcamaktan kaçınma eğilimidir. Kıskanç (Hâsid) Olması (s. 127): Kıskançlık, başkasının sahip olduğu nimetlerden rahatsızlık duyma ve bu nimetlerin ondan gitmesini isteme eğilimidir. Doğal bir duygu olmakla birlikte, kontrol edilmediğinde kişiye ve başkalarına zarar verebilir. 4. Kötülüğün Kaynakları Kur'an'da kötülüğün iki temel kaynağına atıfta bulunulmaktadır: "Şeytan" ve "Nefs" (s. 44). Şeytan, insanı tahrik edici bir fonksiyon icra ederken, asıl dürtülerin kaynağı olan "nefs" ise kötü duyguların adresidir. Nefs (s. 159): İnsanın öz varlığı, kişilik, ruh, can, istekler, arzular, güdüler ve duyguların bütünüdür. Şems Suresi 91/7-10'da nefs üzerine yemin edilerek, nefsin hem iyiliğe (takvâ) hem de kötülüğe (fücûr) meyilli yaratıldığı ve "nefsini kötülüklerden arındıranın kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömenin de ziyan ettiği" vurgulanır. Fücûr (s. 179): "Yarmak, genişçe yarıp açmak" anlamına gelen fücûr, dini terminolojide "dindarlık perdesini yırtan, fütursuzca günaha dalan, haktan batıla sapan kimse" anlamına gelir. Nefsin insanı şeriat ve ahlak ilkelerine aykırı işler yapmaya sevk eden özelliğidir. Ruh (s. 169): İnsanı diğer canlılardan ayıran, düşünen, anlayan, irade sahibi kılan metafizik bir varlıktır. Allah'ın "ruhundan üflemesi" (Hicr 15/29, Sad 38/72, Secde 32/9) insanın üstünlüğünün ve değerinin kaynağıdır (s. 177-178). 5. İç Denetimin Kur'an'daki Yolları Kur'an, insanın doğuştan gelen iç denetim potansiyelini geliştirme ve etkinleştirme yolları sunar. 5.1. Yaratılış Özellikleri Bakımından İç Denetim İmkânları: Fıtrat (s. 151): İnsanın doğuştan gelen Allah'ı tanıma ve doğruyu yanlıştan ayırt etme yeteneğidir. "Her doğan fıtrat üzere doğar" hadisi bu temiz ve saf yapıyı vurgular (s. 157). Takvâ (s. 184): Allah'a karşı gelmekten korunmak için gerekli önlemleri almak, derin saygı şuuru içinde bulunmaktır. Nefse hem fücûr hem de takvâ ilham edilmesi, insanın kendini kötülüklerden korumasında önemli bir imkân sunar. Takvâ, kulun iç dünyasında ikna edilerek bir davranışın terk edilmesini sağlayan bir güç merkezi konumundadır (s. 192). İffet (s. 199): İnsanın şehvet kuvvetini dengede tutması, haramlardan ve küçük günahlardan korunmasıdır. Mal ve cinsel arzular gibi insanın en zayıf olduğu iki tutkusunu kontrol etmeyi hedefler. Hayâ (s. 204): Utanma duygusu, insanın ilâhî değerlere uygun olmayan davranışlardan alıkoyan imânî bir boyuttur. İnsanın yaratıldığı ilk günden beri var olan bir duygudur (s. 207). Vicdan (s. 209): İnsanın kendi kendini yargılayan, tanıklık eden ve itirafçı olan içsel mekanizmasıdır. Kötülük yapıldığında ikaz eden bir melekedir. İman ile desteklendiğinde daha etkin bir kontrol mekanizmasına dönüşür (s. 215). İrade (s. 215): Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istektir. İrade, kişinin fiillerinin gerçekleşmesinde belirleyici rol oynar ve kişiyi davranışlarının sonuçlarından sorumlu hale getiren bilinçli bir seçme gücüdür. Akl/Lübb (s. 220): İnsanın lehine ve aleyhine olan durumları bilmesini sağlayan, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırt etme yeteneğidir. Dine muhatap olmanın ve mükellef olmanın ilk şartıdır. Şuûr (Bilinç) (s. 228): İnsanın kendini ve çevresini fark etme, ikisi arasında ilişki kurabilme yeteneğidir. Psikolojide "diğer canlılardan farklı olarak insanın kendinin farkında olma becerisi" olarak tanımlanır. Kalp/Damîr (s. 232) ve Sadr (s. 238): Kalp, Kur'an'da vahyin iniş yeri, iman ve küfrün merkezi, anlama, imtihan yeri, temizlik, tatmin olma, kin ve öfke gibi pek çok faaliyetin merkezi olarak takdim edilir. Sadr ise nefis ve kalbin buluştuğu ortak alan olarak vesveselerin, kibrin, kinin, şehevî arzuların yeridir. Şâkile (s. 242): İnsanın davranışlarının temelinde yatan ruhsal yapısındaki psikolojik eğilimleri ifade eder. 5.2. İman Esasları Yoluyla Denetim (s. 266): İman, insanın iç ve dış dünyasını dengeli bir şekilde ilişkilendirme yeteneği sunar. Kişiliği oluşturan bütün güçlerin katılımıyla ortaya çıkan iman, bireyin varlığını ele geçirip onu tamamen kendi kontrolüne alabilir. Allah İnancı (s. 278): İmanın en önemli esasıdır. Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine inanmak, insanın arzularının esiri olmasına engel olur ve ahlaki yükselmesini sağlar. Allah'ın isim ve sıfatlarını bilmek, insanın O'na olan güvenini ve saygısını artırır. "Rakîb" sıfatı: Allah'ın kullarını gözetim ve denetim altında tuttuğunu ifade eder. "Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir." (Nisa 4/1, s. 24). Bu, insanın iç yapısındaki denetim unsurlarını harekete geçiren bir iç kontroldür. "Alîm" sıfatı: Allah'ın her şeyi bildiği, hiçbir şeyin O'nun bilgisinin dışında olmadığı inancı (s. 288-289). "Latîf" sıfatı: Allah'ın bütün işlerin gizliliklerine vâkıf olması (s. 297). "Vekîl" sıfatı: Allah'ın her şeyi evirip çeviren, kendisine hiçbir şeyin bilgisi gizli olmayan, bütün yaratıklarını koruyup gözeten olması (s. 299). Melek İnancı (s. 314): Meleklere iman, gaybi varlıklar olmaları sebebiyle müminin içsel bir tecrübesine karşılık gelir. İnsanın meleklerin gözetim ve denetimi altında olduğunu bilmesi, iyilikleri yapmaya ve kötülüklerden uzak durmaya teşvik eder. "İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın." (Kaf 50/18, s. 318). Kitap (Vahiy) İnancı (s. 323): Allah ile insan arasındaki iletişim statik bir forma bürünerek "Kitap" aracılığıyla gerçekleşir. Kitaba iman, mümin için yaratıcısının isteklerini öğrenmenin ve ona uygun bir hayat sürmenin tek aracıdır. Kitap, insana gerekli bilgi ve motivasyon desteğini sağlayarak zorlukların üstesinden gelmesine yardımcı olur. Peygamber İnancı (s. 331): Peygamberler, Allah ile insanlar arasında iletişimi sağlayan elçilerdir. Peygambere itaat, Allah'a itaat sayılır ve Allah'ın sevgisini kazanmanın yoludur. Peygamberler, müminler için her alanda örnek bir modeldir. Ayrıca peygamberlerin ahirette ümmetlerine "şahit" olması (s. 338), müminler için güçlü bir iç denetim unsurudur. Ahiret İnancı (s. 343): Ahiret inancı, insanın dünyada yaptığı işlerin karşılığını göreceği bir hesap günü inancını içerir. Cennet ve cehennem tasvirleri, insanları kötülüklerden sakınmaya ve iyilikleri yapmaya/çoğaltmaya motive eder. "Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter." (İsra 17/14, s. 348). Bu, insanların kendi kendini sorgulamasına ve denetlemesine teşvik eder. 5.3. Ameli Vecibeler (İbadetler) Yoluyla Denetim (s. 356): İbadetler, hem imanın ispatı hem de onu takviye eden unsurlar olarak iç denetimin etkili unsurlarıdır. Namaz (s. 376): "Namaz kesinlikle fuhuştan ve kötülükten alıkoyar." (Ankebut 29/45, s. 386). Namaz, Allah ile güçlü bir iletişim kurmayı sağlar, mânevi gücü artırır, kötülüklere karşı eğilimi zayıflatır ve takvâ bilincini geliştirir. Namazda süreklilik, huşû ve sükûnetin karaktere dönüşmesini sağlar (s. 393). Ayrıca mal kazanma dürtüsünü kontrol altına almayı da öğretir. Zekât (s. 396): Zekât, malî konularda aşırılıkları kontrol altına almayı hedefler. Mal sevgisi, cimrilik, israf ve riya gibi zaafları dengeleyerek kişiyi arınmaya, cömertliğe ve toplumsal sorumluluğa teşvik eder. "Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir." (Şems 91/9, s. 399). Zekât, takvâ duygusuyla ilişkilendirilerek, kötülüklerden korunmada bir "siper" işlevi görür. Oruç (s. 409): Oruç, kişinin belirli bir süre yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmasıyla nefsini arındırmayı, kötü davranışlardan uzaklaşmayı hedefler. Orucun temel hikmeti takvâya ulaştırmaktır. Kişiyi şehvetlerini kontrol etmeye, öz disiplin kazanmaya ve kendini kontrol etmeyi uygulamalı olarak öğrenmeye yönlendirir. Oruç, yalan söylemek ve boş işlerle uğraşmaktan da alıkoyar. Hac (s. 418): Hac, semboller ve kurallar üzerinden bilinci ve kendini kontrol etme alışkanlığını kazandırır. Kutsal mekânları ziyaret etmek, ihramla dünyevi etiketlerden soyutlanmak, vakfe ile ölmeden önce kendini hesaba çekme imkânı sunar. Rafes (cinsel ilişki ve müstehcen sözler), cidal (kavga/tartışma) ve füsûk (günah sayılan işler) yasakları, şehvet, öfke ve kuruntu dürtülerinin kontrol altına alınmasına yöneliktir. Hac, kulun ömrünün murâkabesini yapmasını ve her türlü kavgadan, dünya menfaatinden uzak durmasını öğretir. 5.4. Nefse Hâkim Olma (Nefs Murâkabesi) (s. 435): Nefs murâkabesi, kişinin kendi kendini denetlemesi, içindeki sınırsız istekleri ve dürtüleri kontrol altına almasıdır. Kur'an, nefsin potansiyel olarak kötülüğü emredici bir yönünün olduğunu (nefs-i emmâre) belirtir (Yusuf 12/53, s. 449-450). Ancak bu potansiyel gücün ahlaki kontrol altına alınması ve güdülerin düzenli bir şekilde tatmin edilmesi tavsiye edilir. İnsanın kendi kendine hesap sorması ve kendi içinde olup bitenden haberdar olması, bilinçli bir iç denetim için önemli bir imkândır. 6. Sonuç Kur'an, insanı yaratılmışların en şereflisi olarak takdim eder ve bu üstünlüğünü mânevî ve ruhsal yapısına bağlar. İnsanın bu değerini koruması, potansiyelinde var olan iç denetim mekanizmalarını geliştirip etkin bir şekilde kullanmasına bağlıdır. Bu mekanizmalar arasında fıtrat, takvâ, iffet, hayâ, vicdan, irade, akıl, şuur, kalp ve sadr gibi yaratılış özellikleri bulunur. Bu doğuştan gelen imkânlar, iman esasları (Allah, melek, kitap, peygamber, ahiret inancı) ve ameli vecibeler (namaz, zekât, oruç, hac) aracılığıyla desteklenir ve tahkim edilir. Özellikle takvâ, insanın iç denetiminin merkezi olarak kabul edilir ve diğer tüm ibadetler bu merkezi güçlendirerek, insanın fücûr (sınır tanımaz kötü eğilimler) yönünü kontrol etmesini ve dengelemesini sağlar. İbadetler, aşkın bir varlığın huzurunda bulunma hissini uyandırarak, Allah şuurunu canlı tutarak, sorumluluk bilinci kazandırarak ve düzenli tekrar ile erdemli davranışlara yönelme isteği yaratarak etkili birer iç denetim unsuru olurlar. ... Devamını Oku