1. Kıbrıs Adası'nın Stratejik Önemi ve Erken Dönem Gerilimler Kıbrıs adası, "Stratejik açıdan Doğu Akdeniz’in düğüm noktasını teşkil eden... Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasında kilit noktadadır." (BOOK2023093009560000000007.pdf, s. 17). Coğrafi ve kültürel olarak Anadolu'nun bir parçası olarak görülmektedir. Adanın 1878'de İngiltere'ye kiralanmasıyla birlikte Yunanlar ve Enosis yanlısı Rumlar, İngiliz yönetimini adadan çıkarmaya çalışmışlardır (s. 21). İlk ciddi Rum ayaklanması 21 Ekim 19 31'de İngiliz idaresine karşı başlamış, bunun sonucunda anayasa, yasama meclisi ve siyasi partiler askıya alınmış, basına sansür uygulanmıştır (s. 21). Yunanistan'ın 27 Şubat 1947'de "Yunanistan’ın Kıbrıs’la Birleşmesi" kararını dünyaya ilan etmesiyle Enosis faaliyetleri hız kazanmıştır. Başpiskopos Makarios'un çabalarıyla bu faaliyetler ivme kazanmış, 21 Kasım 1949'da Birleşmiş Milletler'e (BM) başvurulmuştur (s. 21). 2. EOKA'nın Yükselişi ve Türk Mukavemet Hareketleri 1 Nisan 1955'te Grivas liderliğindeki EOKA (Ethniki Organosis Kypriakon Agoniston - Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Birliği) faaliyete geçerek adayı şiddet olaylarına boğmuştur. Bombalar patlamış, iş yerleri ve askeri kışlalar hedef alınmıştır. EOKA'nın kuruluş amacı, Enosis'i sağlamak, İngilizleri ve Türkleri düşman kabul etmek, "Enosis’e içten bağlı olmayan Kıbrıs Rumlarını şiddet yoluyla susturmak" ve İngiliz hükümetini baskıcı önlemlere zorlamak, Kıbrıs'ı dünya gündeminde tutmaktır (s. 23, 25). Grivas, 10 Kasım 1954'te "Dighenis Burada/Akritas Burada" parolasıyla adaya çıkarak amaçlarının Enosis olduğunu belirtmiştir (s. 25). EOKA'nın terör faaliyetleri karşısında Kıbrıslı Türkler de kendilerini savunmak amacıyla "Karaçete, Volkan, 9 Eylül, TMT" gibi örgütlenmeler içine girmişlerdir (s. 23). Volkan: İlk örgütlenme faaliyetleri arasında "Kıbrıs Türk Fedailer Birliği" gibi küçük çaplı ve bölgesel örgütlenmelerin olduğu belirtilmiştir (s. 26). Volkan, sistemli bir organizasyon olmaktan ziyade "fedakâr gençlerimizin nefsi müdafaa için harekete geçmesinden meydana gelen toplanmalardı" (s. 50). Kıbrıslı Türk Komandolar: 25 Haziran 1955'te kurulan yeni bir polis ihtiyat birliği olan komandolar, Eylül 1956'dan itibaren Mağusa Polis Müdürlüğü'ne bağlı olarak faaliyet göstermiştir. Bu birliğin kadrosu Türklerden oluşmuş ve "TMT’nin nüvesini teşkil eden Volkan’ın direktif ve yönlendirmeleriyle EOKA’nın korkulu rüyası" olmuştur (s. 43, 46). İngilizlerin bu birliği kurmaktaki asıl niyeti, EOKA baskısını azaltmaktı (s. 46). Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT): TMT'nin kurulma kararı ilk olarak 27 Temmuz 1957'de Rauf Denktaş, Dr. Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi arasında alınmıştır. Amacı, yerel faaliyetleri bir araya getirmek, koordinasyonu sağlamak ve bütünlük içinde hareket etmektir (s. 47). TMT lideri Alb. Rıza Vuruşkan, Ali Conan ismiyle Kıbrıs'a gelerek gizli karargâhını kurmuş, ikinci karargâhı ise Rauf R. Denktaş'ın da belirttiği üzere Lefkoşa, Arasta'da Hazım Remzi'nin dükkânı olmuştur (s. 52). TMT, "çok sıkı, son derece sadık ve disiplinli" bir örgüt olarak tanımlanmıştır (s. 603). 3. Kıbrıs Türk Basınının Rolü ve "Nacak" Gazetesi Kıbrıs Türk gazeteleri, özellikle 1955 sonrası EOKA'nın Türk gazetelerinin dağıtımını yasaklamasıyla zorlu şartlar altında mücadele etmişlerdir. "Halkın Sesi, Bozkurt, Hürsöz, Nacak, Cumhuriyet, Akın, Devrim, Zafer, Savaş ve Nizam" gibi gazeteler, Kıbrıslı Türklerin durumunu dünya kamuoyuna duyurmaya çalışmışlardır (s. 17). Bu dönemde, Bozkurt ve Halkın Sesi gibi gazeteler Kıbrıs olaylarını manşetlerine taşımış, Rum saldırılarını ve Türklerin yaşadığı sıkıntıları yansıtmışlardır (s. 19-20). Nacak Gazetesi: TMT'nin kurulmasından yaklaşık 6 ay sonra, 29 Mayıs 1959'da yayın hayatına başlamıştır (s. 59). Gazetenin adı, eski bir Türk silahı olduğu için TMT lideri Rıza Vuruşkan tarafından konmuştur (s. 59). Rauf R. Denktaş, gazetenin görevinin "morali yüksek tutmaktı. Yani bugün (onun yerine) Volkan gazetesi var. İçimizdeki kötü niyetlileri teşhir etmek, onların kötü propagandasına gerçekleri üretmek vs." olduğunu belirtmiştir (s. 59). Nacak, 1963 yılına kadar yayın hayatına devam ederek Kıbrıs Türk toplumunu "Türk’ten Türk’e Kampanyası, Vatandaş Türkçe Konuş Kampanyası, Yerli Malı Kullan Kampanyası" gibi kampanyalarla bilinçlendirmeye çalışmıştır (s. 60). Ayrıca tarım, sanayi, kültür, tarih ve ekonomi gibi birçok alanda toplumu eğitmeyi hedeflemiştir (s. 60). Türk'ten Türk'e Kampanyası: Nacak gazetesi aracılığıyla Kıbrıslı Türkleri "fert olarak değil de cemaat olarak bir vahdet yaratması için" Enosis'e karşı tek yumruk olmaya çağırmış, birlik ve beraberlik aşılamayı hedeflemiştir (s. 63). Bu kampanya ile Türk malı kullanmaya davet edilmiştir (s. 97). Dil ve Kültür Vurgusu: Gazete, İngiliz sömürge idaresinin "Türk değil İslam" demesinden duyulan rahatsızlığı dile getirerek, milli şuurun ve Türklüğün kimliğinin unutturulmaya çalışıldığını vurgulamıştır. "İslam değil Türk" başlıklı makalelerle bu duruma tepki gösterilmiştir (s. 99-100). Ayrıca Türkçe kullanımının önemi sürekli vurgulanmış, Türkçe dil kursları gibi duyurulara yer verilmiştir (s. 82). 4. 1958 Olayları ve Şehitler Günü 27-28 Ocak 1958 tarihindeki olaylar, Kıbrıs Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından biridir. Bu olaylar, İngiliz askerlerinin masum Kıbrıslı Türklere yönelik "linç girişimi" ve 7 Kıbrıs Türk'ünün öldürülmesiyle sonuçlanmıştır (s. 240). Nacak gazetesi, "Hürriyet uğruna Can Veren Şehitlerimiz Anıldı" manşetiyle bu olayı sayfalarına taşımıştır (s. 240). Rauf R. Denktaş, "Bayraktar bizim için bir semboldür. Türk cemaati bu adada var oldukça Bayraktar da camisi ve bayrağıyla var olacaktır" demiştir (s. 491). Bu olayların anılması, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Emin Dırvana ile Kıbrıs Türk toplumu arasında gerginliklere de yol açmıştır (s. 431). 5. Ekonomik Kalkınma ve Toplumsal Dayanışma Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu (KTKF) ve Nacak gazetesi, toplumsal dayanışmayı artırmak ve ekonomik kalkınmayı sağlamak için çeşitli kampanyalar yürütmüştür. Köylerin Türkiye ile bağlarını güçlendirmek ve dünya ile irtibatı sağlamak amacıyla Türkçe gazeteler gönderilmeye başlanmıştır (s. 64). KTKF, "Çarşımızın büyümesi, olgunlaşması için neler lazımdır?" gibi anketler düzenlemiş, kooperatif ithalat ve ihracat merkezleri kurulmasını teşvik etmiştir (s. 65). Gönüllü orduları kurularak Rumlar tarafından yakılıp yıkılan Türk köylerinin (Muratağa, Kuzucuk vb.) yeniden inşası için seferberlikler başlatılmıştır. Bu çalışmalara yüzlerce gönüllü katılmış, malzeme ve insan gücü sağlanmıştır (s. 132-140). Nacak, bu faaliyetleri "Bu hızla devam ettiğimiz takdirde değil Kuzucuk ve 33 terk edilmiş harap köy, bütün Kıbrıs Türk’ü kalkınacaktır" başlığıyla duyurmuştur (s. 132). 6. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kuruluşu ve Sonrası Kıbrıs'taki kargaşa ortamı, Zürih ve Londra anlaşmalarıyla sona ermiş ve Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin garantörlüğünde Kıbrıs Cumhuriyeti tesis edilmiştir (s. 23). Ancak bu anlaşmaların uygulanması konusunda ciddi sorunlar yaşanmıştır. Rumlar, "Kıbrıslı Türkler lehine bir durum yaratacağı, oluşturulacak orduda %40’lık bir bölümün Kıbrıslı Türklerden oluşacağı endişesiyle anlaşmayı geciktirmek için çaba sarf etmişlerdir" (s. 57). 16 Ağustos 1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti resmen kurulmuş, Türk askeri birliği adaya gelmiştir. Kıbrıs Türk gazeteleri, Türk askerinin gelişini "82 yıllık büyük hasret sona erdi. Kahraman Mehmetçiğe kavuştuk. Lefkoşa ve Mağusa’da 30 bini aşkın kardeşimiz 82 yıllık hasreti giderdiler. Cumhuriyetin kahraman koruyucuları; hoş geldiniz. Hürriyet, barış ve güvenliğimiz size emanettir. Bu topraklar bir kere daha sizinle vatanlaşıyor." gibi coşkulu başlıklarla duyurmuşlardır (s. 320-321). Ancak aynı gün, adaya gelmeleri yasaklanmış 21 eski EOKA mensubu da gelmiş ve Makarios tarafından kahraman olarak nitelendirilmiştir (s. 320). Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla birlikte yeni bir Türk gazetesi olan "Cumhuriyet" de yayın hayatına başlamıştır. Bu gazete, "Haftalık bağımsız, siyasî gazete" olarak çıkarılmış ve "demokrasi mücadelesi" verdiklerini açıklamışlardır (s. 331). Ancak Cumhuriyet gazetesi, Rumlara karşı bir politika çizmekten özenle kaçınırken, Nacak'ın politikasına zıt bir duruş sergilemiştir (s. 415). Özellikle Türk'ten Türk'e Kampanyası gibi konularda Cumhuriyet, "Denktaş’ın gazetesi Rumlarla alışveriş eden Türklere hücum ediyor" şeklinde haberler yapmıştır (s. 263-264). 7. Süregelen Gerilimler ve "Akritas Planı" Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşuna rağmen Rumların Enosis hedefi devam etmiştir. Makarios, cumhuriyetin bir "sıçrama tahtası" olduğunu ima eden ifadeler kullanmış, Rum basını da sürekli Enosis propagandası yapmıştır (s. 329). Kamu hizmetlerinde Türklerin %30-%70 oranında temsil edilmesi gibi anlaşma maddeleri uygulanmamış, Türkler aleyhine sistematik uygulamalar devam etmiştir (s. 293, 386). Nikos Sampson'un OPEK örgütü, Türklerle her türlü alışverişi yasaklayan bildiriler dağıtmış ve uymayanları şiddetle cezalandıracağını bildirmiştir (s. 471). Bu dönemde "Kıbrıs Rum gizli ordusunun silahlanma ve kadrolarını güçlendirerek Türkleri top yekûn imha faaliyetleri hazırlıkları iyice hız kazanır" (s. 471). "Kanlı Noel" olarak bilinen 21 Aralık 1963 olaylarında, Maşera Manastırı yakınlarında EOKA'nın önde gelen isimlerinden Afksentiyu'yu anma töreninde İçişleri Bakanı Yorgacis, "Helenizm’in müthiş düşmanı olan Türk ırkının bir parçasını teşkil eden küçük Türk toplumu adadan kovulmadıkça EOKA kahramanlarının görevi asla sona ermiş sayılamaz" ifadelerini kullanmıştır (s. 562-563). Bu tür ifadeler ve olaylar, adadaki gerilimi daha da tırmandırmıştır. Akritas Planı, 1963 yılında uygulamaya konulmuş, bu planla "Türkleri topyekûn imha hareketine başlayan" Rumların hedefi, Kıbrıslı Türkleri yok etmektir (s. 603). İngiliz istihbaratı bile TMT'nin "çok sıkı, son derece sadık ve disiplinli" bir örgüt olduğunu ve içine sızmanın zor olduğunu belirtmiştir (s. 603). 8. Basın Özgürlüğü ve İç Çekişmeler Kıbrıs Türk basını, bu zorlu dönemde hem Rum propagandasıyla mücadele etmiş hem de kendi içindeki farklılıkları yansıtmıştır. Nacak gazetesi, "Cumhuriyet" gazetesi ile arasındaki siyasi farklılıkları sıkça dile getirmiş, Cumhuriyet'i Rum yanlısı olmakla suçlamıştır (s. 415, 491). Nacak, Rum gazetelerinin "Türk düşmanlığı kokan hareket ve müdahalelerine" devam ettiğini belirtmiş, Türkçe yayınların bir Türk sorumlunun idaresinde olması gerektiğini savunmuştur (s. 409). Gazetelerde, "İftira" gibi yazılarla toplumsal dedikodulara ve iftira kampanyalarına tepki gösterilmiş, bunların "atom silahlarınınki ile ölçmekte mübalağa yoktur" denilerek tehlikesine dikkat çekilmiştir (s. 458). Sonuç Kıbrıs adası, 1950'ler ve 1960'larda stratejik önemi nedeniyle çeşitli güçlerin çatışma alanı olmuş, özellikle Enosis hedefi doğrultusunda Rumların EOKA aracılığıyla başlattığı şiddet, adayı kan gölüne çevirmiştir. Kıbrıslı Türkler ise varoluşlarını korumak amacıyla kendi örgütlenmelerini (Volkan, TMT) kurmuş ve Nacak gibi basın organları aracılığıyla milli şuuru canlı tutmaya, toplumsal dayanışmayı güçlendirmeye çalışmışlardır. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulması bir barış umudu yaratmış olsa da, anlaşmaların Rum tarafınca ihlal edilmesi ve Akritas Planı gibi tek taraflı yok etme girişimleri, adadaki gerilimi sürekli yüksek tutmuştur. Bu dönem, Kıbrıslı Türklerin kimliklerini koruma, ekonomik ve sosyal kalkınmalarını sağlama mücadelesinin yanı sıra, basın aracılığıyla seslerini duyurma çabalarıyla karakterize olmuştur. ... Devamını Oku