12 Eylül tiyatrosu
Yazar:
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

1. Giriş ve Darbenin Genel Arka Planı 12 Eylül 1980 Darbesi, Türkiye tarihinde çok partili dönemin en kapsamlı askeri müdahalelerinden biri olup etkileri hala sürmektedir. Bu darbe, emir-komuta zinciri içinde gerçekleşmiş ve o güne kadar elde edilen demokrasi kazanımlarının çoğunu sistematik bir şekilde ortadan kaldırmıştır. Kitapta belirtildiği üzere: "İdam cezaları başta olmak üzere soruşturmalar, yargılamalar, işkenceler, şiddet, hapis, sürgün veya işten atmalarla büyük bir mağduriyetin yarat ıldığı bu dönem, Türk demokrasinin en karanlık çağlarından birisi olarak tarihe geçmiştir." (Taştan, Giriş, s. 15). Darbe, sadece siyasi hayatı değil, toplumun sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve kültürel yapısını da derinden etkilemiştir. "12 Eylül sendromunun gölgesi altında hazırlanan ve 1982’de ezici bir halk çoğunluğu tarafından kabul edilen yeni anayasa ise yürürlüğe girdiği günden bu yana üzerinde demokrasi tartışmalarının en çok yaşandığı belgelerden biri olagelmiştir." (Taştan, Giriş, s. 15). Darbe sonrası dönemde toplumun "depolitize edildiği, popüler kültür ve tüketim anlayışının benimsetilmeye çalışıldığı, bireyciliğin özendirildiği, belleklerin silindiği" ve Murat Belge'nin tabiriyle "ideal Türkiye yurttaşı"nın yaratıldığı bir süreç yaşanmıştır (Taştan, Giriş, s. 15). Bu "ideal yurttaş" tipi, "her şeyden önce soru sormak gibi bir özelliği olmayan, otoriteye itaat etme alışkanlığını edinmiş, başının belaya girmesini istemeyen, bilmeye yetkili olanların bildiklerini bilmeyen bir insan tipidir." (Belge'den akt. Taştan, s. 49). 12 Eylül, sanat ve edebiyat alanında da önemli bir iz bırakmıştır. Birçok yazar ve şair, roman, öykü, şiir ve tiyatro gibi farklı türlerde bu darbeyi ve etkilerini ele almıştır. Tiyatro, doğası gereği muhalif bir cephesi olduğu için 12 Eylül'e kayıtsız kalmamıştır (Taştan, Ön Söz, s. 13). 2. Türk Darbeler Tarihine Genel Bakış Kitabın ilk bölümü, Türkiye'deki darbeler tarihine kısa bir genel bakış sunar. Özellikle çok partili hayata geçişle birlikte başlayan askeri müdahale geleneği vurgulanır. 27 Mayıs 1960 Darbesi: Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk askeri darbesidir. Albay Alparslan Türkeş tarafından okunan bildiri ile yönetimde el konulmuştur. Bu darbe sonucunda Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilmiştir. Darbenin anayasal düzenlemeleri, Milli Güvenlik Kurulu'na (MGK) önemli yetkiler sağlayarak askerleri siyasetin içine çekmiştir. (Taştan, I. Bölüm, s. 30-34). 12 Mart 1971 Muhtırası: 1960'lı yıllarda artan öğrenci ve işçi hareketleri, siyasi gerilimler ve hükumetin durumu kontrol edememesi sonucunda Genelkurmay Başkanlığı tarafından verilen bir muhtıra ile gerçekleşmiştir. Muhtıra, ülkenin anarşi ve huzursuzluk içinde olduğunu, Atatürkçü bir görüşle reformları uygulayacak "kuvvetli ve inandırıcı bir hükumetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir" ifadesiyle darbenin gerekçesini açıklamıştır (Taştan, I. Bölüm, s. 38). Bu dönemde sol görüşlü örgütlenmeler üzerinde büyük baskı kurulmuş, siyasi suçlardan yargılananlar "terör suçuyla" itham edilmiştir (Taştan, I. Bölüm, s. 40). 12 Eylül 1980 Darbesi: Darbe öncesinde ülkedeki terör ve anarşi olaylarının artması, sağ-sol çatışmalarının yaygınlaşması ve TBMM'de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlanamaması gibi faktörler darbenin gerekçeleri arasında sunulmuştur. Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğindeki Milli Güvenlik Konseyi, yönetime el koymuş, Meclis'i kapatmış, siyasi faaliyetleri durdurmuş ve tutuklamalara başlamıştır (Taştan, I. Bölüm, s. 44). Darbenin dışarıdan olumlu karşılandığı, ancak içeride büyük baskı ve insan hakları ihlallerine yol açtığı vurgulanır. Darbe sonrası "210 bin dava açıldı, 230 bin kişi yargılandı, 517 kişiye idam cezası verildi, 50 kişi asıldı... 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi." (Taştan, I. Bölüm, s. 47-48). 3. 12 Eylül Darbesi'nin Tiyatro Eserlerine Yansımaları (Kronolojik İnceleme) 12 Eylül Darbesi sonrası dönemde tiyatro eserleri, darbenin farklı yönlerini ele almıştır. İlk dönemde (1980-1990) doğrudan eleştirel eserler sansür nedeniyle az olsa da, "göndermeler yoluyla" süreci eleştiren cesur çıkışlar görülmüştür (Taştan, II. Bölüm, s. 57). Sonraki dönemlerde (1991-2000 ve 2001-2010) ise darbe vurgusu daha belirgin hale gelmiştir. 3.1. 1980-1990 Yılları Arasında Yayımlanan Oyunlar Bu dönemde yedi oyun öne çıkar, çoğunluğu Memet Baydur'a aittir. Tuncer Cücenoğlu: Çıkmaz Sokak (1980) Ana Tema: Bütün darbelerin aynı olduğu, otoriter rejimlerde yaşanan insan hakları sorunları. Oyun, Yunanistan'daki Albaylar Cuntası'nı konu alsa da, darbe gerekçeleri (komünizm tehlikesi), insan hakları ihlalleri ve yaşanılan olumsuzluklar Türkiye'deki darbelerle benzerlik gösterir (Taştan, II. Bölüm, s. 58-59). Önemli Fikirler/Olaylar:Darbe sonrası uygulanan baskı, şiddet ve işkenceler (Celika karakteri üzerinden). "21 Nisan 1967 günü Yunanistan’da bir darbe oldu... otuz bin kişiyi tutukladılar. Bir süre sonra, büyük çoğunluğu suçsuz görülerek salıverilen bu otuz bin kişi, içeride bulundukları süre içerisinde, ağır baskı gördüler ve işkenceden geçirildiler." (Cücenoğlu'dan akt. Taştan, s. 60). İşkenceci polis Spanos'un darbeyi "devrim" olarak görmesi ve komünizm tehdidiyle meşrulaştırmaya çalışması. Darbe döneminin "depolitizasyon" politikası ve "ideal Türk yurttaşı" yaratma çabası: "Şükür ki şimdiki gençlik senin gibi yetişiyor. Derslerinden başka bir şeyle ilgilenmiyor." (Cücenoğlu'dan akt. Taştan, s. 64). Şiddetin şiddeti çözümlemediği fikri (Lilika karakteri). Lilika'ya göre: "Öldürsen neyi değiştireceksin ki? Yerine hemen yenisini koyacaklardır." (Cücenoğlu'dan akt. Taştan, s. 66). 12 Eylül'ün mimarı Kenan Evren'in söylemlerine atıf: Spanos'un doktor-hasta metaforuyla darbeyi meşrulaştırması, Evren'in "Hangi hasta ameliyat masasına isteyerek yatar? Ama ameliyattan sonra sıhhatine kavuşur. İşte biz de hastayı ameliyat masasına yatırdık, ameliyatı yaptık, şimdilik iyilik safhasına gidiyor" (Evren'den akt. Taştan, s. 65) sözleriyle paralellik gösterir. Memet Baydur: Limon (1982), Yalnızlığın Oyuncakları (1984), Cumhuriyet Kızı (1988), Kuşluk Zamanı (1988) Genel Yaklaşım: Baydur, 12 Eylül sonrası kültürel yozlaşma, değişen toplum düzeni, yabancılaşma, baskı, sindirme, kayıp kuşaklar ve yalnızlık gibi konuları işler. Sıklıkla "oyun içinde oyun" tekniğini kullanarak, karakterlerin gerçeklikten kopuşunu veya darbenin baskıcı atmosferinden kaçışını yansıtır (Taştan, II. Bölüm, s. 78). Limon: Dar bir alanda bir araya gelen aydınların sözcük oyunları, kaçış düşüncesi, yalnızlaşma ve kimliksizleşme (Taştan, II. Bölüm, s. 78-79). Önemli Fikirler/Olaylar: Radyodan yayımlanan "Bir halkı ortadan kaldırmak için hafızasını yok ederek işe başlanır, anlıyor musun?! Kitaplarını, tarihlerini, kültürlerini yok ederler. Başkaları... Onlara başka kitaplar yazar, başka bir kültür verir, başka bir tarih uydurur." (Baydur'dan akt. Taştan, s. 81) ifadesi, darbe yönetiminin depolitizasyon ve hafıza silme çabasını vurgular. Karakterlerin gerçeklikten kaçışı ve kendi içlerine kapanması, darbe sonrası aydınların pasifliğini ve dirençsizliğini eleştirir (Taştan, II. Bölüm, s. 81-82). Yalnızlığın Oyuncakları: Sokağa çıkma yasağını bahane ederek eve kapanan üç yaşlı kişinin dramı, ölüm, nefret ve yalnızlık temaları (Taştan, II. Bölüm, s. 86). Önemli Fikirler/Olaylar: Sıkıyönetim yasaklarının insanları eve hapsetmesi, cenazeye bile izin verilmemesi (Murat'ın ölümü). Kitapların yok olması, hafızanın silinmesi vurgusu: "kitaplar yok olalı çok oluyor. İyi ki yok oldular! Beyinlerimizin kokusunu duymaz olduk hiç değilse!" (Baydur'dan akt. Taştan, s. 87). Yazarın, karakterlerin boyun eğmesini ve eylemsiz kalışlarını sorgulaması (Taştan, II. Bölüm, s. 88). Cumhuriyet Kızı: Üniversiteden atılan yedi bilim insanının bir bar kadınıyla ilişkileri üzerinden aydın eleştirisi ve darbe sonrası korku, tedirginlik atmosferi (Taştan, II. Bölüm, s. 91). Önemli Fikirler/Olaylar: "1402'likler" olarak bilinen akademisyen tasfiyelerine atıf. Aydınların pasifliği ve "köşeyi dönme" çabaları eleştirisi. Pavyon kadını Pakize'nin ağzından aydınlara yöneltilen ağır eleştiriler: "Çünkü korkaksınız! Çünkü kofsunuz! Kof! Çünkü çürüksünüz!..." (Baydur'dan akt. Taştan, s. 95). Pakize, "Cumhuriyet Kızı" metaforuyla halkın ve Cumhuriyet'in aydınlar tarafından yalnız bırakılışını simgeler (Taştan, II. Bölüm, s. 95-96). Kuşluk Zamanı: Darbeden sağ çıkan gençlerin dış ve iç hesaplaşmaları, kayıp kuşaklar, iletişimsizlik ve umutsuzluk (Taştan, II. Bölüm, s. 99). Önemli Fikirler/Olaylar: 12 Eylül öncesi ve sonrası yaşanan acılar. Lili karakterinin hatırlattıkları: "Ölüyorlardı… Sapır sapır… dökülüyorlardı… tel tel… gidiyorlardı dönmemek üzere… bir daha gelmemek üzere… gidiyorlardı…" (Baydur'dan akt. Taştan, s. 100). Kuşaklararası çatışma; Halil'in, Suphi gibi eski solcuları ülkeyi bu duruma sokmakla suçlaması (Taştan, II. Bölüm, s. 100). Sanatçılar ve aydınlar üzerindeki baskı (opera sanatçılarının otelde çalışmak zorunda kalması). Haluk Işık: Kül Rengi Sabahlar (1989) Ana Tema: İdam cezasının yanlışlığı, adaletin yozlaşması ve 12 Eylül'de hukuksuz yere idam edilen gençlerin öyküsü. Erdal Eren'in gerçek yaşam öyküsünden esinlenilmiştir (Taştan, II. Bölüm, s. 106). Önemli Fikirler/Olaylar:Darbe döneminde yargılamaların düzmece olduğu ve siyasi amaçlarla kullanıldığı vurgusu. Avukatların "O çocuk bir kurban, biz de sonu belli bir oyunun figüranlarıyız" (Işık'tan akt. Taştan, s. 107) sözleri. İdam cezasının "insanlık dışı bir ceza" olduğu ve "bilinçli, programlı ve organize bir öç alma mekanizması" olduğu vurgusu (Taştan, II. Bölüm, s. 107). Kenan Evren'in oyunda bir karakter olarak canlandırılması ve idamı savunurken kullandığı sözler: "İdam yalnız kanunlarımızda değil, dinimizde de vardır... Hem asmayalım da besleyelim mi?" (Işık'tan akt. Taştan, s. 109). Toplumun korku nedeniyle duyarsızlaşması ve sessizliğe bürünmesi: "Bir toplumun korku toplumu olması, dilsiz, ağızsız, gözsüz ve kulaksız bırakılmasıdır." (Işık'tan akt. Taştan, s. 108). 3.2. 1991-2000 Yılları Arasında Yayımlanan Oyunlar Bu dönemde 12 oyun yayımlanmış ve 12 Eylül vurgusu daha da belirginleşmiştir. Yılmaz Onay: Karadul Efsanesi (1991) Ana Tema: Baskı, şiddet, tecrit, dışlanmışlık ve duyarsız toplum. Geleneksel oyun yazarlığının dışında, şiirsel ve düşsel anlatımla geçmişi ve bugünü sorgulayan bir metin (Taştan, II. Bölüm, s. 119). Önemli Fikirler/Olaylar:"Karadul Örümceği" metaforuyla darbe yönetimi ve onun ölümcül tehlikesi ima edilir. Eşekarıları ve sivrisinekler ezilen halk kesimini temsil eder (Taştan, II. Bölüm, s. 120). Amerika Birleşik Devletleri'nin darbelerdeki rolüne atıf (Latrodeus Mactans örümceği) (Taştan, II. Bölüm, s. 120). İnsanların 12 Eylül sonrası birbirine düşman kesilmesi ve damarlarında "dondurucu şırınga" varmışçasına duyarsızlaşması (Taştan, II. Bölüm, s. 121-122). "Süper Demokrasi führeri Yalancı fare!" (Onay'dan akt. Taştan, s. 120) gibi ifadelerle faşist yönetimlere gönderme. 12 Eylül sonrası seçimlerin göstermelik olduğu eleştirisi ve Kenan Evren'in %80 oy almasına ironik gönderme: "Dikta yok! Özgür seçim. Yani ben, özgürce seçilirim hep, Çünkü iki adayın ikisi de ben'im, başka kim gelebilir?" (Onay'dan akt. Taştan, s. 122). İşkenceye atıflar (elektrik telleri, işkence aletleri). "elektrik öldü de o gün sandalyede, ben ölmedim demek ki, buradayım işte, hem de ayakta!" (Onay'dan akt. Taştan, s. 123). Bilgesu Erenus: Acılar Şenliği (1991) Ana Tema: İdeallerinden vazgeçen devrimci gençlerin değişimi, belleklerin silinmesi ve toplumun duyarsızlaşması. Bir kadın karakterin gözünden geçmişle yüzleşme ve hesaplaşma (Taştan, II. Bölüm, s. 126). Önemli Fikirler/Olaylar:12 Eylül sonrası oluşan "depolitizasyon" anlayışının insanları bireyci ve pasif hale getirmesi. Kadın karakterin "Vicdan kayboldu. İnsanlar yine eskisi gibi caddelerde, tiyatrolarda toplanıyorlar, eskisi gibi telaşlanıyorlar ve ellerine geçeni yakalıyorlar" (Erenus'tan akt. Taştan, s. 127) sözleri, toplumun duyarsızlaşmasını vurgular. Darbe öncesi idealist olan gençlerin, darbe sonrası zengin iş adamlarına dönüşmesi ve geçmişlerini unutmaya çalışmaları (Taştan, II. Bölüm, s. 128). "12 Eylül Sendromu" ile korkutulan toplumun geçmişi unutmaya zorlanması. Ancak yazarın "vicdanlı insanların" bu kargaşayı çözeceğine dair umudunu koruması (Taştan, II. Bölüm, s. 129). Memet Baydur: Sevgi Ayakları (1994) Ana Tema: 12 Eylül'ün "kayıp kuşakları"nın dramı, gençliklerini siyasi mücadelelerle harcayan devrimcilerin darbe sonrası değişimleri ve yalnızlıkları (Taştan, II. Bölüm, s. 130). Önemli Fikirler/Olaylar:Darbe sonrası toplumda hafızanın sürekli değiştiği, geçmişin unutulmaya zorlandığı: "Bu memlekette değişen ve sürekli değişen TEK bir şey var: Hafıza. Bellek." (Baydur'dan akt. Taştan, s. 132). Tarık ve Tuğrul gibi karakterlerin gençliklerini yaşayamamış olmaları ve darbe sonrası yeni bir hayata başlamaya çalışmaları, ancak içlerindeki boşluğun devam etmesi (Taştan, II. Bölüm, s. 132-133). Karakterlerin alaycı ve ironik üslubu, değişen toplumsal ve dilsel atmosferi yansıtır. Erhan Gökgücü: Duyarlılık Üzerine Vivaçe (1996) Ana Tema: 12 Eylül'de işkence gören bir yazarın yaşama tutunma çabası, toplumdan kaçışı ve sevginin gücüyle yeniden hayata bağlanması (Taştan, II. Bölüm, s. 136). Önemli Fikirler/Olaylar:Yazar karakterinin yaşadığı travma, tecrit ve intihar düşüncesi. "İçimi boşalttılar benim, yalnızca düşlerimde yaşıyorum direnen kimliğimi..." (Gökgücü'den akt. Taştan, s. 137). 12 Eylül öncesi anarşik ortam ve yazarın aile üyelerini bu ortamda kaybetmesi (Taştan, II. Bölüm, s. 137). İşkence sahnelerinin detayları: "Çırılçıplak soyup, bileklerimden tavana astılar. İnip kalkan sopadan çok, uzamak acıtıyordu canımı." (Gökgücü'den akt. Taştan, s. 137-138). Darbe sonrası insanların duyarsızlaşması ve kendilerini "gölgeleştirmek" zorunda kalması: "Böyle kirli bir dünyada yaşamak istemiyorum. Gözsüz, kulaksız, sessiz bir dünya bu." (Gökgücü'den akt. Taştan, s. 138). Civan Canova: Sokağa Çıkma Yasağı (1996), Kızıl Ötesi Aydınlık (1996) Genel Yaklaşım: Canova, darbe yasaklarının toplumu yalnızlığa itmesini ve aydınlar üzerinde yarattığı travmayı, rüya ve gerçeklik arasında gidip gelen kurgularla ele alır (Taştan, II. Bölüm, s. 140). Sokağa Çıkma Yasağı: Sokağa çıkma yasağının uygulandığı bir otelde kalan farklı insanların yasaklara karşı duyarsızlıkları ve tepkisizlikleri (Taştan, II. Bölüm, s. 141). Önemli Fikirler/Olaylar: Karakterlerin kimliksizleştirilmesi (oda numaralarıyla anılmaları) (Taştan, II. Bölüm, s. 141). Otel ortamının darbe sonrası despotik yönetimin bir mikrokozmosu olması. İnsanların tehdit altında boyun eğmesi ve "yol boyunca elleriniz havada yürümek şartıyla" gibi ifadelerle baskının ironik anlatımı (Canova'dan akt. Taştan, s. 142). "Müdür" karakterinin baskıcı ve otoriter yönetimi temsil etmesi, adaletsiz uygulamalar ve iftiralarla kendi suçlarını örtme çabası (Taştan, II. Bölüm, s. 142-143). Kızıl Ötesi Aydınlık: Faili meçhul cinayetlere tanık olan genç bir adamın paranoyası, korkusu ve yalnızlığı (Taştan, II. Bölüm, s. 144). Önemli Fikirler/Olaylar: "Onları hiç tanımadım... Yalnızca resimlerini gördüm gazetelerde... Cansız bedenlerinin fotoğrafları Bir şamar gibi çarptı suratıma..." (Canova'dan akt. Taştan, s. 144-145) ifadeleriyle faili meçhuller ve toplumsal travma. Darbe döneminin yarattığı "korkak" ve "sinmiş" toplum (Genç Adam karakteri). "Korkağın, ödleğin tekiyim ben. Herkes korkutuyor beni. Çevremdeki herkes" (Canova'dan akt. Taştan, s. 150). Darbeyle birlikte Kapitalizmin güçlenmesi ve eski ideallerin kaybolması: "Bizden çok daha baskın çıktı dünya. Çok daha pişkin. Çok daha içten pazarlıklı. Işıl ışıl baltalar döktü önümüze." (Canova'dan akt. Taştan, s. 149). Geleceğe dair umutsuzluk ve darbenin "kehanet gibi" hiçbir şeyi değiştirmemesi: "Ümitsizlikle yazmıştım bu oyunu, şimdi o ümitsizlikle yaşıyorum." (Civan Canova'dan akt. Taştan, s. 150). Yılmaz Onay: Hücre İnsanı (1994) Ana Tema: Gözaltına alınan bir tarihçinin hücrede gördüğü işkenceler ve serbest kaldıktan sonra kendi içinde tutsaklaşması. Asıl "hücre insanları"nın dış dünyada kendi gözlerini kapatanlar olduğu fikri (Taştan, II. Bölüm, s. 151). Önemli Fikirler/Olaylar:İşkencenin boyutları (dayak, tazyikli su, Filistin askısı, elektrik). "Bakın, başınıza her şey gelebilir ve dünyanın ruhu duymaz... Üstelik ajan diye ilan ederiz, adınız bile silinir gider." (Onay'dan akt. Taştan, s. 152). Darbe yönetiminin insanları sindirme ve sessizleştirme politikası, "korku toplumu" yaratma çabası: "Toplum, 12 Eylül Darbesi’nin yarattığı korku ve baskı yüzünden çevresine karşı kör ve sağır olmuş, kendini kurtarma telaşıyla boyun eğmiştir." (Taştan, II. Bölüm, s. 153). Kendi gözlerini kapatan, olup bitenlere duyarsız kalan "hücre dışı" insanlara yönelik eleştiri. Yazarın, Kenan Evren'in cumhurbaşkanlığı seçimindeki %80'lik oy oranına gönderme yaparak, "Hücrelerin patlamasından korkan Konsey üyeleri, herkesi hizaya getirmiş ve toplumun vardığı ortak dil dilsizlik olmuştur." (Taştan, II. Bölüm, s. 153) tespiti. Ülkü Ayvaz: Nihavent Longa (1995) Ana Tema: Türkiye'deki askeri darbeler ve sıkıyönetim uygulamaları karşısında gazetecilerin ve aydınların özgürlük mücadelesi. Tarihi tekrarlayan olaylar ve "yüz yıl öncesiyle günümüz" arasında köprüler kurulması (Taştan, II. Bölüm, s. 155). Önemli Fikirler/Olaylar:Ali Suavi ve Nuri karakterleri üzerinden iki farklı dönemdeki gazetecilerin baskılara karşı direnişi. Basın özgürlüğüne getirilen sansür ve kısıtlamalar. Kimya kitabına uygulanan absürt sansür örneği: "‘H2O’dan hidrojen ayrıldı mı oksijen hür kalır! Hür kalır demekle neyi ima edersiniz, efendi. Olmaz, basılamaz!" (Ayvaz'dan akt. Taştan, s. 157). "Çevik Kuvvet" biriminin 1982'de kurulmasına gönderme yaparak darbe sonrası dönemin kesin zamanını işaret eder (Taştan, II. Bölüm, s. 156). Hürriyet mücadelesinde aydınların yaşadığı yalnızlık ve toplumun duyarsızlığı. Erhan Gökgücü: Gerçek Kurbanın Acısı (1996) Ana Tema: 12 Eylül darbesinde idam edilen gençlerin ve geride kalan ailelerinin, özellikle kadınların yaşadığı acıların işlenmesi. "Gerçek kurbanın" anneler ve sevgililer olduğu vurgusu (Taştan, II. Bölüm, s. 159). Önemli Fikirler/Olaylar:Filmin çekilmesi esnasında yaşananlarla gerçek acı arasındaki fark, toplumun geçmiş acıları unutması. Hamileyken işkence görüp çocuğunu kaybeden bir annenin dramı. Askerlerin idam kararlarına bakışı: "İnsanların cesetlerini birer futbol topu gibi halkın ayaklarının önüne atıverecekler. Halk coşturulmalı. Alın diyecekler, bunlar düzeni değiştirmek isteyen hainlerdi." (Gökgücü'den akt. Taştan, s. 162). Kadınların direnişi ve "Demokratik İnsan Hakları" mücadelesinin küresel boyutu, farklı ülkelerden annelerin Dünya Kayıplar Ormanı'nda buluşması (Taştan, II. Bölüm, s. 163-164). Coşkun Irmak: İtaat Deneyi (1996), Eylül Penceresinden İki Kozyatağı Manzarası (1999) Genel Yaklaşım: Irmak, darbe öncesi anarşik ortamı, darbenin tahribatını, insanların otorite karşısında itaat reflekslerini ve işkencenin psikolojik etkilerini sosyolojik bir bakış açısıyla ele alır. İtaat Deneyi: Stanley Milgram'ın "Sosyal İtaat Deneyi"nden esinlenerek, insanların otoritenin isteği doğrultusunda başkasına işkence yapıp yapmayacakları sorgulanır (Taştan, II. Bölüm, s. 166). Önemli Fikirler/Olaylar: 12 Eylül öncesi üniversitelerdeki gerilim ve çatışma ortamı. Güvenlik güçlerinin sağ-sol çatışmalarında taraf tutması ve öğrencileri "Komünist orospu!" (Irmak'tan akt. Taştan, s. 167) diyerek darp etmesi. Kenan Evren'e "fahri profesörlük" verilmesi ve darbenin meşrulaştırılması çabaları (Taştan, II. Bölüm, s. 168). İşkencenin insanlar üzerindeki kalıcı travması. Bir doktora tezi aracılığıyla "Türkiye’de korkunç bir itaat deneyi uygulanmaktadır. Bizden ne isteniyorsa yapıyoruz. İşkence çekiyor, işkence yapıyoruz." (Irmak'tan akt. Taştan, s. 171) denilmesi. 12 Eylül sonrası ekonomik dönüşüm ve eski devrimcilerin "kapitalist uşaklarına" dönüşmesi eleştirisi (Taştan, II. Bölüm, s. 173). Eylül Penceresinden İki Kozyatağı Manzarası: 12 Eylül öncesi sağ-sol çatışmalarını ve ailelerin, özellikle annelerin dramlarını liseli gençler üzerinden anlatır (Taştan, II. Bölüm, s. 175). Önemli Fikirler/Olaylar: Gençlerin siyasi olaylara sürüklenmesi ve annelerin çocuklarını koruma çabaları. Kozyatağı'nın eskiden huzurlu bir yerken çatışmalarla huzurunu yitirmesi. "Anarşik ortam kurban olarak gençleri alır ve acılar da annelere kalır." (Taştan, II. Bölüm, s. 177). Eşber Yağmurdereli: Akrep (1997) Ana Tema: Darbelerden mağdur olmuş bir aydın yazarın (yazarın kendisi) hapishane ve hücredeki yaşantısı, işkence ve insan hakları savunuculuğu. İnsan sevgisi ve idam cezasına karşı duruş (Taştan, II. Bölüm, s. 179). Önemli Fikirler/Olaylar:Yazarın Sinop Cezaevi'nde hücrede kalması ve dış dünyayla bağlantısının kesilmesi. Darbe döneminde idamların hızı ve hukuksuzluklar (Erdal Eren örneği, üç kardeşin idamı). Hapishanelerdeki koşulların ağırlaşması, mahkumiyetlerin artması: "Adamlar cezaevlerini boşaltacakları yerde, ha babam dolduruyorlar." (Yağmurdereli'den akt. Taştan, s. 181). İşkence gören mahkumların feryatları ve hücredeki "akrep" metaforu. Akrep, "hayatımıza ve onurumuza kasteden... gizli, soyut, hak edilmemiş bir dokunulmazlığın rahatlığı içinde hüküm süren; değişmeyen, gelişmeyen, yenilmeyen" (Ezici'den akt. Taştan, s. 183) bir iktidar anlayışını vurgular. Toplumun duyarsızlaşması ve "kendi kabuklarına çekilip bireyci bir insan olarak yaşamaları" eleştirisi: "Bu ülkede on binlerce cinayet işlendi görmediler. Daha on binlercesi işlenecek, yine görmeyecekler. Görmezlikten geldikçe sıranın kendilerine gelmeyeceklerini sanıyorlar." (Yağmurdereli'den akt. Taştan, s. 185). Umut mesajı: "Ama bir gün bu ülkede birileri bu yarım kalan hayattan, eksik yaşanmış hayatları devralacaklar ve devraldıklarını özgürce yaşayacaklar… Onurlarıyla yaşayacaklar." (Yağmurdereli'den akt. Taştan, s. 185). 3.3. 2001-2010 Yılları Arasında Yayımlanan Oyunlar Bu dönemde 17 oyun öne çıkmıştır. Hasan Öztürk, 12 Eylül'ü en çok işleyen yazarlardan biri olarak dört oyun kaleme almıştır. Haşmet Zeybek: Kimlik (2001) Ana Tema: Kendilerini devrimci olarak nitelendiren bir grup solcu gencin darbe sonrası değişen düşünce dünyaları, kimlik bunalımları ve yeni düzene uyum sağlama çabaları (Taştan, II. Bölüm, s. 188). Önemli Fikirler/Olaylar:Darbe öncesi anarşik ortam ve "postal seslerinin yaklaştığı" öngörüsü. Solcuların kendi aralarındaki tartışmaları ve anlaşmazlıkları. 12 Eylül sonrası yaşanan "kimlik sorunu ve kimlik bunalımı": "Korkunçtu. Bomboş evde yapayalnızdık. Kolektif yaşamdan kopmuş bireyimizle ilk kez baş başa idik. Bundan sonra kendi kendimize sorular sormaya başladık. Kendimizi sorguladık. Ben kimim? Nasıl bir toplumun bireyiyim?" (Zeybek'ten akt. Taştan, s. 190). Eski devrimcilerin Kapitalizm'e boyun eğerek "iş adamı", "bakan" veya "tahsilatçı" olmaları (Taştan, II. Bölüm, s. 191). Darbe yönetiminin "şiddet düşüncesini toplumun bütün hücrelerine kadar yaydığı" ve "devrimci kültürün değerlerini çiğnediği" eleştirisi (Taştan, II. Bölüm, s. 191). Haşmet Zeybek: 47’liler Meddahı-Karşılaştırmalı Mitoloji (2002) Ana Tema: Türk demokrasi tarihinin darbeler üzerinden eleştirel bir değerlendirmesi. Meddah geleneği kullanılarak Amerikan ve Batı emperyalizminin rolü sorgulanır (Taştan, II. Bölüm, s. 193). Önemli Fikirler/Olaylar:Darbeler ve seçimlerin "egemenlerin halkı yönetebilmek için halkın onayını (rızasını) alması" olarak sunulması. "Halkın hafızası üzerine oynanması" ve "düşünsel jenosit" uygulanması eleştirisi: "Bu durumu gizlemek için halkın hafızası üzerine oynanır. Düşünsel jenosit uygulanır." (Zeybek'ten akt. Taştan, s. 194). Toplumun "köleleşmesi" ve "rıza göstermesi" eleştirisi. Direnenlerin ise "faili meçhule kurban" gitmesi (Taştan, II. Bölüm, s. 193-194). Metin Balay: İnadına Yaşamak (2003), İnadına İnsan (2003) Genel Yaklaşım: Balay, 12 Eylül ve sıkıyönetim dönemini, işkenceye karşı "gülmece"nin bir silah olduğu fikriyle ele alır. Yaşanmış beş öyküden yola çıkarak hazırlanmıştır. İnadına Yaşamak: Bir öğrencinin "yaprak sarması" paketinin bomba sanılması ve Bertolt Brecht'in kitabıyla okula girerken gözaltına alınması gibi trajikomik olaylar (Taştan, II. Bölüm, s. 195). Önemli Fikirler/Olaylar: Sıkıyönetim uygulamalarının absürtlüğü ve işkencelerin anlamsızlığı. İşkencenin boyutları (elektrik, falaka, Filistin askısı) ve buna karşı direniş (Yaprak Sarması cevabı) (Taştan, II. Bölüm, s. 196). İnadına İnsan: Yaşar Amca karakteri üzerinden 12 Eylül'ü ve darbecileri alaycı bir üslupla yerer (Taştan, II. Bölüm, s. 197). Önemli Fikirler/Olaylar: Kenan Evren'e "kına" gönderme fikri. Kenan Evren'in cumhurbaşkanlığı seçimindeki %80'lik oy oranına ironik atıf: "Ama ben canı gönülden evet dedin, korku yoluna. Velakin oylamanın sonu belli olup da büyük bir çoğunluktan kazanınca seçimi Kenan Paşa, ben dedin ki ‘Şöyle eyisinden, yüz gram Arabistan kınası alıp yollayayım şu Kenan Paşaya, yaksın, diye" (Balay'dan akt. Taştan, s. 197). İşkenceye karşı kahkaha atma direnişi: "Vallahi çok iyi geliyor gülme o sırada insana" (Balay'dan akt. Taştan, s. 199). Gülsüm Cengiz: Yaşamın İzindeki Kadınlar (2007) Ana Tema: 12 Eylül Darbesi'nin acı politikaları, haksız tutuklamalar, faili meçhuller, baskı, şiddet ve işkenceler karşısında örgütlenen kadınların (anneler, eşler) mücadelesi (Taştan, II. Bölüm, s. 200). Önemli Fikirler/Olaylar:Nazım Hikmet'in annesi Celile Hanım'ın oğlunun özgürlüğü için başlattığı açlık grevi ve imza kampanyasıyla kadın direnişinin başlangıcı (Taştan, II. Bölüm, s. 200). Darbe sonrası işadamlarının darbeyi desteklemesi: "İşadamı Halit Narin: Bugüne kadar biz ağladık, onlar güldü. Şimdi sıra bizde." ve "İşadamı Rahmi Koç: 12 Eylül Hareketinden önce her şeyi demokratik sistem içinde yapmak zorundaydık." (Cengiz'den akt. Taştan, s. 201). Kenan Evren'in idamları dinle meşrulaştırması ve Batı'ya meydan okuması: "İdam yalnız kanunlarımızda değil, dinimizde de vardır... Hem asmayalım da besleyelim mi?" (Cengiz'den akt. Taştan, s. 201). Hamileyken işkence görüp çocuğunu kaybeden bir annenin dramı. Kadınların (annelerin) çocuklarının devrimci kimlikleriyle gurur duymaya başlamaları ve İnsan Hakları Derneği kurarak mücadeleyi evrenselleştirmeleri (Latin Amerika örnekleriyle) (Taştan, II. Bölüm, s. 202-203). İşkence sahneleri ve polisin insan hakları ihlallerini "burada devlet, hukuk, kanun biziz" diyerek meşrulaştırması (Cengiz'den akt. Taştan, s. 204). Özcan Özer: Güzel Zamanlar (2008) Ana Tema: Ağır işkence gören bir aydının serbest kaldıktan sonra yaşama tutunma çabası ve dostluğun önemi (Taştan, II. Bölüm, s. 206). Önemli Fikirler/Olaylar:İşkenceler sonrası yaşanan psikolojik travma ve uyum sorunları. Karakterin hafakanları ve krizleri. Dostluğun ve sevginin iyileştirici gücü. Celal'in "Beni hayata döndüren sensin" (Özer'den akt. Taştan, s. 206) sözleri. İşkencede gösterilen direnç ve militarist düşünceye karşı duruş: "Sadece yas tutarak, bütün öldürdüklerinizin hesabı sorulacaktır. Sizin kudurttuğunuz ölüm, masum insanların gecesini, bir bıçak gibi ortadan bölse bile, yas tutulacak ve sadece yas tutularak, bütün öldürdüklerinizin hesabı sorulacaktır?" (Özer'den akt. Taştan, s. 208). Polislerin "solcuların kazanacağına gerçekten inanıyor musun?" (Özer'den akt. Taştan, s. 208) gibi sorularıyla ideolojik taraf tutmaları. Hasan Öztürk: İlmik İlmik (2008), Hücre (2008) Genel Yaklaşım: Yazarın kendi hapishane deneyimlerinden yola çıkarak 12 Eylül'ü hapishane atmosferi, hücre, tecrit, işkence ve baskı temaları üzerinden işlemesi. İlmik İlmik: Bir hapishanede geçen, prova süreci 12 Eylül darbesiyle kesintiye uğrayan bir oyunun hikayesi (Taştan, II. Bölüm, s. 209). Önemli Fikirler/Olaylar: Hapishanede yaşanan işkenceler ve hukuksuz uygulamalar. Mahkumların direnişi ve dayanışması. "İdam mahkûmu sorguya mı gidermiş? Buna hukuk değil hukuksuzluk denir. Radyoyu dinlemiyor musunuz? Giderek arttırıyor baskıları Cunta" (Öztürk'ten akt. Taştan, s. 210). Hücre: Üç idam mahkûmunun hapishanede geçen yaşantıları, aralarındaki ihanet ve dayanışma meselesi (Taştan, II. Bölüm, s. 212). Önemli Fikirler/Olaylar: İşkenceler ve idam cezası kararları. "Asıl ajanın örgütün başı olduğu" gibi sürpriz gelişmelerle ihanet ve adalet temalarının işlenmesi. 4. 12 Eylül Tiyatrosunun Ana Temaları ve Öne Çıkan Problemler Kitabın üçüncü bölümü, 12 Eylül tiyatrosunda öne çıkan ana temaları ve problemleri genel bir bakış açısıyla değerlendirir: Anarşi / Kaos: Darbe öncesi ülkedeki sağ-sol çatışması, terör ve anarşi ortamı, darbelerin meşrulaştırılması için sıkça vurgulanan bir zemin oluşturur. Tiyatro oyunları da bu kaosu ve bunun halk üzerindeki etkilerini işler. Statüko ve Aydınlar: Aydınların darbe karşısındaki duruşları, düzene ayak uyduranlar, muhbirler ve direnenler olarak farklılaşır. Darbenin aydınlar üzerinde yarattığı travma, kimlik bunalımları ve entelektüel pasiflik sıkça eleştirilir. Travma (Yasaklar, Baskı, Gözaltı, İşkence, Şiddet): 12 Eylül döneminin en belirgin özelliklerinden biri olan yaygın işkence, gözaltı süreçleri, sokağa çıkma yasakları ve genel baskı atmosferi, oyunlarda sıkça işlenen ve detaylandırılan bir konudur. Fiziksel ve psikolojik işkencelerin insan ruhunda yarattığı derin izler vurgulanır. İdam Cezası: Özellikle gençlerin hukuksuz yargılamalarla idam edilmesi, tiyatro oyunlarının odaklandığı önemli bir insanlık suçu olarak ele alınır. İdamın barbarca bir öç alma mekanizması olduğu ve evrensel insan haklarına aykırılığı vurgulanır. Toplumsal Değişim: 12 Eylül'ün toplumsal yapıda yarattığı dönüşüm, "depolitizasyon", bireyciliğin yükselişi, tüketim kültürünün yaygınlaşması ve hafıza silme çabaları oyunların temel meselelerindendir. Direnişin yerini boyun eğmenin alması, aydınların ve halkın duyarsızlaşması eleştirilir. Ancak bu duyarsızlığa rağmen, bazı eserler umudu ve mücadele azmini koruyan karakterleri ön plana çıkarır. 5. Sonuç Yerine Zeki Taştan'ın çalışması, 12 Eylül Darbesi'nin Türk tiyatrosundaki yansımalarını kapsamlı bir şekilde inceleyerek, bu önemli toplumsal olayın sanat üzerindeki derin ve kalıcı etkilerini gözler önüne sermektedir. Tiyatro, darbenin getirdiği baskı ve sansür koşullarına rağmen, farklı üsluplar ve sembolik anlatımlarla 12 Eylül'ün insan hakları ihlallerini, toplumsal travmaları, aydınların çelişkilerini ve direniş çabalarını kayda geçirmiştir. Özellikle işkence, idam, kimlik bunalımı ve toplumsal duyarsızlaşma gibi temalar, bu eserlerin ana omurgasını oluşturmuştur. Kitap, 12 Eylül Tiyatrosu külliyatının akademik olarak ilk müstakil çalışması olmasıyla da önemli bir boşluğu doldurmaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!