"CUMHURİYET’İN 100. YILI ANISINA KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ BÖLÜMÜ" başlıklı kitaptan alınan seçilmiş kaynakları inceleyerek Türkiye'deki kütüphanecilik ve bilgi yönetimi alanındaki temel temaları, önemli fikirleri ve olguları detaylandırmaktadır. Kaynaklar, Osmanlı döneminden günümüze uzanan tarihsel gelişimi, Atatürk dönemi reformlarını, üniversite kütüphanelerinin evrimini, lisansüstü eğitimdeki durumu, kataloglama standartlarındaki dönüşümü ve bilgi ekonomisi yaklaşımlar ını kapsamaktadır. Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Olgular 1. Osmanlı'dan Cumhuriyete Kütüphanecilik Mirası ve Atatürk Dönemi Reformları Vakıf Kütüphaneleri ve Sınırlamaları: Osmanlı İmparatorluğu'nda kütüphaneler, 1862 yılına kadar büyük ölçüde vakıf geleneğine bağlı olarak kurulmuş ve hizmet vermiştir. Bu kütüphaneler, vakıfların özel tutum ve düşüncelerine göre belirlenen kurallara bağlı çalışmış, genellikle belirli dini veya medrese topluluklarına hitap etmiştir. Hasan S. Keseroğlu'nun belirttiği gibi, "1865 yılında İstanbul’da bulunan 40 vakıf kütüphanesinin hiçbirisinde yabancı dilde bir kitap bulunmamaktadır." Bu durum, Osmanlı vakıf kütüphanelerinin "içe kapanık, dışa, yeniliğe kapalı tutumu"nu göstermektedir. Cumhuriyet Öncesi Okuryazarlık Çabaları: II. Mahmut döneminde askerler arasında okuryazarlığı artırma yönünde ilk adımlar atılmıştır, ancak bu çabalar kesintiye uğramıştır. Atatürk'ün Eğitime ve Kütüphanelere Yaklaşımı: Kurtuluş Savaşı sürerken dahi Atatürk, eğitimin ve kütüphanelerin toplumun geleceği için önemini vurgulamıştır. Kişisel gelirlerinden okullara, basımevlerine ve kütüphanelerin kurulmasına önemli miktarda para ayırmıştır. "Pratik ve kapsamlı bir maarif için vatan sınırlarının mühim merkezlerinde asri kütüphaneler… donatılması icap eder" düşüncesini dile getirmiştir. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Kurumsallaşma: 1924 yılında çıkan Öğretimde Birlik (Tevhid-i Tedrisat) Yasası ile tüm eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altına alınmış, vakıf kütüphaneleri de kamu varlığına dönüştürülmüştür. Bu, kütüphanelerin kamu adına bir araya getirilmesi anlamına gelmektedir. 1925'te Tekke, Türbe ve Zaviyelerin Kapatılması Yasası ile buralardaki kitaplar da kent merkezlerinde toplanmıştır. Osmanlı Mirasının Korunması: Atatürk, Osmanlı'dan kalan hiçbir kitabın zarar görmesini istememiş, aksine korunmaları için çaba sarf edilmiştir. "Bana kalırsa Milli Kütüphane’de [İzmir Milli Kütüphanesi?] mevcut olan her eser en ufak yaprak kırıntısına ilişilmemek şartı ile saklı kalmalıdır." Bu eserler, içerik olarak eski veya yenilik taşımayan özelliklere sahip olsalar da "Osmanlı kalıtı olarak tutulmak istenmiştir." Harf Devrimi ve Okuryazarlık: Harf Devrimi ile birlikte yazı, okuma ve yazma pratikleri değişmiş, okuryazar oranı başlangıçta düşse de Millet Mektepleri, Türk Ocakları ve sonrasında Halkevleri gibi kurumların açtığı kurslarla hızla artırılmıştır. Köy Enstitüleri de bu artışta önemli rol oynamıştır. Ulusal Kütüphane Hedefi: Henüz bir ulusal kütüphane olmamasına rağmen, 1934 yılında Atatürk'ün isteğiyle hazırlanan Basma Yazı ve Resimleri Derleme Yasası ile yayımlanan kitaplardan bir tanesi ulusal kütüphane için ayrılmıştır. Bu, Türkiye Ulusal Kütüphanesi'nin kuruluşunun ilk adımıdır. Halkevleri ve Köy Enstitülerinin Kapatılması ve Sonuçları: Çok partili hayata geçiş ve Demokrat Parti iktidarıyla birlikte Halkevleri ve Köy Enstitüleri kapatılmış, kütüphaneleri "yağmalanarak, talan edilmiş, kitaplar piyasaya düşmüş ya da yakılmıştır." Hasan S. Keseroğlu bu durumu "insanlık kavramına yakışmayan bir tutum" ve "kendi ayağının altındaki halıyı çekmek" olarak nitelendirir, bunun "gelişmeyi istememekle eşdeğer" olduğunu belirtir. 2. Üniversite Kütüphanelerinin Gelişimi: Dünya ve Türkiye Karşılaştırması Tarihsel Dönüşüm: Üniversite kütüphanelerinin gelişimi, Orta Çağ'da ezbere ve sınırlı ders kitaplarına bağımlı eğitimden, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonra kütüphanecilik mesleğinin gelişimiyle hızlanan bir dönüşüm geçirmiştir. Yirminci Yüzyılda Bilgi Patlaması ve Teknoloji: 1970'lerde başlayan bilgi patlaması, elektronik, bilgisayar ve telekomünikasyon alanındaki gelişmelerle kütüphane işlevlerini büyük ölçüde değiştirmiştir. Çevrimiçi kataloglama sistemleri (MARC) ve bibliyografik arama sistemleri yaygınlaşmıştır. Yirmi Birinci Yüzyıl ve Akıllı Kütüphaneler: Günümüzde kütüphaneler sadece bilgi deposu olmaktan çıkıp, "çok çeşitli sivil ve sosyal gereksinimleri karşılamayı hedefleyen toplumsal hizmet merkezlerine dönüşmeye başlamışlardır." Mobil teknolojiler, çevrimiçi dermeler, uzaktan eğitim ve yapay zeka (AI) teknolojileri (öz-denetim sistemleri, akıllı raflar, sohbet robotları) bu dönüşümün önemli unsurlarıdır. Maliyet ve Kaynak Sorunları: Üniversite kütüphaneleri, hızla gelişen teknolojilere uyum sağlamanın getirdiği maliyetler, bütçe yetersizlikleri ve artan yayın maliyetleri gibi ekonomik zorluklarla mücadele etmektedir. "Bütçe yetersizlikleri nedeniyle, kütüphaneler sadece iş süreçlerini modernize etme ve yeniden yapılandırmada değil, aynı zamanda geleneksel kullanıcı hizmetlerini dahi sürdürmede zorluklar yaşamaktadır." Konsorsiyumlar ve İşbirliği: Maliyet etkin çözümler üretmek ve kaynak paylaşımını sağlamak amacıyla uluslararası düzeyde kütüphane konsorsiyumları (örn. OCLC, JISC, UKB, CAUL) yaygınlaşmıştır. Türkiye'de Üniversite Kütüphaneleri:Osmanlı Dönemi Etkisi: Türkiye'de ilk modern üniversite kütüphaneleri (Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn, Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun), Batı tipi basılı kitaplarla 18. yüzyılın sonlarında kurulmuştur. Darülfünun (1863) ile Batılılaşma etkisi artmıştır. Cumhuriyet Dönemi Dönüşümü: 1933 yılında Darülfünun'un İstanbul Üniversitesi'ne dönüşmesi ve Almanya'dan gelen bilim insanlarının katkılarıyla modern üniversite eğitimi gelişmiştir. John Dewey'in raporu, eğitimin yerelleştirilmesi, kırsal eğitim ve gezici kütüphanelerin açılması gibi öneriler sunmuştur. Yapısal Sorunlar: Türkiye'de üniversite kütüphaneleri, özellikle yeni kurulan üniversitelerde, "modern yönetim ve işletmecilik anlayışından ve koşullarından yoksun olarak kurulması" nedeniyle sorunlar yaşamaktadır. Aybaş (1975), 1950 öncesi üniversitelerde fakülte kütüphanelerinin ve bölüm/enstitü/kürsü kütüphanelerinin (klasik Alman üniversitelerine benzer şekilde) yaygın olduğunu, ancak birçoğunun amaçlarından saptırıldığını belirtir. Amerikan Modelinin Etkisi ve Merkezi Kütüphaneler: 1950'lerden sonra kurulan üniversitelerde (ODTÜ, Hacettepe, Boğaziçi) Amerikan kampüs sistemi ve merkezi kütüphane anlayışı benimsenmiştir. Güncel Sorunlar: Kaur'un 2009 tarihli araştırmasına göre, Türkiye'deki üniversite kütüphanelerinin hizmetleri tatmin edici değildir; derme ve bütçeleri sınırlıdır. Ortalama bir Amerikan üniversite kütüphanesinin materyal sayısından daha az kaynağa sahiptirler. YÖK'ün 2014 raporu da bina, insan kaynağı, bütçe (üniversite bütçesine oranı %3-4 olması gerekirken, Türkiye'de %1 civarında), teknoloji altyapısı ve bilgi okuryazarlığı eksikliklerine dikkat çekmektedir. ANKOS'un Rolü: Çukadar ve diğerleri (2011) tarafından belirtildiği gibi, ANKOS (Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu), Türkiye'deki üniversite kütüphaneleri için "daha uygun fiyatlarla daha fazla ve çeşitli kaynaklara erişim" sağlayarak maliyet-etkin çözümler sunan önemli bir yapıdır. ANKOS, elektronik dergi ve veri tabanlarına erişimi kolaylaştırmıştır. Kütüphaneler Arası Ödünç Verme (ILL): TÜBESS (Türkiye Belge Sağlama ve Ödünç Verme Sistemi) gibi girişimlerle kaynak paylaşımı ve kütüphaneler arası ödünç verme işlemleri geliştirilmeye çalışılmıştır. Yapay Zeka ve Gelecek: Türkiye'deki üniversite kütüphanelerinde yapay zeka uygulamaları henüz başlangıç aşamasındadır ve "yeterli eğitim ve teknoloji alt yapısının da gelişmediği" görülmektedir. Kütüphaneciler arasında bilgi düzeyi düşük olmasına rağmen, yapay zekanın önemine inanılmaktadır. 3. Kataloglama Standartlarındaki Dönüşüm: MARC'tan BIBFRAME'e Anlamsal Web ve BIBFRAME: Anlamsal Web, verileri anlamlı hale getirmeyi ve bilgisayarların bu verileri anlayabileceği şekilde sunmayı hedefleyen bir web vizyonudur. BIBFRAME (Bibliographic Framework), Kongre Kütüphanesi tarafından bibliyografik açıklamaların geleceği için bir temel sağlamak üzere tanıtılmıştır. BIBFRAME, "kullanıcıların web üzerinde doğru varlığı aramasına, seçmesine, tanımlamasına ve elde etmesine olanak tanır." FRBR Modeli: Bibliyografik Kayıtlar için İşlevsel Gereksinimler (FRBR) modeli, eser, anlatım, gösterim ve öğe (kopya) olmak üzere dört soyut varlık tanımlar. Bu hiyerarşik yapı, kütüphanelerin kaynakları daha etkili bir şekilde organize etmesine ve kullanıcıların belirli baskı veya formatı bulmalarına yardımcı olur. MARC'tan Geçiş Süreçleri: MARC (Makinece-Okunabilir Kataloglama), kütüphanelerde otomasyona dayalı kataloglama sistemlerinin temelini oluşturmuştur. Ancak dijital çağda daha esnek ve bağlantılı veri ortamlarına geçiş ihtiyacı, BIBFRAME'in gelişimini tetiklemiştir. Haziran 2023'teki BIBFRAME forumu, İsveç ve İtalya'daki kütüphanelerin MARC ve BIBFRAME'in hibrit ortamındaki deneyimlerini paylaştığını göstermiştir. Örneğin, İsveç'teki Libris sistemi 2018'den beri BIBFRAME kullanmaktadır ancak sisteme MARC olarak giriş ve çıkış yapmaktadır. Uygulama Zorlukları ve Öneriler: RDA'yı (Kaynak Tanımı ve Erişimi) geliştirmek ve uygulamak dikkatli planlama, eğitim ve koordinasyon gerektirir. Öneriler arasında mevcut araçlardan ve kaynaklardan yararlanma, işbirliği ve iletişim, meta veri standartlarını gözden geçirme, geri bildirim ve uyarlama, donanım ve yazılım geliştirmesi yer almaktadır. 4. Bilgi Ekonomisi Yaklaşımı ve Erken Cumhuriyet Dönemi Kurumsallaşma Çalışmaları Tarımsal Kalkınmada Bilginin Rolü: Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinden itibaren başlayan endüstrileşmiş tarımsal kalkınma çabaları, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra ivme kazanmıştır. Bu dönemde "bilgi" kavramına yepyeni anlamlar yüklenmeye başlanmıştır. Mehmet Kemal Sevgisunar'ın belirttiği gibi, "Türkiye’de ilk kez ekonomi ve kalkınma temelli, kalkınmada öncelik tanınan tarımsal endüstriyel çalışma alanlarında 'bilgi' kavramına vaz geçilemez bir gereksinim, olmazsa olmaz özel bir görev tanımlanmıştır." Yüksek Ziraat Enstitüsü ve Kütüphanesi: Ankara'da 1930'da Yüksek Ziraat Mektebi, 1933'te ise Yüksek Ziraat Enstitüsü açılmıştır. Enstitü Kütüphanesi'ni kurmak ve yönetmek için Almanya'dan kütüphaneci Dr. Joseph Stummvoll getirilmiştir. Bu kütüphane, ziraat ve veterinerlik fakülteleri için dönemin en iyi akademik kütüphanesi olarak düzenlenmiştir. Polatlı'da Ticaret Borsası Kurulması Girişimleri (1933): Türkiye'nin önemli hububat üretim merkezlerinden biri olan Polatlı'da, tarımsal ürünlerin alım satımında modern bir sistem yaratmak amacıyla 1933 yılında bir hububat borsası kurulmuştur. Bu girişim, "bilgi yönetimi ve bilgi ekonomisi temel yaklaşımlarına çok uygun bir adım ve kurum" olarak değerlendirilmiştir. Hükümet Kararnameleri ve Kısa Süreli Faaliyet: 29 Mart 1933 tarihli bir hükümet kararnamesiyle Polatlı'da borsa kurulması kabul edilmiş, ancak 04 Aralık 1933 tarihli başka bir kararnamede "açılmasında bir fayda olmayacağı ve varidatı [geliri] masrafını kuruyamayacağı anlaşıldığından, lağvedilmesi [kaldırılması]" kararlaştırılmıştır. Bu durum, borsanın en kötü ihtimalle sekiz ay boyunca kağıt üzerinde veya fiilen hasat dönemi boyunca aktif olduğunu göstermektedir. Vizyoner Yaklaşım: Borsanın kuruluş düşüncesi, o dönemde "bilgi" kavramını sermayesi ve yetişmiş insan gücü olmayan bir devletin çağdaş ve akılcı yaklaşımı benimsemesi, modern dünyayı algılamada gelişmiş bir vizyonun egemen olduğunu açıkça göstermektedir. Bu girişim, Ankara'da kurulan Yüksek Ziraat Enstitüsü'nün önemli bir tamamlayıcı parçası olarak görülmüştür. 5. Türkiye'de Lisansüstü Bilgi ve Belge Yönetimi Eğitimi Tarihsel Gelişim: Türkiye'de kütüphanecilerin eğitimi ilk olarak 1925-1950 yılları arasında kütüphanecilik kurslarıyla başlamıştır. Üniversite düzeyinde ilk eğitim 1954-1955'te Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Enstitüsü'nün kurulmasıyla gerçekleşmiştir. Lisansüstü eğitim, 1970'lere kadar yalnızca doktora düzeyinde (usta-çırak ilişkisiyle), 1970-1982 arası dönemde yüksek lisans ve doktora olarak, 1982 sonrası ise enstitüler bünyesinde iki aşamalı (yüksek lisans ve doktora) olarak düzenlenmiştir. Mevcut Durum (2022-2023 Eğitim-Öğretim Yılı):Lisans Programları: Türkiye'de 16 farklı üniversitede lisans düzeyinde Bilgi ve Belge Yönetimi bölümü bulunmaktadır. Bunların çoğu devlet üniversitelerinde yer almakta ve aktif eğitim vermektedir. Lisansüstü Programları: 11 üniversitede lisansüstü Bilgi ve Belge Yönetimi eğitimi verilmektedir. Bunların 11'inde yüksek lisans, 5'inde hem yüksek lisans hem de doktora, 5'inde ise yalnızca doktora eğitimi mevcuttur. Çoğunlukla Sosyal Bilimler Enstitüleri bünyesinde yürütülmektedir. Öğrenci Sayıları: 2022-2023 öğretim yılı itibarıyla toplam 470 öğrenci kayıtlıdır (337 yüksek lisans, 133 doktora). En çok öğrencisi olan üniversiteler Ankara, Çankırı Karatekin ve Marmara Üniversiteleridir. Mezun Sayıları: Aynı öğretim yılında 5 üniversiteden toplam 44 öğrenci mezun olmuştur (33 yüksek lisans, 11 doktora). Türkiye'deki gereksinim bağlamında lisansüstü mezun sayılarının yetersiz olduğu değerlendirilmektedir. Kastamonu Üniversitesi Tecrübesi: Kastamonu Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü, 2007 yılında kurulmuş ve 2021-2022 güz döneminde Tezli Yüksek Lisans programını başlatmıştır. Programın çıktıları arasında sorun çözme, bilimsel araştırma, teknolojiye hakimiyet ve etik değerlere bağlılık yer almaktadır. ALES sınavından belirli bir puan almak kabul koşuludur. Öğretim planında geniş bir seçmeli ders yelpazesi sunulmaktadır, özellikle araştırma yöntemleri, kültür, uygarlık ve bilgi merkezi ilişkisi konuları ağırlıktadır. Teknolojiye odaklı derslerin sayısı ise "görece olarak yetersiz" görülmektedir. Sorunlar ve Öneriler: Lisansüstü mezun öğrenci sayılarının artırılması, daha fazla tanımlayıcı araştırma (tarihsel çalışmalar, öğretim planı incelemeleri, karşılaştırmalı çalışmalar) yapılması önerilmektedir. Sonuç Türkiye'de kütüphanecilik ve bilgi yönetimi alanı, Osmanlı'dan devralınan miras ve Cumhuriyet dönemi reformlarıyla şekillenmiştir. Atatürk'ün eğitime ve kütüphanelere verdiği önem, modernleşme çabalarının temelini oluşturmuştur. Ancak çok partili hayata geçişle birlikte yaşanan kesintiler, özellikle Halkevleri ve Köy Enstitüleri'nin kapatılmasıyla kütüphanelerin maruz kaldığı yıkım, ilerlemeyi sekteye uğratmıştır. Günümüz üniversite kütüphaneleri, küreselleşme, teknolojik yenilikler (özellikle yapay zeka ve dijitalleşme) ve ekonomik zorluklarla karakterize edilen bir ortamda faaliyet göstermektedir. Dünya genelinde konsorsiyumlar ve işbirlikleri maliyet etkin çözümler sunarken, Türkiye'de ANKOS gibi yapılar bu konuda önemli adımlar atmıştır. Ancak, bütçe yetersizlikleri, insan kaynağı eksikliği, altyapı sorunları ve teknolojiye uyum süreçleri hala önemli zorluklar olarak devam etmektedir. Lisansüstü bilgi ve belge yönetimi eğitimi, bu zorluklara rağmen büyümekte, ancak mezun sayılarının artırılması ve teknoloji odaklı derslerin yaygınlaştırılması gibi alanlarda gelişme potansiyeli taşımaktadır. Erken Cumhuriyet döneminde Polatlı Ticaret Borsası gibi girişimler, bilginin ekonomik kalkınmadaki rolünü gösteren vizyoner yaklaşımların erken örneklerini sunmaktadır. Bu alandaki sorunların aşılması için kapsamlı hükümet politikaları, eğitim sistemi iyileştirmeleri ve mesleki birliklerin işbirliği büyük önem taşımaktadır. ... Devamını Oku