Londra’da bir İstanbul sergisi : diplomasi - ekonomi - temaşa (1893-94)
Yazar:Balcı, Ercüment
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

Bu kitap, Ercüment Balcı'nın "LONDRA’DA BİR İSTANBUL SERGİSİ: Diplomasi-Ekonomi-Temaşa (1893-94)" adlı eserinden derlenen bilgileri içermekte olup, 1893-1894 yılları arasında Londra'da düzenlenen "İstanbul Sergisi"nin ana temalarını, önemli olaylarını ve ilgili diplomatik süreçleri ele almaktadır. 1. Serginin Tanımı ve Kapsamı "Londra’daki İstanbul Sergisi", 1893 Aralık'ından 1894 Kasım'ına kadar Londra'nın West Kensington semtindeki Olympia Sergi Salonları'nda düzenlenmiş büyük bir panoramik e tkinliktir. Olympia Limited Co. adlı İngiliz firması tarafından organize edilen bu sergi, İstanbul'un tarihi, kültürel, sosyal ve ekonomik yaşamını Londralıların deneyimine sunmayı amaçlamıştır. Coğrafi ve Kültürel Kurgu: Sergi, "Asya ile Avrupa kıtaları arasındaki eşsiz coğrafi konumu, tarihi ve zengin kültürel dokusuyla İstanbul, dünyanın en çok merak edilen şehirlerinden biridir." fikrinden yola çıkarak, şehrin önemli simge yapılarını ve günlük yaşamını Londra'da yeniden yaratmıştır. Sergide "Haliç’in nefes kesen manzarasını bir seyir terası gibi sunan Galata Kulesi; ziyaretçilerin her türlü Doğu merakını bulabileceği Lady Mont’un mektuplarındaki açıklamalar dikkate alınarak inşa edilmiş olması gereken otantik bir “Mağribi Harem”; mermerlerle ve çinilerle kaplı, İstanbul’un en güzel camilerinden birinin “gerçekçi bir kopyası”; İstanbul’un en zarif ve güzel çeşme örneklerinden birinin reprodüksiyonları; Pera Caddesi boyunca dizilmiş çeşitli muhteşem etkinlikler sunan lokanta ve kahvehaneler; Kapalıçarşı ve içinde kadın işçilerin sigara imalatı süreçlerini sergiledikleri Reji İdaresi’nin Cibali Sigara Fabrikası gibi ticari alanlar; Türk işçilerine izin çıkmadığı için İngiliz işçiler tarafından dokunan Uşak yöresine ait Türk halılarının dokunduğu halı tezgâhları ve İstanbul’dan getirilen kayıklar ve kayıkçıların eşliğinde gezilen Binbirdirek Sarnıcı, Haliç ve Boğaziçi ve başkaca simge yapı örnekleriye tam bir İstanbul panoraması yer alıyordu." (ÖNSÖZ). Ticari ve Ekonomik Amaçlar: Sergi, İstanbul'un ticari yaşamını da yansıtmayı hedeflemiş, Kapalıçarşı'daki dükkanları ve Türk kahvehanelerini Londra'ya taşımayı planlamıştır. Özellikle Türk halıları gibi ürünlerin tanıtımı ve satışı üzerinde durulmuştur. "Şirketin başlıca işi Türk halıları ithal ve satışı üzerinedir. Bu sebeple işimizin daha da gelişmesi için kesin tedbirlere başvurmamız tabiidir." (s. 97). Eğlence ve Gösteriler: Serginin en önemli çekiciliklerinden biri, Macar asıllı Bolossy Kiralfy tarafından sahnelenen "Konstantinopolis veya Doğu Şenlikleri" adlı büyük müzikal ve dans gösterisidir. Bu gösteride "genç Orleigh Dükü Londra’dan İstanbul’a seyahat ederek büyük bir Avrupa turuna çıkıyor ve burada bir prensesi bir haydut çetesinden kurtarıyordu." (s. 19). Gösterilerde 1100 ila 2000 sanatçı rol almış ve günde iki kez sahnelenmiştir. 2. Osmanlı Devleti'nin Sergiye Yaklaşımı ve Diplomatik Gerilim Sultan II. Abdülhamid ve Osmanlı bürokrasisi, bu sergiye başlangıçtan itibaren "menfi" (olumsuz) bir tavır sergilemiştir. Bu olumsuz yaklaşımın temelinde, Batı'da yüzyıllardır süregelen "kötü Müslüman-Türk" imajına karşı verilen diplomatik mücadelenin yarattığı gergin ortam yatmaktadır. Yasaklama Nedenleri:İzinsiz Faaliyetler: İlk resmi gerekçe, Olympia Limited Şirketi'nin İstanbul'daki sergi hazırlık faaliyetlerini "hükümetten herhangi bir “izin-ruhsat” alınmaksızın yapıldığı" (s. 17) iddiasıdır. Bu kapsamda, İstanbul'da özel siparişle imal ettirilen 32 kayıktan kalan 8'inin sevkiyatı engellenmiş, kayıkçı ve çalgıcı temini yasaklanmıştır. "Şark'ın Yanlış Temsili" Endişesi: Osmanlı hükümetinin asıl ve en büyük endişesi, sergide "güya ahval-i Şarkî’yyenin numuneleri” gösterilmek üzere bir takım Kıpti (çingene) ve Yahudi kadınlarının Şark’ın görünüşü olarak sunulması ve bu gibi daha başka münasebetsiz şeyler gösterilmesi" (s. 62) ihtimaliydi. Bu, geçmişte Avrupa tiyatrolarında ve sanatsal gösterilerde Müslüman ve Türklerin aşağılayıcı veya çarpıtılmış bir şekilde tasvir edilmesi deneyimlerine dayanmaktadır. "Türkleri rencide etmek için İslam dininin kutsalları, saldırı açısından cazip bir hedefti." (s. 16). Milli Ahlak ve Haysiyetin Korunması: Osmanlı Devleti, kendi vatandaşlarının (Müslüman, Hristiyan veya Yahudi fark etmeksizin) sergide "ahlak ve millî adetlerimizi 'tezyif' (aşağılama) yolunda" (s. 74) kullanılmasından kesinlikle kaçınılmasını talep etmiştir. Diplomatik Mücadele:Olympia Şirketinin Çabaları: Olympia şirketi, Osmanlı hükümetini ikna etmek için hem Londra Büyükelçisi Rüstem Paşa aracılığıyla hem de doğrudan İstanbul'daki temsilcileri Charles Penbo ile diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Şirket, serginin amacının "Majesteleri Sultan’ın Ülkesinin İhtişamını en olumlu şekilde göstermek ve aynı zamanda Türkiye’nin Ticaret ve Endüstrilerini olumlu bir şekilde yabancı tüketicinin önüne getirmek" (s. 68) olduğunu ve "yanlışlıkla bile olsa, Ekselanslarının görüşüne göre hoş olmayan herhangi bir şey ortaya çıkarsa... derhal ortadan kaldırılacak" (s. 69) taahhüdünde bulunmuştur. İngiltere ve Yunanistan'ın Müdahalesi: Osmanlı Devleti'nin yasaklamaları üzerine İngiltere ve Yunanistan elçilikleri duruma müdahil olmuştur. İngiltere, "serbesti-i ticaret kaidelerine aykırılık" (s. 69) gerekçesiyle kayıkların ihracına izin verilmesini talep etmiştir. Yunanistan ise, kayıkçı temininde Osmanlı vatandaşlarına getirilen yasağın ardından Yunan tebaası arasından adam toplayan Diyones'in engellenmesine itiraz etmiş ve "tazminat ödenmesini gerektirecek noktalara vardırılmasından duyulan endişe" (s. 19) nedeniyle yasağın kaldırılmasını sağlamıştır. Osmanlı'nın Tavrı: Tüm diplomatik baskılara rağmen, Osmanlı hükümeti "hiçbir Osmanlı vatandaşının Londra’daki sergiye gitmek üzere, yurtdışına çıkışlarına müsaade edilmemesi" (s. 85) kararından geri adım atmamıştır. Bu, "Müslümanlık ve Osmanlılık sıfatlarıyla vazife-i me’muriyet icabınca cevab-ı redd" (s. 71) olarak görülmüştür. 3. Serginin İşleyişi ve Sonuçları Sergi, Osmanlı Devleti'nin kısıtlamalarına rağmen büyük bir başarıyla açılmış ve yoğun ilgi görmüştür. Açılış ve Ziyaretçi Sayısı: Sergi, 26 Aralık 1893 tarihinde açılmış ve ilk günde "şanslı 32.000 Londra’lının arasına giremeyenler çaresizce, sergi alanından geri çevrildiler." (s. 12). Genel olarak "Londra basını Olympia’daki İstanbul Sergisi’ni, Venedik Sergisi’nden sonraki en başarılı örnek olarak gösterdiler." (s. 12). Yerleşim ve Aktiviteler: Sergi, İstanbul'un sokaklarını, Kapalıçarşı'sını, Galata Kulesi'ni, cami kopyalarını, "Rue de Pera"yı ve yapay su kanallarında kayık gezintilerini içeren panoramik bir düzenlemeye sahipti. "Sergiye gelen ziyaretçiler, Bizans kemerleriyle bezenmiş İstanbul’un sokaklarında yürüyüşler yapıyor; Rumeli orkestrasının eğlendirdiği lüks bir Türk restoranında lezzetli akşam yemeklerinin tadına bakıyorlardı." (s. 19). Halı ve Sigara Üretimi Gösterileri: Uşak'tan getirilen halı tezgahlarında Türk işçilerine izin verilmediği için İngiliz kadın işçiler çalışmıştır. Benzer şekilde, Cibali Sigara Fabrikası'nın reprodüksiyonunda kadın işçiler sigara imalat süreçlerini sergilemiştir. Osmanlı Devleti, özellikle bu kadınların "Marsilya’da kalub Londra’ya gitmeyeceklerine dair Reji Direktörü’nden te’minat ahzı Zaptiye Nazırı’na tavsiye edildiğinden..." (s. 77) emin olmak istemiştir. "Doğu'nun Şenlikleri" Gösterisi: Bolossy Kiralfy'nin "Constantinople or 'The Revels Of The East'" adlı gösterisi, serginin en önemli atraksiyonuydu. Bu gösteri, "genç Orleigh Dükü'nün Londra’dan İstanbul’a seyahat ederek büyük bir Avrupa turuna çıkması"nı konu alıyordu. Gösterinin sonunda "Doğu’nun Büyük Balesi" sahnelenmiştir, bu bale "İkinci Mehmed’in İhtişamı" gibi tarihi temaları da içeriyordu. Kapanış ve Miras: Sergi, Ekim 1894 sonunda, hala yoğun ilgiye rağmen, "The Orient" adlı yeni serginin hazırlıklarına yer açmak için kapatılmıştır. "Korkulan “Türklük ve Osmanlılık” aleyhindeki muhtemel unsurlardan hiçbirinin gerçekleşmediğini söylemek gerekir. Sergiyi tertip edenlerin ifadelerindeki “Türklere yönelik aleyhte hiçbir şeyin sergide yer almayacağına” dair taahhütlerine sadık kaldıkları anlaşılıyor." (s. 19). Ancak, Osmanlı hükümetinin kısıtlamaları nedeniyle Osmanlı esnafı ve sanatçıları bu ticari ve kültürel fırsatlardan mahrum kalmıştır. Sergiden günümüze kalan tek yapı, bir zamanlar hamamdan bozma bir kafe olarak kullanılan bir bina olmuştur. 4. Sergilerin Tarihsel Gelişimi ve Osmanlı'nın Katılımı Kaynak, Londra'daki İstanbul Sergisi'ni daha geniş bir uluslararası sergiler ve fuarlar bağlamına oturtmaktadır. Fuarların Evrimi: Sanayi fuarları, 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle İngiltere ve Fransa'nın öncülüğünde uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Bu fuarların "Ana işlevi üretici ve satıcıya müşteri getirmek ve böylece düzenli bir ticaret tesis etmektir." (s. 22). Osmanlı'nın Uluslararası Sergilere Katılımı: Osmanlı Devleti, uluslararası fuarlara yabancı olmasına rağmen, "1851 Londra Sergisi"ne ilk kez katılarak bu alandaki önemini kavramıştır. "Sergiye, dünyanın dört bucağından gelen mal ve mahsuller konulacak ve her tarafta ziraatın ve sanayinin nasıl ilerlemekte olduğu bunlarla anlaşılacaktır. Memleketimizden gönderilecek toprak ve sanayi ürünleri dahi memâlik-i şahane ahalisinin ve topraklarının kabiliyetini ispat ve ziraat ve sanayinin teşviki ve geliştirilmesi yolunda padişahımızın herkes tarafından teslim olunan gayretlerini teyit edeceğinden..." (s. 27) ifadeleriyle fuarların ticari ve politik önemi vurgulanmıştır. Önemli Katılımlar: Osmanlı Devleti, Londra 1851, Paris 1855, Londra 1862, Paris 1867, Viyana 1873, Philadelphia 1876 ve Chicago 1893 gibi birçok uluslararası fuara katılım sağlamıştır. Bu katılımlar, Osmanlı ürünlerinin tanıtılmasına ve teknoloji transferine katkıda bulunmuştur. 5. Sonuç Londra'daki İstanbul Sergisi, Osmanlı Devleti'nin Batı'daki "oryantalist" ve "Türk düşmanı" algılara karşı gösterdiği diplomatik mücadeleyi ve iç hassasiyetlerini açıkça ortaya koyan önemli bir örnektir. Sergi, ticari ve kültürel tanıtım potansiyeli taşımasına rağmen, Osmanlı'nın derin endişeleri ve geçmiş tecrübeleri nedeniyle tam potansiyeline ulaşamamıştır. Bu durum, dönemin Osmanlı-Batı ilişkilerindeki karmaşık dinamikleri ve Sultan II. Abdülhamid'in dış politika yaklaşımını gözler önüne sermektedir. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!