I. Masalın Tanımı, Kökeni ve Sınıflandırması A. Masalın Tanımı: Masallar, toplumsal değerleri (adalet, iyilik, doğruluk, dürüstlük) nesilden nesile aktaran, kahramanları olağanüstü varlıklar olan ve gerçeküstü olayları anlatan sözlü anlatılardır. Masal dünyası, "dış dünyanın gerçekliği ve mantığı ile ölçülemeyen, zaman ve mekân ile kayıtlanamayan, hayal mahsulü olayların cereyan ettiği yerdir." Türkçe'de "masal" terimi Arapça kökenli "mesel" sözcüğünden türemiş olup, farklı yörelerde "hikâye, kı ssa, dâstân, hekiya, metel, nağıl" gibi isimlerle de anılır. Temel Özellikleri:Olayların zamanı ve mekânı belirsizdir. Kahramanları insan, hayvan ve olağanüstü varlıklardır. Dinleyicileri inandırma amacı gütmez ancak gerçeklik algısı oluşturur. Dinleyicilere eğlence sunmanın yanı sıra ders çıkarmalarını amaçlar. "Bir varmış bir yokmuş" gibi kalıplaşmış tekerlemelerle başlayıp, "onlar erdiler muratlarına, biz çıkalım kerevetine" gibi ifadelerle biter. Sözlü ve Yazılı Gelenek: Batılı toplumlarda masal hem sözlü hem de yazılı bir tür olarak tanımlanırken, Türkiye'de genellikle sözlü eserler olarak ele alınmıştır. Ancak, yazılı masal geleneği Türkiye'de de önemli bir yere sahiptir ve derlemeler bu geleneği zenginleştirmektedir. B. Masalın Kökeni: Masalların kesin kökeni ve dünyaya yayılışına dair net bir bilgi bulunmamaktadır, ancak tarih öncesine dayandığı ve toplumun ortak malı olduğu düşünülmektedir. Başlıca Görüşler:Mitolojik Görüş (Grimm Kardeşler, Max Müller): Masalların kökenini Hint-Avrupa mitlerine dayandırır. Tarih Öncesi Görüş (Gedeon Huet): Hint vedalarının masalların temelini oluşturduğunu savunur. Tarihî Görüş (Gedeon Huet): Masalların kökenini Pançantantra'ya (eski Hint gelenekleri) bağlar. Etnografik Görüş (Gedeon Huet): Mitolojilerin masalların kaynağı olmadığını, sosyal yaşamın birikimlerinin ve farklı toplumların benzer hayal gücünün masalları benzer şekilde üretebileceğini savunur. Antropolojik Görüş (Andrew Lang): Masalların kökeninin tek bir coğrafyada aranmaması gerektiğini, farklı coğrafyalarda bağımsız olarak ortaya çıktığını belirtir. Tarihî Coğrafi Fin Görüşü (Kaarle Krohn, Julius Krohn): Her masalın kendine özgü bir hayat hikâyesi olduğunu ve kronolojik sıralama ile coğrafi yayılışlarından faydalanılarak tek tek incelenmesi gerektiğini öne sürer. Ticaret ve seyahat faaliyetleri ile yazılı eserlerin masalın yayılmasında etkili olduğunu belirtir. Mit-Ritüel Kuramı (Lord Raglan, Gruffydd): Ritüellerin ve mitlerin masalların kökenini oluşturduğunu, mitlerin zamanla tarihe ve folklora dönüşerek masallara kaynaklık ettiğini ifade eder. C. Masalların Sınıflandırılması: Masal bilimi alanındaki gelişmeler, masalların sınıflandırılmasına yönelik çeşitli yaklaşımları ortaya çıkarmıştır. Önemli Sınıflandırmalar:Lâmi Çelebi (16. Yüzyıl): Masalları hitap ettikleri kitleye göre (çocuklar, karı-koca, deliler, farklı insanlar, hayvanlar, cansız varlıklar) altı gruba ayırmıştır. Hohann Georg von Hahn (1864): Avrupa'da uluslararası nitelikteki ilk tasnif çalışmasını yapmış, motif ve tip ayrımını netleştirememiştir. Aleksandr Nikolayeviç Afanasyev (1873): Rus masallarını hayvan masalları, kısa anlatılar, büyü masalları, hicivî masallar ve günlük yaşamı konu edinen masallar olarak sınıflandırmıştır. Vladimir Propp (1984): Afanasyev'in tasnifini karmaşık bulmuş ve hayvan masalları ile insan masalları (kısa anlatılar ve sihirli masallar dahil) olmak üzere ikili bir tasnif önermiştir. Antti Aarne (1910): "Masal Tipleri Dizisi"ni oluşturmuş, masalları hayvan masalları, asıl masallar ve fıkralar olmak üzere üç ana gruba ayırmıştır. Stith Thompson (1928): Aarne'nin tasnifini genişleterek "The Types of Folktale"i yayımlamış ve beş farklı masal grubu (Hayvan masalları, Asıl masallar, Şakalar ve fıkralar, Zincirlemeli masallar, Sınıflandırılmamış masallar) oluşturmuştur. Bu, günümüzde Aarne-Thompson (AaTh) kataloğu olarak bilinir. Hans-Jörg Uther (2004): AaTh kataloğundaki eksiklikleri tamamlayarak "The Types of International Folktales"ı yayımlamış, günümüzde Aarne-Thompson-Uther (ATU) adıyla kullanılmaktadır. William Wundt: Masalları yedi gruba (mitolojik fabl, biyolojik fabl, gülmeceli fabl, katışıksız olağanüstü, soy sop, ahlak fablları, katışıksız olağanüstü) ayırmıştır. Pertev Naili Boratav ve Wolfram Eberhard (1953): Türk masallarına yönelik ilk bilimsel nitelikteki tasnifi yaparak 23 grupta 378 masalı sınıflandırmıştır. Warren S. Walker ve Ahmet Edip Uysal: Türk masallarını 7 grupta sınıflandırmış, Köroğlu masallarını ve fıkraları da dahil etmeleriyle öne çıkmıştır. Naki Tezel: Türk masallarını "realist masallar" ve "hayali masallar" olmak üzere iki ana gruba ayırmıştır. Tuğrul (1969): Masalları kahramanlarına (insan, hayvan, insan ve hayvan, insan ve vahşi hayvan, sembol, insan ve olağanüstü varlıklar) ve genel özelliklerine (realist, olağanüstü) göre sınıflandırmıştır. II. Masal Türünün Özellikleri Masallar, ortaya çıktığı dönemin kültürel özelliklerini taşıyan, sözlü geleneklerle günümüze ulaşan ve yaygınlaştığı coğrafyalarda popülerliğini koruyan dinamik bir edebî türdür. Masallar yapısal, işlevsel ve içeriksel olmak üzere üç ana başlık altında incelenir: A. Masalların Yapısal Özellikleri: Manzum ve mensur eserlerdir. Teşbih ve tasvir sanatlarına sıkça başvurulur. Başlangıç, orta ve sonuç bölümlerinde kalıp ifadeler ve formeller kullanılır ("Bir varmış bir yokmuş" gibi). Halk hikâyeleri ve destanlara göre genellikle daha kısadırlar. Genellikle belirli bir başlığa sahip değildirler, anlatıcılar tarafından oluşturulur. Giriş, gelişme ve sonuç olmak üzere üç bölümden oluşur. Giriş tekerlemelerle dinleyiciyi hazırlar, orta bölümde kahramanlar ve olaylar anlatılır, sonuç ise "onlar ermiş muradına" gibi formellerle biter. B. Masalların İşlevsel Özellikleri: Masallar, toplumların sosyo-kültürel geleneklerini yeni nesillere aktarmada önemli işlevlere sahiptir: Okur-yazar oranı düşük toplumlarda eğitsel, yüksek toplumlarda didaktik (eğitici ve öğretici) işlev görür. Dinleyicilerin hoşça vakit geçirmesini ve eğlenmesini sağlar. Toplumsal değerlerin ve sosyal kuralların aktarılmasını sağlar. Dinleyicileri sıkıntılardan ve bunalımlardan uzaklaştırır, rahatlatır. Toplumların ve medeniyetlerin tarihini yeni nesillere aktarır. Dinleyicinin hayal dünyasını ve sözcük dağarcığını geliştirir. C. Masalların İçerik Özellikleri: Güzellik-çirkinlik, iyilik-kötülük, fakirlik-zenginlik gibi zıtlıklar üzerinden çatışmalar anlatılır ve genellikle mutlu sonla biter. Karakteristik kuralları ve mantığıyla kendi gizemli ve büyülü dünyasını oluşturur. Erdemli ve doğru insan olmak ana fikri oluşturur. Hem reel hem de gerçekte var olmayan yer adları kullanılır. "Bir varmış bir yokmuş" gibi formellerle belirsiz bir zaman algısı aktarılır. Kısa, hızlı ve yoğun bir anlatım içerirler. Atasözü, deyim ve bilmecelere rastlanabilir. Anlatıcılar genellikle geniş zaman veya -mişli geçmiş zaman kipleri kullanır. Masal kahramanları diyalog kurabilirler. İstisnai durumlar dışında çoğu masal mutlu sonla biter. III. Axel Olrik ve Halk Anlatılarının Epik Yasaları Axel Olrik, halk anlatılarını incelemek için bir sistem geliştirmiştir. Bu sistemde, "sage" adını verdiği sözlü kaynaklarda ortak unsurlar tespit etmiş ve bunları "epik yasalar" olarak adlandırmıştır. Bu yasalar, anlatıların içeriğini düzenleyen, stillerini ortaya çıkaran ve karakteristik özelliklerini tasvir ederek bir standart oluşturan yapısalcı bir yaklaşıma dayanır. Olrik'in On Beş Epik Yasası: Giriş ve Bitiriş Kuralı: "Sage durgunluktan coşkunluğa doğru giderek başlar ve çoğu zaman başlıca kişilerinden birinin başına gelen bir felaketi içeren bir sonuç olayından sonra coşkunluktan durgunluğa giderek biter." Yineleme Kuralı: Sözlü kültür eserlerinin önemli bir özelliğidir; konulara önem kazandırmak için olaylar veya durumlar tekrar edilir. Masallarda kahraman aynı hareketi genellikle üç kez yineler. Üçler Kuralı: Halk anlatılarında üç sayısının geleneksel olarak kullanılmasıdır; üç kişiyle karşılaşılır, olaylar üç defa tekrarlanır veya kahraman üç hediye alır. Padişahın üçüncü çocuğu gibi. Bir Sahnede İki Kuralı: Aynı anda bir sahnede maksimum iki kişinin bulunabileceği kuralıdır; bu, zıtlık kuralını tamamlar. Zıtlık Kuralı: Anlatılarda zengin-fakir, çalışkan-tembel, iyi-kötü, ölüm-yaşam, güzel-çirkin gibi sürekli bir kutuplaşma söz konusudur. İkizler Kuralı: Zıtlık kuralının tersi olup, aynı rolde farklı iki kişi veya varlığın bulunması durumudur. Genellikle bu kişiler küçük ve zayıf olarak betimlenir. İlk ve Son Durumun Önemi Kuralı: Bir dizi olay veya kişi peş peşe ortaya çıktığında, en önemli kişi öne çıkar, ancak anlatının ağırlık merkezi genellikle son gelen kişi üzerindedir ("Küçük kardeşin son atılımı" gibi). Tek Çizgi Kuralı: Halk anlatısı bir olay çizgisini başkasıyla karıştırmaz; her zaman tek çizgilidir ve eksik kalan kısımları tamamlamak için geriye dönüş yapmaz. Kalıplaştırma Kuralı: Masallarda aynı türden olay ve kahramanlar mümkün olduğunca birbirine benzer şekilde ifade edilir ve aynı şeyleri yaparlar. Büyük Tablo Sahneleri Kuralı: Anlatıdaki tüm kahramanların bir araya geldiği, realiteden uzak, hayale dayalı ve gizemli bir durum ortaya çıkaran doruk noktası sahneleridir. "Sage"nin Mantığı (Logik) Kuralı: Masalın kendine özgü bir mantığı vardır; doğaüstü varlıklara ve olaylara yer verilir, bu mantık her zaman doğal dünyanın mantığı ile ölçülemez. Tek Entrika Kuralı: Özellikle masallarda, türkülerde ve efsanelerde olayların tek bir ana entrika etrafında geliştiğini ifade eder. Epik Birlik Kuralı: Halk anlatılarındaki tüm öğelerin, anlatının başından itibaren ortaya çıkma ihtimali olan ve göz ardı edilemeyen olaylar üzerine kurulmasıdır. İdeal Epik Birlik Kuralı: Anlatıdaki kahramanların birbirleriyle olan ilişkilerini en iyi şekilde yansıtmak için tüm öğelerin bir araya gelmesi kuralıdır. Dikkati Başkahraman Üzerine Toplama Kuralı: Halk anlatılarında genellikle belli bir kişi ön plana çıkarılır ve olaylar onun etrafında döner. IV. Elazığ Masallarının Axel Olrik Yöntemine Göre Çözümlenmesi Çalışma kapsamında Elazığ'dan derlenen 13 masal (At Avrat, Baba ile Üç Kız, Gri Keçi, Kaçırılan Kadın, Nene ile Kedi-1, Nene ile Kedi-2, Nene ile Kuş, Nene ile Tilki, Padişahın Üç Oğlu, Pızoz Hanım, Serpene, Tilki ile Sincap, Yedi Kardeş) Axel Olrik'in epik yasaları doğrultusunda incelenmiştir. Ana Bulgular: İncelenen 13 masalın tamamında Olrik'in epik yasalarının genel olarak işlendiği tespit edilmiştir. "Nene ile Kedi-2", "Nene ile Kuş", "Tilki ile Sincap", "Nene ile Tilki" masallarında "Üçler Yasası" bulunamamıştır. Diğer 9 masalda ise tüm epik yasaların varlığı gözlemlenmiştir. Örnek Masallardan Çözümlemeler: "At Avrat" Masalı: Giriş ve Bitiriş Yasası: "Bir varmış bir yokmuş" ile başlar, kızların evlenmesiyle coşkunluğa yönelir ve peri padişahının oğluyla mutlu sona ulaşır. Yineleme Yasası: Küçük kızın evleneceği kişiyi belirlemek için üç kez ok atması. Üçler Yasası: Padişahın üç kızı ve kızın üç kez ok atması. Zıtlık Yasası: Gizli (büyülü kimlik) ve açık (at olma durumu) zıtlığı. Dikkati Baş Kahraman Üzerine Toplama Yasası: Padişahın küçük kızı ve peri padişahının oğlu. "Baba ile Üç Kızı" Masalı: Giriş ve Bitiriş Yasası: Durgunluktan küçük kızın askere gitmesiyle coşkunluğa geçer ve evlilikle zirveye ulaşır. Üçler Yasası: Babanın üç kızı, kızın erkekliğini kanıtlamak için üç sınava tabi tutulması. Zıtlık Yasası: Kahramanın (küçük kızın) erkek kılığına girmesi ve kız olduğunu gizlemesi. "Padişahın Üç Oğlu" Masalı: Giriş ve Bitiriş Yasası: Padişahın caminin "bülbülü"nün eksik olduğunu belirtmesiyle başlayan arayış, küçük oğlanın gerçekleri açığa çıkarmasıyla doruğa ulaşır. Yineleme Yasası: Piri faninin iki cuma üst üste camideki eksikliği dile getirmesi. Üçler Yasası: Padişahın üç oğlu, üç yol ayrımı, ejderhaya bir kez vurma kuralı (üç kere vurmamak). Zıtlık Yasası: Eksiklik (camiye bülbül) ve tam olma durumu. Sonuç olarak, Axel Olrik'in epik yasalar teorisi, Elazığ masallarının yapısal analizinde güçlü bir çerçeve sunmaktadır. Anlatılardaki temel yapıların, toplumun ortak bilinci ve kültürel öğeleriyle sıkı bir ilişkisi olduğu görülmüştür. Masal anlatıcıları, bu epik yasaları bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde kullanarak anlatılarını kurgulamışlardır. Bu durum, halk anlatılarının evrensel bazı yapısal özelliklere sahip olduğunu ve bu özelliklerin masalların kültürel aktarımındaki rolünü desteklemektedir. ... Devamını Oku