1. GİRİŞ Bu brifing notu, Oktay Bingöl'ün "Çatışma ve Barış: Kavramlar, Yaklaşımlar ve Uygulamalar" adlı eserinin ana temalarını, önemli fikirlerini ve olgularını özetlemektedir. Kitap, bireysel düzeyden uluslararası düzeye kadar çatışmanın varlığını, şiddetin yıkıcı sonuçlarını ve kalıcı barışın sağlanmasının öncelikli bir görev olduğunu vurgulamaktadır. Disiplinler arası bir alan olarak barış ve çatışma çalışmalarının tarihsel gelişimini, çatışmanın tanımını, nedenlerini, dinamiklerini, anali z yöntemlerini ve çözüm uygulamalarını detaylı bir şekilde ele almaktadır. 2. ANA TEMALAR VE EN ÖNEMLİ FİKİRLER/OLGULAR 2.1. Barış ve Çatışma Çalışmalarına Genel Bakış Disiplinler Arası Yapı: Barış ve Çatışma Çalışmaları (BÇÇ), "21. yüzyılda disiplinler arası bir bilim dalı olarak öne çıkan bir alandır." Uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, güvenlik çalışmaları, felsefe, hukuk, ekonomi, psikoloji, sosyoloji, din, kültür, iletişim, cinsiyet ve çevre çalışmaları gibi birçok disiplinle etkileşim halindedir. Temel Amaç: BÇÇ'nin ana düşüncesi, "toplumların kaynaklarının, zekâlarının ve yaratıcılıklarının insanlığı ve doğayı tahrip eden savaşlar ve çatışmalardan ziyade araştırma, diyalog, müzakere ve uzlaşma yoluyla barışın inşasına harcanması gerektiği"dir. Tarihsel Gelişim: BÇÇ'nin kökenleri 17. yüzyıla kadar uzanmakla birlikte, İkinci Dünya Savaşı sonrası hız kazanmış ve Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle bugünkü içeriğine kavuşmuştur. Özellikle 1990'lardaki çatışmalar, BÇÇ'yi "jeopolitik, jeo-ekonomik, çevresel, toplumsal ve insani boyutlarıyla daha kapsayıcı bir disipline dönüştürmüştür." Etik ve Adalet Vurgusu: Disiplin, "her çeşit ayrımcılığı reddeden, eşitlikçi ve adaleti arayan bir anlayışı benimser." Şiddet içermeyen, değer, ahlak ve etik temelli çözüm ve dönüşüme öncelik verir. 2.2. Çatışma: Tanım, Kavram ve Sınıflandırma Tanım Zorluğu: Çatışmayı tanımlamak, "basit fikir ayrılıklarından, siyasi uyuşmazlıklara ve savaşa kadar uzanan geniş bir yelpazeye yayılması" nedeniyle zordur. Çatışma Üçgeni: Yaygın kabul gören tanıma göre çatışma, "hedefleri konusunda birbiriyle uyumlu olmayan ya da zıt algılar taşıyan ve hedeflerine ulaşmada karşı tarafın müdahalesiyle karşılaşan, fakat birbirine bağımlı (bağlantılı) en az iki taraf arasında cereyan eden açık bir mücadele olduğu" kabul edilir ve çatışma üçgeniyle resmedilir. Bu üçgenin köşelerinde; yapısal çatışma (hedef uyuşmazlığı), tutumlar ve davranışlar yer alır. Aktörler: Çatışmada taraflar (aktörler) bireylerden devletlere ve medeniyetlere kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar. Aktörler, "çatışmaya aktif olarak katılan, çatışmanın sonuçlarında belirli çıkarları olan ve çatışma bağlamında hedeflerine ulaşmak için eylemlerde bulunan birey, grup, resmi olmayan dernek, toplum, etnik ya da mezhepsel grup, devlet ve uluslararası örgüttür." "Bozucular" ise çatışmanın devamından fayda sağlayan ve çözüme direnen unsurlardır. Çatışma Durumu (Hedef Uyuşmazlığı): Hedefler, tarafların arzulanan sonuçlarıdır. Bunlar "pozitif" (refah artışı, güç kazanma) veya "negatif" (istenmeyen durumdan kaçınma) olabilir. "Kırmızı çizgi" terimi, pozitif ve negatif hedeflerin yüksek önem derecesini ifade eder. Hedeflerin uyuşmazlığı, kıt kaynaklar, farklı değer sistemleri veya güç arayışı gibi nedenlerle ortaya çıkar. Çatışma Tutumları: Çatışma durumundan kaynaklanan ortak tutumlar, duygular, değerlendirmeler ve algılardır. "Korku, güvensizlik, öfke, intikam hissi gibi duygusal eğilimler" çatışmaların tırmanmasında önemli faktörlerdir. Bilinçli olarak karşı tarafı düşmanlaştırma ve insanlıktan çıkarma çabaları bu tutumları pekiştirir. Çatışma Davranışları: Bir aktörün, karşıt tarafın hedeflerini değiştirmesi veya vazgeçmesi amacıyla "bilerek ve hesaplayarak yaptığı eylemler/faaliyetlerdir." Şiddet içerebileceği gibi, baskı, tavize zorlama, uzlaşma gibi şiddet içermeyen davranışları da kapsar. Çatışmaların Sınıflandırılması: Çatışmalar; gerçeklik (gerçek/algısal), gözlenebilirlik (örtük/açık), davranış biçimleri (şiddet içeren/içermeyen, silahlı şiddet yoğunluğu), analiz seviyeleri (birey içi/arası, grup içi/arası, örgüt içi/arası, devlet içi/arası), ömür süreleri (kısa/uzun), dayanıklılık (dirençli/yüzeysel) ve temel motivasyonları (maddi çıkar/değer odaklı, ekonomik, siyasi, ideolojik, etnik, din/mezhep) gibi ana kategorilerde sınıflandırılır. Özellikle dirençli çatışmalar, "çok sayıda aktör (taraf) arasında, uzun süredir ve çeşitli konular (nedenler) etrafında devam eden çatışmalar" olarak tanımlanır ve çözümleri zordur. 2.3. Çatışmaların Nedenleri ve Açıklayıcı Teoriler Çok Boyutlu Nedenler: Çatışmaların nedenleri "siyasi ve kurumsal, kültürel, sosyo-ekonomik ve çevresel koşulların ve dinamiklerin biri, birkaçı ve hepsiyle bağlantılı olabilir." Siyasi ve Kurumsal Nedenler: Devletin zayıflığı, kurumsal işlev bozuklukları, dışlayıcı politikalar, güç mücadeleleri, kayırmacılık, yolsuzluk ve kleptokrasi çatışmaların temel siyasi nedenleridir. Geçiş süreçlerindeki kırılgan devletlerde risk daha yüksektir. "Devlet içi güç mücadeleleri ile devleti ele geçirme ve diğerlerini siyasi olarak dışlama önemli bir çatışma nedenidir." Kültürel Nedenler ve Kimlik Siyaseti: Etnik, dinsel/mezhepsel ve ideolojik kimlikler, eşitsizlik ve adaletsizlikle birleştiğinde çatışmalarda önemli rol oynar. Kimlik, grup liderleri tarafından "çatışma grupları oluşturmak, çatışmayı başlatmak ve tırmandırmak için başlatıcı ve hızlandırıcı araç olarak kullanılmaktadır." Ötekileştirme ve dışlama şiddeti tetikleyebilir. Sosyo-Ekonomik Nedenler: Yoksulluk, işsizlik, gelir eşitsizlikleri (özellikle yatay eşitsizlikler), doğal kaynakların kontrolü ve sömürüsü, çatışma ekonomisi ("ikincil savaş ekonomisi") şiddetli çatışmaların motivasyon kaynaklarıdır. Çevresel Nedenler: Kaynak yetersizlikleri (su kıtlığı gibi), iklim değişikliği, nüfus baskısı ve kaynak dağıtımındaki eşitsizlikler çatışmalara katkıda bulunabilir, ancak genellikle tek neden değildir. Nedenlerin İşlevleri: Nedenler, çatışmadaki rollerine göre "arka plan nedenleri (kök nedenler)", "harekete geçirme stratejisi", "tetikleyiciler" ve "katalizörler" olarak sınıflandırılır. Açıklayıcı Teoriler:Ayırıcı Birliktelikler Teorisi (ABT): Saldırganlık ve suç davranışının sosyal öğrenme ve taklit yoluyla edinildiğini savunur. Şiddet Alt Kültürü Teorisi (ŞAKT): Bireylerin parçası oldukları sosyal çevrelerin şiddet davranışlarını benimsemelerinde etkili olduğunu, sorunların ancak şiddetle çözüleceğine inanan toplumlarda şiddetin yaygınlaştığını belirtir. Sosyal Kontrol Teorisi (SKT)/Sosyal Düzensizlik Teorisi (SDT): Bireylerin toplumsal normlara sosyal kontrol mekanizmaları sayesinde uyduğunu, bu kontroller azaldığında norm dışı davranışların ve şiddetin arttığını öne sürer. Düşük gelir, yoksulluk, işsizlik gibi faktörler sosyal düzensizliği artırır. Anomi-Gerilim Teorisi (AGT): Toplumdaki sosyal düzensizliklerin (anomi) insanların hedeflerine yasal yollardan ulaşmalarını engellediğini ve gerilim yarattığını, bunun da yasal olmayan yollara başvurmaya yol açtığını savunur. Kolektif Hafıza ve Çatışma: Geçmiş travmalar, aşağılanma, öfke ve intikam duygularının kolektif kimliklerin oluşumunda ve çatışmacı süreçlerde etkili olduğunu vurgular. Düş Kırıklığı-Saldırganlık Teorisi (DKST): Bireylerin veya grupların hedeflerine ulaşmada engellendiklerinde ve düş kırıklığına uğradıklarında saldırgan davranışlara başvuracaklarını kabul eder. Etiketleme Teorisi: Siyasal-yönetsel otoritelerin kuralların dışındaki davranışları "kötü-ahlak dışı-sapkın ve suç" şeklinde etiketlemesi, bireylerin şiddete veya norm dışı davranışlara başvurmasını kolaylaştırır. Göreli Yoksunluk Teorisi (GYT): Bireylerin ve grupların kendilerini diğerleriyle karşılaştırması sonucu daha kötü ve düşük konumda olduklarına ilişkin inanç ve algının, hayal kırıklığı, ümitsizlik, öfke ve küskünlüğe yol açarak çatışmaya neden olduğunu ifade eder. 2.4. Çatışma Davranışı Olarak Şiddet Tanım ve Kültürel Değişkenlik: Şiddet kavramı "kültürel olarak değişkendir" ve farklı analiz birimlerine göre tanımlar değişir. "Güç ve kuvvetin, fiilen veya kullanma tehdidinde bulunarak bireyin kendisine, başkasına, bir topluluk veya gruba yönelik doğrudan ve dolaylı etkilerle yaralanma, ölüm, psikolojik zarar, gelişim bozuklukları veya yoksunluklara neden olabilecek şekilde kasten kullanılması" olarak tanımlanır (DSÖ). Zaman ve Mekan Bağlamı: Şiddet tarih boyunca her coğrafyada var olmuş ve olmaya devam etmektedir. Coğrafya ve iklim koşulları dolaylı olarak şiddet üzerinde etkili olabilir. Son yüzyıllarda dünya genelinde şiddet nedeniyle ölümlerin azaldığı görülmektedir. Şiddetin Sınıflandırılması:Tercih ve Haz Tabanlı Şiddet: İntihar, kendini yaralama. Kişiler Arası Şiddet: Aile içi, sevgililer arası, çocuklar arası, tanıdıklara ve yabancılara yönelik şiddet. Kolektif Şiddet: Örgütlü özel şiddet (suç örgütleri, çeteler) ve örgütlü siyasal şiddet (terörizm, isyan, iç savaş, savaş). Cezalandırmalar: Ölüm cezası, kırbaçlama gibi eylemler. Meşru ve Gayri Meşru Devlet Şiddeti: Hukuka uygun güç kullanımı ile işkence, katliam, soykırım gibi meşru olmayan eylemler. Devlet Dışı Topluluklarda Şiddet: Töre cinayetleri, kan davaları gibi. Şiddetin Nedenleri (Ekolojik Model): Şiddet, "biyolojik, psikolojik, toplumsal, kültürel ve siyasal faktörlerin etkileşimi ile ortaya çıkan bir olgudur." Bu model beş katmandan oluşur: (1) Bireysel (saldırganlık içgüdüsü, demografik özellikler, psikolojik sorunlar), (2) İlişkisel (aile, arkadaşlar arası ilişkiler), (3) Grup (okul, işyeri, mahalle), (4) Toplumsal (silah sahipliği, aile yapısı, intikam kültürü, siyasi yapı), (5) Uluslararası (bölgesel ve küresel ilişkiler). İnsan Doğası ve Şiddet: Sigmund Freud'a göre şiddet, "insan doğasının ayrılmaz bir parçasıdır ve ölüm içgüdüsü (tanatos) ile yaşam içgüdüsü (eros) arasındaki çatışma ekseninde yer alır." Araç Olarak Şiddet: Şiddet, "amaca yönelik kontrollü güç uygulaması" olarak da kullanılır. Maliyet-fayda analizi ve rasyonel değerlendirmeler bu kullanımın arkasında yatan mantıktır. Şiddet ve İntikam: İntikam, "gerçekte olan ya da öyle olduğu algılanan önceki yanlış ya da tahrike misilleme olarak saldırganlığın en güçlü motivasyon nedenidir." Toplumda Bireyin Şiddet Davranışı: Kitle psikolojisi, kimliksizleşme ve anonimlik bireylerin şiddete yönelmesini kolaylaştırır. Sosyal Kurumlar ve Şiddet: Sosyal kurumlar (aile, devlet, hukuk) şiddetin dağıtımını, kullanımını düzenler ve hatta tekelleştirir. Şiddetin İçsel Duygusal Ödülleri: Bazı bireyler ve topluluklar şiddetten "duygusal haz" alabilir, özellikle aşağılama, yok etme, intikam aracı olarak kullanıldığında. Şiddete Gerekçeler Bulma: İnsanlardaki empati duygusunu etkisizleştirmek ve şiddeti rasyonalize etmek için "ahlaksal kopma" ve "gerekçe ve söylemlerin var olması" gereklidir. 2.5. Çatışma Dinamikleri Çatışma Ömür Döngüsü: Çatışmaların yoğunluk seviyesi döngüsel bir değişim gösterir: "gizli çatışma (istikrarsız barış), açık çatışma, tırmanma-kriz-savaş (sınırlı ve yoğun şiddet) aşamalarından oluştuğu kabulü yaygındır." Tırmanma bir noktada tıkanma ile sonuçlanır ve yumuşama başlar. Bu döngüler tekrarlanabilir. Çatışmada Tırmanma: "Tarafların başvurdukları davranışlarının/eylemlerinin kapsamı, sıklığı ve şiddet derecesinde artışı ifade eder." Yoğunluk ve genişlik olmak üzere iki boyutta açığa çıkar. Tırmanmanın Psikolojisi: Bilişsel çelişki, kazanma hırsı, psikolojik tuzaklar, düşmanın insanlıktan çıkarılması (dehumanisation), algı seçiciliği, acil durumlarda hatalı karar verme ve duygusal tepkiler (korku, öfke, intikam, aşağılanma) tırmanmada etkilidir. Seçilmiş travmalar, kolektif kimliğin belirleyici unsurları haline gelebilir. Tırmanmanın Şekilleri: Tek taraflı, karşılıklı ve düşmanlığın neden olduğu tırmanma şeklinde görülebilir. Çatışma Dinamiklerinin Tırmanmaya Etkisi:Tarafların İçyapılarındaki Değişim: Lider değişimleri, yeni üyelerin katılımı (özellikle şiddet eğilimli olanlar), liderlik mücadeleleri, tabanın genişlemesi ve profesyonel şiddet kullanıcılarının devreye girmesi tırmanmayı etkiler. Karşıt Taraflar Arasındaki İlişkilerdeki Değişim: Çatışma etkileşiminin hâkim olması, uzlaşmazlık konularının genişlemesi, ilişkilerin kutuplaşması tırmanmayı artırır. Çatışma Konularının Artması: Başlangıçtaki konulara ek olarak, geçmişteki mağduriyetler ve aşağılanmalar gibi yeni konular çatışmaya dahil olabilir. Taraflar Arasındaki Etkileşim ve Kutuplaşma: Karşılık vermeme, misliyle mukabele (aşırı tepki) veya uzlaşmaya açık davranma stratejileri tırmanmayı farklı şekillerde etkiler. Kutuplaşma, liderler tarafından kendi konumlarını güçlendirmek için kullanılabilir. Başlangıçta Doğrudan Taraf Olmayanların Katılımı: Dış aktörlerin (devletler, yabancı savaşçılar, terörist örgütler) çatışmaya müdahalesi, çatışma kaynaklarını genişleterek şiddetin düzeyini artırır. Tıkanma ve Yumuşama: Tırmanma sonsuza kadar devam etmez, bir aşamada tepe noktasına ulaşır ve ardından yumuşama ve iniş başlar. "Çatışmanın çözümü bir tarafın değil çatışan ana aktörlerin karşılıklı zarar veren bir tıkanma içinde olduklarını algılamalarıyla mümkün olabilir." 2.6. Çatışma Analizi: Kavramlar, Yöntemler, Araçlar ve Kılavuzlar Tanım ve Önem: Çatışma analizi, "çatışmanın profili, nedenleri, aktörleri ve dinamiklerinin sistematik incelenmesidir." Politika belirlemede, insani yardım ve kalkınma faaliyetlerinin başarısında kritik öneme sahiptir. Önemli Unsurlar:Çatışmanın Profili: Çatışmayı şekillendiren bağlamın (jeostratejik konum, demografi, doğal kaynaklar, siyasi-ekonomik-sosyo-kültürel koşullar, tarihsel geçmiş, mülteciler, salgın hastalıklar vb.) ortaya konulması. Çatışma Aktörleri: Çatışmayı ve çözümünü etkileyebilecek tarafların (savaşan gruplar, mağdurlar, paydaşlar, üçüncü taraflar, bozucular, barış yanlıları) özellikleri, çıkarları, hedefleri, konumları, kapasiteleri ve ilişkilerinin tespiti. Çatışmanın Nedenleri: Çatışmaya neden olan konuların (yapısal ve tetikleyici nedenler; siyasi, kurumsal, sosyoekonomik, kaynak ve çevresel faktörler) belirlenmesi. Çatışma Dinamikleri: Tırmanma, yayılma, yumuşama, daralma veya tıkanma gibi değişimlerin, nedenlerinin ve oluş tarzlarının anlaşılması. Kullanılan Araçlar ve Görselleştirmeler: Çatışma Çarkı, Çatışma Ağacı, Piramit Görselleştirmesi ile Aktör Analizi, Soğan Modeliyle Aktör Analizi, Çatışma Haritalaması, Glasl’ın Tırmanma Modeli, INMEDIO’nun Çatışma Bakış Açıları Analizi, İhtiyaçlar-Korkular Haritalaması, Çoklu Nedensel Rol Analizi ve Nehir Görselleştirmesi. Bu araçlar, çatışmanın karmaşık boyutlarını basitleştirmek ve anlamayı kolaylaştırmak için kullanılır. Çatışma Analiz Kılavuzları/El Kitapları: Uluslararası örgütler, STK'lar ve hükümetlere ait yardım kuruluşları tarafından geliştirilmiş, metodolojileri ve içerikleri farklılık gösteren birçok kılavuz bulunmaktadır (örn. DFID'in Stratejik Çatışma Analizi, World Bank'ın Çatışma Analiz Çerçevesi). 2.7. Çatışma Analizi Örnek Vaka Çalışması: Suriye İç Savaşı Özet ve Karmaşıklık: Suriye'deki 2011'de başlayan barışçıl gösteriler, kısa sürede "ülkenin tamamında yıkıma yol açan, on binlerce kişinin öldüğü, milyonlarca kişinin evlerinden olduğu karmaşık bir iç savaşa" dönüştü. Uluslararasılaşma: Savaş, "etnik, mezhepsel ve ideolojik hatlarla örtüşen, bölgesel ve küresel aktörlerin dahil olduğu" bir nitelik kazanmıştır (Rusya, İran, ABD, Türkiye, Batılı ülkeler, Suudi Arabistan, İsrail, Hizbullah, cihatçı örgütler, PYD/YPG). Aşamalar: İç savaş altı aşamadan geçmiştir: Örtük çatışma, küçük çaplı çatışmalar, muhalefet kazanımları, Rusya'nın müdahalesiyle Esad kazanımları, Esad'ın büyük şehirlere hakim olması, kısmi denge ve tıkanma. Ağır Sonuçlar: "500 bine yakın insan hayatını kaybetmiş, bir milyondan fazla insan yaralanmış veya sakat kalmıştır." Milyonlarca insan yerinden edilmiş veya mülteci konumuna düşmüştür. Alt yapı tahrip olmuş, ülke ekonomisi zarar görmüştür. Şiddet Türleri: Kimyasal silahlar, uçaklar, top/füze atışları, intihar saldırıları gibi yüksek yoğunluklu şiddet kullanılmıştır. Tecavüz, katliamlar, etnik ve mezhepsel temizlik gibi vahşet eylemleri yaşanmıştır. Çatışmanın Yapısı: Aktörlerin uzlaşmaz hedefleri, tarihsel düşmanlığa dönüşmüş çatışma tutumları (korku, nefret, intikam, insanlıktan çıkarma), ve yoğun şiddet içeren davranışlar (katliamlar, tecavüz, etnik temizlik) savaşın temel yapısal özellikleridir. Aktörler:Esad Yönetimi ve Destekçileri: Esad ailesi, Baas Partisi, Suriye güvenlik güçleri (SAA, Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri, istihbarat), Ulusal Savunma Güçleri (NDF), Nusayriler, Hristiyanlar, Şiiler, İsmaililer gibi azınlık grupları, Rusya, İran, Hizbullah ve diğer Şii milisler. İsyancı Gruplar ve Destekçileri: (Kaynakta detaylandırılmamıştır ancak genel olarak bahsedilir.) Türkiye'nin desteklediği muhalifler (ÖSO), ABD liderliğindeki koalisyonun desteklediği SDG (PKK/PYD liderliğindeki Kürt ve Arap milis ittifakı), cihatçı ve Selefi örgütler (IŞİD, El Nusra/HTŞ), Suudi Arabistan'ın desteklediği İslamcı gruplar. Coğrafi Konum ve Demografik Yapı: Suriye'nin jeopolitik önemi, Akdeniz'e kıyısı olması ve etnik-dinsel-mezhepsel çeşitliliği vurgulanır. Nusayrilerin yönetim kadrolarındaki etkinliği ve Suriye'nin parçalı demografik yapısı, iç savaşın dinamiklerini etkileyen önemli faktörlerdir. Doğal Kaynaklar ve Ekonomi: Suriye'nin petrol rezervleri sınırlı olup, ekonomisi tarım ve petrole dayanmaktadır. İşsizlik ve yoksulluk oranları yüksek olup, 2008'deki kuraklık gibi faktörler ekonomik istikrarsızlığa neden olmuştur. Siyasi Tarih: Fransız Manda Yönetimi'nin Suriye'yi ayrı devletçiklere bölme politikası, Baas Partisi'nin yükselişi, İsrail ile savaşlar, Arap milliyetçiliği, darbeler ve Hafız Esad'ın yönetimi Suriye'nin siyasi istikrarsızlık geçmişini oluşturur. Beşar Esad dönemindeki reform beklentilerinin boşa çıkması ve Kürt ayaklanmaları, iç savaşa giden süreci hızlandırmıştır. 3. SONUÇ YERİNE: BUGÜNE VE GELECEĞE DAİR BAZI GÖZLEMLER Kitap, çatışmanın insan yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu, ancak şiddet kullanıldığında yıkıcı ve onarılamaz sonuçlara yol açtığını vurgulamaktadır. Çatışmaların nedenlerini, dinamiklerini ve özgün karakterlerini anlamanın, çözüm ve kalıcı barış için uygun politikaların/stratejilerin tespit ve uygulanmasının önemini belirtmektedir. Suriye İç Savaşı örneği üzerinden, çatışmanın karmaşıklığı, çok aktörlülüğü ve uluslararasılaşmış yapısı detaylı bir şekilde gösterilmiştir. Bu, çatışma analizinin ve çözümüne yönelik çalışmaların ne denli zorlu ancak hayati olduğunu ortaya koymaktadır. BÇÇ'nin gelecekte daha dar konulara odaklanan alt alanlar yaratması beklense de, yapısal ve kültürel şiddetin ortadan kaldırılması konusunda daha görünür sonuçlar üretmesi gerektiği ifade edilmektedir. ... Devamını Oku