1. Kitabın Künyesi ve Yayın Bilgileri: Başlık: Kristin’in Öyküsü (Andersen Masalları 8) Yayına Hazırlayan: Hasan Yiğit Genel Yayın Yönetmeni: Hatice Bahtiyar Yayıncı: Başlık Yayınları (Hiperlink Eğitim İletişim Yay. Gıda. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin tescilli markasıdır.) ISBN: 978-625-8228-52-6 (e-ISBN: 978-625-8228-53-3) Baskı: 1. Baskı, İstanbul, 2022 Sayfa Sayısı: 56 Konular (Sınıflama): 1. Çocuk hikayeleri. 2. Masallar. Yazar(lar)ın Sorumluluğu: "Bu kitapta yayınlanan yazıların etik, bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazar(lar)a aittir." Uluslararası Yayınevi: Yayınevi uluslararası bir yayınevidir. 2. Hasan Yiğit Hakkında: Denizli-Çivril doğumlu, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni. Çocuk Edebiyatı alanında üç yüzü aşkın kitap yazmıştır. İlkokul ve ortaokul öğrencileri için yazdığı kitaplar farklı yayınevlerince yayımlanmakta ve öğrenciler tarafından ilgiyle okunmaktadır. 3. Hans Christian Andersen Hakkında: Doğum: 1805, Danimarka. Çocukluğu: Babası Napolyon’un ordularında savaşmış, sonradan ayakkabı tamirciliği yapmış, hayal gücü gelişmiş bir adamdı. Babası, Hans'a 14 yaşına kadar masallar ve öyküler anlattı. Gençliği ve Kariyer Başlangıcı: Küçük Hans da babası gibi hikaye anlatmayı ve canlandırma yapmayı severdi. 14 yaşında tiyatro oyuncusu olmaya karar verdi, Kopenhag tiyatrosunda dans etti, koroda şarkı söyledi ve oyun yazarlığı denedi. Eğitimi: Tiyatro müdürü Jones Collin'in önerisiyle eğitimini tamamlamak üzere Slagelse Lisesi'ne yazıldı. İlk şiirini 1827'de burada yazdı. Tanrıbilim ve felsefe sınavlarını başarıyla verdi. Seyahatleri: Gezmeyi çok severdi. Gezi anılarını ve bazı romanlar yazdı. Asıl Başarısı: Asıl yazarlık başarısını masallarıyla elde etti. Çocukluğundan beri masallara ilgi duyuyordu. Masal Yazımı: 1835'te masal yazmaya başladı ve 1872'ye kadar sürdürdü. Masalları dünya klasikleri arasına girdi ve yazara büyük ün kazandırdı. Önemli Dostluklar: Hügo, Dickens ve Wagner ile tanıştı ve dostluk kurdu. Ölümü: "Yaşamım, güzel bir masal gibi geçti," diyen Andersen, 1875 yılında hayata veda etti. Ardında birçok güzel masal bıraktı. Heykeli: Hayattayken kendi ülkesinde heykeli dikilmiş ve bu heykeli görmüştür. 4. Masalların Özeti ve Ana Temaları: 4.1. Kristin’in Öyküsü Ana Karakterler: İb ve Kristin. Konu Özeti: Küçük bir kıyı kasabasında yaşayan İb ve Kristin, yoksul ailelerin çocukları olarak büyürler. Aralarında sıcak bir dostluk vardır. Kristin annesini erken yaşta kaybeder ve babasına yardım etmek zorunda kalır. Bir gün ormanda kaybolurlar ve yaşlı bir kadınla karşılaşırlar. Kadın, İb'e "değerli" cevizler verir. Kristin, babasının şehirde bir iş bulmasıyla zengin bir ailenin yanında hizmetçi olarak çalışmaya gider. Yıllar sonra İb, tarlasında değerli bir tarihi eser bulur ve zengin olur. Kristin'i bulmak için şehre gider ancak onu evlenmiş ve yoksulluk içinde, hasta bir halde, küçük kızıyla bir tavan arasında bulur. Kristin ölmek üzeredir ve İb'den kızına bakmasını ister. İb, Kristin'i kurtarmaya çalışırken o vefat eder. İb, Kristin'in kızını kendi kızı gibi sahiplenir ve kasabaya döner. Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Olgular:Dostluk ve Vefa: İb ve Kristin arasındaki derin ve sarsılmaz dostluk, zorluklara rağmen devam eder. İb'in Kristin'e olan vefası, onu kaybolduğunda korumasından, yıllar sonra aramasına ve ölen arkadaşının kızına sahip çıkmasına kadar uzanır. Yoksulluk ve Sınıf Farkları: Her iki karakter de yoksulluktan gelir. Kristin'in şehirde hizmetçilik yapmaya gitmesi, o dönemdeki yoksul insanların hayat mücadelesini ve çocukların erken yaşta çalışmak zorunda kalmasını gösterir. Talih ve Kader: İb'in tarlasında değerli bir eser bulması, kaderin cilvesi olarak ele alınabilir. Bu olay onun hayatını değiştirir ve Kristin'e yardım etme imkanı sunar, ancak ne yazık ki çok geç olur. Aşk ve Fedakarlık: İb'in Kristin'e duyduğu aşk, onu iyileştirmeye ve kızına bakmaya olan isteğinde kendini gösterir. Sonunda Kristin'in kızını sahiplenmesi büyük bir fedakarlıktır. Doğa ile İlişki ve Hayatta Kalma: İb ve Kristin'in ormanda kaybolduklarında böğürtlen yiyerek hayatta kalmaya çalışmaları, doğanın hem tehlikelerini hem de sağladığı kaynakları gösterir. Yaşlı Kadının Gizemi ve Cevizler: Yaşlı kadının verdiği cevizler, masalın mistik bir öğesidir. Cevizlerin içinde değerli bir şey olup olmadığı muğlaktır: "Değerli şey cevizin içinde mi, dışında mı bilemem." İb'in bulduğu tarihi eser, bu "değerli şeyin" cevizin "dışında" olduğunu sembolize edebilir, yani değerin doğrudan cevizde değil, farklı bir yolla geleceğini. Anne ve Çocuk Sevgisi: Kristin'in ölüm döşeğinde kızına bakmasını İb'den istemesi, bir annenin son arzusunun çocuğunun geleceği olduğunu vurgular. İb'in Kristin'in kızını kendi kızı gibi sahiplenmesi, bu sevginin devamıdır. Toplumsal Yargılar: İb, Kristin'in babasız bir çocuğu olduğunu ve bu yüzden işten atıldığını saklamak için kendi çocuğu olduğunu söyler. Bu durum, dönemin toplumsal ahlak anlayışına ve yalnız annelerin yaşadığı zorluklara bir gönderme olabilir. 4.2. İda’nın Çiçekleri Ana Karakterler: Küçük İda, Öğrenci, Çiçekler. Konu Özeti: Küçük İda, solmuş çiçeklerini görünce çok üzülür ve karşısında oturan öğrenciye nedenini sorar. Öğrenci, çiçeklerin gece baloya gidip çok dans ettikleri için yorgun düştüklerini söyler. Çocukların uyuduğu zaman çiçeklerin canlandığı ve dans ettikleri bir dünya tasvir eder. İda, çiçeklerini dinlendirmek için onları oyuncak odasına taşır ve yatağına yatırır. Gece yarısı uyanır ve çiçeklerin gerçekten de dans ettiğini görür. Laleler, sümbüller ve diğer çiçekler, aralarında kral ve kraliçeleriyle birlikte neşeyle dans ederler. Hasta çiçekler de baloya katılmak ister. Oyuncak bebek Sofia da baloya katılmak ister, başlangıçta dışlansa da sonunda dansa katılır. Ertesi sabah İda, çiçeklerinin daha da solduğunu ve bazılarının öldüğünü görür. Onları küçük bir kutuya koyar ve arkadaşlarıyla birlikte bahçeye gömer, gelecek baharda yeniden yeşereceklerine inanır. Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Olgular:Çocukluk Hayal Gücü ve Masalsı Gerçeklik: Masal, çocukların saf hayal güçlerini ve cansız nesneleri canlıymış gibi algılama yetilerini ön plana çıkarır. Öğrencinin anlattığı masallar, İda'nın çiçeklerini ve oyuncaklarını canlı karakterler olarak görmesini sağlar. Alıntı: "Öğrenci dediğin okur. Çiçeklerimin neden solduğunu bilir,’ diye düşünüyormuş. Yanındaki çok sevdiği öğrenciye bu gözle bakıyormuş." Doğa Sevgisi ve Canlılara Saygı: İda, çiçeklerini canlı varlıklar gibi sever, onların da insanlar ve hayvanlar gibi sevilmesini ve korunmasını ister. Masal, doğa ile çocuk arasındaki özel bağı vurgular. Büyülü Dünya ve Gizem: Geceleri çiçeklerin gizlice toplanıp balo yapması fikri, masalın büyülü atmosferini yaratır. Kralın kâhyasının çiçekleri görmemesi gibi detaylar, bu gizemi pekiştirir. Alıntı: "Hayır! Ne kral ne de diğerleri çiçekleri göremiyor. Kralın yaşlı kâhyası elindeki anahtarları şakırdatarak dolaştığı için çiçekler onun geldiğini anlar, hemen büyük ve ağır perdelerin arkasına saklanırlarmış." Yaşam ve Ölüm Döngüsü: Solan ve ölen çiçekler, yaşamın kaçınılmaz döngüsünü temsil eder. Ancak İda'nın onları gömmesi ve gelecek baharda yeniden doğacaklarına inanması, umut ve yenilenme temasını taşır. Oyun ve Eğlence: Çiçeklerin ve oyuncakların dans etmesi, çocuk dünyasının neşe ve oyun dolu yönünü yansıtır. Eğitimin Rolü: İda, öğretmenini ve öğrenci arkadaşını çok sevdiğini çünkü onlardan yeni şeyler öğrendiğini belirtir. Bu, bilginin ve öğrenmenin çocukların dünyasındaki önemini gösterir. Alıntı: "İda, ‘Öğrenci arkadaşımın çok şey bildiğini biliyordum, yanılmamışım,’ diye düşünmüş. O, okula gidiyormuş. Okulda öğretmeni ona her şeyi öğretiyormuş. Çiçeklerin dansları hakkında bildiklerini kendisine öğrettiği için onu çok seviyormuş." İletişimin Farklı Biçimleri: Çiçeklerin yapraklarıyla birbirlerini tutarak dans etmesi veya işaretlerle anlaşması gibi detaylar, iletişim kavramına farklı bir boyut katar. Alıntı: "Anlamaz olur mu? Senin öğretmeni sabah bahçede gördüm. Bir ısırgan otu, bir kırmızı karanfile işaret ediyor, ‘Benimle evlen, evlenmezsen seni ısırırım,’ diye onu rahatsız ediyordu. Öğretmen, ısırgan otunun söylediklerini çok kaba buldu. Ona bir tokat attı. O da öğretmenin elini ısırdı, yaa!..." Bu alıntı, çocukça bir yaklaşımla, bitkiler arasındaki "iletişimin" ve insan müdahalesinin mizahi bir örneğini sunar. Sonuç: Bu iki masal, Andersen'in zengin hayal gücünü ve çocukların dünyasına olan derin anlayışını yansıtmaktadır. "Kristin'in Öyküsü", dostluk, fedakarlık, yoksulluk ve kader gibi daha gerçekçi temaları işlerken; "İda'nın Çiçekleri", çocukluk hayal gücünün gücünü, doğa sevgisini ve yaşamın döngüsünü masalsı bir dille anlatır. Her iki masal da okuyucularına, özellikle çocuklara, önemli değerler ve bakış açıları sunar. Hasan Yiğit'in yayına hazırladığı bu eser, Andersen'in klasik masallarını yeni nesillere ulaştırma amacını taşımaktadır. ... Devamını Oku