Nutuk
Yazar:Atatürk, Mustafa Kemal
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

1. Milli Mücadelenin Başlangıcı ve Karar Alma Süreci Atatürk, Nutuk'un başında ülkenin içinde bulunduğu vahim durumu, işgallerin yaygınlığını ve İstanbul Hükümeti'nin aczini detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır. Milli Mücadele'nin başlangıç noktası, bu olumsuz koşullara karşı geliştirilen "Benim Kararım" başlığı altında net bir şekilde ifade edilmiştir. Ülkenin Durumu ve İşgaller: Mondros Mütarekesi sonrası Anadolu'nun durumu kritikti. İtilaf Devletleri'nin işgalleri yayılmış, ordular dağıtıl mış, silah ve cephane toplatılmıştır. Rum ve Ermeni azınlıkların gizli cemiyetler kurarak ayrılıkçı faaliyetlerde bulunmaları durumu daha da kötüleştirmiştir. İstanbul Hükümeti ise bu duruma karşı pasif kalmış, hatta işbirlikçi bir tutum sergilemiştir. "Memleketin her tarafında Hıristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa kendi özel emel ve amaçlarını gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlardı." (s. 678) "Ateşkes antlaşması ilan edilir edilmez, birliklerin savaşçı erleri terhis edilmiş, silah ve cephanesi elinden alınmış, savaş gücünden yoksun birtakım kadrolar haline getirilmiştir." (s. 679) Düşünülen Kurtuluş Yolları ve Atatürk'ün Kararı: Atatürk, o dönemde ortaya atılan kurtuluş yollarını "İngiliz himayesi", "Amerikan mandası" veya "bölgesel direnişler" olarak özetler. Ancak kendisi bu yolların hiçbirini kabul etmemiş, tam bağımsızlık fikrini esas almıştır. "Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi." (s. 31) "Bu ilke, ancak tam istiklale sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun istiklalden yoksun millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez." (s. 32) "Ya İstiklal Ya Ölüm": Atatürk'ün Samsun'a çıkışıyla birlikte belirlediği temel ilke, tam bağımsızlıktır. Bu ilke, Milli Mücadele'nin ruhunu oluşturmuştur. "Ya İstiklal Ya Ölüm" (s. 32) başlığı, bu kararlılığın sembolüdür. 2. Milli Teşkilatlanma ve Kongreler Dönemi Atatürk, İstanbul Hükümeti'ne rağmen Anadolu'da milli bir örgütlenme başlatarak milleti uyandırma ve bilinçlendirme yoluna gitmiştir. Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi bu sürecin temel taşlarıdır. Milli Teşkilatın Kurulması: Samsun ve Havza'da başlatılan çalışmalarla tüm yurtta milli teşkilatların kurulması hedeflenmiştir. Halkın işgallere karşı uyarılması ve tepki göstermesi teşvik edilmiştir. "Milletin, bu haksız darbe karşısında sessiz ve hareketsiz kalması, elbette kendi lehine yorumlanamazdı. Onun için milleti uyarıp harekete geçirmek gerekirdi." (s. 38) Erzurum Kongresi: Doğu illerini temsilen toplanan bu kongre, Milli Mücadele'nin ilk önemli adımlarından biridir. Atatürk, resmi görevinden istifa ederek sivil bir lider olarak kongreye katılmış ve başkanlık etmiştir. Kongrede alınan kararlar, manda ve himaye fikrini reddetmiş, ulusal egemenliği vurgulamıştır. "Resmi Sıfat ve Yetkilerimi Bırakarak, Milletin Sevgi ve Fedakârlığına Güvenerek Vicdani Göreve Devam Etme Kararı." (s. 57) "Erzurum Kongresi Kesinlikle Manda Kabulü Hakkında Karar Vermiş Değildir." (s. 107) Sivas Kongresi: Erzurum Kongresi kararlarının tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletildiği ve "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleşme sağlandığı kongredir. Bu kongre, Ali Galip olayı gibi dış müdahalelere rağmen toplanmış ve Misak-ı Milli'nin temelleri atılmıştır. "Temsilciler Kurulu, bütün Doğu Anadolu’yu temsil eder’ yerine ‘Temsilciler Kurulu bütün vatanı temsil eder’ dendi." (s. 104) "Amacımız, bütün memleketi içine alan milli teşkilatın sağlamlaştırılmasıdır." Manda Tartışmaları: Özellikle Amerikan mandası konusu, kongrelerde yoğun tartışmalara neden olmuştur. Bir kısım aydın ve komutan, ülkenin içinde bulunduğu zor durumdan kurtulmak için dış destek arayışına girmiştir. Ancak Atatürk, tam bağımsızlıktan asla taviz verilmeyeceğini kararlılıkla savunmuştur. "Bir kere prensip olarak mandayı kabul edelim, şartları üzerinde daha sonra görüşürüz’ dedi." (Vasıf Bey'in sözleri, s. 103) "Tam istiklal, bizim bugün üzerimize aldığımız görevin can damandır. Bu görev, bütün millete ve tarihe karşı yüklenilmiştir." (s. 572) İstanbul Hükümeti ile İlişkiler: Milli Mücadele boyunca İstanbul Hükümeti'nin olumsuz tutumu ve işbirlikçi politikaları sürekli eleştirilmiştir. Telgraf kesme gibi eylemlerle Milli Mücadele'ye engel olmaya çalışılmıştır. "İstanbul Hükümeti, düşmanca davranma yolunu tutuyor." (s. 127) "Padişah Köleliği İle Kazanılan İktidar, İktidarsızlık Örneğidir." (s. 190) 3. Büyük Millet Meclisi'nin Açılışı ve Ulusal Egemenlik Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin açılması, ulusal egemenliğin fiiliyata geçirilmesinde dönüm noktası olmuştur. Ankara'nın Önemi: Stratejik konumu ve iç tehditlere karşı daha güvenli olması nedeniyle Ankara, Milli Mücadele'nin merkezi olarak seçilmiştir. "Ankara bu şartları kendinde toplayan bir noktaydı." (s. 275) Meclis-i Mebusan'ın Dağıtılması ve Yeni Meclis: İstanbul'un işgali ve Meclis-i Mebusan'ın dağıtılması üzerine, Ankara'da olağanüstü yetkilerle donatılmış bir meclis toplanması kararı alınmıştır. "Millet Meclisi’nin toplanmasından önce barış antlaşmasına imza koyarak milleti bir oldubitti karşısında bulundurmak niyetinde olduğu anlaşılmıştır." (s. 351) "Allah’ın lütfuyla Nisanın 23. Cuma günü, cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır." (s. 440) Meclis'teki Muhalefet ve Mücadele: Meclis içinde de farklı görüşler ve muhalefet grupları ortaya çıkmıştır. Atatürk, bu gruplarla mücadele ederek Milli Mücadele'nin hedeflerine ulaşmasını sağlamıştır. "Mecliste belirmeye başlayan siyasi gruplar..." (s. 461) "Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve En Hain Kafaların Eseri Olan Programı" (s. 669) gibi ifadeler, iç muhalefetin ciddiyetini göstermektedir. 4. Bağımsızlık Savaşları ve Askeri Strateji Milli Mücadele'nin en kritik aşaması, işgalci kuvvetlere karşı verilen silahlı mücadelelerdir. Atatürk, askeri dehasıyla ordunun başında yer alarak zaferler kazanmıştır. İç İsyanlar: Milli Mücadele'nin başından itibaren Anzavur isyanı, Düzce isyanı, Konya isyanı gibi birçok iç isyanla mücadele edilmiştir. Bu isyanlar, düşmanların kışkırtması ve İstanbul Hükümeti'nin desteğiyle çıkmıştır. "Halife Ordusu’nun..." (s. 357) ve "Ali Galip Olayı" (s. 111) gibi başlıklar bu durumu yansıtmaktadır. Batı Cephesi ve Düzenli Ordu: Kuvâ-yı Milliye'nin düzensiz yapısından düzenli orduya geçiş, askeri başarıların temelini oluşturmuştur. Yunan taarruzları karşısında alınan tedbirler ve İnönü Zaferleri, Batı Cephesi'nin önemini artırmıştır. "Birinci İnönü Zaferi." (s. 428) Sakarya Meydan Muharebesi ve Başkomutanlık: Yunanlıların genel taarruzu karşısında ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesi ve Atatürk'ün Başkomutanlık görevini üstlenmesi, stratejik bir dönüm noktasıdır. Başkomutanlık yetkileri, ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için önemli kararlar alınmasını sağlamıştır. "Başkomutanlığı Kabul Ediyorum." (s. 473) "Meydan muharebesi yüz kilometrelik cephe üzerinde oluyordu. Sol kanadımız, Ankara’nın elli kilometre güneyine kadar çekilmişti. Ordumuzun yönü batıya iken güneye döndü. Arkası Ankara’ya iken kuzeye çevrildi. Cephenin yönü değiştirilmiş oldu. Bunda hiçbir sakınca görmedik. Savunma hatlarımız kısım kısım kırılıyordu. Fakat kırılan her kısmın yerine en yakın bir yerde hemen yeni bir savunma hattı kuruluyordu. Savunma hattına çok umut bağlamak ve onun kırılmasıyla, ordunun büyüklüğü ölçüsünde çok gerilere çekilmek gerektiği teorisini çürütmek için memleket savunmasını başka türlü ifade etmeyi ve bu ifademde direnerek şiddet göstermeyi yararlı ve etkili buldum." (s. 505) "Biz, Başkomutan olduğumuz zaman Meclisten bir vatanı savunma kanunu istemedik; fakat Meclisten aldığımız yetkiye dayanarak bu amacı kanun niteliğindeki belirli emirlerle sağlamaya çalıştık." (s. 506) Mareşal Rütbesi ve Gazi Unvanı: Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki başarısından sonra Atatürk'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verilmiştir. "Büyük Millet Meclisi’nce bana ‘Mareşal’ rütbesiyle ‘Gazi’ unvanının verilmesi." (s. 506) "Millet ve Tarih Unvan Vermekte O Kadar Cömert Değildir." (s. 569) Bu ifade, unvanların rastgele verilmediğini, ancak büyük fedakarlıklar ve başarılar sonucu kazanıldığını vurgular. Büyük Taarruz: Hazırlıkların tamamlanmasının ardından, 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz ile düşman ordusu tamamen yurttan atılmıştır. "Ordularımız İzmir Rıhtımında İlk Verdiğim Hedefe, Akdeniz’e Ulaştılar." (s. 595) 5. Diplomasi ve Lozan Barış Antlaşması Askeri başarıların ardından diplomatik süreç başlamış ve Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları ile bağımsızlığı uluslararası düzeyde tanınmıştır. Ankara Antlaşması (Fransa ile): Sakarya Zaferi'nden sonra Fransa ile yapılan bu antlaşma, Milli Mücadele'nin ilk uluslararası tanınmalarından biridir ve güney sınırlarımızı belirlemiştir. "Bu antlaşma ile siyasi, iktisadî, askerî vb. hiçbir alanda bağımsızlığımızdan hiçbir şey feda etmeksizin, vatan topraklarımızın değerli parçalarını işgalden kurtarmış olduk. Bu antlaşma ile milli davamız ilk defa olarak Batı devletlerinden biri tarafından onaylanmış ve açıklanmış oldu." (s. 573) Mudanya Konferansı: Ateşkesin sağlanması ve Trakya'nın kurtarılması için önemli bir adımdır. Lozan Barış Konferansı: Türkiye'nin tam bağımsızlığını hedefleyen bu konferans, uzun ve zorlu müzakerelere sahne olmuştur. Kapütilasyonların kaldırılması, azınlık hakları, Boğazlar gibi kritik konular gündeme gelmiştir. "Bu antlaşma, Türk milletine karşı, yıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir!" (s. 589) "Lozan’da: Elbette bu gibi meseleler söz konusu bile edilmemiştir." (s. 578, İzmir maddesiyle ilgili) 6. Saltanatın Kaldırılması ve Cumhuriyet'in İlanı Milli Mücadele'nin en önemli siyasi sonuçlarından biri, Saltanatın kaldırılarak Cumhuriyet'in ilan edilmesidir. Saltanatın Kaldırılması: Lozan Konferansı'na İstanbul Hükümeti'nin de davet edilmesi, Saltanatın varlığının sorgulanmasına ve nihayetinde kaldırılmasına yol açmıştır. "Saltanatın Kaldırılması" (s. 539) başlığı altında, "Halifelik ile Saltanat birbirinden ayrıldı. İki buçuk yılı aşan bir zamandan beri fiilen hükmünü yürüten Milli Egemenliğin varlığı kabul edildi." (s. 539) denilmektedir. "Osmanlı Saltanatının Çökme ve Dağılma Töreninin Son Evresi." (s. 544) "Efendiler, 31 Ekim 1922 günü Meclis toplanmadı. O gün Müdafaa-i Hukuk Grubu toplantısı oldu. Bu toplantıda, Osmanlı Saltanatının kaldırılmasının zaruri olduğunu anlattım. 1 Kasım 1922 günü yapılan Meclis toplantısında, aynı konu uzun tartışmalara uğradı. Mecliste de geniş bir konuşma yapmak gereğini duydum. İslam ve Türk tarihinden örnekler vererek Halifelik ve Saltanatın ayrılabileceğini, Milli Hâkimiyet ve Saltanat makamının Türkiye Büyük Millet Meclisi olabileceğini, tarihi olaylara dayanarak açıkladım." (s. 543) Cumhuriyet'in İlanı: Saltanatın kaldırılması ve Ankara'nın başkent olmasıyla birlikte, Cumhuriyet'in ilanı için zemin hazırlanmıştır. "28/29 Ekim Gecesi Hazırladığım Kanun Müsveddesini Teklif Ettim." (s. 613) "Teklifim Parti Grubunda ve Hemen Arkasından Mecliste Görüşüldü ve ‘Yaşasın Cumhuriyet’ Sesleri Arasında Kabul Edildi." (s. 615) "Türkiye Cumhuriyeti Başkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi Oy Birliği İle Beni Seçti." (s. 616) "Doğan çocuğun adıdır. Ama bu ad bazılarına hoş gelmezmiş, varsın gelmesin." (s. 612) Halifeliğin Kaldırılması: Hilafet makamının siyasi bir figür haline gelmesi ve iç/dış entrikalarda kullanılması nedeniyle, halifeliğin kaldırılmasına karar verilmiştir. "Halifelik Makamının Bizde Dinsel ve Siyasal Bakımlardan Yararlı Olduğunu İleri Sürenlere Verdiğim Cevap." (s. 642) 7. İç Siyasi Gelişmeler ve Muhalefetle Mücadele Milli Mücadele ve Cumhuriyet'in kuruluşu sürecinde iç siyasi mücadeleler de önemli bir yer tutmuştur. Halk Fırkası'nın Kurulması: Ulusal egemenlik ilkesine dayalı yeni Türk devleti için siyasi bir parti kurulması gerekli görülmüştür. "Halk Partisi’ni Kurma Girişimi." (s. 637) "Dokuz İlke ve Partimizin İlk Programı." (s. 637) Bu programın Cumhuriyet'in ilanı, Şeriye Vekaleti'nin kaldırılması gibi konuları başta içermemesi, gerici unsurların önceden zehirlenmemesi amacı taşıdığını belirtir. "Parti, dinî düşünce ve inançlara saygılıdır,’ ilkesini bayrak olarak eline alan kimselerden iyi niyet beklenebilir miydi? Bu bayrak, yüzyıllardan beri cahilleri, bağnazları ve hurafelere inananları kızdırarak, özel çıkarlar sağlamaya kalkmış olanların taşıdıkları bayrak değil miydi? Türk milleti, yüz yıllardan beri, sonu gelmeyen felâketlere, içinden çıkabilmek için büyük fedakârlıkların gerekli olduğu pis bataklıklara, hep bu bayrak gösterilerek sürüklenmemiş miydi?" (s. 670) Muhalif Gruplar ve Komplolar: Milli Mücadele'ye beraber başlayan bazı arkadaşların zamanla Atatürk'e karşı muhalefet etmesi ve hatta komplo girişimlerinde bulunması söz konusu olmuştur. Kazım Karabekir Paşa, Ali Fuat Paşa, Refet Paşa gibi isimlerin rolü anlatılmaktadır. "Sonuçsuz Kalan Büyük Bir Komplo." (s. 643) "Bir komplo karşısında bulunduğumuzu anlamakta bir saniye bile şüpheye düşmedim." (s. 647) Takrîr-i Sükûn Kanunu ve İstiklal Mahkemeleri: İç isyanlar ve muhalefetle mücadele sürecinde alınan olağanüstü tedbirlerdir. "Biz, alınan fakat kanunî olan bu olağanüstü tedbirleri, hiçbir zaman ve hiçbir şekilde kanunun üstüne çıkmak için bir vasıta olarak kullanmadık. Aksine, memlekette huzur ve güvenliği sağlamak için uyguladık." (s. 673) 8. Atatürk'ün Liderlik Vasıfları ve Gelecek Nesillere Mesajı Nutuk, Atatürk'ün liderlik vasıflarını, stratejik düşünme yeteneğini ve milletine olan inancını açıkça ortaya koymaktadır. Liderliğin Önemi: Büyük davalarda başarının, sarsılmaz bir kabiliyet ve kudrete sahip bir önderin varlığına bağlı olduğu vurgulanır. "Efendiler, tarih itiraz edilemez bir şekilde ispatlamıştır ki, büyük davalarda başarı için sarsılmaz bir kabiliyet ve kudrete sahip bir önderin" (s. 86) Gençliğe Hitabe: Nutuk'un sonunda Türk gençliğine bıraktığı "Kutsal Emanet" ile gelecek nesillere bağımsızlık ve Cumhuriyet'i koruma görevi yüklenmiştir. "Ey Türk geleceğinin evlâdı! İşte, bu ortam ve koşullar içinde dahi vazifen, Türk Bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" (s. 676) Milletine Tavsiye: Halkın, liderlerini seçerken dikkatli olması ve onların geçmişini iyi analiz etmesi gerektiği öğütlenir. "Aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!" (s. 471) 9. Öne Çıkan Diğer Temalar Wilson Prensipleri ve Milli Mücadele: Milli Mücadele'nin uluslararası hukuka dayandırılması çabası. Ermeni ve Pontus Sorunları: Azınlıkların ayrılıkçı faaliyetleri ve bunların Milli Mücadele üzerindeki etkisi. Ordunun Durumu ve İhtiyaçları: Savaşların kazanılmasında ordunun lojistik ve insan gücü ihtiyaçlarının nasıl karşılandığı. Basın ve Propaganda: İç ve dış düşmanların basını kullanarak halkı yanıltma çabaları ve Milli Mücadele'nin buna karşı verdiği mücadele. Bu brifing belgesi, "Nutuk"un ana hatlarını ve Atatürk'ün Milli Mücadele'yi hangi zorluklar ve hangi kararlılıkla yürüttüğünü özetlemektedir. Eser, bir liderin vizyonunu, kararlılığını ve milletinin geleceği için verdiği mücadeleyi tarihi belgelerle ortaya koyan eşsiz bir kaynaktır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!