Disiplinlerarası bakışta Türk kadını : sağlık, fen ve sosyal bilimler
Yazar:
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Gerçekler 1. Tarihsel Süreçte Türk Kadınının Güçlü Konumu ve Toplumsal Rolü Antik Dönemlerden Osmanlı'ya: Türk kadını, eski Türk boylarından itibaren güçlü ve saygın bir konuma sahipti. "Eski Türkler’de kadın, özgür ve erkekle eşit bir toplumsal konuma sahipti. Kadın, ata biner, silah kullanır, erkekle birlikte savaşa katılırdı. Ülke yönetiminde hatun hakan ile eşit söz hakkına sahipti." (Dördüncü Bölüm) Dede Korkut Hikayeleri'nde ve Oğuz Kağan Destanı'nda kadın A lplerin yeri övgüyle anılır. Selçuklular döneminde "Terken" unvanına sahip hükümdar hanımları askeri ve siyasi güçlerini sürdürmüşlerdir. Raziye Begüm Sultan'ın Delhi Türk Sultanlığı'nda tahta çıkması, kadınların liderlik pozisyonlarındaki varlığının önemli bir göstergesidir. Osmanlı döneminde ise Bacıyan-ı Rum gibi teşkilatlar kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki yerini göstermektedir. Kadınlar ekonomik alanda da kendilerini kabul ettirmiş, dokumacılık ve ticaretle uğraşmışlardır. Milli Mücadele Dönemi: Türk kadını, Milli Mücadele'de cephede ve cephe gerisinde "kendi payına düşenden çok daha fazlasını ortaya koymuştur." (Birinci Bölüm) İşgalleri protesto mitinglerine katılmış, cemiyetler kurmuş, kağnılarla cepheye silah ve erzak taşımış, yaralı askerlere bakmış, tarlalarını ekip biçerek orduya destek olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle: "Dünyada hiçbir milletin kadını; -Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim diyemez." (İkinci Bölüm) Kastamonu Mitingi (10 Aralık 1919) gibi olaylar, Türk kadınının örgütlü direnişinin ve vatanseverliğinin sembolüdür. Münevver Saime (Asker Saime), Nene Hatun, Şerife Bacı, Kara Fatma gibi isimler bu dönemin kahraman kadınları arasındadır. Cumhuriyet Dönemi Kazanımları: Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kadınların hakları konusunda önemli adımlar atılmıştır. "Tevhid-i Tedrisat Kanunu (1924) ile Türk kadınına eğitim hakkı verilmiştir." (Dördüncü Bölüm) Türk Medeni Kanunu (1926) ile hukuki eşitlik sağlandı. Kadınlar, Belediye Kanunu (1930) ile yerel seçimlerde, Köy Kanunu (1933) ile muhtarlık ve ihtiyar meclisi üyeliklerinde ve Milletvekili Seçme ve Seçilme Kanunu (1934) ile genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı elde etti. Bu haklar, birçok dünya ülkesinden çok daha önce tanınmıştır. İlk kadın milletvekilleri 1935 seçimlerinde TBMM'ye girmiştir. 2. Türk Sinemasında Kadın Temsili Stereotipik Temsiller: Türk sineması, kadını genellikle ikincil konumda ve cinsel bir meta olarak temsil etmiştir. "Türk Sinemasının kadın konusuna oldukça fazla yer verdiği; ancak aslında kadının ikincil konumunu ve cinsel meta olduğu imajını sürekli pekiştirdiği görülmektedir." (Üçüncü Bölüm) 1980 öncesinde kadın karakterler genellikle "namuslu, evinin kadını, çocuklarının anası... veya cinselliğinden başka bir şeyi olmayan, kötü, mutlu yuvalara düşman, erkekleri kötü yola sürükleyen vamp kadınlar" olarak iki ana tipte sunulmuştur. Temsil Türleri:Fahişe Kadın: Türk sinemasında sıklıkla ele alınan ve izleyiciyi cezbeden bir karakterdir. 1980 öncesinde kocasına ihanet eden kötü kadınlar olarak, 1980 sonrası ise "kötü yola düşürülmüş, erkekler tarafından sömürülen karakterler" olarak gösterilmiştir. Femme-Fatale Kadın: Cinselliği ön planda olan, evlilik dışı ilişkilere giren, erkekleri baştan çıkaran ve genellikle cezalandırılması gereken bir karakter olarak temsil edilmiştir. Melodram Kadını: Seyirciyi gözyaşına boğan, acı çeken, kaderci, fedakar ve iffetli kadınlardır. Toplumun örf ve adetlerine uymaları beklenir. Köylü Kadın: Melodram kadınına benzer özellikler taşır; huyu iyi ama kaderi kötü olan, namus meselesi etrafında ezilen ve sömürülen bir varlık olarak gösterilir. Çocuk Kadın: Genç, masum, ailesini bir arada tutmaya çalışan ve genellikle aile içindeki fedakarlıklarıyla öne çıkan tiplerdir. Erkeksi (Lümpen) Kadınlar: Erkek gibi davranan, kavgacı, kendine güvenen ancak filmin sonunda genellikle "esas oğlanın aşkı ile kadınlaşan" karakterlerdir. Kentli Kadın: Köyden kente göçle ortaya çıkan, kent kültürüne uyum sağlayabilen veya sağlayamayan, yalnızlık, bunalım gibi sorunlar yaşayan kadınlardır. Özgür ve Bireysel Kadın: 1980'li yıllardaki feminist hareketlerin etkisiyle ortaya çıkan, cinselliğini özgürce yaşayan, erkek egemen dünyaya başkaldıran kadınlardır. Ancak bu temsil, 1990'larda tekrar nesne konumuna geri dönmüştür. Çalışan Kadın: Öğretmen, sekreter, hemşire gibi rollerde görülür ve genellikle erkeklerin başını belaya sokan veya çilekeş olarak temsil edilir. Yöneticilik gibi üst düzey rollerde kadın temsili nadirdir. Sanatçı Kadın: Kendi hayatlarından kesitler sunan, şarkıcı gibi popüler mesleklerde yer alan kadınlardır. Feminist Film Eksikliği: Türk sinemasında "kadın filmleri denilebilecek filmler bulunmadığı, ancak kadın konulu filmlerin yer aldığı görülmektedir." (Üçüncü Bölüm) Kadın yönetmenlerin bile feminist filmler çekmediği, kadın sorunlarına odaklanan filmlerin dahi ataerkil ideolojiyi yeniden ürettiği eleştirisi bulunmaktadır. 3. Sağlık Bilimlerinde Kadınların Yeri Tarihsel Gelişim: Türk toplumlarında kadınların sağlık alanındaki rolleri çok eski tarihlere dayanır. "Şaman kadınları" veya "kam katun" gibi unvanlarla tedavi sanatıyla uğraşmışlardır. 11. yüzyıldan itibaren kadınların hakları zayıflasa da Tanzimat döneminde Ebelik Okulu (1842) ve Kız Öğretmen Okulu (1870) açılmasıyla eğitim ve çalışma hayatına giriş başlamıştır. Cumhuriyet Dönemi ve İlerlemeler: Cumhuriyet'in ilanıyla kadınların sağlık alanındaki varlığı daha görünür hale gelmiştir. İlk hemşire okulu 1925'te Kızılay Özel Hemşirelik Okulu adıyla açılmıştır. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne ilk kız öğrenciler 1922'de kayıt yaptırmıştır. Öncü Bilim Kadınları:Prof. Dr. Perihan Velioğlu: İlk profesör hemşirelerden. Prof. Dr. Müfide Küley: İç hastalıkları uzmanı olan ilk kadın tıp profesörü. Prof. Dr. Kamile Şevki Mutlu: Türkiye'nin ilk kadın patoloğu ve ilk kadın tıp profesörü, "Şevki Metodu"nu geliştirmiştir. Prof. Dr. Necla Timoçin: İlk diş hekimi kadın akademisyen ve Türkiye'nin ilk cerrahi doktoralı diş hekimi. Merver Ansel: Türkiye'nin ilk kadın veteriner hekimi (1935 mezunu). Abide Koray: Doktora derecesine sahip ilk kadın veteriner hekim. Prof. Dr. Nihal Erk: Profesör unvanı alan ilk kadın veteriner hekim. Prof. Dr. Hayriye Amal: Eczacılık alanında ilk doktora yapan ve profesör unvanı alan ilk kadın eczacı. Prof. Dr. Asuman Baytop: Türkiye Florası'na katkılarıyla bilinen eczacı. Yönetici Kadınlar: Prof. Dr. Türkan Akyol, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk kadın bakanı (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı, 1971) ve ilk kadın rektörüdür (Ankara Üniversitesi, 1980). Prof. Dr. Gülfem Elif Çelik, AÜ Tıp Fakültesi'nin ilk kadın dekanı olmuştur. Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, rektör olarak atanmıştır. Prof. Dr. Hümeyra Özgen, Fırat ve Selçuk Üniversitelerinde veteriner fakültesi dekanlığı yapmıştır. Prof. Dr. Hayriye Amal, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin ilk kadın dekanıdır. Güncel Durum: Kadın akademisyenlerin sağlık bilimleri alanındaki varlığı her geçen gün artmaktadır. YÖK istatistiklerine göre, hemşirelik, tıp, diş hekimliği, veteriner hekimlik ve eczacılık fakültelerinde kadın akademisyenlerin sayısı oldukça yüksektir ve araştırma görevlisi oranında kadınlar %57 ile umut verici bir yer tutmaktadır. 4. Doğa Korumada Kadının Rolü Doğa ile Kadın Arasındaki İlişki: Kadın, üretken doğanın bir yansıması olarak görülür. "Kadınlar, şefkat, fedakârlık, şiddet karşıtlığı, dayanışma, duygusallık, tinselliğe önem verme gibi psikolojik özellikleri ve biyolojik olarak yaşam üretme kapasiteleri ile doğaya benzer özellikler taşırlar." (Altıncı Bölüm) "Tabiat Ana" ifadesi, kadın ve doğa arasındaki derin bağı vurgular. Tarımı ilk keşfedenin kadın olduğu düşünülmektedir. Çevre Duyarlılığı ve Eylemler: Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), kadınların yoksulluk karşısında bile doğal kaynaklara zarar vermeden çevreye dost yaşamsal stratejiler ürettiğini tespit etmiştir. Tarihteki Önemli Hareketler ve Kadınlar:Chipko Hareketi (Hindistan, 1970'ler): Köylü kadınların ağaçlara sarılarak ağaç kesimini engellediği, ekofeminizmin gelişmesinde önemli rol oynayan bir harekettir. Sloganı: "Ekoloji kalıcı ekonomidir." Yeşil Kuşak Hareketi (Kenya, 1977): Wangari Muta Maathai tarafından başlatılan, 80.000 kadının çalıştığı ve 45 milyon ağacın dikildiği bir ağaçlandırma projesidir. Maathai, bu hareketiyle Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştür. Dr. Rachel Carson: "Sessiz Bahar" (1962) adlı kitabıyla DDT gibi kimyasal böcek ilaçlarının doğaya verdiği zararlara dikkat çekerek doğa koruma konusunda devrim yaratmıştır. Bu kitabı, ABD'de Çevre Koruma Kurumu (EPA) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) gibi kuruluşların kurulmasına öncülük etmiştir. Harriet Lawrence Hemenway: 19. yüzyılın sonlarında tüylü şapkaları boykot ederek milyonlarca kuşun hayatını kurtarmıştır. Daphne Sheldrick: Öksüz fil yavrularının büyütülüp doğaya kazandırılması için "öksüzler" projesini başlatmıştır. 5. Türk Dünyasında Kadın Aydınlanması: Gagauz Kadını Bağlamı Ceditçi Hareket ve Kadın Hakları: 19. yüzyılın sonlarından itibaren Rusya'daki Müslüman-Türk toplumunda Ceditçi düşüncelerle birlikte kadın meselesi gündeme gelmiştir. İsmail Bey Gaspıralı gibi aydınlar, eğitim reformu ve kadın haklarının önemini vurgulamışlardır. Hasan Zerdabi'nin "Ekinci" gazetesi (1875) ve İsmail Gaspıralı'nın "Tercüman" gazetesi (1883) kadın eğitimine ve toplumsal statülerinin yükseltilmesine dikkat çekmiştir. Kadın Gazeteleri ve Kongreler: Bakü'de yayımlanan "Işık" (1911-1912) ve Kırım'da İsmail Gaspıralı'nın kızı Şefika aracılığıyla çıkarılan "Âlem-i Nisvân" (Kadınlar Dünyası) (1906-1912) dergileri, kadın sorunlarını dile getirmede önemli rol oynamıştır. 1917 yılında Kazan'da düzenlenen I. Rusya Müslüman Kadınlar Kongresi'nde kadınların siyasi ve hukuki haklarının erkeklerle eşit olması gibi önemli kararlar alınmıştır. Gagauz Kadını: Gagauz kadınları, Rus İmparatorluğu, Romanya Krallığı, Sovyetler Birliği ve Moldova iktidarları altında farklı dönemler yaşamışlardır. Çarlık Rusyası döneminde kadınlar toplumda ve aile içinde haktan yoksun durumdaydı; kocanın sözünden çıkamayan, fiziksel şiddete maruz kalabilen ve mahkemeye şikayet edemeyen bir konumdaydı. Eğitim seviyeleri de çok düşüktü. Sovyet Dönemi Etkisi: Ekim Devrimi (1917) ile birlikte Sovyet iktidarı, kadın erkek eşitliğini yasal olarak getirerek kadınları toplumsal yaşamın her alanında eşit kılma mücadelesi başlattı. Gagauz kadınları da Sovyetler döneminde eğitim, hukuk ve siyasi alanlarda erkeklerle eşit duruma gelmiş, kamu hayatında aktif rol almaya başlamıştır. "Sovyetler döneminde kadına verilen haklar, Gagauz kadınını 'itaat eden ve hiçbir hakkı olmayan köle durumundan' ve 'esaretten' çıkarıp özgürleştirmiştir." (Beşinci Bölüm) Günümüzdeki Durum: Gagauzların günümüzde eşitlikçi aile yapısına sahip oldukları görülse de "ailenin reisi erkektir" gibi geleneksel tutumlar tamamen ortadan kalkmamıştır. Eğitim seviyelerinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir; üniversite ve kolej mezunlarının oranı hızla artmıştır. 6. Davranışsal Bağımlılıklar: Kadınlarda Alışveriş Bağımlılığı Davranışsal Bağımlılık Kavramı: Bağımlılık sadece maddeyle sınırlı değildir; hazza yönelik bazı tekrarlayıcı ve ısrarcı davranışlar da bağımlılığa yol açabilir. Bu davranışsal bağımlılıklardan biri de alışveriş bağımlılığıdır. Alışveriş Bağımlılığı: "Mutsuzluk, kaygı, boşluk hissi gibi olumsuz duyguları telafi etme yöntemi olarak hazza yönelik ve tekrarlayıcı satın alma davranışı ile karakterize bir davranışsal bağımlılıktır." (Sekizinci Bölüm) Bireyin maddi kayıplar yaşamasına ve işlevselliğinin bozulmasına neden olur. Görülme Sıklığı ve Cinsiyet Farklılıkları: Alışveriş bağımlılığının kadınlarda erkeklere nazaran daha sık görüldüğü yönünde yaygın bir fikir birliği vardır; bazı araştırmalar bu oranı kadınlarda %90-95'lere kadar çıkarmaktadır. Büyük şehirlerde ve alışveriş merkezlerinin yoğun olduğu yerlerde daha sık görülür. Altta Yatan Psikolojik Faktörler: Düşük benlik algısı, ideal benlik algısına ulaşma isteği, hazcı alışveriş motivasyonu, depresif yakınmalar, kaygı semptomları, dürtüsellik ve bazı kişilik özellikleri bu bağımlılığın ortaya çıkmasında önemli rol oynar. Alışveriş, istenmeyen duygulardan kaçmak için bir telafi mekanizması olarak kullanılabilir. Erken yaşta yaşanan travmalar, özellikle cinsel kötüye kullanma, yatkınlaştıran etkenler arasında sayılabilir. İnternet Kullanımı ve Medya Etkisi: Artan mobil internet kullanımı, materyalizm ve medyanın özenilen yaşamları sunması gibi etkenler de alışveriş bağımlılığını tetikleyebilir. 7. Türk Medeni Hukukunda Kadının Yeri Mevcut Durum ve Eşitsizlikler: Türk Medeni Kanunu (TMK) ile kadın erkek eşitliği sağlanmaya çalışılsa da hala "kadın aleyhine birtakım hükümlere rastlamak mümkündür." (Dokuzuncu Bölüm) Mevzuatın yetersizliği ve değişen toplumsal ihtiyaçlara cevap verememesi sorunlara yol açmaktadır. Soyadı Sorunu: TMK m. 187'ye göre kadın evlenerek kocasının soyadını alır ve ancak evlenmeden önceki soyadını kocasının soyadından önce kullanabilir. Anayasa Mahkemesi, kadının evlenmeden önceki soyadını tek başına kullanamamasını Anayasa'nın 17. maddesinin ihlali olarak kabul etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kadının evlenmeden önceki soyadını evlilik birliği içinde tek başına kullanması için haklı bir gerekçeye ihtiyaç duyulmadığına hükmetmiştir. Boşanan Kadının Soyadı: TMK m. 173'e göre boşanan kadın, evlenmeden önceki soyadını geri alır. Ancak eski kocasının soyadını kullanması için hâkimin iznine ve belirli şartların (kadının menfaati ve kocaya zarar vermemesi) ispatına ihtiyaç vardır. Bu durum, eşitlik ilkesini zedelediği gerekçesiyle eleştirilmektedir. Çocuğun Soyadı: TMK m. 321'e göre evlilik birliği içinde doğan çocuk babanın soyadını alır. Anayasa Mahkemesi kararıyla (2011/165 K.) boşanmadan sonra velayeti annesine verilen çocuğun annenin soyadını taşımasının önü açılmıştır. Ancak Yargıtay'ın kamu düzeni gerekçesiyle babanın soyadını sürdürme yönündeki kararları eleştirilere neden olmaktadır. Güncel Yargıtay kararları daha eşitlikçi bir yaklaşım sergilemektedir. Birlikte Velayet: TMK m. 336'ya göre ana ve baba evlilik birliği içinde velayeti birlikte kullanır. Boşanma halinde birlikte velayetin uygulanabilirliği öğretide tartışmalı olsa da Yargıtay içtihadıyla Türk kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edilmiştir. Mahkemeler, çocuğun üstün yararını gözeterek ebeveynin ortak talepleri doğrultusunda birlikte velayete hükmedebilmektedir. Düğün Takıları: Mevzuatta doğrudan bir düzenleme bulunmamasına rağmen, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre düğün takıları kadına aittir ve kadının kişisel malı olarak kabul edilir. Bu durum, eski Medeni Kanun dönemindeki mal ayrılığı rejimi açısından haklı bulunsa da, TMK'deki edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında erkek aleyhine sonuçlar doğurduğu için eleştirilmektedir. Aldatılan Eşin Üçüncü Kişiden Manevi Tazminat Talebi: Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2018 tarihli kararına göre, aldatılan eş üçüncü kişiden manevi tazminat talep edemeyecektir. Hukukumuzda evli bir kişiyle ilişki yaşamanın yasaklayan bir kural olmasa da ahlaka aykırı davranış olarak kabul edilir. Genel Değerlendirme Sunulan kaynaklar, Türk kadınının toplumsal yaşamdaki çok yönlü ve karmaşık konumunu gözler önüne sermektedir. Tarihsel olarak güçlü bir konumdan gelerek, Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemiyle önemli haklar elde etmiş, ancak modernleşme süreçlerinde yeni sorunlar (sinema temsilleri, davranışsal bağımlılıklar, hukuki eşitsizliklerin devamı) ile de karşılaşmıştır. Kadınların, doğa koruma gibi evrensel konularda dahi öncü ve etkili roller üstlendiği, bilim ve siyasetteki varlıklarını artırdığı belirtilmektedir. Ancak, bazı alanlarda hala toplumsal algıda ve hukuki uygulamalarda cinsiyet temelli eşitsizliklerin devam ettiği ve daha fazla bilinçlenme ve yapısal reformlara ihtiyaç duyulduğu açıkça anlaşılmaktadır. "Kadınlar ailede, toplumda ve ülke yaşamında çok önemli değerlerdir." (Dokuzuncu Bölüm) bu değerin tam anlamıyla tanınması ve desteklenmesi için sürekli çaba gösterilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!