Manyetik rezonans tekniğinin (MRG/NMR) diş hekimliğindeki uygulamaları
Yazar:Yılmaz, Utku Nezih
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

Giriş: Bu brifing dokümanı, Doç. Dr. Utku Nezih Yılmaz tarafından kaleme alınan "Manyetik Rezonans Tekniğinin (MRG/NMR) Diş Hekimliğindeki Uygulamaları" başlıklı kitabı ve referanslarını temel alarak, manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve nükleer manyetik rezonans (NMR) tekniklerinin diş hekimliğindeki güncel ve potansiyel uygulamalarını detaylı bir şekilde incelemektedir. Doküman, MR/NMR teorisinin temel kavramlarından başlayarak, bu tekniklerin çene cerrahisi, periodontoloji, endodonti, orto donti, protetik diş tedavisi ve dental materyaller gibi çeşitli diş hekimliği alanlarındaki kullanımını ve gelecek beklentilerini özetlemektedir. Kitabın amacı, MR/NMR tekniğini diş hekimliği mensuplarına daha yakından tanıtmaktır. Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Gerçekler: 1. MR/NMR Teorisi ve Temel Kavramlar: Tanım ve Evrim: NMR olayı ilk olarak 1946'da keşfedilmiş ve moleküler yapıların kimliklendirilmesi için kullanılmıştır. 1970'lerde biyolojik sıvılarda yapılan NMR ölçümleri, MRG tekniğinin keşfine yol açmış ve bu teknik tıpta geniş uygulama alanı bulmuştur. Diş hekimliğinde başlangıçta araştırma, daha sonra ise bazı alanlarda uygulama amaçlı kullanılmıştır (Yılmaz, 2024, s. 13). Rezonans ve Durulma Temeli: NMR ve MR'ın teorisi rezonans ve durulmalar temelinde aynıdır. Ancak manyet ve bobin dizaynı, gradyent kullanımı, görüntü alma ve ölçüm malzemesinin hasta olması gibi faktörler MR'ı NMR'dan farklılaştırır (Yılmaz, 2024, s. 14). Hidrojen Atomları ve Sinyal Kaynağı: İnsan vücudunun büyük bir kısmını su oluşturduğu için, su molekülünde ve diğer moleküllerde bulunan hidrojen atomları (protonlar) MR/NMR sinyalinin ana kaynağıdır. Protonların kendi ekseni etrafında dönme (spin) özelliği, dış manyetik alanda (H0) belirli yönelimlere sahip olmalarını sağlar (Yılmaz, 2024, s. 14). Manyetizasyon ve RF Pulsları: H0 alanı içine konulan spinlerin alana paralel veya zıt paralel yönelimleri, düşük ve yüksek enerji seviyeleri oluşturur. Düşük enerji seviyesindeki spin sayısı daha fazladır ve bu farktan M0 manyetizasyonu oluşur. Radyofrekans (RF) pulsları uygulandığında (HRF), spinler enerji soğurarak alt seviyeden üst seviyeye geçer ve bu olaya "rezonans" denir. Puls kesildiğinde spinler enerji salarak eski durumlarına döner ve bu geri dönüşler "NMR sinyali" olarak kaydedilir (Yılmaz, 2024, s. 15-18). T1 ve T2 Durulma Zamanları: "Spin-örgü durulma zamanı (T1)" ve "spin-spin durulma zamanı (T2)", tanı ve MR görüntüleme için önemli parametrelerdir. T1, manyetizasyonun z-yönünde M0 değerine dönme süresini, T2 ise y-yönündeki manyetizasyonun sıfıra düşme süresini karakterize eder. Bu değerler, dokuların özelliklerine göre değişiklik gösterir ve kontrast oluşumunda kilit rol oynar (Yılmaz, 2024, s. 22-23). Görüntüleme Süreci ve Kontrast: MRG'de, dış alan bobini, RF bobini ve alıcı bobin kullanılarak hastanın belirli bir bölgesinden (dilim) sinyal alınır. Gradyent alanlar (Gx, Gy, Gz) kullanılarak dilim seçimi, görüntü alanı (FOV), matris, piksel ve voksel tanımlaması yapılır. Ölçülen sinyaller Fourier transformasyonları ile görüntüye dönüştürülür. Kontrast, paramanyetik iyonların ve proteinlerin yoğunluğu, T1 ve T2 ağırlıklı filmlerde seçilen parametreler (TI, TR, TE) ve cihazın homojen manyetik alanı gibi faktörlerden etkilenir (Yılmaz, 2024, s. 25-31). 2. Diş Hekimliğinde MR/NMR Kullanım Alanları: Genel Değerlendirme: MRG, iyonlaştırıcı radyasyon içermemesi ve yumuşak doku görüntülemesindeki üstün kontrast duyarlılığı nedeniyle diş hekimliğinde önemli bir potansiyele sahiptir. Diğer tıbbi uygulamalara kıyasla dental uygulamaları başlangıçta seyrek olsa da, son yıllarda artan bir rol oynamaktadır (Yetimoglu & Kamburoglu, 2014; Niraj vd., 2016; Reda vd., 2021). Çene Cerrahisi:Lezyon Tipikleştirme ve İlişki Değerlendirmesi: MRG, intraosseöz çene lezyonları ile anatomik yapılar arasındaki uzaysal ilişkinin değerlendirilmesinde ve farklı genişleyen lezyonların tiplendirilmesinde faydalıdır. Özellikle BT'nin yeterli görüntüleme sağlayamadığı durumlarda tercih edilebilir (Yetimoglu & Kamburoglu, 2014). Dinamik Kontrastlı MRG (DCE-MRI): Tükürük bezi tümörleri ve çene kemiği lezyonlarının ayırıcı tanısında etkilidir. Odontojenik miksomaların ameloblastomalardan farklı özelliklere sahip olduğu (sinyal yoğunluğunda yavaş ve kademeli artış) gösterilmiştir (Yetimoglu & Kamburoglu, 2014). Kist ve Abse Tanısı: Yılmaz ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmalar, çene kistleri ve abselerin T1 ve T2 gevşeme oranlarının tanısal değer taşıdığını göstermiştir. T2 ölçümleri, kistleri abselerden %95 güvenle ayırabilmektedir. Manganez, albümin ve kolesterol gibi maddelerin gevşeme oranları üzerindeki etkileri incelenmiş ve bu parametrelerin tanı için kullanılabileceği vurgulanmıştır (Erol vd., 2004; Yılmaz vd., 2012; Yılmaz & Güner, 2008; Yılmaz vd., 2009). D2O Kullanımı: D2O (ağır su) eklenmiş örneklerde T1 ve T2 dağılım aralıklarının daralması, kist ve abselerin ayrımını kolaylaştırmış ve D2O'nun kontrast madde olarak kullanılabileceği belirtilmiştir (Yılmaz & Yılmaz, 2020). Çizgi Genişliği Ölçümleri: NMR HOD sinyalinin yarı genişliği ölçümleri, kist gruplarını birbirinden ve abselerden ayırmada tanısal potansiyele sahip olduğu saptanmıştır (Yilmaz vd., 2022). Temporomandibular Eklem (TME) Görüntülemesi: MRG, TME travması, disk düzensizliği, fibrozis, eklem efüzyonu ve enflamatuar artrit gibi durumların teşhisinde "altın standart" olarak kabul edilir. İyonlaştırıcı radyasyon içermemesi ve doku farklılıklarına karşı yüksek kontrast hassasiyeti nedeniyle BT'ye tercih edilmektedir (Yetimoglu & Kamburoglu, 2014; Tomas vd., 2006; Larheim, 2005; Petscavage-Thomas & Walker, 2014; Ye vd., 2021). Sert Doku Görüntüleme Gelişmeleri: Geleneksel MRG yumuşak dokular için mükemmel olsa da, sert doku görüntülemesi konusunda sınırlılıkları bulunmaktadır. Ancak intraoral bobin geliştirme çalışmaları, yeni sekanslar (puls adımları) ve ultra yüksek manyetik alan kullanan cihazlar ile sert doku görüntüleme yeteneği artırılmaya çalışılmaktadır (Yılmaz, S., 2022; Satır & Yardımcı, 2020). MR-Ortopantomografi (MR-OPG): Yeni mandibular bobinler kullanılarak ortopantomogram benzeri MRI rekonstrüksiyonları (MR-OPG) geliştirilmiştir. Bu teknik, ağız boşluğunun endikasyona özgü doğru görüntülenmesini sağlayarak patolojilerin erken saptanmasına ve takibine katkıda bulunabilir (Husain vd., 2023). Periodontoloji:Apikal Periodontitis Değerlendirmesi: MRG, apikal periodontitisin değerlendirilmesinde CBCT ile karşılaştırılabilir bir uygulanabilirlik göstermiştir. Özellikle yumuşak doku karakterizasyonu ve iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmadan lezyon boyutlarının daha doğru belirlenmesi açısından avantajlıdır (Geibel vd., 2015). Maksiller Molar Furkasyon Tutulumu (FI): Dental MRG (dMRI), maksiller molar furkasyon tutulumunu değerlendirmede CBCT ile karşılaştırıldığında yüksek doğruluk ve güvenilirlik göstermiştir (Juerchott vd., 2020). Periodontal Hastalık ve Kemik Ödemi: MRG bulguları, sondalama derinliği ve kanama gibi standart klinik bulgularla ilişkilidir ve MRG'nin herhangi bir kemik defekti oluşmadan önce intraosseöz değişiklikleri gösterebildiği saptanmıştır (Probst vd., 2021). Rezüdüel Periodontal Kemik Desteği: DMRI, artık periodontal kemik desteğinin oranını değerlendirmede PA radyografileriyle karşılaştırılabilir bir yöntem olarak kanıtlanmıştır (Ruetters vd., 2019). Periodontal Yapıların Görüntülenmesi: MRG, periodontal boşluk, kortikal/trabeküler kemik ve lamina dura gibi periodontal yapıları MSCT'ye göre daha iyi görüntüleme yeteneğine sahiptir (Gaudino vd., 2011). Endodonti:Teşhis ve Tedavi Değerlendirmesi: MRG, endodontide tanı ve tedavi değerlendirmesinde avantajlarını giderek göstermektedir. Geleneksel radyografilerin sınırlılıkları (iki boyutluluk, geometrik distorsiyon) göz önüne alındığında, MRG gibi ileri görüntüleme teknikleri detaylı ve spesifik bilgi sağlayabilir (Tongxi vd., 2019; Gümrü & Tarçın, 2013). Sert ve Yumuşak Doku Görüntülemesi: MRG, dentin ve mine gibi sert dokuların yanı sıra pulpa gibi yumuşak dokuların ve diş patolojilerinin iyi tanımlanmış görüntüsünü sağlayabilir. Kistik ve periapikal lezyonların ayrımında ilerlemeler kaydedilmiştir (Nikita, 2020). Pulpa Canlılığı ve Rejenerasyonu: MRG, pulpa morfolojisi, canlılığı ve rejenerasyonunun değerlendirilmesinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Kök hücre tedavisi sonrası pulpa rejenerasyonu ve kök hücreler tarafından indüklenen anjiyogenez MRG'de görülebilmektedir (Ariji vd., 2018). Kanal Uzunluğu Ölçümü: Klinik pilot çalışmalar, yüksek çözünürlüklü ve kontrastsız dMRI'nin kesici dişlerin ve köpek dişlerinin kanal uzunluğunu güvenilir bir şekilde ölçebildiğini göstermiştir. Ancak dMRI'nin uzaysal ve zamansal çözünürlüğü CBCT'den daha düşüktür (Zidan vd., 2022). Ortodonti:Yumuşak Doku Anomalileri ve Patolojiler: MRG, iyonlaştırıcı radyasyon olmadan yumuşak doku anomalilerini görselleştirmek ve patolojileri tespit etmek için güvenli bir tekniktir. Özellikle TME bozuklukları, trigeminal nevralji ve bağ dokusu yaralanmalarının teşhisinde faydalıdır (Mahapatra & Bhatnagar, 2022). Ortognatik Cerrahi ve Hava Yolu Değerlendirmesi: Ortognatik ameliyatlarda yumuşak dokuların değerlendirilmesinde ve uyku apnesi gibi hava yolu ile ilgili hastalıkların tedavisinde ortodontistlere yardımcı olur (Mahapatra & Bhatnagar, 2022). Tekrarlı 3 Boyutlu Görüntüleme: MRG, potansiyel zararlı radyasyona maruz kalma endişesi olmadan herhangi bir yaş grubunda diş yapılarının tekrarlı 3 boyutlu görüntülenmesine olanak tanır (Shah, 2017). Ortodontik Cihazların MR Uyumluluğu: Ortodontik cihazların çoğu (paslanmaz çelik hariç) 1.5 Tesla'ya kadar MR incelemesinde artefakta neden olmaz. Isınma ve bağ çözme etkileri hastalar için tehlikeli bulunmamıştır. Ancak paslanmaz çelik braketler ve teller orofasiyal bölgede duyarlılık artefaktlarına neden olabilir (Kalinowska vd., 2019; Dobai vd., 2022). Protetik Diş Tedavisi:İç Diş Boşluğunun Görüntülenmesi: MRG, protetik prosedürler sırasında dişlerin iç boşluklarının boyutsal olarak görüntülenmesi için faydalı bir teknik olabilir. Hazırlanmış kök kanallarının sayısal bir modeli, gelecekte diş protezleri için otomatik 3D modelleme için temel oluşturabilir (Tanasiewicz, 2010). Dental Alaşımların ve Protezlerin Etkileşimleri: Dental alaşımların MR prosedürü sırasındaki davranışları ve manyetik alanla etkileşimleri önemli bir konudur. Ferromanyetik malzemeler görüntü bozulmasına ve yerinden çıkmaya neden olabilirken, titanyum gibi paramanyetik malzemeler genellikle güvenlidir. Diş hekimlerinin bu etkileşimler hakkında bilgi sahibi olması hasta güvenliği ve doğru görüntüleme için önemlidir (Hubálková vd., 2006; Bhardwaj vd., 2022; Rao vd., 2022; Bhambhani vd., 2023; Baysal vd., 2020; Ayyıldız vd., 2013). Akrilik Reçineler ve NMR: NMR, otopolimerizan akrilik reçinelerin su ile etkileşimini ve polimerizasyon dinamiklerini incelemek için kullanılmıştır (Polat vd., 2011; Denli vd., 1990). Dental Materyal Bilimi:Çeşitli Materyallerin NMR İncelemesi: NMR spektroskopisi, dental materyallerin (örneğin fosfat bağlı çimentolar, adeziv monomerler) kimyasal özelliklerini, yapılarını ve diğer maddelerle etkileşimlerini incelemek için kullanılmıştır (O’Neill vd., 1982; Fujisawa & Ito, 1999). İmplant Malzemelerinin MR Uyumluluğu: PEEK gibi MR görüntülemeye uyumlu implant materyalleri ve bunların osseointegrasyon süreçleri MRI ile değerlendirilmektedir. Bu, geleneksel histolojik yöntemlere yıkıcı olmayan bir alternatif sunar (Korn vd., 2015). Metalik İmplantlar ve Cihazların Güvenliği: MR ortamında metalik biyomedikal implantların ve cihazların güvenli yönetimi sürekli dikkat gerektirir. Dental restorasyonlardan kaynaklanan artefaktlar önemli bir sorun teşkil edebilir (Shellock, 2002; Wilson vd., 2020; Abraham Mathew vd., 2013). Sonuç ve Gelecek Beklentileri: Artan Potansiyel: NMR, kimyasal ve biyolojik araştırmalarda moleküler kimliklendirme için yaygın olarak kullanılmaktadır. MRG ise tıpta vazgeçilmez bir tanı aracı olmuştur ve diş hekimliğinde de önemli bir tanı aracı olma potansiyeli yüksektir. Yüksek manyetik alan şiddetli cihazlar ve yeni puls teknikleri, RF ve gradyent bobinlerindeki yeniliklerle MRG gelişmeye devam etmektedir (Yılmaz, 2024, s. 89). Radyasyonsuz Görüntüleme: MRG'nin iyonlaştırıcı radyasyon içermemesi, özellikle çocuk ve hamile hastalar için önemli bir avantajdır ve tekrarlı görüntüleme ihtiyacı olan durumlarda tercih edilebilir (Reda vd., 2021; Shah, 2017). Sert Doku Görüntüleme Gelişmeleri: Geleneksel MRG'nin sert doku görüntülemesindeki sınırlılıkları, UTE (Ultra Kısa Eko Süresi) ve ZTE (Sıfır Eko Süresi) gibi yeni tekniklerle aşılmaktadır. Bu teknikler, dentin, sement ve mine gibi katı bileşenlerin radyasyonsuz bir şekilde yüksek çözünürlükte görüntülenmesini sağlamaktadır (Hövener vd., 2012). Disiplinlerarası İşbirliği ve Bilinçlenme: Diş hekimleri ve radyologlar arasında dental materyallerin MR uyumluluğu ve olası etkileşimleri hakkında farkındalığın artırılması gerekmektedir. Bu, hasta güvenliğini sağlamak ve görüntü hatalarını önlemek için kritik öneme sahiptir (Bhardwaj vd., 2022; Rao vd., 2022). Araştırma ve Gelişme İhtiyacı: Operatif diş hekimliğinde MRG'nin uygulanabilirliği ve doğruluğu ile ilgili daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Ayrıca, maliyet-fayda yönlerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir (Mendes vd., 2020). Gelecekteki Uygulamalar: MRG, dental pulpa anatomisi, canlılığı ve rejenerasyonu, kök kanal şeklinin tanımlanması, periapikal lezyonların yerleşimi, implant planlaması ve TME patolojilerinin teşhisinde giderek daha önemli bir rol oynayacaktır (Ariji vd., 2018; Nardo vd., 2018; Kocasaraç vd., 2018). Bu brifing dokümanı, MR/NMR tekniklerinin diş hekimliği alanındaki geniş yelpazedeki uygulamalarını ve bu teknolojinin gelecekteki potansiyelini kapsamlı bir şekilde sunmaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!