Parti içi demokrasi : üye delege ve yönetici görüşlerinin sosyolojik analizi
Yazar:Aydın, Amine
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

1. Giriş ve Araştırmanın Genel Çerçevesi Bu brifing belgesi, Amine Aydın'ın "Parti İçi Demokrasi: Üye, Delege ve Yönetici Görüşlerinin Sosyolojik Analizi" başlıklı çalışmasından elde edilen bulguları özetlemektedir. Çalışma, demokrasinin temel kurumlarından biri olan siyasi partilerin iç işleyişindeki demokratikliği ve bunun siyasal katılım üzerindeki etkilerini sosyolojik bir perspektifle incelemektedir. Araştırma, Isparta il merkezinde faaliyet gösteren siyasi partilerin üye, delege ve yönetic ilerinin görüşlerini analiz ederek, parti içi demokrasi uygulamalarını etkileyen faktörleri ve bu faktörlerin üyelerin talepleri üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Temel Vurgu: Demokrasinin tarihsel süreçteki değişimi ve günümüzde temsili kurumlar aracılığıyla işleyişi göz önüne alındığında, siyasi partilerin iç işleyişinin demokratikliği, siyasal katılımın sağlanması ve sürdürülebilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Parti içi demokrasinin işleyişi sadece "lider sultası veya oligarşik eğilimlerle açıklamak yetersiz kalır. Parti içi demokrasiyi engelleyen pek çok sebep olmakla birlikte ülkemizde siyasal kültür en önemli sebep olarak gösterilmektedir." 2. Demokrasi Kavramı ve Eleştirileri Tanım: Demokrasi, kelime anlamıyla "halkın iktidarı" veya "iktidarın halka ait olması" demektir. Abraham Lincoln'ün ifadesiyle "halkın, halk için halk tarafından yönetimi" olarak tanımlanır. Ancak Sartori'ye göre "demokrasi bir şeyi temsil etmek demektir." Günümüz demokrasileri seçilmiş yöneticiler aracılığıyla işlemektedir. Temel Kavramlar: Halk egemenliği, eşitlik ve kendi kendini yönetme kavramları demokrasi tartışmalarının merkezindedir. Tarihsel Gelişim: İlk olarak Yunan şehir devletlerinde ortaya çıkan doğrudan demokrasi (M.Ö. 4. yüzyıl sonuna kadar), zamanla modern temsili demokrasiye dönüşmüştür. Modern demokrasilerde, "yaşadığı toplumun yurttaşı olan her birey hiçbir ayrım gözetmeksizin oy kullanma hakkına sahiptir." Eleştiriler:Platoncu Eleştiri: Demokrasiyi niteliksiz, bilgisiz bir kamuoyu tarafından yönetilen bir rejim olarak görür. Anarşist Eleştiri: Devletin "zor" kullanması nedeniyle, demokratik devletlerin de "zor"u kullanmayı içermesi eleştirilir. Paradokslar: Demokrasi, görüş farklılıkları ve uzlaşma ihtiyacı, temsil ve yönetebilirlik dengesi, rıza ve etkin yönetim gerekliliği gibi paradokslar içerir. Siyasal Katılımın Sınırlılığı: Sartori'ye göre "Halk bir şeyi istemeden önce, çoğu kez o şey ona istetilir." Siyasal kararların doğrudan halk tarafından alınmasından ziyade, onlara sunulduğu ve seçimlerin birkaç yılda bir yapıldığı temsili sistemlerde halkın etkinliği azalmaktadır. 3. Demokrasi Türleri Doğrudan Demokrasi: Kanunların yapılması ve kamu gücüne ilişkin kararların bizzat halk tarafından alınmasıdır. Günümüzde nadiren (İsviçre'nin bazı kantonları) görülür ve "ancak nispeten küçük gruplar içinde var olabilir." Temsili Demokrasi: Halkın, seçtiği temsilciler aracılığıyla kendisini yönetmesidir. Seçme ve seçilme hakkı esastır. Halkın katılımı "birkaç yılda bir oy vermekten ibaret olduğu için sınırlı; halkın iktidarı doğrudan, kendi eliyle kullanmaması nedeniyle dolaylıdır." Çoğunlukçu Demokrasi: Halkın çoğunluk tarafından yönetilmesidir. Çoğunluğun mutlak ve sınırsız üstünlüğü esastır, azınlık hakları göz ardı edilebilir. Çoğulcu Demokrasi: Çoğunluğun iradesini kabul ederken, mutlak egemenliğine karşı çıkar. Azınlık hakları önemlidir ve "siyasi rejimler çoğulcu olduğu ölçüde demokratiktirler." Çatışma ve muhalefetin farklı çıkar gruplarının dahil edilmesiyle çözüme kavuşturulması yeteneğine sahiptir. Katılımcı Demokrasi: Halkın siyasal katılımının maksimize edilmesini önemser. Bireylerin "kendilerini ilgilendiren her konuda söz hakkının olması ve karar vermeye aktif olarak katılmasını sağlama eğilimindedir." Teknolojik gelişmelerle e-demokrasi gibi yeni uygulamalar tartışılmaktadır. 4. Demokrasi Kuramları Klasik Liberal Yaklaşım: Demokrasi ve liberalizm birbiriyle yakından ilişkilidir. Liberalizm bireylerin düşünce ve eylem özgürlüğü için güvence sağlama arayışındadır. Locke'a göre halk egemenliğini iktidara canını ve mülkiyetini korusun diye devretmiştir. Montesquieu yasama ve yürütmenin ayrı olmasını savunur. Mill, temsili yönetimin kontrol edilebilir şekilde arttırılması, nitelikli lider seçimi ve çoğunluk despotizminin engellenmesini vurgular. Modern Liberal Yaklaşım: John Rawls'ın "Bir Adalet Kuramı" ile toplumsal adaletin ve adil düzenin bireyin özgürlüğünü ve haklarını ön plana çıkarmasıyla yeniden tartışılmıştır. Liberal demokraside birey önemlidir ve temsilcilerin yetkileri anayasa ile sınırlandırılır. Rawls iki temel adalet prensibi belirler: eşit temel hak ve özgürlükler düzeni ve toplumsal/ekonomik eşitsizliklerin en dezavantajlı üyelerin yararına olacak şekilde düzenlenmesi. Pareto, Mosca ve Michels'in Elit Kuramı (Oligarşinin Tunç Yasası): Toplumun zorunlu olarak bir elit yönetiminin varlığından bahseder. Demokrasinin imkânsız olduğunu ve yönetimin muhakkak ayrıcalıklı bir sınıfın elinde olacağını savunurlar. Michels'e göre "örgüt ne kadar büyürse oligarşi de o kadar kuvvetlenir." Örgütlenme, rol farklılaşması ve uzmanlaşma, yönetici ile halk kitleleri arasında belirgin bir ayrım doğurur. Schumpeter, Laswell ve Aron'un Elit Kuramı: Demokrasiyi "halkın yönetiminden ziyade yönetici elitler arasındaki bir yarışma" olarak görür. Schumpeter'e göre halk siyasi kararlar almak için gerekli yeteneklere sahip değildir ve demokrasi bir amaçtan ziyade bir yöntemdir. Laswell, seçilen yönetici azınlığın toplumun özgür iradesiyle iktidara gelmesi ve kitleler tarafından denetlenebilmesi durumunda demokrasinin işleyebileceğini savunur. Aron, demokratik toplumların çoğulcu olduğunu ve elit gruplar arasında yarışmacılık olduğunu belirtir. Sosyal Demokrasi Kuramı: Liberalizmin öngördüğü özgürlüklerin yanında, ekonomik ve sosyal eşitliği sağlamak amacıyla devletin ekonomik ve sosyal görevler üstlenmesini savunur. "Sosyal demokrasi ne özgürlükler uğruna hakça paylaşımı, ne de hakça paylaşım uğruna özgürlükleri ertelemeyi kabul eden bir anlayıştadır." Katılımcı Demokrasi Kuramı: Yönetilen halkın siyasal katılımının maksimize edilmesini önemser. Rousseau'nun vatandaşların aktif katılımını vurgulayan görüşleri bu kuramın temelini oluşturur. B. Barber, geleneksel liberal temsili demokrasiyi "cılız bir demokrasi" olarak eleştirerek, yurttaşların öz yönetimini esas alan güçlü demokrasiyi savunur. 5. Demokrasinin Temel Kurumları Demokrasinin temel kurumları, modern demokrasilerin meşruiyetini sağlayan ve halkın yönetime dahil olması noktasında güvence konumunda olan yapılardır. Partiler: "Çağdaş demokrasiler tamamen siyasi partiler üzerine kurulmuştur." Liberal düşünce başlangıçta siyasi partileri zararlı görse de, İkinci Dünya Savaşı sonrası siyasal katılımı organize eden vazgeçilmez bir unsur haline gelmişlerdir. Siyasi partiler, halka sundukları programları uygulayabilmek veya muhalif olarak görevlerini yerine getirmek için yetkiyi halktan alırlar. Parlamento: Başlıca görevi yasama, devlet bütçesini çıkarma ve hükümeti denetleme olan, üyeleri halkoyu ile seçilen meclistir. Parlamentolar "halkı temsil eder, kamuyu eğitir, çıkarları şekillendirir ve icra organlarının faaliyetlerini denetleyip eleştirirler." Anayasa: Siyasal iktidarın belirlenmesi, örgütlenmesi ve çalışmasıyla ilgili kurallardır. Birey özgürlüklerini güvence altına alır ve iktidara sınırlar çizer. "Anayasa ve hukuk zorunludur" demokrasinin keyfi uygulamalara tabi olmaması ve herkes için uygulanabilir olması için. 6. Türkiye'de Demokrasinin Gelişimi ve Siyasi Partiler Tarihsel Süreç: Türkiye'de demokratikleşme adımları Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki batılılaşma hareketleriyle başlamış, 1876 Kanun-i Esasi ve İkinci Meşrutiyet Dönemi ile devam etmiştir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte kalıcı etkiler görülmüştür. "Hakimiyet bilakaydu şart milletindir" ilkesi 1921 Anayasası'nda yer almıştır. Tek Partili Dönem (1923-1945): Cumhuriyet Halk Fırkası'nın egemen olduğu bu dönemde, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Fırka gibi muhalif parti denemeleri kısa süreli olmuştur. Çok Partili Dönem (1946 sonrası): İkinci Dünya Savaşı sonrası toplumsal hoşnutsuzluklar ve uluslararası gelişmeler çok partili hayata geçişi zorunlu kılmıştır. Demokrat Parti'nin kurulmasıyla gerçek anlamda demokrasiye geçiş başlamıştır. Siyasi Partilere Yönelik Anayasal ve Yasal Düzenlemeler: 1876, 1921, 1924 Anayasaları: Siyasi partilere yönelik yasal bir düzenleme içermemekle birlikte, dernek kurma özgürlüğü tanınmıştır. 1961 Anayasası: Siyasi partileri ilk kez anayasal güvenceye kavuşturmuş ve "siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları" olarak tanımlamıştır. 1982 Anayasası: Bir askeri müdahale sonucu yapılmış ve 1961 Anayasası'na göre daha otoriter bir anlayışa sahip olmuştur. Ancak 1995 değişiklikleriyle yasaklayıcı unsurlar giderilmiştir. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu (1983) ile siyasi partilerin tanımı ve işleyişine dair ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır. Parti Disiplini: Parti üyelerinin parti programına ve yönetmeliklerine bağlı olması, partinin istikrarı ve politikalarının gerçekleştirilmesi için önemlidir. Aşırı disiplin, otoriter ve anti-demokratik bir idareye yol açabilir. Parti Teşkilatı: Merkez organları (Büyük Kongre, Genel Başkan, Merkez Karar, Yönetim ve İcra Organları) ile yerel teşkilatlar (il ve ilçe teşkilatları) aracılığıyla siyasi partiler, halk kitleleri ile iletişimi sağlar ve siyasal katılımı artırır. Parti Üyeliği: Üyelik kavramı, kadro partilerinden kitle partilerine geçişle önem kazanmıştır. Siyasi parti üyeliği, bireyin siyasal sosyalleşme ortamı sağlayarak siyasal ilgi ve etkinlik duygusunun oluşmasına katkıda bulunur. Türkiye'de Siyasi Partiler Kanunu (SPK) üyelik şartlarını belirlerken, bazı meslek gruplarının üyeliğini kısıtlar. Siyasal Katılım: Yurttaşların devletin karar ve uygulamalarını etkileme eylemleridir. Demokrasilerin gelişmişliği siyasal katılımın genişliği ve etkinliği ile ölçülür. Bireysel ve toplumsal siyasal katılma biçimleri vardır (oy verme, mitinglere katılma, propaganda çalışmaları, parti yöneticiliği vb.). Üye Davranışına Etki Eden Faktörler: Demografik Özellikler: Kadınların siyasete katılımının erkeklere göre daha az olduğu, ileri yaşlarda siyasi tercihlerin şekillendiği, gelir düzeyinin siyasi ilgi ve katılımı etkilediği görülür. Eğitim: Eğitim düzeyi arttıkça siyasi olaylar hakkında bilgi edinme, görüş kazanma ve tartışmalara katılma eğilimi artar. Statü: Sosyo-ekonomik statüsü yüksek olanlar, siyasal sisteme daha fazla katılma eğilimi gösterir. Parti İçindeki Görevi: Parti içindeki hiyerarşik görevler, siyasal eylemin yoğunluğunu ve niteliğini etkiler. Sivil Toplum Kuruluşuna Üyelik: Kentleşme ile birlikte sivil toplum kuruluşlarına üyelik, siyasal katılımı artırıcı bir etkiye sahiptir. Lidere Duygusal Bağlılık: Karizmatik liderlerin olduğu siyasi partilerde, liderin kişiliği ve vizyonu siyasi parti üyelerinin bağlılığını etkiler. Aşırı bağlılık siyasal katılımı azaltabilir ve lider sultasına yol açabilir. İdeoloji: Bireylerin ideolojik yaklaşımları, parti içi demokrasi uygulamalarına dair tutum ve davranışlarını etkiler. 7. Türkiye'de Parti İçi Demokrasi Uygulamaları Kavramsal Bakış: Parti içi demokrasi, "partinin iç düzeninin ya da çalışmalarının" demokratik ilkelere uygun olmasını ifade eder. Muhalefet anlayışının doğması, lider, teşkilat, organlar ve adayların demokratik yöntemlerle belirlenmesi sürecini kapsar. Önem: Siyasi partilerin iç işleyişinin demokratik olması, ulusal düzeyde demokrasinin işleyişinin ön koşuludur. Parti içi demokrasi, siyasal yapıdan sosyal yapıya taşıyıcı bir rol oynar ve siyasal katılımın genişlemesini sağlar. Etkileyen Faktörler:İç Saikler: Parti liderinin konumu ve davranışları, üyelerin siyasal bilinç ve kültür düzeyi, eğitim ve sosyo-ekonomik durum, partinin tüzük ve ideolojisi. Dış Saikler: Kitle iletişim araçlarının etkileri, iş çevrelerinin beklentileri, baskı gruplarının talepleri, ulusal ve uluslararası müdahale ortamları, anayasa ve seçim yasaları, kamuoyu tepkisi. Delegelik Sistemi: Siyasi partilerde artan üye sayısının temsili amacıyla kullanılan bir sistemdir. "Bu seçimlerin adil, dürüst ve hür iradeye uygun yapılmasının o partinin tamamen demokratik yapısını gösterdiğini belirtir." Ancak oligarşik eğilimlere yol açabilir. Aday Tespit Yöntemleri: Parti içi demokrasinin en önemli ölçütlerinden biridir. SPK, aday tespit yöntemini partilerin tüzüklerine bırakır ve önseçimi tavsiye eder. Önseçim: En demokratik yöntem olup, tüm parti üyelerinin veya seçmenlerinin aday belirleme sürecine katılımını sağlar. Türkiye'de SPK'nın 1986'daki değişikliği ile zorunluluk olmaktan çıkarılmıştır. Teşkilat Yoklaması: Adayların delegeler tarafından belirlendiği, önseçime göre daha sınırlı ama merkez yoklamasına göre daha demokratik bir yöntemdir. Merkez Yoklaması: Parti lideri ve yöneticileri tarafından adayların belirlenmesidir. "Siyasal katılımı sağlama noktasında son derece kısıtlı olduğu için anti demokratik bir uygulamadır." Genellikle parti içi oligarşik eğilimler ve mali bağışlarla ilişkilidir. Oligarşinin Tunç Yasası'nın Türkiye'deki Geçerliliği: Michels'in teorisine göre her örgütte oligarşik eğilimler vardır ve örgüt büyüdükçe bu eğilimler kuvvetlenir. Türkiye'deki siyasi partilerin aday tespit yöntemleri ve liderlerin uzun süre görevde kalmaları bu teoriyi destekler niteliktedir. Parti içi demokrasinin işlemediği durumlarda, siyasi partiler "halktan uzaklaşıp mutlu bir azınlığın menfaatleri yönünde faaliyet gösteren kurumlar haline geleceği" endişesi bulunmaktadır. 8. Isparta İl Merkezi Alan Araştırması Bulguları (Özet) Araştırma, Isparta il merkezinde dokuz siyasi partiden (LDP hariç sekiz) toplam 379 üye, delege ve yönetici ile yüz yüze görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Demografik Özellikler: Yaş: Örneklem grubunun yaş ortalaması 43,5 olup, ağırlıklı olarak 36-45 yaş aralığı (%23,5) en fazladır. Cinsiyet: %41,4 kadın, %58,6 erkek üyelerden oluşmaktadır. Kadınların parti üyeliği düzeyinde yüksek katılımı, milletvekili ve yönetici düzeyinde düşük temsili dikkat çekicidir. Medeni Durum: Çoğunluk (%70,4) evlidir. Doğum Yeri: Görüşülenlerin %75,2'si kent doğumlu, %24,3'ü köy doğumludur. Meslek ve Statü: İşçi (%20,1), ev hanımı (%17,7), esnaf (%15,6) öne çıkan meslek gruplarıdır. Çalışmayanlar (%32,9) en yüksek statü grubunu oluşturur. İşverenlerin eğitim düzeyi diğer statülere göre daha yüksektir. Gelir: %42,7'si 1001-2000 TL arası aylık gelire sahiptir. Çalışan ve çalışmayanların çoğunluğu bu gelir aralığındadır. Sosyal Hayat: Yakın Çevre: Görüşülenlerin %38,8'i ortak ilgi ve alakaların olmasına, %28,2'si aynı dünya görüşünü paylaşmaya dikkat eder. Eğitim düzeyi düştükçe aynı siyasi görüşten olma beklentisi artar. Sorun Çözümü: %56,2'si başı sıkıştığında aile fertlerine danışır, %16,1'i ilgili resmi makamlara başvurur. Üyeler, çevresel sorunlara duyarlılıkları yüksek olup ilgili makamlara başvurma eğilimindedir. Boş Zaman: %27'si parti-dernek işleriyle uğraşır, %26'sı kitap-gazete okur. Parti işleriyle uğraşmak, birçok üye için önemli bir aktivitedir. STK Üyeliği: %73,6'sı siyasi parti dışında herhangi bir derneğe üye değildir, %25,3'ü üyedir. Eğitim durumu ve mesleki statü, STK üyeliğini etkilemektedir. Seçmen Olarak Nitelikler: Siyasi Haber Takibi: %30,1'i TV'den, %23'ü internetten, %14,2'si dergi ve gazeteden takip eder. İnternet kullanımının yaygınlaştığı gözlenmiştir. Siyasi Faaliyetlere Katılım: %32,4'ü oy verme, %28,8'i mitinglere katılma, %16,1'i propaganda çalışmalarına katılma, %4'ü parti yöneticiliği yapar. Siyasi-İdeolojik Düşünce: %38,1 milliyetçi, %30,7 muhafazakâr, %17,4 islamcı, %9,6 sosyal demokrattır. Ülke Meseleleri İlgisi: %45,1'i yakından, %40,4'ü mümkün olduğu kadar ilgilenir. Parti üyeliği, siyasete olan ilgiyi artırır. Siyasete İlgi Faktörleri: %44,1'i kendi kişisel değerlendirmelerinin, %27,4'ü üyesi olduğu kurumun etkili olduğunu belirtir. Oy Tercihi: %86,5'i siyasi partiyi, %10,6'sı adayı tercih eder. Partiyi tercih edenlerin %17,7'si liderden, %15,3'ü ideolojiden, %12,7'si icraatlardan dolayı tercih eder. Ak Parti üyeleri lider ve icraatları, MHP üyeleri ideolojiyi daha fazla vurgular. Oy Vermede Etkilenen Faktörler: %22,7'si ekonomik ve sosyal ilerleme programı, %21,1'i parti propagandası, %19'u din, %17,7'si ideolojiden etkilenir. Eğitim düzeyi düştükçe ekonomi ve dinin etkisi artar. Siyasi Sistemde Etkinlik: %79,4'ü vatandaş olarak siyasi sistemde etkili olduğunu düşünür. Bu oran, parti üyesi olmanın getirdiği siyasi etkinlik duygusundan kaynaklanmaktadır. Parti Üyeliğine Dair Görüşler: Desteklenen Parti: %79,7'si Ak Parti, %11,3'ü MHP, %6,1'i CHP üyesidir. Ak Parti'nin genç ve kalabalık bir üye yapısı vardır. Parti İçindeki Görev: %75,7'si üye, %12,4'ü delege, %8,2'si yönetim kurulu üyesidir. Parti içindeki görevler arttıkça eğitim düzeyi de artmaktadır. Partiyi Destekleme Süresi: %68,1'i 8-15 yıl arası destekler. Ak Parti üyeleri çoğunlukla bu aralıktadır. Üye Olma Sebebi: %52,8'i partinin programının görüşlerini yansıtmasını, %38,8'i parti liderini sevmesini neden olarak belirtir. Lider etkisi Ak Parti üyeleri arasında belirgindir. Sonuç ve Değerlendirme: Bu çalışma, parti içi demokrasinin Türkiye'deki siyasi partilerdeki işleyişini ve bu işleyişi etkileyen sosyolojik faktörleri derinlemesine incelemektedir. Elde edilen bulgular, parti içi demokrasinin Türkiye'de henüz tam anlamıyla yerleşmediğini ve "sadece siyasi partilerin söylemlerinde olduğunu" göstermektedir. Özellikle Michels'in "Oligarşinin Tunç Yasası"nın Türkiye'deki siyasi partiler için geçerliliği, lider sultası, merkeziyetçilik ve aday belirleme süreçlerindeki demokratik olmayan uygulamalarla kendini göstermektedir. Eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik statü ve sivil toplum kuruluşlarına üyelik gibi faktörler, bireylerin siyasal katılımını ve parti içi demokrasiye yönelik taleplerini etkilemektedir. Ancak, parti tabanının siyasi sisteme olan güveni ve liderlere olan duygusal bağlılığı gibi unsurlar, parti içi demokratik süreçleri olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Parti içi demokrasinin gerçek anlamda tesis edilebilmesi için, yasal düzenlemelerin yanı sıra, siyasi kültürün ve bireylerin demokratik değerleri içselleştirmesinin önemi vurgulanmaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!