Kıbrıslı Katırcılar (1939-1944): Unutulan Adanın Unutulan Savaşı Hazırlayan: [Your Name/AI Assistant] Tarih: 12 Aralık 2024 1. Giriş ve Genel Bakış Bu brifing belgesi, Prof. Dr. Ulvi Keser'in "Unutulan Adanın Unutulan Savaşı: Kıbrıslı Katırcılar 1939-1944" adlı eserinden alınan bilgilere dayanarak hazırlanmıştır. Belge, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kıbrıslı Türklerin ve Rumların İngiliz Ordusu saflarındaki "katırcı" olarak bilinen lojistik destek görevlerindeki deneyimlerini, adanın savaş önce si ve sırası durumunu, İngiliz sömürge politikasını ve Kıbrıslıların yaşadığı zorlukları ele almaktadır. Çalışma, Hasan Ali Vehbi, Ahmed Ziya Osman ve İbrahim Feyzullah Fevzioğlu gibi Kıbrıslı Türk katırcıların kişisel anıları aracılığıyla dönemin insanlık dramını ve vatan hasretini gözler önüne sermektedir. 2. Kıbrıs Adası'nın Stratejik Önemi ve Savaş Öncesi Durumu Kıbrıs adası, tarihin her döneminde stratejik konumu nedeniyle savaşlar, çatışmalar ve emperyal güçlerin çıkar çatışmalarına sahne olmuştur. Günümüzde dahi Doğu Akdeniz'deki gerilimin ortasında "pimi çekilmiş bir el bombası gibi stratejik pozisyonunu korumaktadır" (Keser, 2024, s. 13). Yazar, Akdeniz'i sadece coğrafi bir bölge olarak değil, aynı zamanda limanlar, karmaşık ticari ilişkiler, koloniler ve deniz imparatorluklarının buluştuğu ve kesiştiği bir yer olarak tanımlar. Savaş öncesinde Kıbrıs, İngiliz idaresi altında yaşamasına rağmen, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar "birbirinden tamamen farklı sosyal, tarihi, demografik ve kültürel değerlere bağlı iki toplum olarak" yaşamaktaydı (Keser, 2024, s. 21). Kıbrıslı Türklerin yönü ise "hep Toroslara ve anavatan olarak kabul ettikleri Türkiye’ye dönüktür" (Keser, 2024, s. 21). İngiliz Sömürge Politikası ve Sonuçları: "Böl ve Yönet" Politikası: İngilizler, adadaki Rum-Yunan yakınlığını ve Enosis (Yunanistan'a ilhak) fikrini kullanarak iki toplumu birbirine karşı kışkırtmıştır. Kıbrıs Türk Milli Kongre Heyeti Merkeziyesi'nin 1937 tarihli raporunda belirtildiği üzere, Rumlar kendi çıkarlarını Türklerin zararına kazanma siyasetini izlemişlerdir (Keser, 2024, s. 23). Kimlik ve Kültür Baskısı: İngiliz idaresi, Kıbrıslı Türklerin milliyetini tanımamış ve onları "Türk değil İslam cemaati olarak" tanımlamıştır (Keser, 2024, s. 25). Türk Liseleri'nin adının "İslam Lisesi"ne çevrilmesi, Türkçe gazetelere sansür uygulanarak "Türk" kelimelerinin "İslam"a tahvil edilmesi gibi uygulamalarla "Türklük duygularını köreltmek" amaçlanmıştır (Keser, 2024, s. 25-26). Okullarda Yunan ve Türk tarihinin okutulması kısıtlanmış, Türk bayrağı asılması ve milli bayramların kutlanması yasaklanmıştır. Ekonomik Baskı ve İşsizlik: 1929 ekonomik buhranı adayı derinden etkilemiş, tarım ve hayvancılıkla geçinmeye çalışan halk büyük yoksulluk içindedir (Keser, 2024, s. 33). Maden ocaklarının kapanması ve ihracatın durmasıyla işsizlik had safhaya ulaşmıştır. Fazıl Küçük'ün belirttiği gibi, "Memleket büyük bir kriz içinde idi" (Keser, 2024, s. 30). Bu durum, insanları askere yazılmaktan başka seçenek bırakmamıştır. Eğitim ve Mesleki Engeller: Türkiye'de yüksek öğrenim gören Kıbrıslı Türklerin adaya dönüp mesleklerini icra etmelerine engel çıkarılmış, avukatlık ve doktorluk gibi serbest mesleklerin icrası İngiltere üniversiteleri mezunlarına hasredilmiştir. Bu durum "Türkleri okumuşsuz bıraktı. Bizi cahil bıraktı" (Keser, 2024, s. 22). 3. Asker Alımları ve Kıbrıslı Katırcılar İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İngiltere, askeri ihtiyaçlarını karşılamak üzere Kıbrıs'ta gönüllü asker alımına başlamıştır. Başlangıçta "koyu derili Kıbrıslılar" olarak nitelendirilip askere alınmayan Kıbrıslılar, artan asker ihtiyacıyla birlikte orduya kabul edilmiştir (Keser, 2024, s. 33). Bu durum, adada "en azından ekonomik anlamda tam bir kurtarıcı gibi" gelmiştir (Keser, 2024, s. 34). Askere Alınma Nedenleri: Ekonomik Zorluklar: "Savaşın patlak verdiği 1 Eylül 1939’dan sonra Kıbrıs’ta bütün hizmet sektörleri kapanmış, savaş nedeniyle tarım ürünlerinin ihracı durmuş ve her tarafta işsizlik, fakirlik ve geçim sıkıntısı çekiliyordu. Tek açık iş sahası askerlikti. Günde 12 kuruşa askere kayıt yapılırdı" (Keser, 2024, s. 34). Rum Propagandasına Karşı Durma: Kıbrıslı Rumların savaşa katılımlarını Enosis hedefleriyle ilişkilendirmelerine karşı, Kıbrıslı Türkler de "İngiltere’ye olan sadakatlerini göstermek maksadıyla" ve adanın geleceğinde söz sahibi olmak amacıyla askere yazılmıştır (Keser, 2024, s. 42). Macera ve Yeni Bir Yaşam Arayışı: Bazı gençler, sıkıcı Kıbrıs adasından çıkarak Avrupa ve Afrika'da macera yaşamak amacıyla yaşlarını büyütme pahasına askere yazılmıştır (Keser, 2024, s. 53). Kıbrıs Alayı ve Katırcılar: Kıbrıslı gönüllülerden oluşan "Kıbrıs Alayı" kurulmuş, ana unsurları motorlu nakliye, hayvanla nakliye ve kazmacı bölükleri olmuştur. Bu askerlere genel olarak "katırcı" denilmiştir, çünkü ağırlıklı olarak "lojistik malzemenin araçla taşınamayacak yerlere katırlar marifetiyle taşımacılık" yapmışlardır (Keser, 2024, s. 18). İlk eğitimler Limasol yakınlarındaki Polemidya (Binatlı) köyünde askeri kamplarda yapılmıştır. Kıbrıslılar, başlangıçta Kraliyet Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri'nde görev almalarına izin verilmemiş, "kara birliklerinde görevlendirmeyi tercih etmiş"lerdir (Keser, 2024, s. 18). İngilizlerin "ikincil/secondary" olarak değerlendirip "güvenmediği" bu insanlara muhtaç kalmaları dikkat çekicidir (Keser, 2024, s. 18). Evli askerlerin eşlerine ve çocuklarına belirli bir miktar maaş ödenmesi, askere katılımları teşvik etmiştir (Keser, 2024, s. 46). 4. Kıbrıslı Katırcıların Cephe Deneyimleri ve Anıları Kıbrıslı katırcılar, kısa süreli eğitimlerin ardından Mısır, Fransa, Yunanistan, Girit, Libya, Suriye, Lübnan, Filistin ve İtalya gibi farklı cephelere gönderilmiştir. Hasan Ali Vehbi'nin Anıları (CY/4347): 27 Eylül 1940'ta askere yazılan Hasan Ali Vehbi, Polemidya'da 51 gün eğitim aldıktan sonra 16 Aralık 1940'ta Mağusa'dan gemiyle ayrılmıştır. Mısır, Afrika çöllerinde ve Yunanistan'da görev yapmış, esir düşerek Çekoslovakya'daki esir kamplarında hayatını kaybetmiştir (Keser, 2024, s. 65). Anılarında tren yolculuklarındaki zorlukları, Alman hava saldırılarını, yiyecek kıtlığını ve esir kamplarındaki kötü koşulları detaylandırmıştır: "Bizi düşman tayyareleri birçok defalar bombaladılar ve mitralyöz ateşine tuttular. Allah’ın kuvvetiyle hiçbirimize bir şey olmadı" (Keser, 2024, s. 67-68). Esir kampında Hüseyin ve Mehmet adında iki arkadaşıyla kurduğu yakın bağı ve ayrılığın getirdiği acıyı içtenlikle anlatmıştır: "Esir olduğumuz günden beri ben onları evlat gibi kucağımda besledim... Ağlamağa başladım" (Keser, 2024, s. 76-77). Vatan hasreti ve ailesine duyduğu özlem, anılarının önemli bir temasıdır: "O vakit ben garip garip ağlaya başladım. Ondan sonra arife günü akşam üzeri uzun uzun ağladım" (Keser, 2024, s. 75). Ahmed Ziya Osman'ın Anıları (Başlangıç 18 Aralık 1942): 17 yaşındayken Kurban Bayramı'nda annesini ve babasını kandırarak askere yazılmıştır (Keser, 2024, s. 81-82). Ekonomik zorluklar nedeniyle askere gittiğini belirtmiş, "işsizlikten, yokluktan, karaborsadan bezip usanan 'Ya geberip giderim, ya da üç beş kuruş yapar dönerim.' diyerek askere akmaya başlamıştı" ifadeleriyle dönemin ruh halini yansıtmıştır (Keser, 2024, s. 45). Katırcılık işini sevmediğini ve "katırlardan korkarım falan de ve işleri aksat" tavsiyesiyle daha hafif bir işe geçtiğini anlatmıştır (Keser, 2024, s. 87). Lübnan (Beyrut), Suriye (Halep, Şam) ve İtalya (Taranto, Ancona, Rimini, Jesi) gibi farklı coğrafyalardaki deneyimlerini aktarmıştır. Savaşın vahşetine tanık olmuş, bombalanmış şehirleri ("tarla gibi darmadağın, ölü bir şehir" - Keser, 2024, s. 93), mayın tarlalarını ve savaşın günlük hayattaki etkilerini detaylandırmıştır. Askerler arasındaki hırsızlık, içki içme ve eğlence alışkanlıklarını da dile getirmiştir. Özellikle "Kıbrıs askerleri her gece Arapların mandıralarına saldırarak koyun, keçi ve domuzları kampa taşıyorlar. Bunlar yetmezmiş gibi biçare Arapları zeytin ağaçlarına asarak öldürüyorlardı" gibi şok edici olayları aktarmıştır (Keser, 2024, s. 90). Ailesi ve eşi Nahide'ye duyduğu özlemi ve onlara duyduğu sevgiyi dile getirmiştir: "İşte vatanım olan Kıbrıs her an gözümün önünde olup nikâhlım Nahide’yi de hayalimde ve kalbimde tutuyorum" (Keser, 2024, s. 116). Savaş sonrası iş bulma zorluklarına değinmiş, "Maalesef kapılar yüzüme kapanıyor" diyerek yaşadığı hayal kırıklığını ifade etmiştir (Keser, 2024, s. 122). İbrahim Feyzullah Fevzioğlu'nun Anıları (CY 370): 1914 Mağusa doğumlu Fevzioğlu, 1939'da katırcı olarak askere katılmıştır. Annesi ve vatanına duyduğu özlemi şiirleriyle dile getirmiştir. "Ben harbe gideceğim, helal et anneciğim. Bu halinle seni ben kime bırakıp gideceğim?" (Keser, 2024, s. 125). Hitler'e yönelik sert ifadeler kullanmış, Almanların Türkleri esir alamayacağını vurgulamıştır: "Türk esir edilemez, daha öğrenemedin mi? Onun ağabeyini on dörtte görmedin mi?" (Keser, 2024, s. 126). Fransa, İngiltere, Mısır, Sudan (Sinnar), Eritre ve İtalya (Taranto, Monte Cassino, Roma) gibi birçok cephede görev almıştır. Fransa'daki "Dankert cehennem gibiydi. Hava akınları sürüyordu. Liman bombalanmış ve darmadağındı" (Keser, 2024, s. 129) gibi zorlu koşulları anlatmıştır. Sudan'daki sivrisineklerden ve kirli sulardan şikayet etmiştir: "Lakin el aman Yarab gece sivrisineği, insaf etmeden saplar dakkada bin iğneyi" (Keser, 2024, s. 131). İtalya'daki Monte Cassino muharebesinin zorluklarını ve Polonyalıların kayıplarını aktarmıştır. Savaş sonrası İngilizlerin terhis olan askerlere iş teklifini reddettiğini belirtmiş, "Hayır, Kıbrıs’ı isterik" demişlerdir (Keser, 2024, s. 134). 5. Savaşın Sonuçları ve Kıbrıslıların Kaderi Savaşın sona ermesiyle birlikte Kıbrıs Alayı ve Kıbrıs Gönüllü Kuvvetleri terhis edilmeye başlanmıştır. Toplam 28 bin Kıbrıslı Türk ve Rum'un görev yaptığı bu birliklerde, Kıbrıslı Türklerin sayısı yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır. Kayıplar ve Esaret: Kıbrıslı katırcıların toplam kayıpları, isimleri bilinen 272 Kıbrıslı Rum ve 63 Kıbrıslı Türk ile beraber yaklaşık 600 civarındadır (Keser, 2024, s. 61). Ancak İngiltere'nin savaş kayıplarını tam olarak açıklamaması nedeniyle gerçek sayının daha yüksek olduğu iddia edilmektedir. Yaklaşık 2.500 Kıbrıslı Türk, Almanya, Çekoslovakya ve İtalya'daki esir kamplarında yıllarca esaret hayatı yaşamıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun babası İzzet Derviş Eroğlu da Polonya'daki bir esir kampında hayatını kaybedenler arasındadır (Keser, 2024, s. 62). Bazı gönüllü askerler, ada dışındaki görevleri reddettikleri için askeri mahkemelerce hapis cezasına çarptırılmıştır (Keser, 2024, s. 61). Unutulmuşluk ve Hayal Kırıklığı: İngiliz hükümeti, savaş sonrası işsiz kalan eski askerlere polis veya gardiyanlık gibi görevler vermek suretiyle "sözde sahip çıkmaya çalış"mıştır (Keser, 2024, s. 61). Ancak yazar, bu kişilerin "unutulmuş adanın unutulan savaşı"nın bir parçası olduğunu ve "sahipsiz durumda" bırakıldığını vurgulamaktadır (Keser, 2024, s. 158). Dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş'ın, İngilizlerin Kıbrıslı Türkleri Rumlara bağlama politikasını eleştirmesi ve "aşağılık ve her türlü tepkiyi hak eden davranışlar" olarak nitelendirmesi, bu hayal kırıklığını açıkça göstermektedir (Keser, 2024, s. 155-156). İkinci Dünya Savaşı'nın bitişinin 60. yılı anma törenlerine sadece Kıbrıslı Rumların çağrılması, Kıbrıslı Türk katırcıların varlığının görmezden gelinmesinin somut bir örneğidir. 6. Sonuç ve Temel Çıkarımlar Prof. Dr. Ulvi Keser'in çalışması, İkinci Dünya Savaşı'nda İngiliz Ordusu saflarında görev alan Kıbrıslı katırcıların, özellikle Kıbrıslı Türklerin, kişisel ve toplumsal dramını ortaya koymaktadır. Ana Temalar: İngiliz Sömürgeciliği ve Pragmatizmi: İngilizlerin "Menfaat Esastır" (Interest is Essential) parolasıyla hareket ederek, ekonomik buhranın ve işsizliğin pençesindeki Kıbrıslıları, başlangıçtaki ırkçı tutumlarına rağmen askeri ihtiyaçları doğrultusunda kullanmaları. Kimlik ve Vatan Hasreti: Kıbrıslı Türklerin, İngiliz idaresinin kimliklerini silme çabalarına rağmen "anavatan olarak kabul ettikleri Türkiye’ye dönük" kalpleri ve cephelerde yaşadıkları vatan hasreti. Ekonomik Zorunluluklar: Halkın, özellikle de Kıbrıslı Türklerin, işsizlik ve yoksulluk nedeniyle can güvenliği endişelerine rağmen askere yazılmak zorunda kalmaları. Unutulmuşluk ve Haksızlık: Savaşta büyük bedeller ödeyen Kıbrıslı katırcıların, savaş sonrası başta İngiltere olmak üzere Batılı ülkeler tarafından görmezden gelinmeleri ve "unutulan adanın unutulan savaşı"nın bir parçası haline gelmeleri. Kişisel Direniş ve Hayatta Kalma Mücadelesi: Zorlu koşullar, düşman saldırıları, esaret kampları ve vatanlarından uzakta verdikleri kişisel mücadeleler. Bu çalışma, Kıbrıs adasının yakın tarihinde önemli bir boşluğu doldurarak, sıradan insanların savaşın acımasız gerçekleriyle nasıl yüzleştiğini ve sömürgeci politikaların insan hayatları üzerindeki derin etkilerini gözler önüne sermektedir. Kıbrıslı katırcıların anıları, sadece tarihi bir kayıt olmanın ötesinde, insanlık onurunun, vatan sevgisinin ve hayatta kalma mücadelesinin dokunaklı birer örneğidir. ... Devamını Oku