"Kurtuluşa Dâvet" başlıklı eser, Süleyman Çelebi'nin bugüne kadar bilinmeyen bir risalesidir ve yazarın vefatının 600. yılı olan 2022'de UNESCO tarafından anma yılı ilan edilmesi vesilesiyle yapılan araştırmalar sonucunda gün yüzüne çıkarılmıştır. Eser, Nihal Çağman Türkmen tarafından yayına hazırlanmış olup, Süleyman Çelebi'nin "Mevlid" dışındaki bilinen tek eseridir. 1. Süleyman Çelebi ve Yeni Eserinin Keşfi: UNESCO Anma Yılı: 2022 yılı, "Mevlid" yazarı Süleyman Çelebi'nin vefatının 600. yıl ı olması münasebetiyle UNESCO tarafından anma ve kutlama yıl dönümleri arasına alınmıştır. Ancak bu zamana kadar Süleyman Çelebi hakkında yeni bir bilgi veya belge ortaya konamamıştır. "Kurtuluşa Dâvet"in Önemi: Elinizdeki "Kurtuluşa Dâvet" başlıklı eser, bu boşluğu dolduran, Süleyman Çelebi'ye ait olduğu bugüne kadar bilinmeyen bir risaledir. Yayına hazırlayan Nihal Çağman Türkmen'e göre bu eser, "Süleyman Çelebi ve Mevlid Yılı’na yakışır bir iddia ve muhteva ile farklı bir yerde durmaktadır." Keşif Süreci: Eserin varlığı, biyografi kaynaklarında geçmemesine rağmen, Türk eğitimci, tarihçi ve arşivci Muallim Cevdet Bey'in (1883-1935) özel koleksiyonunda tespit edilmiştir. Eserin kataloğu, Nail Bayraktar tarafından 1998'de hazırlanmış ve ücretsiz olarak üniversite kütüphanelerine dağıtılmasına rağmen 25 yıl boyunca keşfedilmeyi beklemiştir. Nihal Çağman Türkmen, doktora programı sırasında Atatürk Kitaplığı'ndaki yazma eser kataloglarını incelerken Hüseyin Türkmen'in işaretiyle eseri keşfetmiş ve yaklaşık bir yıl süren bir çalışma ile yayına hazırlamıştır. Eserin Aidiyeti: Eserin Süleyman Çelebi'ye ait olduğuna dair en güçlü delil, eserin hâtimesinde yer alan ve "Mevlid" metinleriyle ortak olan beyitlerdir: "Hem Süleyman hakīre rahmet it / Yoldaşun îmân yirüni cennet it." Eserin ferağ kaydında geçen "Temmet kitâb-ı tahrîr-i el-hakīr Süleyman" ifadesi de bu aidiyeti desteklemektedir. Müellifin yaşadığı dönemde bu şöhrette başka bir Süleyman isminin kaynaklarda geçmemesi de bu tezi güçlendirmektedir. 2. Süleyman Çelebi'nin Hayatı ve Mevlid'i: Sınırlı Bilgi: Süleyman Çelebi'nin hayatı hakkında bilinenler oldukça sınırlıdır. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nde bile kendisine ayrı bir madde yerine "Mevlid" maddesine gönderme yapılması bu durumu teyit etmektedir. Doğum ve Vefat Tarihleri: 14. yüzyılın ortaları ile 15. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşamış, Bursa'da doğduğu kabul edilmektedir. "Mevlid" adlı eserini 60'lı yaşlarında yazdığı tahmin edilmektedir. 825/1422 tarihinde vefat ettiği ve Bursa'da Çekirge yolunda defnedildiği genel kabul görmektedir. Eğitim ve Görevleri: Orhan Gazi'nin itibar ettiği Şeyh Mahmud'un torunudur. İyi bir eğitim aldığı ve kültürlü bir aileden geldiği anlaşılmaktadır. Yıldırım Bayezid döneminde divan-ı hümayun imamlığı yapmış, Emir Sultan'ın hizmetinde bulunmuş ve 1400 yılında tamamlanan Ulu Cami imamlığına getirilmiştir. Mevlid'in Yazılış Sebebi: "Mevlid" (Vesîletü’n-Necât), kaynaklara göre bir İranlı vaizin Hz. İsa'yı Hz. Muhammed'den üstün tutması ve halk arasında galeyana sebep olması üzerine yazılmıştır. Süleyman Çelebi'nin bu duruma üzülerek "Gerçi kim bunlar dahı mürseldürür / Lâkin Ahmed ekmel ü efdaldürür" beyitleriyle başlayan eserini kaleme almıştır. Bu eser, kısa sürede halk arasında büyük kabul görmüş ve Müslüman toplumların vazgeçilmezi haline gelmiştir. 3. "Kurtuluşa Dâvet" Eserinin İçeriği ve Temaları: Eser Adının Tespiti: Yazar tarafından isimlendirilmeyen eser, içeriği göz önüne alınarak "Kurtuluşa Dâvet" adıyla adlandırılmıştır. Bu ismin seçiminde, Süleyman Çelebi'nin "Mevlid"ine "Vesîletü’n-Necât" adını vermiş olmasının da etkili olduğu belirtilmiştir. Telif ve İstinsah Tarihi: Eserin yazılış tarihi bilinmemekle birlikte, dil ve imlasından Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır. Eserin istinsah tarihi ise 1678 Ocak/Şubat aylarıdır. Bu durum, eserin değerinin uzun süre sonra bile anlaşıldığını ve yok olmaktan kurtarıldığını göstermektedir. Eserin Amacı: Müellif, eserin başında insanlığın yaratılış gayesinin Allah'a ibadet etmek olduğunu, bunun için peygamberler ve kitaplar gönderildiğini belirtir. Amacı, "kendi halkını bilgilendirmek ve ahirette Allah’ın hışmından ve azabından emin olmak için Allah’ın emir ve nehiylerini insanlara ulaştırmak"tır. Didaktik Yapı ve Üslup: Eser, didaktik bir üslupla kaleme alınmış, halkın dini açıdan eğitilmesi hedeflenmiştir. Konular ayet ve hadislerle desteklenmiş, peygamber kıssaları ve hikayelerle zenginleştirilmiştir. Sohbet üslubuyla, imamın cemaatine vaaz edişini anımsatan bir tarz benimsenmiştir. Ana Temalar ve Bölümler: Eser, 24 ana bölümden oluşmaktadır. Başlıca temalar şunlardır: İslam'ın Beyanı: İslam'ın temel düsturları, imanın şartları ve Hz. Muhammed'in peygamberlerin en üstünü olduğu vurgulanır. Namaz: Namazın önemi, sevapları, eksik kılmanın cezaları ve manevi anlamları anlatılır. Hz. Ebubekir'in namazın ilk tekbirini kaçırması hikayesi ile namazın değeri vurgulanır. İbadet Etmeyenler ve Fasıklar: Günahkarların ahiretteki durumu, şeytanın aldatıcılığı ve nefsin tehlikeleri işlenir. Hz. Muhammed'in Miraç'ta cehennemde gördüğü manzaralar tasvir edilir. Ölüm: Ölümün kaçınılmazlığı, acısı ve ahiret hazırlığının önemi vurgulanır. Hz. Süleyman ve Azrail kıssası, Hz. İsa'nın Nuh oğlu Sam'ı diriltmesi gibi hikayelerle ölümün gerçekliği pekiştirilir. Ölüm anında şeytanın vesveseleri ve imanını kaybetme tehlikesi üzerinde durulur. Haramlar: Haram yiyecekler, içecekler (özellikle içki ve uyuşturucular), giysiler (erkekler için ipek) ve eşyaların (altın/gümüş kaplar) haramlığı açıklanır. Hz. Adem'in cennetteki haram lokması ve Kabil'in cinayeti, haram yemenin olumsuz sonuçlarına örnek gösterilir. İçkinin akıl ve imanı götürdüğü, insanı rüsvay ettiği belirtilir. Livata ve Zina: Bu fiillerin haramlığı ayet ve hadislerle vurgulanır. Lut kavminin helakı örnek gösterilerek livatanın neslin devamına mani olduğu belirtilir. Zina edenlerin ahirette karşılaşacağı azaplar ve bu fiilden sakınanların ecirleri anlatılır. Münafıklık ve Küfür: Münafıkların özellikleri (riyakar, gıybetçi, kibirli vb.) ve ahiretteki durumları ele alınır. Şeytanın münafıklıkla olan ilişkisi vurgulanır. Küfür kelimesi söylemenin (bilerek veya bilmeyerek) veya haramı helal, helali haram saymanın tehlikeleri üzerinde durulur. Allah Korkusu ve Tevbe: Allah korkusunun imanın temelinde olduğu, günahlardan sakınmak ve ibadetleri artırmak için gerekli olduğu vurgulanır. Tevbenin önemi ve "nasuh tevbesi"nin özellikleri açıklanır. Hz. Adem'in tevbesi, Hz. Musa'nın Allah korkusu gibi örnekler verilir. İlim: İlim öğrenmenin her Müslümana farz olduğu, amelin kılavuzu olduğu belirtilir. Hz. Adem'e ilk esmanın öğretilmesi, meleklerin Hz. Adem'e secde etmesinin temelinde ilim olduğu vurgulanır. Yahudi ve Hatemü'l-Esam münazarası gibi hikayelerle ilmin üstünlüğü işlenir. İhlas: İbadetin sadece Allah için yapılması gerektiği, riyanın münafıklık alameti olduğu vurgulanır. Tevekkül: Allah'a güvenmek ve teslim olmak teması, Hz. İbrahim'in ateşe atılması, Hz. Musa'nın Firavun ile mücadelesi ve Nuh Peygamber'in tufan kıssalarıyla işlenir. Muhabbet: Allah ve Peygamber sevgisi, müellifin eserinde derinlemesine işlediği bir diğer önemli temadır. "Kişi sevdiğiyle beraberdir" hadisiyle başlar. Hz. Peygamber'in vahyin ilk nüzulundaki "ben okuma bilmem" cevabının aslında Allah'a naz olduğunu anlatan farklı bir yorum sunulur. Dünya: Dünyanın geçiciliği ve ahiret hazırlığının önemi üzerinde durulur. Karun kıssasıyla dünya malına düşkünlüğün sonu anlatılır. Rızık: Rızkın Allah tarafından garanti edildiği, kullara belirli bir düzende verildiği ve bunun hikmetleri açıklanır. Kanaat: Kanaatin önemi ve Hz. Peygamber'in sade yaşamı örnek gösterilir. Sabır: Sabrın üç türü (musibete, itaate, günaha sabır) ve dört şekli (ten, hal, can, gönül arzusuna sabır) anlatılır. Hz. Eyüp, Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve Hz. Yusuf'un sabır örnekleri sunulur. Özellikle Hz. Yusuf ve Züleyha kıssasındaki farklı detaylar dikkat çeker. Kaza: Allah'ın hükmüne razı olmanın önemi vurgulanır. Hz. Zekeriya'nın kavmi tarafından testereyle biçilmesi kıssası, Allah'ın kazasına teslimiyet örneği olarak verilir. Halim Olmak: Yumuşak huyluluğun ve affediciliğin önemi, Hz. Peygamber'in Uhud Savaşı'ndaki ve bedevinin mescidde hacetini giderdiği olaydaki tavırlarıyla işlenir. Şükür: Şükrün farz olduğu, nimetleri artırdığı ve üç türü (dil, ten, gönül şükrü) açıklanır. Gaza: Gazanın beş türü (açık/gizli kafirle, münafıkla, nefisle, gönülle uğraşmak) ve gazilerin mertebeleri anlatılır. Hz. Musa ve şeytan arasında geçen konuşma aktarılır. Salavat: Hz. Peygamber'e salavat getirmenin fazileti ve önemi vurgulanır. Allah'ın bile Hz. Muhammed'e salavat getirdiği belirtilir. Mevlid'den alıntılar yapılarak Peygamber sevgisi ön plana çıkarılır. Ziyafet: Hz. Muhammed ve ehl-i beytinin, ashabının hayatından ziyafet örnekleri sunulur. 4. Müellifin Yaklaşımı ve Farklı Yorumlar: Kaynak Kullanımı: Müellif, eserinde Kur'an ve hadisleri temel kaynak olarak kullanmıştır. Ayrıca kıssas-ı enbiya (peygamber hikayeleri), sahabi hikayeleri ve evliya menkıbelerinden de yararlanmıştır. Hanefi fıkhının temel kitapları (İmam Muhammed'in Camiu's-Sağir ve Mebsut'u, İbnü'l-Esir'in en-Nihaye'si, el-Merginani'nin el-Hidaye'si, Vikaye) adıyla zikredilmiştir. Peygamber Kıssalarına Yaklaşım: Müellifin peygamber kıssalarında alışılagelmişin dışında yorumlar ve detaylar sunması dikkat çekicidir. Özellikle Hz. Musa'nın öfkesi, sabırsızlığı ve merhamet açısından noksan yönleri, Hz. Muhammed'in ise merhameti, sükuneti, bağışlayıcılığı ve ümmetine düşkünlüğü sıkça vurgulanır. Hadislerin Sıhhati: Yazarın alıntıladığı birçok hadisin sahih hadis kaynaklarında geçmediği, bazılarının ise zayıf veya asılsız olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Bu durum, müellifin konunun anlaşılmasına faydasına inandığı ve kendisinden önce hadis olarak zikredilmiş sözleri eserine almakta bir sakınca görmediğini göstermektedir. Kadın Algısı: Şeytan ve Havva kıssasında olduğu gibi, müellifin kadınlara yönelik bazı genellemeleri ve algısı dikkat çekicidir. "Avrat söze uyagan olur, husûsan söyleyen iblis olıcak, niçe uymıya" ifadesi bu durumun bir örneğidir. 5. Eserin Dini ve Edebi Değeri: Dini Değeri: Eser, tamamen dini muhtevaya sahip olup, Müslüman olmanın temel şartlarından başlayarak ibadetleri, haramlardan kaçınmayı ve ahlaki değerleri öğretmeyi amaçlar. Sünni ve Hanefi literatürden beslenir. Edebi Değeri: Eser, edebi kaygıdan çok didaktik bir amaçla yazılmış, sade ve halkın anlayabileceği bir dil kullanılmıştır. Eski Anadolu Türkçesi'nin özelliklerini taşır. Konuşma dili rahatlığı ve samimi bir üslup benimsenmiştir. Sonuç olarak, "Kurtuluşa Dâvet", Süleyman Çelebi'nin dini öğretileri halka aktarma ve irşat etme misyonunun bir uzantısı olarak ortaya çıkan, önemli bir didaktik eserdir. Keşfi, Türk-İslam Edebiyatı araştırmalarına yeni bir soluk getirme potansiyeline sahiptir ve Süleyman Çelebi'nin Mevlid dışındaki fikri ve dini dünyasını anlama adına önemli bir boşluğu doldurmaktadır. ... Devamını Oku