Hasan Yiğit Hakkında Denizli-Çivril doğumlu bir Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olan Hasan Yiğit, çocuk edebiyatı alanında üç yüzü aşkın kitap yazmıştır. Kitapları, ilkokul ve ortaokul öğrencileri tarafından ilgiyle okunmaktadır. Hans Christian Andersen Hakkında Hans Christian Andersen, 1805 yılında Danimarka'da doğmuş ünlü bir masal yazarıdır. Babasının hayal gücü geniş bir ayakkabı tamircisi olması ve ona masallar anlatması, Andersen'in masallara olan ilgisini şekillendirmiştir. Gençliğinde tiyatro oyuncusu olmak istemiş, Kopenhag tiyatrosunda dans, koro ve oyun yazarlığı denemelerinde bulunmuştur. Daha sonra eğitimine yönlendirilmiş ve ilk şiirini 1827'de yazmıştır. Gezmeyi seven Andersen, gezi anıları ve romanlar yazmış ancak asıl ününü masallarıyla kazanmıştır. 1835'ten 1872'ye kadar masallar yazmış, bu masallar dünya klasikleri arasına girmiştir. Hugo, Dickens ve Wagner gibi isimlerle dostluk kurmuştur. "Yaşamım, güzel bir masal gibi geçti," diyen Andersen, 1875 yılında vefat ettiğinde geride birçok masal bırakmıştır. Hayattayken kendi ülkesinde heykeli dikilmiş ve heykeli görme fırsatı bulmuştur. Ana Temalar ve Önemli Fikirler 1. Memnuniyetsizlik ve Başka Yerlerin Hayali Masalın ana kahramanı olan küçük çam ağacı, bulunduğu yerden ve mevcut durumundan sürekli şikayetçidir. Henüz çok küçükken tavşanların üzerinden atlamasından rahatsız olur ve büyümeyi arzular. Boyu uzadığında ise daha büyük çamlara özenir ve "Ah, ben de onlar kadar bir büyüsem," der. Dünya üzerinde gezip kentleri, insan evlerini, denizleri, nehirleri görme hayalleri kurar. Kökleriyle toprağa bağlı olmaktan sıkılır ve yer değiştirmeyi ister. Önemli Alıntı: "Bir yandan büyürken bir yandan da düşler kurar. Düşlerinde dünyayı gezer. Kentlerde dolaşır. Yeni yerler görür. Hayvanlar gibi, insanlar gibi bir yerden bir yere kolayca gider. Sanki kökleriyle toprağa bağlı değildir." 2. Süslenme ve Popüler Olma İsteği Çam ağacının en büyük arzularından biri, insanlar tarafından kesilip "yılbaşı çamı" olarak süslenmektir. Serçeden yılbaşı kutlamalarını ve genç çamların süslenmesini öğrendiğinde, bu fikre kapılır. "Ah, o süslenen çamlar ne güzel oluyordur," der ve kendisinin de süslenmesini ister. Popüler olmanın ve insanların eğlencesinin bir parçası olmanın cazibesine kapılır. Önemli Alıntı: "Süslenmek çok güzel bir şey olmalı. Ben de süslenmek istiyorum. Süslemek için kesip götürdükleri çamlar benden küçüktü. Gelecek yılbaşına ben biraz daha büyürüm. Acaba oduncuların gözüne girer miyim? Beni de kesip götürseler çok iyi olur. Güzelce süslenmiş, ısıtılmış bir odada süslenip insanların yiyip içip eğlenmesine bakmak ne hoş olur." 3. Pişmanlık ve Kaybedilen Değerlerin Farkına Varılması Çam ağacı, kesildikten ve süslenmek için bir eve getirildikten sonra gerçeklerle yüzleşir. Baltaların açtığı yaraların acısıyla ilk kez tanışır ve süslenme hevesinin ne kadar yanlış olduğunu anlar. Doğduğu topraklarda yaşamanın en güzeli olduğunu fark eder. Güneşin kendisine "Bulunduğun yerde mutlu olmayı öğrenmelisin," sözlerini hatırladığında pişmanlığı artar. Kölerinden koparılmanın, ölmek anlamına geldiğini acı bir şekilde öğrenir. Önemli Alıntı: "İlk kez acı ile tanışmış. Süslenme hevesinin ne kadar yanlış olduğunu anlamış. Artık ne süslenerek mutlu olmayı, ne başka yerler görmeyi istemiyormuş. Doğduğu topraklarda yaşamak en güzeliymiş." Önemli Alıntı: "Umutsuzca salonun duvarlarına bakmış. Duvarlardaki resimlerde çiçekler, ağaçlar yer alıyormuş. İçerde masalar, masaların üstünde değerli vazolar varmış. Vazoların birindeki bir düzine kadar kırmızı gülü görünce içi bir kez daha mutsuzlukla dolmuş. Güllerin de kendisi gibi dallarından koparılmış olduğunu düşünmüş, 'Ben toprağımdan koparıldım. Siz de dallarınızdan koparılmışsınız,' demiş. 'Siz de, ben de sararıp solacak çöpe atılacağız. Ne kötü bir son!'" 4. Kısa Süreli Eğlence ve Sonrası Yılbaşı gecesi, çam ağacının hayal ettiği gibi ışıklar içinde parlar ve süslenir. Ancak bu mutluluk çok kısadır. Çocukların hediyeler ve paralar için çamla ilgilenmeleri, dallarını kırarak süslemeleri yağmalamaları onu üzer. Eğlencenin sadece bir gecelik olduğunu, sabahında kendisinin kaldırılıp atılacağını anlar. Önemli Alıntı: "Çam, bu yaşadıklarına çok bozulmuş, 'Bunların yaptıkları da ne oluyor canım!' demiş kendi kendine. 'Hediyeleri alsınlar, paraları bulsunlar ama dallarımı ne diye kırıyorlar ki?'" Önemli Alıntı: "Sabah olunca işler hiç de çam ağacının umduğu gibi gelişmemiş. Bir uşakla genç bir hizmetçi kız erken saatlerde salona girmiş. Çam ağacının yanına gelmiş. Ağaç, kendisini süslemeye geldiklerini düşünüp sevinmiş. Ama sevinci kursağında kalmış. Uşakla hizmetli omu fıçıdan çıkarıp tavan arasına çıkarmışlar. Tavan arasına çıkarıp karanlık bir köşeye atmışlar." 5. Yalnızlık ve Unutulmuşluk Tavan arasında yalnızlığa terk edilen çam ağacı, ormanı ve eski yaşamını özlemeye başlar. Farelerle kısa süreli sohbetler etse de, farelerin de kendi dünyaları ve beklentileri olduğu için yalnızlığı devam eder. Farelerin "saçma" bulduğu masalı anlatma çabaları başarısız olur ve fareler onu terk eder. Bu durum, çam ağacının yalnızlığını daha da derinleştirir. Önemli Alıntı: "Çam ağacı yine karanlık köşesinde yalnız kalmış. Ormanı düşünmeye başlamış, 'Şimdi kışın tam ortasındayız,' demiş. 'Ormanda toprak donmuştur. Yerleri kar kaplamıştır. Karlı günler ne güzeldir şimdi... Buradan nefret ediyorum. Yalnızlığı hiç ama hiç sevmiyorum.'" 6. Yaşama Sevinci ve Özgürlük Arzusunun Yeniden Canlanması (Kısa Süreli) Tavan arasından bahçeye çıkarıldığında, temiz hava ve güneş ışığı çam ağacını kısa bir süreliğine canlandırır. "Oh, yaşamak ne güzel şeymiş! Bana sorulursa ormanda yaşamak isterim ama burada yaşamaya da razıyım. Yaşamak, özgürce yaşamak ne güzel şeymiş," diye düşünür. Bu, bir anlık da olsa umut ve yaşama bağlılığının yeniden yeşermesi anlamına gelir. Önemli Alıntı: "Temiz havayı içime çekince biraz kendime geldim. Güneş de dallarımı, gövdemi ısıttı. O karanlık tavan arasında çürümeye başlamışım meğerse. Çiçeklerin kokusunu da alabiliyorum. Oh, yaşamak ne güzel şeymiş! Bana sorulursa ormanda yaşamak isterim ama burada yaşamaya da razıyım. Yaşamak, özgürce yaşamak ne güzel şeymiş." 7. Son ve Ders Çıkarma Ancak bu kısa süreli diriliş de, çocuklardan birinin dalına takılıp yaralanmasıyla son bulur. Ev sahibi, çamın parçalanıp sobada yakılmasını emreder. Bu son anlarında çam ağacı, geçmişteki hatalarından ders çıkarır ve yaşamın, en güzeli de özgürce yaşamanın değerini anlar. Önemli Alıntı: "Her şey bitti," diye inlemiş. "Bir zamanlar mutluluk elimdeydi. Beğenmedim. Başka mutluluklar aramaya kalkıştım. Keşke geçmişte yaşadıklarımın değerini bilseydim. Her şeye karşın yaşamak güzel. En güzeli de özgürce yaşamak!" Önemli Alıntı: "Soba-da tutuşan odunlar yanmaya başlamış. Yanarken bazı sesler duyuluyormuş. Duyulan sesler, son anlarını yaşayan odunların inlemeleriymiş. Hepsi de kül olup sobanın dibine yığılmışlar. Bir avuç kül olmuşlar." Genel Mesaj Masal, bireyin sahip olduğu değerleri fark etmemesi, sürekli daha fazlasını arzulaması ve bu arzular uğruna varlığını feda etmesinin trajik sonuçlarını işler. Doğal ve sade yaşamın kıymetini bilmek, bulunduğu an ve çevreyle barışık olmak gerektiği mesajını verir. Anlık heveslerin peşinden gitmenin uzun vadede derin pişmanlıklara yol açabileceğini gösterir. Ayrıca, ormanların ve doğal yaşamın korunması gerektiği mesajını da dolaylı olarak iletir. Prefabrik eğlenceler için canlı varlıkların feda edilmesinin etik sorgulamasını da yapar: "Bir çamın iki yaşında, üç yaşında bir geceliğine kesilip atılması doğru mu-dur?" ... Devamını Oku