Kırlangıcın uyarısı
Yazar:
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

1. La Fontaine Hakkında Genel Bilgiler Yaşamı ve Eserleri: Jean de La Fontaine (1621-1695), Fransız bir yazar olup, hayatı boyunca uzun süreli bir işte çalışmayı sevmeyen, aylaklığı tercih eden bir kişilik olarak tanımlanır. Şiirler yazmış, ilk şiir kitabı "Eunuque" 1654'te yayımlanmıştır. Bu kitap özgün bir eser olmayıp Terentius'un bir güldürüsünün uyarlamasıdır. Halk Edebiyatına Yönelişi: 1650'lerin ortalarından sonra soylularla tanışma çabaları başarısız olunca, halk edebiyatına yönelmiştir . O döneme dek yazıya dökülmemiş, sözlü olarak anlatılan masalları derlemiştir. İlk masal kitabı 1668'de yayımlanmıştır. Diğer Eserleri ve Temaları: Masalların yanı sıra şiirler, oyunlar ve öyküler de yazmıştır. En ilgi çekici öykü kitabı "Kontes" olup, bu öykülerde bencillik, duygusallık ve sevgi gibi temaları ele alarak gerçek dünya ile düş dünyasını karşılaştırmıştır. İnsancıllık ve Şiir Anlayışı: La Fontaine'in şiirlerinde ve masallarında insancıllık (hümanizm) açıkça yer almaktadır. Şiirlerinin 19. Yüzyıl'ın Saf Şiir ve Simgesel Şiir (Sembolist Şiir) anlayışına yol gösterdiği öne sürülmüştür. Soylulara Sığınma: Yazar, ömrünün son otuz yılını soylulara sığınarak, onların konaklarında geçirmiş ve soyluların hoşlanacağı türde eserler yazmaya çalışmıştır. Matbaanın Etkisi: 1600'lü yıllarda Avrupa'da matbaaların yaygınlaşmasıyla birlikte okuryazar sayısının ve kitaba olan ilginin artması, La Fontaine gibi yazarların eserlerinin basılmasına ve yayılmasına olanak sağlamıştır. 2. "Kırlangıcın Uyarısı" Masalının Ana Temaları ve Mesajları Bu masal, yaşlı ve bilge bir kırlangıcın, sürüsünü potansiyel bir tehlikeye karşı uyarmasını ve genç kırlangıçların bu uyarılara kayıtsız kalmasını konu alır. Bilgelik ve Deneyim: Masalın merkezinde, "Yıllardır göçlerde bazı yaşlı kırlangıç kardeşlerimle birlikte size yol gösteririm. Yaşım gereği çok şey gördüm, çok şey duydum, çok şey yaşadım" diyen bilge kırlangıç bulunmaktadır. Bu karakter, tecrübenin ve uzun süreli gözlemin değerini temsil eder. Önlem Almanın Önemi: Bilge kırlangıç, kenevir tohumlarının ekilmesini görerek gelecekteki olası tehlikeyi (kenevir liflerinden yapılacak ağlarla avlanma) önceden fark eder ve sürüsünü "Kenevir bizim en büyük düşmanlarımızdan biridir. Kenevir tohumlarını yiyelim. Kenevir bitkisi yetişmesin. Bize de zararı olamasın" diyerek uyarır. Bu, potansiyel sorunlara karşı erken müdahalenin hayati önemini vurgular. Gençlerin Duyarsızlığı ve Alaycılığı: Genç kırlangıçlar, bilge kırlangıcın uyarılarına kulak asmaz, hatta onu "Üff, nereden çıktı bu yaşlı kırlangıç?" veya "Hey, yaşlı kırlangıç, söylev çekmek için eğlence saatini mi buldun?" gibi ifadelerle alaya alırlar. Bu durum, gençliğin deneyimsizliği, anlık hazlara odaklanması ve gelecek kaygısından yoksunluğunu gösterir. Toplumsal Dinamikler ve Bireysel Sorumsuzluk: Kırlangıçların çoğu uyarılara rağmen kendi eğlencelerine devam ederken, çok azı "çiftçileri gözetleyip hangi tarlalara kenevir ekildiğini öğrenmişler. O tarlalardaki tohumları yemeye çalışmışlar." Ancak, "tüm kırlangıçlar birlik olup aynı işi yapmadıkları için çok az tohum yiyebilmişler." Bu durum, topluluk içindeki birliğin ve ortak hareket etmenin önemini, bireysel sorumsuzluğun ise kolektif başarısızlığa yol açtığını gösterir. Pişmanlık ve Geç Kalınmışlık: Masalın sonunda kenevirler büyür, ağlar yapılır ve kırlangıçlar avlanır. Yakalanan genç kırlangıçlar, "bilge bıldırcına hak vermişler. Ana iş işten geçtikten sonra. Özgürlükleri ellerinden gittikten sonra…" Bu alıntı, pişmanlığın ve ders çıkarmanın genellikle felaket yaşandıktan sonra gerçekleştiğini, ancak o zaman iş işten geçmiş olduğunu vurgular. Dedenin Öğüdü: Bilge kırlangıç, gençlerin alaylarına karşı dedesinin sözlerini hatırlar: "'Bizim kırlangıç kuşları, doğruları hemen kavrayamazlar,' demişti dedem. ‘Doğru sözlerin gösterdiği yolda yürüyemezler. O doğru sözleri başlarına bir dert çıkana dek akıllarına getirmezler. Doğru söyleyeni çok da sevmezler. Doğru söyleyenler için şöyle söylenir: Doğru söyleyeni dokuz yuvadan kovarlar. Başlarına bir dert çıktığında da çoğu zaman iş işten geçmiştir. Bunun için de şöyle söylemiş eski kırlangıçlar: Bir musibet (yıkıcı, kötü durum), bin nasihatten (öğüt) yeğdir.’" Bu alıntı, insan doğasındaki vurdumduymazlığı, nasihatlerden ders çıkarmamak yerine musibetleri beklemeyi çok güçlü bir şekilde ifade eder. 3. "Put Taşıyan Eşek" Masalının Ana Temaları ve Mesajları Bu masal, sırtında put taşıyan bir eşeğin, kendisine gösterilen saygıyı yanlış anlaması ve kibirlenmesini konu alır. Put Kavramı: Masal, put kavramının tanımıyla başlar: "İnsanların tapınmak için yaptıkları bu nesnelere put denir. Put sözcüğünün Türkçesi tapıncaktır. İnsanların tapıncakları çok türlüdür." Bu, insanların bazı nesnelere atfettiği kutsallığı ve değer sistemlerini açıklar. Dış Görünüşe Aldanma ve Yüzeysellik: Eşek, sırtındaki putlar yüzünden insanların kendisine saygı göstermesini yanlış anlar. İlk putu taşırken "Bu kadınlara ne oldu böyle? Neden böyle durup bana bakıyorlar?" diye şaşırsa da, bir süre sonra "Yoksa ben önemli bir eşeğim de kendi değerimi mi bilmiyorum?" diye düşünmeye başlar ve "Evet, işin doğrusu bu. Ben sıradan bir eşek değilim. Çok önemli bir eşeğim. İnsanlar bu yüzden ben önlerinden geçerken karşımda saygı duruşu yapıyorlar" sonucuna varır. Bu, yüzeysel gözlemlerle yanlış sonuçlara varma ve dışsal etkenlerden kaynaklanan saygıyı kişisel bir değer sanma hatasını gösterir. Kibirlenme ve Kendini Beğenmişlik (Bencillik): Masalın başlığı olan "kendini beğenmişlik" teması, eşeğin davranışlarında belirginleşir. Eşek, diğer eşeklere tepeden bakar, onlarla konuşmak istemez ve kendini üstün görür. "Hangi eşek benim gibi karşısında saygı duyulacak kadar değerlidir?" diyerek kibrini açıkça gösterir. Toplumsal Uyum ve Kardeşlik: Diğer eşeklerin, put taşıyan eşeğin kibrinden rahatsız olması ve durumu yaşlı eşeğe şikayet etmesi, topluluk içinde uyumun ve kardeşliğin önemini vurgular. Yaşlı eşek, "Bak, burada gördüğün bütün eşekler birbirinin kardeşidir. Ne kadar iyi geçinir, birbirleri ile güzel güzel anlaşılırlarsa o kadar iyi olur. Kardeşler arasında kendini beğenmişler sevilmez" diyerek bu mesajı pekiştirir. Gerçek Değer ve Statü Algısı: Yaşlı ve bilge eşek, sorunun kökenini anlamak için araştırma yapar ve eşeğin yanılgısını ortaya koyar: "İnsanlar senin için saygı duruşuna geçmiyorlar. Sırtındaki put için yapıyorlar bunu." Bu, gerçek değerin kişinin kendi içinden geldiğini, dışsal veya geçici statü sembollerinden gelmediğini öğretir. İnsanların saygısının putlara, yani eşeğin taşıdığı objelere yönelik olduğunu fark etmesi, eşeğin yanlış algısını düzeltir. Öğrenme ve Farkındalık: Eşeğin "Haklısın. Gösterilen saygı bana değil, sırtımdaki puta. Bu da beni yanılttı. Kendimi çok önemli sanıyordum. Şimdi ne yapabilirim?" demesi, hatasını anlaması ve değişime açık olması açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Bu, bireyin yanlışlarını fark edip düzeltme kapasitesini ve olgunlaşma sürecini temsil eder. Sonuç: Her iki masal da evrensel değerler ve insan doğasına dair derinlemesine gözlemler sunar. "Kırlangıcın Uyarısı", tecrübenin dinlenmemesinin doğuracağı olumsuz sonuçları ve toplumsal birliğin önemini vurgularken; "Put Taşıyan Eşek", kibir, kendini beğenmişlik ve yüzeysel algıların insanı nasıl yanıltabileceğini ve gerçek değerin nereden geldiğini öğretir. Hasan Yiğit tarafından hazırlanan bu derleme, La Fontaine'in zamana meydan okuyan didaktik anlatımını günümüze taşıyarak, özellikle çocuklara yönelik değerli ahlaki dersler sunmaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!