Giriş Bu çalışma, Uluslararası İlişkiler disiplinindeki en önemli tartışmalardan biri olan toplumların geri kalmışlık meselesini ele almaktadır. Batı merkezli yaklaşımların aksine, bağımlılık kuramları, Doğu toplumlarının geri kalmışlığının Batılıların sömürgecilik ve emperyalizm politikalarından kaynaklandığını savunmaktadır. Vietnam örneği bu kuramları doğrular niteliktedir; zira uzun yıllar Fransız sömürgeciliğine maruz kalan Vietnam, bağımsızlık döneminde de ABD'nin müdahalesine uğramıştır. Vietnam Savaşı, ABD'nin küresel düzeyde komünizmle mücadele argümanı üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılsa da, aynı dönemde Türk-Amerikan ilişkileri üzerinde de dolaylı etkiler yaratmıştır. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrası Sovyet tehdidi algısı nedeniyle ABD'ye yaklaşmış, Truman Doktrini ve Marshall Yardımları'ndan faydalanmıştır. Ancak Küba Füze Krizi ve Johnson Mektubu gibi olaylar, Türkiye'nin güvenlik endişeleri karşısında ABD'ye karşı simetrik olmayan bir bağımlılık ilişkisinin oluştuğunu fark etmesine yol açmıştır. Bu brifing, Vietnam Savaşı döneminde Türk-Amerikan ilişkilerini bağımlılık kuramları çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Gerçekler 1. Bağımlılık Kuramları ve Vietnam'ın "Geri Bırakılmışlığı" Batı Merkezli Yaklaşımın Eleştirisi: Çalışma, toplumların geri kalmışlığını modernleşme süreçlerindeki aksaklıklara bağlayan Batı merkezli yaklaşımları reddederek, bağımlılık kuramlarının Doğu toplumlarının geri kalmışlığının sorumlusu olarak Batılıları gördüğünü belirtmektedir. "Zira sömürgecilik üzerinden oluşan dünya pazarı, zamanla kapitalist nitelikli bir dünya sistemi halini almıştır. Bu da gelişmiş kapitalist merkezin çevreyi sömürmesi üzerinden şekillenen bir düzenin oluştuğu anlamına gelmektedir." Vietnam Örneği: Vietnam'ın durumu, bağımlılık kuramcılarını doğrular niteliktedir. Uzun yıllar Fransız sömürgeciliğine maruz kalan Vietnam, bağımsız bir ülke olarak komünizm açısından model olabilecek potansiyeli taşıdığı dönemlerde de ABD’nin müdahalesine uğramıştır. Dolayısıyla "Vietnam, geri kalmamış; geri bırakılmıştır." Marx'ın Geri Kalmışlık Teorisi: Marx'a göre, küresel düzeyde var olan ekonomik eşitsizlikler kapitalist sömürge düzeni içinde uluslararası bir sistem boyutuna ulaşmıştır. Doğu toplumlarının geri kalmışlığı, Batılıların uyguladığı sömürgecilik politikalarından kaynaklanmaktadır. "Yani Marx’ın yaklaşımına göre, bu toplumlar geri kalmamıştır. Aksine Batılı sömürgeci güçler tarafından uygulanan sömürgeci politikalar neticesinde geri bırakılmıştır." Lenin'in Emperyalizm Teorisi: Lenin, emperyalizmi kapitalizmin "çürümekte olan ve bu nedenle yıkılmaya mahkûm; fakat aynı zamanda da en vahşi aşaması" olarak tanımlamıştır. Kapitalizm, sürekli olarak sömüreceği kapitalist olmayan bir çevreye ihtiyaç duymaktadır. Wallerstein'ın Modern Dünya Sistemi Teorisi: Wallerstein, küresel sistemdeki sömürgeci mantığı hegemonya kavramı üzerinden açıklamış ve 16. yüzyıldan beri devam eden tek bir uluslararası sistemin varlığını savunmuştur. Bu sistemde, "devletler arası sistemdeki en zayıf aktörler olan egemenlik derecesi düşük sömürge devletlerin metropol ülke olarak adlandırılan devletler, merkezi bu devletlerde yer alan firmalar ve bu devletlerin vatandaşları olan kişiler tarafından sömürüldükleridir." Amin'in Emperyalizm Sınıflandırması: Amin, emperyalizmi tekelci kapitalizm ve inovasyon dönemi olarak ikiye ayırarak, kapitalizmin sürekliliğine teknolojik gelişmeler aracılığıyla vurgu yapmıştır. 2. Vietnam Savaşı'nın Tarihsel Arka Planı ve ABD Müdahalesinin Nedenleri Fransız Sömürgeciliği: Vietnam Savaşı, aslında Fransız sömürgeciliği dönemiyle yakından ilişkilidir. Fransa, 1883'te Vietnam'ı işgal etmiş ve böl-yönet politikası uygulamıştır. Bu durum, Vietnam'da anti-sömürgeci, milliyetçi ve komünist nitelikte bir direnişin doğmasına yol açmıştır. Marc Ferro'ya göre "Vietnam’da gelişen bu tepkisel sömürgecilik karşıtlığını demokrasi, komünizm ve milliyetçiliğin bir arada sentezlendiği bir üçlü olarak nitelendirmektedir." Japon İşgali ve Bağımsızlık Mücadelesi: İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon işgali, Vietnamlı komünistleri bağımsızlık mücadelesi konusunda cesaretlendirmiştir. Fransa'nın çekilmesiyle Vietnam ikiye bölünmüş, Kuzey komünist, Güney ise ABD destekli olmuştur. ABD'nin Müdahale Nedenleri ("Domino Taşı Etkisi"): ABD, Vietnam'da başarılı bir komünist modelin ortaya çıkmasından ve bunun Asya'da "domino taşı etkisi" yaratmasından endişe duymuştur. Cenevre Antlaşması ile öngörülen birleşme referandumunun komünistlerin iktidara gelmesiyle sonuçlanacağı düşünülmüştür. "Dolayısıyla ABD, Vietnam’daki komünist harekete müdahale etmek gerektiğini ve bu yönde atılacak adımların başta kendi olmak üzere liderlik ettiği tüm Batı Dünyası’nın çıkarına uygun olduğunu düşünmüştür." Başkanlık Dönemleri ve Politikalar:Truman Dönemi: ABD'nin izolasyonist politikalardan uzaklaşması ve küresel düzeyde komünizmle mücadele etme stratejisinin başlangıcı. Fransa'ya Vietnam'da diplomatik ve askeri destek sağlanmıştır. Eisenhower Dönemi: "Domino Taşı Etkisi Teorisi" temelinde Güneydoğu Asya Antlaşması Örgütü (SEATO) kurulmasına öncülük edilmiştir. Vietnam'da komünistlerle savaşan gruplara 3 milyar dolar yardım yapılmıştır. Eisenhower, tek taraflı müdahaleye karşı çıkmıştır. Kennedy Dönemi: Güney Vietnam'ın komünizm tehdidinden arındırılması hedefi devam etmiş, ancak doğrudan askeri müdahaleden kaçınılmıştır. Vietnam'daki Amerikan asker sayısı artırılmıştır (900'den 3100'e). Johnson Dönemi: Kennedy'nin suikastının ardından göreve gelen Johnson, Vietnam Savaşı'na aktif olarak müdahil olmuştur. Tonkin Körfezi Kararnamesi ile Kuzey Vietnam bombalanmıştır. Ancak Tet Saldırıları ve My Lai Katliamı gibi olaylar, ABD kamuoyunda ve uluslararası alanda savaşa karşı tepkiyi artırmış, ABD'nin imajını zedelemiştir. Nixon Dönemi ve Çekilme: Savaş karşıtlığı üzerine kampanya yapan Nixon'ın başkan olmasıyla ABD'nin Vietnam'dan çekilme süreci başlamıştır. Uluslararası desteği alamayan ABD, Paris Barış Antlaşması ile 1973'te Vietnam'dan çekilmiştir. 1975'te Kuzey ve Güney Vietnam komünist yönetim altında birleşmiştir. 3. Vietnam Savaşı'nın Sonuçları ABD'nin Başarısızlığı: ABD, komünistleri yenmeyi başaramamış ve en önemli hedefine ulaşamamıştır. "Washington yönetimi, Vietnam Savaşı’na ilişkin en önemli hedefine ulaşamamıştır." Uluslararası İmaj Kaybı: ABD'nin askeri müdahalelerinin meşruluğu tartışmaya açılmış, "ABD’nin küresel hegemonik lider olması nedeniyle Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sonrasında uluslararası kamuoyu nezdinde inşa ettiği güçlü imajı, Vietnam yenilgisiyle birlikte ağır bir darbe almıştır." Can Kayıpları ve Mülteciler: Yaklaşık 2 milyon Vietnamlı ve 50.000 civarı ABD askeri hayatını kaybetmiş, 12 milyon kişi mülteci olmuştur. Soğuk Savaş Politikalarında Değişim: ABD, rakipleriyle sıcak çatışmalardan vazgeçerek diyaloğa dayalı detant politikasına yönelmiştir. Çin'in Nüfuzunun Artması: ABD'nin çekilmesiyle Güneydoğu Asya'da güç boşluğunu Çin doldurmuştur. Vietnam'ın Birleşmesi: Kuzey ve Güney Vietnam birleşerek bağımsız bir devlet haline gelmiştir. "Yani Vietnam geri kalmamış; Fransız sömürgeciliği ve Amerikan saldırıları sebebiyle geri bırakılmıştır." 4. Vietnam Savaşı Esnasında Türk-Amerikan İlişkileri Sovyet Tehdidi ve Batı'ya Yakınlaşma: İkinci Dünya Savaşı sonrası Sovyetler Birliği'nin toprak talepleri ve boğazlar üzerindeki baskıları, Türkiye'yi Batı Bloku'na itmiştir. Türkiye, Sovyet tehdidini dengelemek amacıyla ABD'yle yakınlaşmıştır. "Zira Ankara, Sovyet tehdidinin dengelenmesi ve bölgedeki statükonun korunması amacıyla güvenlik merkezli politikalarda NATO’yu bir güvence olarak görmüştür." Truman Doktrini ve Marshall Yardımları: ABD, Truman Doktrini kapsamında Türkiye ve Yunanistan'a mali yardımlar yapmış, Türkiye Marshall Planı'ndan da faydalanmıştır. Bu yardımlar, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasına ve serbest piyasa ekonomisine uyum sağlamasına katkıda bulunmuştur. Kore Savaşı ve NATO Üyeliği: Türkiye, Kore Savaşı'na asker göndererek ABD'ye desteğini göstermiş ve bu sayede 1952'de NATO'ya üye olmuştur. 1955'te CENTO'nun kurucu üyeleri arasında yer alması, Türkiye'nin ABD'nin çevreleme stratejisinde "bölgesel çapa rolünü üstlenmeye çalıştığını" göstermektedir. Eisenhower Doktrini: Türkiye, Eisenhower Doktrini'ni destekleyerek Ortadoğu'da ABD'nin nüfuzunu artırmasının kendi çıkarına olduğunu düşünmüştür. 1954'te Askeri Tesisler Antlaşması ile Türk topraklarında ABD'ye üs kurma yetkisi verilmiştir. Küba Füze Krizi ve Güven Bunalımı: 1962 Küba Füze Krizi, ABD'nin kendi güvenliği için Türkiye'deki Jüpiter füzelerini Sovyetler Birliği ile pazarlık konusu yapabileceğini göstermiştir. Bu durum, Türk-Amerikan ilişkilerinde bir güven bunalımına yol açmıştır. "Bu da ABD’nin Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarını kendi çıkarları için göz ardı edebilmiştir. Bu da Türkiye’nin denge politikasının ehemmiyetini anlamasına ve çok yönlü politika geliştirme çabalarına yönelmesine sebebiyet vermiştir." Johnson Mektubu ve Egemenlik Sorunu: 1964'te Kıbrıs'a müdahale kararı alan Türkiye'ye ABD Başkanı Johnson'dan gelen mektup, Amerikan askeri yardımıyla gelen malzemelerin kullanılamayacağını ve olası bir Sovyet saldırısında NATO'dan yardım görülemeyeceğini belirtmiştir. Bu durum, "ABD’nin Türkiye’nin egemenlik haklarına müdahale etmesi anlamına gelmektedir. Hatta ABD’nin Türkiye’ye yarı çevre/yarı sömürge muamelesinde bulunduğu dahi öne sürülebilir." İsmet İnönü'nün "Yeni bir dünya kurulur. Türkiye de o dünyada yerini alır." sözü, Türkiye'nin çok yönlü diplomasi arayışını yansıtmaktadır. Kültürel İlişkiler ve Amerikan Karşıtlığı: Fulbright Bursları, Ford Vakfı, Rockefeller Vakfı ve Türk-Amerikan Derneği gibi kurumlar kültürel etkileşimi artırmayı hedeflemiştir. Ancak Küba Füze Krizi ve Johnson Mektubu gibi olaylar, Türkiye'de Amerikan karşıtlığını hızla yükseltmiştir. Robert Kommer Olayı: "Vietnam Kasabı" olarak bilinen ABD Büyükelçisi Kommer'in ODTÜ ziyaretinde arabasının yakılması, Amerikan karşıtlığının sembolik bir olayı olmuştur. Altıncı Filo Protestoları ve Kanlı Pazar: ABD'nin Akdeniz'deki donanma gücü 6. Filo'nun Türkiye ziyaretleri, sol görüşlü öğrenci ve işçi sendikaları tarafından protesto edilmiş, 1969'daki Kanlı Pazar olayında can kayıpları yaşanmıştır. Bu olaylar, Türkiye'deki ABD karşıtlığının ve sol-sağ çatışmasının başlangıcı olmuştur. Haşhaş Ekimi Krizi: Vietnam Savaşı sonrası ABD'de artan uyuşturucu kullanımı, Türkiye'nin haşhaş üretimini yasaklaması yönünde ABD'den baskı görmesine neden olmuştur. 1971 muhtırası sonrası Erim hükümeti haşhaş üretimini yasaklasa da, Ecevit hükümeti 1974'te tekrar serbest bırakmıştır. 5. Türk-Amerikan İlişkilerinin Kuramsal Yorumu Merkez-Çevre İlişkisi: Vietnam Savaşı dönemindeki Türk-Amerikan ilişkileri, bağımlılık kuramları çerçevesinde bir merkez-çevre ilişkisi olarak yorumlanabilir. "ABD’nin küresel kapitalist sistemin hegemon aktörü olarak kendisini merkezde konumlandırdığı ilişkilerini Türkiye’yle olan münasebetlerinde de görmek mümkündür. Zira Türkiye, ABD’yle olan ilişkileri esnasında pek çok anlamda ABD’ye bağımlı hale gelmiştir." Türkiye'nin "Yarı Çevre" Konumu: Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak kendini Batı Bloku'na eklemlemiş, ancak Jüpiter füzeleri ve Johnson Mektubu olayları, ABD'nin Türkiye'nin egemenlik haklarına saygı göstermediğini ve Türkiye'yi "yarı çevre ülke" konumunda görmeye çalıştığını ortaya koymuştur. Bu durum, Türkiye'nin uzun yıllar boyunca "gelişmekte olan bir ülke statüsünde kalması ya da bir başka deyişle bırakılması durumunu yaratmıştır." Denge Politikası Arayışı: Yaşanan krizler, Türkiye'nin dış politika anlayışını duygusal yakınlıklardan uzaklaştırarak diplomatik gerçekliklere odaklanmasını ve çok yönlü politika geliştirme çabalarına yönelmesini sağlamıştır. Sonuç Vietnam Savaşı, ABD'nin komünizmle mücadele stratejisi çerçevesinde Vietnam'ı "geri bırakılmış" bir ülke statüsünde tutma hedefini ortaya koymuştur. Savaş, Vietnam'ın komünist bir model olmasını engelleme konusunda başarılı olsa da, ABD'nin uluslararası imajına ağır bir darbe vurmuş ve küresel hegemonyasına yönelik sorgulamaları başlatmıştır. Aynı dönemde Türk-Amerikan ilişkileri, Sovyet tehdidi algısıyla başlayan yakınlaşma ve işbirliği süreçleri ile birlikte, Küba Füze Krizi ve Johnson Mektubu gibi krizlerle büyük bir güven bunalımına girmiştir. ABD'nin Türkiye'yi bir müttefikten ziyade kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştığı, Türkiye'nin egemenlik haklarını ihlal ettiği ve onu "yarı çevre ülke" konumunda gördüğü açığa çıkmıştır. Bu durum, Türkiye'de güçlü bir Amerikan karşıtlığı doğurmuş ve genç Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politikasında daha bağımsız ve çok yönlü bir rota izlemesine zemin hazırlamıştır. ... Devamını Oku