Tarihe damgasını vurmuş şehir : (M.S.140 – 1936 Arası Belgelerde, Lefkoşa) : Lefkoşa cilt 1
Yazar:Atun, Ata
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

Yazarın Uzmanlığı ve Çalışmanın Kapsamı: Prof. Dr. Ata Atun, inşaat mühendisliği, uluslararası ilişkiler ve Kıbrıs tarihi alanlarında geniş bir akademik ve siyasi geçmişe sahiptir. Kitabın ön sözünde, on adet ders kitabı, yirmi beş adet tarih ve politika kitabı ve iki yüzden fazla tez, bildiri ve makalesi olduğu belirtilmiştir. Yazarın bu eseri, Claude Delaval Cobham'ın "Excerpta Cypria" ve Theophilus A. H. Mogabgab'ın "Supplementary Excerpts on Cyprus" gibi önemli derlemelerin yanı sıra, dönem in diğer önemli yazarlarının (Archduke Louis Salvator, Abbe Giovanni Mariti, Sir Samuel W. Baker, Rupert Gunnis, Sir Harry Luke vb.) Lefkoşa'ya dair bölümlerinin çeviri, araştırma, resimleme ve detaylı dipnotlar içeren yoğun bir çalışmasının ürünüdür. Bu, esere büyük bir güvenilirlik ve derinlik katmaktadır. Temel Temalar ve Önemli Fikirler/Gerçekler: Kaynaklar incelendiğinde aşağıdaki ana temalar ve önemli gerçekler öne çıkmaktadır: 1. Lefkoşa'nın Tarihi ve Önemi: Başkent Konumu ve Sürekli Değişen Kaderi: Lefkoşa, Claudius Ptolemaeus'un M.S. 140 tarihli "Geographice Hyphegesis" adlı eserinde iç kısımdaki şehirler arasında anılmasıyla başlayan uzun bir tarihe sahiptir. Oldenburg'lu Wilbrandi'nin M.S. 1211 tarihli seyahatnamesinde, "Cossia [Lefkoşa]. Burası, Kralın başkenti olup, ovanın hemen hemen ortasına kurulmuş ve düşmana karşı koruyucu surları bulunmayan bir yerdir" ifadeleriyle başkent kimliği vurgulanmıştır. Ludolf von Suchen (M.S. 1336) de Lefkoşa'yı "Adanın başkenti olup, dağların eteklerinde, güzel ve etrafı açık bir ovada yer almaktadır" şeklinde tanımlar. Şehrin bu stratejik konumu ve adanın kalbi olması, onu tarih boyunca birçok kuşatma ve yönetici değişikliğinin merkezi yapmıştır. Diedo'nun "Kuruluşundan 1747 yılına dek Venedik'in Tarihi" adlı eserinde (1570), Lefkoşa'nın "güzel konumu, yaşanması hoş iklimi, doğa tarafından üstüne saçılmış armağanları ve bunlara ilaveten şehirdeki güzel sanatların çekiciliği, kendisinin Avrupa’nın en zengin, en güçlü ve en şöhretli şehirleri arasında bir yer almasına neden olmuştu" denilerek önemi pekiştirilir. Siyasi ve İdari Merkez: Lefkoşa, Kıbrıs Krallığı döneminde krallığın merkezi olmuştur. Jacobus de Verona (M.S. 1335) "Kıbrıs adasında yirmi gün kaldım ve Lefkoşa şehrine giderek namuslu, kibar ve dini bütün Kıbrıs Kralı Lord Hugo’yu (Hugues de Lusignan IV) ziyaret ettim" diyerek Kraliyetin başkentteki varlığını doğrular. Ludolf von Suchen (M.S. 1336) de Kralın, piskoposların, prenslerin, asillerin ve şövalyelerin Lefkoşa'da yaşadığını belirtir. Venedik döneminde ise "Locum Tenens’in veya Saygıdeğer Venedik Senyörlüğü’nün Kıbrıs Vekilinin [günümüzün vali’sine eşdeğer] makamı bu şehirde bulunmaktaydı" (Jodicus de Meggen, M.S. 1542). Osmanlı döneminde de Lala Mustafa Paşa'nın Lefkoşa'ya vali olarak atandığı kaydedilmiştir (Türk Amiralinin Sekreteri, M.S. 1570-71). Mimari ve Kültürel Zenginlik: Şehir, tarih boyunca çeşitli medeniyetlerin izlerini taşımıştır. Nicolai de Marthono (M.S. 1394) Lefkoşa'daki "Kıbrıs Kralının yaşadığı ikâmetgâh çok görkemlidir. Bahçesi, Napoli’deki yeni şatonunki kadar büyüktür" diyerek sarayın ihtişamını anlatır. Santa Sophia Katedral Kilisesi (bugünkü Selimiye Camii) birçok seyyah tarafından "çok görkemli, güzel ve kemer yapılı bir kilisedir" (Nicolai de Marthono, M.S. 1394) ve "bayağı büyük ve çok iyi dekore edilmiştir" (Felix Faber, M.S. 1480-1483) şeklinde tasvir edilmiştir. Ayrıca, şehirde çok sayıda Latin ve Rum kilisesi, manastırlar ve bahçeler bulunmaktaydı (Denis Possot, M.S. 1533; John Locke, M.S. 1553). John Locke (M.S. 1553) "Bu şehrin yolları döşenmiş [yapılmış] değildir ve şehir, içinde barındırdığı çok sayıdaki bahçe nedeni ile [adeta] kırsal bir bölgeyi andırmaktadır. Fakat [buna karşın] şehirde çok güzel binalar olup, Frenk (Katolik) ve Rum (Ortodoks) kiliseleri bulunmaktadır" diyerek şehrin hem kırsal hem de mimari zenginliğini bir arada sunar. 2. Kıbrıs'ın Çeşitli Yöneticiler Altındaki Durumu ve Stratejik Önemi: Bizans Dönemi ve Richard Aslan Yürekli'nin Fethi: Geoffrey de Vinsauf'un (M.S. 1191-1192) notları, Bizans İmparatorluğu'nun bir uzantısı olarak adayı yöneten "merhametsiz zorba hükümdar Kıbrıs İmparatoru Isaac Comnenus" dönemini anlatır. Isaac'in Salahaddin ile kan kardeşi olduğu ve Kudüs'e fayda sağlamadığı belirtilmiştir. Richard Aslan Yürekli'nin adaya gelerek Isaac Comnenus'u mağlup etmesi ve Lefkoşa'yı ele geçirmesi, adanın tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Richard'ın, Templar Şövalyeleri'nin adayı satın almasından sonra, Kıbrıs'ı "krallığı olmayan bir Kral oldu" diye nitelenen Guy de Lusignan'a vermesiyle Lusignan dönemi başlamıştır. Lusignan Krallığı: Lusignanlar döneminde Kıbrıs bir krallık olarak varlığını sürdürmüştür. Dante Alighieri (M.S. 1285-1310) "ahlâksızlık ve adaletsizlik sonucu talihin belirlediği kötü sonun geldiği günün gerçeğinde, domuz ahırı mensubu diğer hayvani kralların değerli dostu, bencil ruhunda kötülük besleyen Lüzinyan Kralı Henry II (1285-1310)’ye Lefkoşa ve Mağusa, halihazırda kızgınlıkla hırlamakta ve üzüntü ile inlemektedir" diyerek dönemin siyasi ve sosyal eleştirisini yapar. Pero Tafur (M.S. 1435-1439) ise Kral Janus ve kız kardeşi Madam Ines gibi Lusignan yöneticilerinin yaşam tarzına ve Lefkoşa'daki siyasi çekişmelere değinir. Lusignan Kralları'nın Lefkoşa'daki Santa Sophia Kilisesi'ne gömüldüğü de belirtilmiştir (Christophori Füreri, M.S. 1566; Jodicus de Meggen, M.S. 1542). Venedik Dönemi ve Osmanlı Fethi: Venediklilerin adayı ele geçirmesiyle yeni bir dönem başlamıştır. Martin von Baumgarten (M.S. 1508) "Kıbrıs’ın tüm yerlileri, Venediklilerin köleleridir" diyerek Venedik yönetimindeki baskıcı politikaları eleştirir. Pierre Casola (M.S. 1494) Venediklilerin adanın savunması ve özellikle Mağusa Kalesi'nin güçlendirilmesi ile uğraştığını kaydeder. Ancak, Lefkoşa'nın 1570'teki Osmanlı fethi, Diedo (M.S. 1570) ve Paruta (M.S. 1570) gibi yazarlar tarafından detaylıca anlatılmıştır. Paruta, Lefkoşa'nın düşüşünü "Güzel konumu, yaşanması hoş iklimi, doğa tarafından üstüne saçılmış armağanları ve bunlara ilaveten şehirdeki güzel sanatların çekiciliği, kendisinin Avrupa’nın en zengin, en güçlü ve en şöhretli şehirleri arasında bir yer almasına neden olmuştu" diyerek betimler ve Osmanlı ordusunun şehre girişiyle yaşanan "barbarca davranışlar" ve "katliam"dan bahseder. Diedo ise "Böylece Türkler o gün 20,000’den fazla insanı katlettiler" ifadesiyle fethin vahşetini vurgular. 3. Adanın Ekonomik ve Sosyal Yapısı: Tarım ve Ürün Çeşitliliği: Kıbrıs, tarih boyunca verimli topraklara sahip bir ada olarak tanımlanmıştır. Oldenburg'lu Wilbrandi (M.S. 1211) "Ada, çok bereketlidir ve çok güzel şaraplar imal edilmektedir" der. Ludolf von Suchen (M.S. 1336) ise "Toprağı, diğer yerlerdeki topraklardan daha fazla verimlidir. ... Kıbrıs’ta, dünyanın başka hiçbir bölgesinde bulunmayan yaban koyunları bulunmaktadır" diyerek adanın zenginliklerine dikkat çeker. Şarap, yağ, hububat ve şeker kamışı adanın başlıca ürünleri arasındadır (Enea Silvio de Piccolomini, M.S. 1427). Ticaret ve Limanlar: Mağusa, "dünya üzerinde yer alan tüm denizlerin en önemli limanıdır. Oraya Hıristiyanlar, Sarakenler ve tüm milletten insanlar gelir" (John Maundeville, M.S. 1322) ifadeleriyle adanın önemli bir ticaret merkezi olduğu belirtilmiştir. Lefkoşa'nın da "Doğunun kokulu baharatları buraya ham olarak getirilir ve parfümcünün yeteneklerine göre hazırlanabilir" (Felix Faber, M.S. 1480-1483) sözleriyle ticari bir hareketlilik yaşandığı anlaşılmaktadır. Sosyal Sınıflar ve Kölelik: Ludolf von Suchen (M.S. 1336) Kıbrıs'taki prenslerin, asillerin ve şövalyelerin "dünyanın en zenginidirler" ve gelirlerinin çoğunu av için harcadıklarını belirtir. Martin von Baumgarten (M.S. 1508) ise "Kıbrıs’ın tüm yerlileri, Venediklilerin köleleridir" diyerek sosyal hiyerarşiyi ve kölelik olgusunu vurgular. Hür kadınların köle erkekle evlenmesi durumunda çocuklarının köle doğması gibi detaylar, dönemin sosyal yapısı hakkında önemli bilgiler sunar (Christophori Füreri, M.S. 1566). Hastalıklar ve Zorluklar: Adada dönem dönem veba salgınları yaşanmıştır. Pietro Casola (M.S. 1494) Lefkoşa'da vebadan ölenler olduğunu kaydeder. Ayrıca, Limasol'un "sağlıksız havası ve acı suyu" (Pero Tafur, M.S. 1435-1439) ve "yüksek ateşli sıtma hastalığına" (Pietro Casola, M.S. 1494) bağlı olduğu belirtilmiştir. 4. Dini Çeşitlilik ve Çatışmalar: Hıristiyanlık Mezhepleri: Kıbrıs, Latin (Katolik) ve Rum (Ortodoks) kiliselerinin bir arada bulunduğu bir yerdir. Oldenburg'lu Wilbrandi (M.S. 1211) "Üzerinde tümüyle Latin’lerin egemenlik kurduğu bu adada, Rumların, aralarından bir tanesinin de başpiskopos olduğu onüç tane piskoposları bulunmaktadır. Frenk’lere itaat etmektedirler ve köleler gibi onlara koruma parası ödemektedirler" diyerek Latinlerin hegemonyasını belirtir. Ermenilerin de adada kendi kiliseleri ve toplulukları vardı (Hovhannes ve Yeritsantz, M.S. 1305, 1312, 1317). Dini Kalıntılar ve Kutsal Mekanlar: Adada birçok kutsal mekan bulunmaktadır. "Kutsal Haç Tepesi" ve "İyi Hırsız Dismas’ın haçı" (John Maundeville, M.S. 1322) ile "Aziz Hilaryon’un naaşı" gibi kalıntılar, adanın dini önemini gösterir. Jodicus de Meggen (M.S. 1542), Lefkoşa'daki "Kıbrıs Kralları, dinsel Vaizler Tarikatı [Dominik Tarikatı] ile gömülen muhteşem ve gerçek kraliyet kabirleri kendilerine ait bu kilisede bulunmaktadır" diyerek kilisenin önemini vurgular. Dini Hoşgörü ve Çatışma: Zaman zaman mezhepler arasında gerilimler yaşanmıştır. Grikor'un (M.S. 1547) el yazması notlarında, kuraklık döneminde Rumlar ve Frenklerin yağmur duası için dışarı çıkmalarına rağmen yağmur yağmaması ve Ermenilerin dualarıyla yağmurun gelmesi üzerine "tüm Hıristiyanlar, Ermenilerin Hıristiyanlığının gerçek ve Ortodoks [bir Hıristiyanlık] olduğunu idrak ettiler" ifadesi, mezhepsel hassasiyetleri yansıtır. 5. Seyahat ve Gözlemler: Seyyahların Detaylı Anlatıları: Eser, çeşitli seyyahların Kıbrıs'a dair kişisel gözlemlerini ve deneyimlerini sunar. Nicolai de Marthono (M.S. 1394) Lefkoşa'ya giderken öküz arabası ile yaşadığı zorlukları ve pirelerden dolayı uyuyamadığı geceleri anlatır. Felix Faber (M.S. 1480-1483) Kıbrıs'ın havasının Almanlar için "hastalık taşıyıcı" olduğu uyarısını yapar. Jacques le Saige (M.S. 1518) ise Lefkoşa'da bir hana yerleşme ve farklı dillerden dolayı yaşadığı iletişim zorluklarını aktarır. Kişisel Anılar ve Detaylar: Seyyahların anlatıları, dönemin günlük yaşamına dair ilginç detaylar sunar. John Maundeville (M.S. 1322) Kıbrıs'ta insanların yemeklerini "yerde yeme gibi bir alışkanlıkları" olduğunu ve "hendekte oturmanın belki de daha serinletici olmasından" kaynaklandığını belirtir. Paul Walther (M.S. 1482) Kutsal Haç Dağı'ndaki kiliseyi ziyaretini ve dağdaki haçın "havada durmakta ve sallanmakta" olduğu söylentisini aktarır. Sonuç: Prof. Dr. Ata Atun'un "Tarihe Damgasını Vurmuş Şehir Lefkoşa" adlı eseri, Claudius Ptolemaeus'tan Osmanlı fethine ve sonrasına kadar uzanan geniş bir zaman diliminde Kıbrıs'ın ve özellikle Lefkoşa'nın karmaşık ve çok katmanlı tarihini detaylı bir şekilde sunmaktadır. Eser, adanın stratejik konumu nedeniyle sürekli değişen yönetimleri, farklı medeniyetlerin kültürel izlerini, ekonomik dinamiklerini ve sosyal yapılarını seyyahların, tarihçilerin ve resmi kayıtların gözünden aktarır. Kitap, Kıbrıs'ın geçmişinin zenginliğini ve zorluklarını anlamak için önemli bir referans kaynağı oluşturmaktadır. Yazarın çeviri ve yorumlama titizliği, bu belgelerin günümüz okuyucusu için daha erişilebilir ve anlaşılır olmasını sağlamıştır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!