1. A. Süheyl Ünver'in Edirne Sevgisi ve Motivasyonu Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver, Türk tıp tarihçisi, hekim, ressam ve tezhipçi kimliklerinin yanı sıra "Edirne Sevdalısı" olarak tanınmaktadır. Edirne'ye olan ilgisi, 1923 yılında Dr. Rifat Osman ile tanışmasından sonra bir "sevdaya" dönüşmüştür. Hayatının son günlerine kadar Edirne'ye olan ilgi ve özlemi devam etmiştir. Amerika'dan yazdığı bir mektupta dahi bu özlemini "Tahassürüm yalnız insanlara değil onların yaşadığı yerlere de, mesela şu Ed irne’ye ne kadar müteessirim…" sözleriyle ifade etmiştir. Ünver'in Edirne'ye olan bağlılığı, kentin tarihi ve kültürel değerlerinin yok olmaması için yöneticileri uyarmasına, çözüm yolları ve projeler sunmasına neden olmuştur. "Ben Edirne için yaşıyorum. Emredilen her şeyi yapmaya hazırım" diyerek bu adanmışlığını dile getirmiştir. Dr. Ratip Kazancıgil'e göre Ünver'in "Herşey Biter, Edirne Bitmez" sözü, Edirne'ye olan sevdasını en iyi açıklayan ifadelerden biridir. 2. Dr. Rifat Osman'ın Ünver Üzerindeki Etkisi ve Edirne'nin Kaydedilmesi Dr. Rifat Osman, Edirne'nin ilk şehir tarihçilerinden biri olarak kabul edilir ve Ünver'in Edirne sevgisinin meşalesini yakan kişi olmuştur. Ünver, Dr. Osman'ı "Ey beni bu hale sokan, artık beni bundan sonra Edirnemiz için yaşatan aziz Dr. Rifat Osman! Ruhun şâd olsun. Hak senden razı olsun. Edirne’yi, sarayını, ev ve konaklarını sen resimlerinle bugünümüze aktardın" diyerek anmıştır. Dr. Osman'ın vefatından sonra Ünver, onun Edirne'ye ait notlarını, müsveddelerini, resimlerini ve planlarını toplayarak yayımlamış, böylece bu değerli mirası gelecek kuşaklara aktarmıştır. Özellikle Edirne'deki eski evlerin ve konakların günümüze ulaşmasında Dr. Osman'ın çizimlerinin ve kayıtlarının hayati bir rol oynadığını belirtmiştir. 3. Edirne'nin Tarihi ve Medeni Kimliği Edirne, Osmanlı İmparatorluğu'na 92 yıl başkentlik yapmış kadim bir şehirdir. Ünver, Edirne'nin birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını ve 600 yılı aşkın süredir Türk medeniyetinin önemli bir merkezi olduğunu vurgular. Edirne'nin "tarih, kültür, sanat ve turizm kenti" kimliğine sahip olduğunu belirtir. Önemli tarihi figürler ve yapılar: Sultan I. Murad: Edirne'yi 1361'de fetheden ve kentin ilk kurucusu olan hükümdar. Sultan II. Murad: "Bugünkü Edirne'nin asıl bânisi" olarak nitelendirilen II. Murad, Yeni Saray, Üç Şerefeli Camii ve Muradiye Camii gibi önemli yapıların temelini atmıştır. Ayrıca Kirişhane semtinde bir cüzzamlı hastanesi (Leprozeri) kurdurmuştur. Fatih Sultan Mehmed: Edirne'de doğmuş, iki defa tahta çıkmış ve İstanbul'un fethinin hazırlıklarını burada yapmıştır. Fatih'in babasının genişlettiği "Eski Saray"da doğduğu ve Saray-ı Cedid-i Âmire'yi tamamladığı belirtilir. Fatih'in ilme ve sanata olan hevesi ve medreselere verdiği önem vurgulanır. Kanuni Sultan Süleyman: Edirne Sarayı'ndaki eksiklikleri tamamlamış ve "Adalet Kasrı" gibi kuleler yaptırmıştır. Sultan II. Selim: Mimar Koca Sinan'a meşhur Selimiye Camii'ni yaptırmıştır. Avcı Sultan Mehmed (IV. Mehmed): Saltanatının 21 yılını Edirne'de geçirmiş, bu dönemde kent önemli bir gelişim kaydetmiştir. Demirtaş Kasrı gibi yapıları yaptırmış ve burası yabancı misafirlerin konaklama yeri olmuştur. 4. Edirne Sarayı'nın Önemi ve Acı Akıbeti Edirne Sarayı, Osmanlı mimarisinin ve şehir planlamasının eşsiz bir örneği olarak nitelendirilir. İstanbul Sarayı'ndan daha geniş bir alana yayılmış, çok sayıda oda, divanhane, hamam ve kasırdan oluşmuştur. "Saray-ı Cedid-i Amiresi", Fatih Sultan Mehmed tarafından Tunca nehri boyunca yaptırılmıştır. Sarayın yıkımı ve ihmali: Sarayın, 1293 (1877) Rus Harbi sırasında cephanelik olarak kullanılması büyük bir hata olarak görülmüştür. "Esliha ve cebhaneye ateş verilmiş ve asâr-ı nefsiye-i milliyemizden olan bu cesîm saray üç günde mahv u harab edilmiştir." Yıkılan sarayın enkazının "önemsiz moloz addolunarak" İngilizlere "sandık sandık bilâ-bedel" verildiği ve "altın ve gümüş musluklar, çiniler, musanna kapılar ve halkalar" gibi değerli eşyaların İngiltere'ye gönderildiği belirtilir. Hacı İzzet Paşa'nın sarayı ihya etme çabalarının engellendiği, Adalet Kasrı gibi yapıların taşlarının Sanayi Mektebi inşasında kullanıldığı, hatta konsolosların yıkımı durdurmak için müdahale ettiği ancak sadece temellerin kaldığı kaydedilmiştir. Ünver, Edirne Sarayı'nın bu kadar büyük bir kültürel ve mimari değeri olmasına rağmen günümüzde yerinin dahi anlaşılamayacak hale gelmesine derin üzüntü duymaktadır. 5. Edirne'nin Tıp Tarihindeki Yeri Edirne, Türk tıp tarihinde önemli bir yere sahiptir. Cüzzam Tedavisi: Sultan II. Murad döneminde Kirişhane'de bir cüzzamlı hastanesi (Leprozeri/Miskinler Yurdu) kurulmuştur. Bu, dünya üzerindeki ikinci müessese olarak gösterilir (Adana'daki Zülkadiroğulları'ndan sonra). Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde de Miskinhanelerden bahsedilmiştir. Bu kurumlar tedavihane olmaktan ziyade tecrithanelerdir ve hastalığın sirayetine inanıldığı için şehir dışında kurulmuşlardır. Çiçek Aşısı: Edirne, çiçek aşısının (Variolation) Batı'ya tanıtılmasında "bir köprü vazifesini görmüştür". İngiliz Sefiresi Lady Montagu, 1717 tarihli mektubunda Edirne'de gözlemlediği aşı uygulamalarını detaylı olarak anlatmıştır. Bu, Jenner'ın aşısından 81 yıl önce gerçekleşmiştir. Aşı törenlerinin güller açıldığı ve bülbüllerin öttüğü mevsimde yapıldığı, aşıcı kadınların aşılarını incir yaprağına sarılı olarak getirdiği ve aşı sonrası "Yavrum gül olsun / Gülleri bülbül dolsun" diye türküler söylendiği gelenekler arasında yer almıştır. Röntgen Uygulamaları: Dr. Rifat Osman ve Dr. Esat Feyzi, Türkiye'de ilk defa Röntgen üzerine çalışan hekimlerdendir. Edirne Askeri Hastanesi'nde ilk Röntgen tesisatını kurmuşlardır. 6. Mimari ve Sanatsal Değerler Edirne, mimari ve el sanatları açısından zengin bir mirasa sahiptir. Camiler: Selimiye Camii, Üç Şerefeli Camii, Eski Camii (Ulu Cami), Muradiye Camii, Şah Melek Paşa Camii gibi önemli camiler kentin mimari silüetini oluşturur. Bu camilerdeki çini, nakış ve süslemelerden övgüyle bahsedilir. Edirnekâri Sanatı: Özellikle lâke kaplar, kutular, kitap kapları ve çiçek ressamlığı gibi alanlarda "Edirnekâri" adı verilen özgün bir üslup gelişmiştir. Mustafa Edirnevî, Mehmet Nakşî, Halazâde Mehmet gibi sanatçılar bu alanda önemli eserler vermiştir. Ünver, Edirnekâri çalışmalarının sadece Edirne'de değil, İstanbul, Kazanlık ve bazı Anadolu şehirlerinde de üretildiğini ve bu terimin bir "tarzı" ifade ettiğini belirtir. Çiçek Süslemeleri: Mimari eserlerde ve el sanatlarında sümbül, lale, karanfil gibi doğal çiçek süslemeleri önemli bir yer tutar. Selimiye Camii çinilerinde XVI. asra mahsus üslûplanmış sümbül şekilleri görülürken, Edirne'ye özgü bir gelenek olarak mevsiminde camilere saksı içinde sümbül gönderilmesi adeti anlatılır. Mezar Taşları: Edirne'nin önemli özelliklerinden biri de nakışlı mezar taşlarıdır. Selçuklulardan beri devam eden bu geleneğin en nefis örneklerinin Edirne'de bulunduğu belirtilir. Katı' Sanatı: Kağıt veya deri üzerindeki yazıyı, motifi oyup başka bir zemine yapıştırma sanatı olan katı'cılıkta da Halazâde ve Nakşî gibi Edirneli sanatçıların "şanane" eserler verdiği vurgulanır. 7. Sosyal Yaşam ve Kent İhmali Edirne'nin sosyal yaşamı, misafirperverlik, hamam kültürü ve ev mimarisi gibi kendine özgü özelliklere sahipti. Ancak zamanla bu mirasın önemli bir kısmı ihmal edilmiştir. Evler ve Konaklar: Edirne evlerinin kendine özgü bir mimari tipi olduğu, mutfaklarından divanhanelerine kadar birçok özel detaya sahip olduğu vurgulanır. Ne yazık ki ahşap yapıların ömrünün kısa olması ve yangınlar nedeniyle bu evlerin çoğu günümüze ulaşamamıştır. Dr. Rifat Osman'ın çizimleri bu konuda önemli bir kaynaktır. İhmal ve Yıkım: Ünver, Edirne'nin "köyleşmiş" olmasından, tarihi eserlerin bilinçsizce yıkılmasından ve mezarlıkların taş ocakları gibi kullanılmasından derin üzüntü duyar. Şehrin ortasından açılan "hançerlenmiş" asfalt yolların birçok minik abideyi yok ettiğini eleştirir. Yetkililerin "bir şey yıkacak" rahatsızlığıyla hareket ettiğini belirtir. Ulaşım ve Konaklama: Ünver, 1950'li yıllarda Edirne'ye ulaşımın zorluğundan (tren yolculuğunun uzunluğu, otobüslerin tehlikeli durumu) ve otel yetersizliğinden şikayetçi olmuştur. 8. Ünver'in Metodolojisi ve Mirası Ünver'in çalışmaları sadece akademik araştırmalarla sınırlı kalmamış, aynı zamanda kentin somut ve somut olmayan kültürel mirasını gelecek nesillere aktarmayı hedeflemiştir. Saha Çalışmaları ve Çizimler: Edirne'ye yaptığı her ziyarette notlar almış, tarihi yapıları, evleri, bacaları karakalemle çizmiş ve suluboyayla renklendirmiştir. Bu çizimler, kentin eski görünümünü belgeleyen önemli birer arşiv niteliğindedir. Arşivleme ve Yayınlama: Dr. Rifat Osman'ın arşivini korumuş, onun yarım kalan eserlerini tamamlayıp yayımlamıştır. Kendi makale ve kitaplarını ulusal ve uluslararası düzeyde yayınlayarak Edirne'nin tanıtımına katkıda bulunmuştur. Eğitim ve Etki: Edirne'ye bir üniversite kazandırma çabası göstermiş, konferanslar vermiş ve gençleri Edirne sevgisiyle aşılamaya çalışmıştır. Dr. Ratip Kazancıgil'in Edirne sevdalısı olmasında büyük katkısı olduğu belirtilir. Bu belge, Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver'in Edirne'ye olan "kara sevdası"nın, kentin eşsiz mirasını koruma ve tanıtma çabalarının, bilimsel titizliğinin ve sanatsal duyarlılığının bir özetini sunmaktadır. Edirne'nin sadece bir coğrafi mekan değil, aynı zamanda yaşayan bir tarih, kültür ve sanat hazinesi olduğu vurgulanmaktadır. ... Devamını Oku