1. Yayın Künyesi ve Genel Bilgiler Kitap Adı: KURT İLE ANNE Yayıncı: Başlık Yayınları (Hiperlink Eğitim İletişim Yay. Gıda. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin tescilli markasıdır.) Yayına Hazırlayan: Hasan Yiğit Genel Yayın Yönetmeni: Hatice Bahtiyar Baskı Yılı ve Yeri: 1. Baskı: İstanbul, 2022 ISBN: 978-625-6988-08-8 e-ISBN: 978-625-6988-09-5 Seri Bilgisi: Başlık Yayınları; 195 La Fontaine Masalları; 3 Konular: Çocuk hikayeleri, Masallar. Yazar (Hasan Yiğit) Hakkında: Denizli-Çivril doğumlu, Türk Dili v e Edebiyatı Öğretmeni. Çocuk Edebiyatı alanında üç yüzü aşkın kitap yazmıştır. La Fontaine Hakkında: Tam adı Jean de La Fontaine olup, 1621'de Fransa'da doğmuş ve 1695'te Paris'te ölmüştür. İş hayatında uzun süre kalmayı sevmeyen, aylaklığı tercih eden bir kişilik olarak tanımlanır. Şiirler yazmıştır; ilk şiir kitabı "Eunuque" 1654'te yayımlanmıştır (Terentius'un bir güldürüsünün uyarlaması). 1650'lerden sonra soylularla tanışmaya çalışsa da asıl başarısını halk edebiyatına yönelerek, sözlü anlatılan masalları derlemesiyle elde etmiştir. İlk masal kitabı 1668'de yayımlanmıştır. Masallarının yanı sıra şiirler, oyunlar ve öyküler de yazmıştır. "Kontes" adlı öykü kitabı "bencilliği, duygusallığı, sevgiyi ele aldı, yorumladı. Gerçek dünya ile düş dünyasını karşılaştırdı." Özellikle masal ve şiirlerinde "insancıllık (hümanizm) açık olarak yer aldı." Şiirlerinin 19. Yüzyıl'ın Saf Şiir ve Sembolist Şiir anlayışına öncülük ettiği öne sürülmüştür. Ömrünün son otuz yılını soylulara sığınarak ve onların hoşlanacağı türde eserler yazarak geçirmiştir. Matbaacılığın Tarihçesi: 1450'de Alman Gutenberg'in matbaayı seri baskı yapılabilir hale getirmesiyle 1600'lerde Avrupa'da birçok kitap basılmaya başlanmış, bu durum okur sayısını ve yazarları artırmıştır. 2. "Kurt ile Anne" Masalı Temaları ve Önemli Fikirler/Gerçekler Bu masal, çalışkanlık, azim, aile sevgisi, bağımsızlık ve tehlikelere karşı uyanıklık temalarını işler. Çalışkanlık ve Azim: Delikanlı, yoksulluktan kurtulmak ve babasının yarım bıraktığı hayali gerçekleştirmek için büyük bir azimle çalışır. "Taşı sıksa suyunu çıkarır" atasözüyle pekiştirilen bu tema, gençlerin çalışkan olması durumunda toplumun kalkınacağını vurgular. Genç baba, "köyün dışında tarla açmış, ev yapmış." Oğlu da "babasının tamamlayamadığı işi tamamlamak istiyormuş." Yoksulluktan Kurtulma ve Toprak Sahibi Olmanın Önemi: Delikanlının babası, çocuğuna "yoksulluğu miras bırakmayacağını" söyler ve "bir köylünün kendi toprağı olmalı" fikrini dile getirir. Bu, yoksulluktan kurtulmanın ve bağımsız bir yaşam kurmanın temelini oluşturur. Gizli Su Kaynağı ve Ağa Baskısı: Baba, yayla yolundaki taşlı yamaçta bir su kaynağı olduğunu keşfeder ancak "suyun gözünü açmayacağım. Açarsam ağa, burada su var diye el koyar" diyerek feodal yapıdaki eşitsizlik ve mülkiyet endişesini dile getirir. Delikanlı da aynı endişeyle suyu devletten kiralamadan açmaz. Köroğlu Benzetmesi: Delikanlı, çalışkanlığı ve atikliğiyle efsanevi halk kahramanı Köroğlu'na benzetilir. Köroğlu'nun babasının öcünü almak için çalışması ve halkın kılıcı olması, delikanlının ailesi için verdiği mücadeleyle örtüşür. Köroğlu'nun kendisini "Köroğlu’yum kayaları yararım, Halkın kılıcıyım hakkı ararım, Bolu Beyi’nden de hesap sorarım" dizeleriyle tanıtması, bu benzetmeye güç katar. Devletten Toprak Kiralama ve Güvence: Delikanlı, tarlasını devletten kiralayarak "Artık bize ne ağa ne de başka biri karışamaz" diyerek yasal güvencenin önemini vurgular. Aile İçi Destek ve Ana-Oğul İlişkisi: Annenin oğluna yemek getirmesi ve kaygıları, oğlunun ise annesine karşı "Biz bize yeteriz" diyerek güven vermesi, aile bağlarının gücünü gösterir. Kurt Tehdidi ve Aile Koruması: Kurt, ailenin emekleriyle kurduğu yaşam alanına yönelik dışarıdan gelen bir tehdidi temsil eder. Kurdun ağıldaki hayvanları ve bebeği hedef alması, ailenin güvenliğini tehlikeye atar. Anne Tarafından Kurdun Kandırılması ve Kurdun Ahmaklığı: Annenin bebeği susturmak için "ağlamaya devam edersen, seni kurda veririm" demesi, kurdun bu sözlere "annesinin gerçekten bebeğini kendisine vereceğine inanmış" olması, kurdun zekası hakkındaki algıları yıkar. Delikanlı, kurda "Azıcık aklını kullansaydın, bir annenin çocuğunu ağlıyor diye kurda yem edeceğine inanmazdın. Değil insan, hiçbir hayvan annesi yavrusuna böyle bir ceza vermez" diyerek kurdun ahmaklığını vurgular. Kurdun Sonu ve Caydırıcılık: Delikanlı, ailesini ve çocuğunu korumak adına kurdu öldürür ve "Derisini yüzüp başka kurtlar gelmeye korksun diye taş duvarın üstüne asmış" ifadesiyle, gelecekteki potansiyel tehlikelere karşı caydırıcılık mesajı verir. 3. "Ayakkabı Tamircisi ile Zengin Komşu" Masalı Temaları ve Önemli Fikirler/Gerçekler Bu masal, mutluluk, zenginlik, yoksulluk, insan ilişkileri, müziğin ve sanatın değeri gibi karşıt kavramlar üzerine odaklanır. Geçmişte Giyecek Tüketimi ve Kaynak Bilinci: Geçmişte insanların giysilerini "yırtılana, iyice yıpranana dek giyermiş" olmaları, "ip eğirecek, kumaş dokuyacak makineler daha bulunmamış" olmasıyla açıklanır. Modern tüketim alışkanlıkları eleştirilerek "günümüzdeki gibi de döke saça giysi, ayakkabı kullanılmamalı. Çünkü bunların elde edilmesi için dünyanın kaynakları yeterli değil" mesajı verilir. Mutluluğun Kaynağı: Yoksul ayakkabı tamircisi "Geliri azmış, ama mutlu yaşıyormuş." Onun için "Türkülerini söyleyebilsin, hasta olmasın, sağlıklı yaşasın, şöyle bir kırlarda dolaşabilsin, ona yetiyormuş." Tamircinin etrafındaki insanlarla sohbet etmesi, türkü söylemesi ve balıklarını paylaşması, mutluluğun sosyal ilişkilerde ve manevi değerlerde olduğunu gösterir. Zenginliğin Mutsuzluğu: Zengin komşu, "Çok malı parası varmış ama mutsuz bir adammış." İnsanlara güvenmez, paralarını saymakla ve saklamakla vakit geçirir. "Çocukluğunda müzik eğitimi almamış, halk türkülerini öğrenmemiş... hiç türkü söylemezmiş." Okuma alışkanlığı da yoktur, bu yüzden can sıkıntısı çeker. Zengin adamın paranın her şeyi çözemediğini fark etmesi "Ne olurdu her şeyi satın alabilseydim. Uyku satın alabilseydim örneğin. (...) Mutluluk satın alabilirdim. Can sıkıntısı çekmezdim. Paranın çözemediği sorunlar da varmış meğer" sözleriyle vurgulanır. Sanatın ve Müziğin Değeri: Tamirciye göre "Müzik sanattır. Sanat güzelliktir." Zengin komşunun müziği "gereksiz bir saçmalık" olarak görmesi, onun hayattan zevk alamamasının ve mutsuzluğunun bir nedeni olarak gösterilir. Tamircinin türküsü "Gidin turnalar gidin Yârime selam edin Yârim uykuda ise Uykusun haram edin" zengin adamın uykusunu tamamen kaçırır, ancak bu zengin adamın ruh halini ve hayata bakış açısını gösterir. Sosyal İlişkilerin Önemi: Tamircinin arkadaşlarıyla sohbet etmesi, türküler söylemesi ve arkadaşının "Arkaşımı istiyorum. Ağız dolusu gülen, şakalar yapan, türküler söyleyen arkadaşımı istiyorum" demesi, dostluğun ve insan ilişkilerinin maddi varlıktan daha değerli olduğunu gösterir. Zengin adamın yalnızlığı ise bu durumun tam tersidir. "Kuş Sütü Eksik Sofrası" ve Yoksulun Tepkisi: Zengin adamın "Konuğunun gözlerini kamaştıracak bir sofra donatmış. Masada her tür yiyecek varmış. Hani derler ya, “Bir kuş sütü eksik,” dedirtecek türden bir sofraymış bu" ifadesi, zenginliğin göstergesidir. Ancak tamirci, "Bu sofrada yirmi kişi rahat doyar. Yalnız ikimiz mi yiyeceğiz?" diyerek israfa ve abartıya dikkat çeker. Paranın Mutluluğa Etkisi Üzerine Deney: Zengin adam, tamirciye yüz altın vererek onun mutluluğunu ve uykusunu etkileyip etkilemeyeceğini test etmek ister. Paranın Getirdiği Kaygı ve Uyku Kaçması: Yüz altını alan tamirci, parayı saklama telaşına düşer. "Küçücük dükkân. Her şeyim ortada. Bu kadifeden torba herkesin dikkatini çeker. Ya biri bu ne, diye elini atar da içinde altın olduğunu anlarsa?..." düşüncesiyle huzursuzlanır. Erik ağacının dibine gömer, sonra evdeki tahtanın altına saklar ama aklı hep altınlardadır. Geceleri "altınların çalınabileceğini düşünüyor, uykusu gelmiyormuş." Kabusunda "çok iri bir canavar, üstüne abanıyor, pençelerini uzatmış, sivri, uzun, keskin dişleriyle ‘Ver onu, ver onu! Yoksa yerim seni,’ diye bağırıyor, ağzından alevler çıkarıyormuş." Bu, paranın getirdiği korku ve kaygının somut bir ifadesidir. Mutluluğu Seçmek: Tamirci, paranın getirdiği kaygılar ve mutsuzluk karşısında yüz altını zengin komşusuna iade eder. "Bu paralar bende kalırsa çok şey satın alabilirim ama dostlarımı, uykumu, mutluluğumu yitiririm. Bunu anladım. Sana dönüşmek, senin gibi olmak istemiyorum" sözleriyle, gerçek mutluluğun maddi varlıkta değil, huzurda, dostlukta ve kendi özünde yattığını ifade eder. 4. Genel Çıkarımlar ve Ortak Mesajlar Her iki masal da, La Fontaine'in "insancıllık (hümanizm)" temasını yansıtarak, insan doğasının farklı yönlerini, değer yargılarını ve yaşam felsefelerini karşılaştırmalı olarak sunar. Çalışkanlık ve Emek: "Kurt ile Anne" masalında çalışarak yoksulluktan kurtulma ve bağımsızlık elde etme vurgulanırken, "Ayakkabı Tamircisi"nde ayakkabıcının el emeğiyle geçinmesi ve tembellikten uzak durma fikri mevcuttur. "İnsanlar aç kalmaz. Yeter ki tembellik etmesin, çalışsın" ifadesi bu temayı pekiştirir. Değerler ve Mutluluk: Her iki masalda da maddi varlığın ötesinde manevi değerlerin önemi vurgulanır. "Kurt ile Anne" masalında aile birliği, azim ve güvenlik, "Ayakkabı Tamircisi"nde ise dostluk, huzur, müzik ve kişisel tatmin mutluluğun anahtarı olarak gösterilir. Zeka ve Ahmaklık: Kurdun ahmaklığı üzerinden zeka ve düşünme yeteneğinin önemi işlenirken, zengin adamın paranın her şeyi satın alamayacağını geç de olsa anlaması, akıl ve sorgulamanın değerini ortaya koyar. Hümanizm ve Toplumsal Eleştiri: La Fontaine'in "insancıllık" teması, bu masallarda karakterlerin içsel dünyaları, motivasyonları ve toplumsal statüleri üzerinden belirginleşir. Zenginliğin getirdiği yalnızlık ve mutsuzluk, yoksulluğun getirdiği huzur ve toplumsal bağların gücü kıyaslanarak toplumsal değerlere eleştirel bir bakış açısı sunulur. Bu kaynaklar, hem La Fontaine'in masal anlatım geleneğini sürdürürken hem de Hasan Yiğit'in yayına hazırladığı bu versiyonunda güncel ve evrensel temaları okuyucuya aktarmaktadır. Özellikle çocuk edebiyatı kapsamında, ahlaki değerlerin ve yaşam derslerinin hikayeler aracılığıyla sunulması amaçlanmıştır. ... Devamını Oku