Sağlık Harcamalarını Artıran Faktörler: Türkiye Analizi Giriş Bu özet, Dr. Savaş Yılmaz'ın "Sağlık Harcamalarını Artıran Faktörler" adlı kitabından ve ilgili akademik kaynaklardan elde edilen bilgilere dayanarak Türkiye'deki sağlık harcamalarındaki ana temaları, belirleyicileri ve önemli bulguları kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Toplumların huzur ve mutluluğunun sağlanması, sağlıklı bireylerin varlığı ile doğrudan ilişkili olup, bu doğrultuda yapılan tüm harcamalar sağlık harcamalarını oluş turmaktadır. Sağlık harcamalarındaki artış, ülkelerin ekonomik politikalarının önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Sağlık Harcamalarının Tanımı ve Kapsamı Sağlık harcamaları, "toplumdaki bireyleri olası hastalıklardan korumak, hasta olanları iyileştirmek ve ihtiyacı olanları ise rehabilite etmek" amacıyla yapılan her türlü harcamayı ifade etmektedir. Bu geniş tanım, koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini kapsamaktadır. Sağlık Sektörünün Özellikleri ve Kamu Müdahalesi Sağlık hizmetleri, kendine özgü nitelikleri nedeniyle diğer sektörlerden ayrılmaktadır: Toplumsallık: Sağlık hizmetleri sadece bireyleri değil, tüm toplumu, sosyal hayatı ve çevreyi ilgilendirir. "Sağlık hizmetlerinden yararlanacak maddi gücü olmayan kişilerin tedavisi kamu tarafından karşılanmazsa, toplumdaki diğer insanların sağlığı da tehdit altına girer." Ertelenemez ve İkame Edilemez: Çoğu zaman hayati önem taşıdığı için ertelenemez ve alternatif mal veya hizmetlerle ikame edilemez. Arz ve Talebin Farklı Oluşumu: Sağlık hizmeti talebi öngörülemez ve düzensizdir. Arz ise emek ve bilgi yoğunluğu, sınırlı kapasite ve insani boyutu nedeniyle düşük esnekliğe sahiptir. Yarı Kamusal Mal: Sağlık hizmetleri, hem özel fayda sağlar hem de pozitif dışsallıklar yaratır. Özellikle koruyucu sağlık hizmetleri tam kamusal mal niteliğindedir. Dışsallık Özelliği: Bireysel sağlık hizmetlerinin tüketimi, toplum geneline olumlu veya olumsuz dışsal etkiler yaratabilir. Örneğin, aşılama gibi koruyucu hizmetler "sadece aşıyı olan bir tek kişinin hastalığa yakalanma riskini ortadan kaldırması yararından çok daha büyüktür." Asimetrik Bilgilendirme: Sağlık hizmeti veren uzmanlar ile hizmeti alan bireyler arasında önemli bir bilgi farkı bulunur. Bu durum "piyasa rekabetçiliği açısından aksaklıklara sebep olmaktadır." Belirsizlik Durumu: Hizmetin ne zaman, nerede, ne süreyle ve nasıl talep edileceği belirsizdir, bu da maliyet ve hizmet sunumu açısından belirsizliklere yol açar. Emek Yoğunluk: Sağlık sektörü, doktor, hemşire, eczacı, teknisyen gibi çok çeşitli insan gücünü içeren emek yoğun bir alandır. Kar Amacının Olmaması: Genellikle (özellikle kamu ve hayır kurumlarında) temel amaç karlılık değil, sosyal faydadır. Gerçek Maliyetlerin Bilinmemesi: Sağlık hizmetlerinin toplumsal faydaları, dışsallıkları ve ekonomik olmayan faydaları nedeniyle gerçek maliyetlerinin tam olarak belirlenmesi zordur. Bu özellikler, devletin sağlık hizmetlerine müdahalesini kaçınılmaz kılmaktadır. Kamu müdahalesinin başlıca gerekçeleri "piyasa başarısızlıklarının varlığı" ve "gelir eşitsizliğidir." Sağlık Hizmetlerinde Finansman Modelleri Ülkeler sağlık hizmetlerinin finansmanında farklı modeller uygulamaktadır: Beveridge Modeli: Vergilerle finanse edilen ve kamu eliyle tüm vatandaşlara ücretsiz sağlık hizmeti sunmayı amaçlayan sistemdir (İngiltere, İtalya, Norveç vb.). SSCB Örneğindeki Sosyalist Sağlık Sistemi Modeli: Devletin sağlık hizmetlerinin tüm aşamalarına hakim olduğu, bireylerden doğrudan ödeme talep edilmeyen sistem (Küba). Özel Sektör Ağırlıklı Serbest Piyasa Tipi Sağlık Sistemi Modeli: Özel sektörün ağırlıklı olduğu, sağlık giderlerinin bireysel veya sigorta şirketleri tarafından karşılandığı sistemdir (ABD). Bu sistem "bireyler için ciddi bir ekonomik gelir gerektirmektedir." Refah Yönelimli Karma Sağlık Sistemi (Bismarck Modeli): Sağlık harcamalarının bir kısmının devlet fonları, bir kısmının ise bireysel sigorta primleri üzerinden karşılandığı, zorunlu sağlık sigortası içeren sistemdir (Almanya, Fransa, Türkiye). Türkiye’de Sağlık Politikalarının Gelişimi ve Finansmanı Türkiye'de sağlık politikaları, Osmanlı döneminden günümüze kadar önemli değişimler geçirmiştir: Osmanlı İmparatorluğu Dönemi: "Darüşşifa"lar (hastaneler) vakıflar tarafından desteklenmiş, hastalar ücretsiz muayene edilmiş ve tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmıştır. Milli Mücadele Dönemi: Ağır savaş koşullarına rağmen Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kurulmuş, salgın hastalıklarla mücadele ve göçmen sorunları öncelikli hale gelmiştir. Cumhuriyet Sonrası (Atatürk Dönemi): "Milletimizi tam bir huzur içinde yaşatmak idealimiz olduğu gibi; onun sağlığına özen göstermek ve mevcudiyetimiz nispetinde, sosyal acılarına çare olmak, Hükümetimizin başlıca vazifesidir" ilkesiyle sağlık hizmetleri "milli bir ödev" olarak ele alınmıştır. Sağlık teşkilatı genişletilmiş, hekim ve sağlık memuru yetiştirilmesi hedeflenmiş, numune hastaneleri ve sanatoryumlar açılmıştır. 1938-1960 Dönemi: Sağlık sistemi merkezi hale getirilmiş, tüm sağlık kurumları Sağlık Bakanlığı'na devredilmiştir. 1945'te İşçi Sigortaları Kurumu kurulmuştur. 1961-1980 Dönemi: 1961 Anayasası ile "sosyal güvenlik ve sağlık hakkı" düzenlenerek devletin sorumluluğu vurgulanmıştır. Sağlık hizmetlerinin toplumsallaştırılması ve ücretsiz sunumu amaçlanmıştır. Kalkınma planlarında evrensel sağlık sigortası ilk kez gündeme gelmiştir. 1980-2002 Dönemi: Neo-liberal politikaların etkisiyle devletin sağlık üzerindeki rolü değişmeye başlamış, özel sektör teşvik edilmiştir. "Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu" ile ücretli sağlık hizmeti temeline dayalı politikalar oluşmuştur. 2002 Sonrası: Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP): 2003 yılında başlatılan SDP, "Herkese Sağlık" hedefiyle kapsamlı reformlar getirmiştir. Temel amaç, "yönetimi, verimliliği, kullanıcı ve sağlayıcı memnuniyetini ve uzun vadeli mali sürdürülebilirliği iyileştirerek sağlık sistemini daha verimli hale getirmekti." Ana Özellikleri: Sağlık Bakanlığı'nın planlama ve denetleme rolünün yeniden tanımlanması, tek bir sağlık hizmeti satın alma kurumu ve kamu hastaneleri birliği kurulması, "tüm nüfusu kapsayacak şekilde Genel Sağlık Sigortası’nın kurulması," aile hekimliği sistemine geçiş, özel yatırımların teşvik edilmesi. Eleştiriler: Doktorların çalışma koşullarının kötüleştiği, performansa dayalı ödeme planıyla ücretlerin düştüğü, hizmet sunumunda kar amaçlı hareket etmenin arttığı yönünde eleştiriler mevcuttur. Programın, erişimde evrenselliği tam olarak tesis edemediği ve bölgesel eşitsizliklere neden olduğu da belirtilmiştir. Şehir Hastaneleri: Kamu-özel ortaklığı (PPP) modeliyle inşa edilen şehir hastaneleri, yatak kalitesini artırmayı hedeflemekte, ancak finansal riskin esas olarak kamuya ait olması eleştirilere neden olmaktadır. Türkiye'deki Sağlık Harcamaları Verileri Toplam Sağlık Harcamaları: 2019 yılında bir önceki seneye göre %21,7 artışla 201 milyar 31 milyon TL'ye ulaşmıştır. Kamu ve Özel Sektör Payı: 1999'da kamu sağlık harcamaları toplamın %61,1'ini oluştururken, 2019'da bu oran yaklaşık %78'e yükselmiştir. Bu durum, "sağlık harcamalarının refah artırıcı rolü gereği siyaseten de bir politika aracı olarak kullanılması" etkili olmuştur. Kişi Başı Sağlık Harcamaları: 1999'da 79 TL iken, 2019'da 2.434 TL'ye ulaşmıştır. OECD ortalamasına göre Türkiye'deki makas daralmıştır. Cepten Yapılan Harcamalar: 1999'da %30,3 iken, 2019'da %16,7'ye düşmüştür. Bu durum, "bireylerin daha az parayla daha fazla sağlık hizmetinden yararlandığı anlamına gelmektedir." Sağlık Harcamalarının Belirleyicileri: Ampirik Analiz Yapılan ekonometrik analizde, Türkiye'deki kamu sağlık harcamalarının GSYH içindeki yıllık değişimi (%) üzerinde etkili olan faktörler incelenmiştir: Sağlık Fiyat Endeksi: Sağlık fiyat endeksindeki %1'lik artış, kamu sağlık harcamalarının yıllık değişimine ortalama %2,3 pozitif yönde katkı sağlamaktadır. Türkiye'de sağlık fiyat artışlarının genel fiyat artışlarının altında seyretmesi, kamu sağlık harcamalarının artış hızının azalmasına yol açtığı ve bunda kamusal karar süreçlerinin etkili olduğu belirtilmiştir. Yaş Grubu Nüfus Değişimleri:75+ yaş grubu nüfus yıllık değişimi (%): Bu gruptaki %1'lik artış, kamu sağlık harcamalarının GSYH içindeki oranının yıllık değişimini ortalama %9,3 negatif yönde etkilemektedir. 80+ yaş grubu nüfus yıllık değişimi (%): Bu gruptaki %1'lik artış, kamu sağlık harcamalarının GSYH içindeki oranının yıllık değişimine ortalama %2,69 pozitif yönde katkı sağlamaktadır. 85+ yaş grubu nüfus yıllık değişimi (%): Bu gruptaki %1'lik artış, kamu sağlık harcamalarının GSYH içindeki oranının yıllık değişimini ortalama %1,5 negatif yönde etkilemektedir. Analiz, yaşlanmanın sağlık harcamaları üzerindeki karmaşık etkisini ortaya koymaktadır. Özellikle 80 yaş üzeri nüfustaki artışın sağlık harcamalarını önemli ölçüde artırdığı, ancak 85+ yaş grubunda ölümle ilgili masrafların daha düşük olması nedeniyle azaltıcı bir etki gözlendiği belirtilmiştir. "Sağlıklı yaşlanmanın" bakım masraflarını düşürme ve yaşlı sağlık tedavi masraflarını azaltmada önemli olduğu vurgulanmıştır. Diğer Faktörler:Nüfus artışı, reel GSYH büyümesi, sağlık ürünleri ithalatı, kişi başına hastane yatak sayısı ve kişi başına hekim sayısı gibi değişkenler, modelde anlamlı çıkmamıştır. Ancak, gelir artışının kamu sağlık harcamalarını artırıcı bir unsur olduğu literatürde genel kabul görmektedir. Teknolojinin (ithal sağlık malzemeleri olarak) sağlık harcamalarına pozitif bir etkisi olduğu görülmüştür, ancak anlamlı değildir. Türkiye'nin teknoloji ithal eden bir ülke olması ve yaşlanan nüfusun hızlanması, bu etkiyi açıklayıcı bir unsur olarak değerlendirilebilir. SDP'nin etkisi analizde anlamlı çıkmamış ancak negatif yönlü etkisi olduğu görülmüştür. Bu durum, kamu sağlık harcamalarını kısıtlamaya yönelik Sağlık Uygulama Tebliği gibi mevzuatların etkisine bağlanmıştır. Sonuç ve Öneriler Türkiye'deki kamu sağlık harcamaları yıllar içinde artış göstermiş, ancak son yıllarda GSYH artışına kıyasla daha yavaş bir eğilim sergilemektedir. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri, "kamunun kısıtlayıcı kararları ile belirlenen sağlık fiyatlarının artışının düşük seyretmesidir." Analiz sonuçları, sağlık harcamalarındaki değişimde demografik faktörlerin, özellikle yaşlanmanın, en anlamlı belirleyici olduğunu göstermektedir. Özellikle 80 yaş üstü nüfustaki artışın kamu sağlık harcamalarını pozitif yönde etkilediği, ancak 85+ yaş grubunda bu etkinin azaldığı tespit edilmiştir. Bu bulgu, "önümüzdeki dönemde kamu sağlık harcamalarının önemli gündem maddesinin ‘sağlıklı yaşlanma’ konusu olacağını" göstermektedir. Kamu politikalarının bu alana odaklanması ve "80 yaş üzeri grup için özel politikalara yoğunlaşması" önerilmektedir. Ayrıca, göç kaynaklı sağlık harcamalarına ilişkin veri sistematiğinin geliştirilmesi, gelecekteki tahminler için önemli olacaktır. SDP gibi büyük politik dönüşümlerin, kamu sağlık harcamaları üzerindeki etkilerinin daha derinlemesine incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Genel Sağlık Sigortası'nın kapsamının genişlemesi, vatandaşların cepten yapılan sağlık harcamalarını önemli ölçüde azaltarak refah düzeyinde artışa katkı sağlamıştır. ... Devamını Oku