İvriz (Ereğli) şehrengizi şair Şeyh Cemali
Yazar:
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

Ereğli/İvriz Şehrengizi ve Cemâlî: Tarihi, Kültürel ve Edebî Bir Değerlendirme Kaynak: İVRİZ (EREĞLİ) ŞEHRENGİZİ ŞAİR ŞEYH CEMÂLÎ (Hazırlayanlar: Prof. Dr. Ali YILDIRIM, Öğr. Gör. Dr. Ünal YILDIRIM) – Hiperyayın, İstanbul, 2024. Bu brifing belgesi, Prof. Dr. Ali Yıldırım ve Öğr. Gör. Dr. Ünal Yıldırım tarafından hazırlanan "İvriz (Ereğli) Şehrengizi Şair Şeyh Cemâlî" adlı eserin temel temalarını, önemli fikirlerini ve öne çıkan gerçeklerini sunmaktadır. Çalışma, Divan edebiyatında "şehrengiz" g eleneğinin nadir örneklerinden biri olan ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde yer alan Şair Cemâlî'nin Ereğli hakkındaki mesnevisini merkezine almaktadır. 1. Temel Konu ve Eserin Önemi Bu çalışma, Konya iline bağlı Ereğli ilçesinin tarihi, kültürel ve manevi mirasını, özellikle de Şair Şeyh Cemâlî'nin İvriz suyu ve Ereğli üzerine yazdığı 196 beyitlik mesnevi üzerinden ele almaktadır. Eser, bu mesnevinin nadir bulunması ve sadece Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde yer alması nedeniyle Ereğli kültürü ve tarihi için büyük önem taşımaktadır. Mesnevi, Ereğli'nin "Medine vakfı" olmasıyla İvriz suyu arasında Hz. Peygamber'in mucizesine dayalı kutsiyet atfetmesi açısından benzersizdir. Şehrengiz Geleneği: Şehrengizler, Divan edebiyatında bir şehrin güzelleri ve güzelliklerinin anlatıldığı manzum eserlerdir. Genellikle mesnevi nazım şekliyle yazılırlar. Cemâlî'nin mesnevisi, klasik bir şehrengiz örneği olmasa da, bir şehrin güzelliklerini överek anlatması ve tarihi bilgiler içermesi nedeniyle bu kategoriye dahil edilmiştir. Ereğli'nin Kutsiyeti: Eserin temel vurgularından biri, Ereğli'nin Hz. Peygamber'in ağız suyu mucizesiyle ortaya çıktığına inanılan İvriz suyu sayesinde "Medine vakfı" statüsüne sahip olmasıdır. Bu durum, şehre manevi bir kutsiyet kazandırmaktadır. Kaynakta belirtildiği üzere: "Mesnevide Ereğli’nin Medine vakfı olması ilgisiyle İvriz suyu üzerinde Hz. Peygamber’in mucizesi söz konusu edilmektedir." 2. Şair Şeyh Cemâlî'nin Kimliği ve Dönemi Cemâlî hakkında tezkirelerde kayda rastlanmamakla birlikte, 17. yüzyılda yaşadığı düşünülmektedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde şiirine yer verilmesi ve "Şair Cemâlî" mahlasıyla anılması, Evliya Çelebi ile bizzat görüşmüş olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. Şiirin sonunda Sultan II. Osman'a övgüde bulunması da aynı dönemde yaşadığına işaret eder. Ereğli'de adına bir türbe bulunması ve "şeyh" olarak nitelenmesi, onun mutasavvıf bir şair olduğunu doğrulamaktadır. Saadettin Nüzhet Ergün de kendisinin 17. yüzyılda yaşamış mutasavvıf bir şair olduğu kanaatindedir. Önemli Bilgi: "Şairimizin 17. yüzyılda yaşadığı bilinmektedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde şiiri geçen ve sadece Şair Cemâlî olarak verilen mahlası dolayısıyla onun Evliya Çelebi ile bizzat görüşmüş olması mümkün gözükmektedir." 3. Ereğli'nin Tarihî ve Coğrafî Özellikleri Ereğli, tarih boyunca Hitit, Asur, Frig, Lidya, Pers, Roma ve Bizans İmparatorlukları gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Anadolu Selçukluları döneminde Türk idaresine girmiş ve Karamanoğlu Beyliği'nin ilk başkenti olmuştur. Osmanlı döneminde de önemini korumuş, Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Mustafa'nın burada boğdurulmasıyla acı bir tarihi olaya tanıklık etmiştir. Coğrafi olarak Konya ovasının güneydoğusunda, Toros dağlarının eteklerinde yer alır ve temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Özellikle elması ve beyaz kirazı meşhurdur. Hicaz yolu üzerinde bulunması nedeniyle birçok gezginin uğrak yeri olmuştur. Tarihî Dönemler: "Tarihte Hitit, Asur, Kimmer, Frig, Lidya, Pers, Roma ve Bizans İmparatorlukları gibi birçok uygarlığın hüküm sürdüğü Ereğli, Anadolu Selçukluları döneminde Türklerin idaresine girmiştir." Coğrafi ve Ekonomik Özellikler: "Coğrafi olarak Konya ovasının günaydoğusuna doğru uzanan geniş bir düzlüğe kurulan Ereğli, Toros dağlarının kuzey etekleri ile Karacadağ ve Hasan dağı ile çevrilmiştir. Ereğli halkının temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olmuştur. Bu bölgede yetişen özellikle elma ve beyaz kirazın şöhreti tüm Türkiye’ye yayılmıştır." 4. Ereğli'nin Medine Vakfı Olması Ereğli'nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, Osmanlı Devleti döneminde Medine-i Münevvere vakfı olarak kaydedilmiş olmasıdır. 1650-1651 tarihli kayıtlara göre, Ereğli'den toplanan vergilerin bir kısmı (yıllık ortalama 1100-1200 akçe) Medine'ye tahsis edilmiştir. Bu vakıfların kökeni Memlüklere kadar uzanmaktadır. Vakıf statüsü nedeniyle Karaman paşasının dahi Ereğli'nin işlerine müdahale edemediği belirtilmiştir. Vakıf Statüsü: "Ebü’l-feth Gâzî’nin yazdığına göre Ereğli, Karamân eyâletinde vergiden muaf Haremeyn-i Muhteremeyn (Mekke-Medine) vakfıdır." Tarihsel Derinlik: "Yine özellikle Konya ve Ereğli’de bulunan Haremeyn Vakıflarının büyük bir kısmı Memlükler döneminde, muhtemelen aynı yollarla Haremeyn Vakfına dönüştürülmüşlerdi." (İnce 2018; 218). 5. Seyahatnamelerde Ereğli Birçok Osmanlı seyyahı ve müellifi eserlerinde Ereğli'den bahsetmiştir. Bu kaynaklar, şehrin yeşilliği, su kaynaklarının bolluğu, önemli camileri (özellikle Ulu Cami ve Mimar Sinan eseri Rüstem Paşa Kervansarayı), hanları, çarşıları ve sosyal yaşantısı hakkında değerli bilgiler sunmaktadır. Özellikle İvriz'deki Hitit su anıtının Kâtip Çelebi tarafından ilk kez tanımlanması dikkat çekicidir. Seyyahların gözünden Ereğli: Bedrü’d-din İbn Raziyyi’d-din el-Gazzi (1518): Ereğli'yi "küçük bir şehir olup içinde bağları ve pek bol bahçeleri vardır" diye tasvir eder. Ulu Camii ve minaresinden bahseder. Kudbüddin Mekkî (1536/1557): Ereğli'yi "400 kadar evli, mâmur bir şehirdir" olarak niteler ve Kılıç Arslan tarafından yapıldığı belirtilen bir camiden bahseder. Abdurrahman Hibrî (1632): Ereğli'nin Karamanoğlu'na ait bir cami ve hanı olduğunu, Ekmekçizâde Ahmed Paşa'nın da bir han yapımına başladığını ancak tamamlayamadığını belirtir. Kadrî (1646): Ereğli'yi "bâğ ve bâhcelu bir hoş vâdi-i dilguşâdır" olarak tanımlar. "Şehr-i Ereğli cümle Medine-i Münevvere vakfıdır" ifadesini kullanır. Kâtip Çelebi (1648): Ereğli'nin "yirmi iki mahallesi", "dört cami" (Karamanoğlu İbrahim Bey ve Şihabeddin Maktûl'e ait), "iki hamâmı" olduğunu belirtir. Özellikle İvriz'deki Hitit kaya kabartmasını "Abriz nam karyenin emiri ve kebiri Ebrindos nam bir kâfir yiğidin şekli olmak üzere ol heykel bir elinde bir deste sünbüle ve bir elinde iki hûşe (salkım) engür (üzüm) suret-i nakş ve tasvir olunmuş" ifadeleriyle detaylıca tanımlar. Mehmed Edîb (1779): Ereğli'nin Karamanlıoğlu İbrahim Bey Camii ve Şihabeddin Maktûl'un türbe ve camii gibi ibadet mekanlarından, yirmi mahallesinden, iki hamamından ve çarşılarından bahseder. Doksan çeşit armudunun olduğu belirtilir. Mustafa Sanâ‘î: Ereğli'den "gayet latif menzil yeri" olarak bahseder, bağ ve bahçelerinin bolluğuna işaret eder. Mustafa el-Bosnavî: Ereğli arazilerinin Mekke vakfı olduğunu ve insanlarının ilim düşkünü olduğunu ifade eder. 6. Cemâlî'nin "İvriz/Ereğli Şehrengizi" Mesnevisi Şair Cemâlî'nin mesnevisi, 196 beyitten oluşur ve Evliya Çelebi tarafından kaydedilmiştir. Şiir, Hz. Peygamber'e salavat ile başlar ve ardından bir hikâye anlatır: Mucize Hikayesi: Hz. Peygamber'in ağız suyundan bir damlayı Hz. Ömer'e emanet etmesiyle başlar. Yıllar sonra Bizans İmparatoru Herkıl, Anadolu'daki kuraklık için Hz. Ömer'den yardım ister. Hz. Ömer, Peygamber'in ağız suyunu bir sandukaya koyup Anadolu'ya gönderir. Bu su, konulduğu her yerden fışkırır ve en sonunda mermer bir kayanın üzerine konulduğunda İvriz suyu ortaya çıkar. Bu mucizeyi gören Ereğli halkı Müslüman olur. Suyun Coşkunluğu ve Medine'ye Elçi Gönderilmesi: İvriz suyu o kadar coşar ki, Ereğli ovasını ve evleri sular altında bırakır. Halk krallarına şikayette bulunur ve ardından bu durumun nedenini öğrenmek için Medine'ye bir elçi gönderilir. Hz. Ali'nin Müdahalesi: Medine'de Hz. Ömer, Hz. Ali ve sahabe toplanır. Hz. Ali, gaiplerin sırrının kendisine malum olduğunu söyleyerek suya, kendi isimlerinin yazılı olduğu bir mektup yazılmasını önerir. Mektupta suyun sakinleşmesi istenir ve "İnsanlara faydalı olmak için zamanında ak; böylece mahşerde yüzün ak olsun" (122. beyit) denir. Suyun Sakinleşmesi ve Ereğli'nin Vakıf Olması: Elçi mektubu Herkıl'a getirir. Ahaliyle birlikte suyun başına gidilip mektup okunduğunda su sakinleşir. Bu olay üzerine Herkıl da İslamiyet'i kabul eder. Şiirde, suyun 366 ark şeklinde taksim edildiği belirtilir. Bereket ve Vakıflar: Şiirin sonunda Ereğli'nin cennet gibi olduğu, elma, armut, şeftali ve kayısısının meşhur olduğu anlatılır. Ereğli'nin ilk vakıf edenin Selçuklular olduğu, daha sonra Abbasiler zamanında vakfiyetin bozulduğu, Karaman beyliği ve Selim Şah tarafından yeniden fermanlar çıkarıldığı ve son olarak Sultan II. Osman'ın da buranın vakfiyetini onayladığı dile getirilir. Mesnevinin Yapısı: Şiir, farklı nazım vezinleriyle (Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün ve Mefâîlün Mefâ’îlün Fa’ûlün) yazılmıştır, bu da esere edebî bir çeşitlilik katmaktadır. Sembolik Anlam: Mesnevi, İvriz suyunun sadece fiziksel bir kaynak olmanın ötesinde, manevi bir kökene sahip olduğunu ve Ereğli'nin İslamiyet ile olan derin bağını vurgular. 7. Sonuç ve Değerlendirme "İvriz (Ereğli) Şehrengizi Şair Şeyh Cemâlî" adlı bu çalışma, Ereğli'nin zengin tarihi ve kültürel dokusunu, özellikle de İvriz suyu ile ilgili manevi anlatıları ve şehrin "Medine vakfı" statüsünü gözler önüne sermektedir. Şair Cemâlî'nin mesnevisi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi gibi önemli bir kaynağın derinlemesine incelenmesiyle gün yüzüne çıkarılan nadir bir edebî ve tarihî belgedir. Eser, kentlerin sadece fiziki yapılarını değil, kültürel ve manevi miraslarını da koruma ve tanıtmanın önemini vurgular. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!