Teknoloji yönetimi = Technology management
Yazar:
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

1. Dijital Vatandaşlık ve Bireysel Yetkinlikler Dijitalleşme çağında, "dijital vatandaşlık" kavramı giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu kavram, bireylerin internet ortamında etik ve evrensel kurallar çerçevesinde, her türlü tehlikenin farkında olarak hareket etmesini ifade eder (Aydın, 2015: 142). Ribble'a göre dijital vatandaşlık, teknolojinin uygun ve sorumlu kullanımı için bir normdur (Ribble, 2015: 15). Temel Boyutlar (Ribble'a göre): Dijital Erişim: Toplumdaki tüm bireylerin teknolo jik fırsatlardan eşit haklarla yararlanması anlamına gelir. Türkiye'de 2021 itibarıyla hanehalklarının %92'si internete erişime sahipken, 16-74 yaş arası bireylerde internet kullanım oranı %82,6'dır (TUIK, 2021). Dijital İletişim: Elektronik bilgi alışverişini kapsar. Pandemi döneminde internet üzerinden sesli/görüntülü aramaların (%90) ve sosyal medya kullanımının (%73,8) yüksek olduğu gözlemlenmiştir (TUIK, 2021). Dijital Okuryazarlık: Dijital teknolojiyi ne zaman ve nasıl kullanacağını bilme yeteneğidir. Bilginin eleştirel bir şekilde değerlendirilmesi ve doğruluğundan emin olunmayan bilgilerin kabul edilmemesi bu boyutun temelini oluşturur (Som-Vural, 2016: 19). Dijital Etik: Diğer dijital teknoloji kullanıcılarından beklenen davranış standartlarıdır. İnternet, görsel-işitsel medya ve yazılım gibi her türlü dijital aracın kullanımında uyulması gereken kuralları içerir (Som Vural, 2016: 17). Dijital Hukuk: Teknolojinin kullanımına ilişkin yasal haklar ve kısıtlamaları kapsar. Dijital suçlar, teknolojik gelişmelerle paralellik gösteren yasa dışı faaliyetlerin dijital ortamlarda da yer bulmasına neden olmaktadır (Ateş, 2019: 3). Dijital Haklar ve Sorumluluklar: Dijital dünyadaki ihtiyaçlar ve özgürlüklerdir. Bireylerin güvenli ve eşit erişim, düşüncelerini özgürce ifade etme hakları olduğu gibi, teknolojinin yasal ve etik kullanımına ilişkin sorumlulukları da vardır (Keser vd., 2018: 275). Dijital Sağlık: Dijital teknoloji dünyasında fiziksel ve psikolojik refahı ifade eder. Bilinçsiz teknoloji kullanımı, bilek yaralanmaları, göz yorgunluğu, omurga bozuklukları gibi fiziksel ve internet bağımlılığı, sosyal mesafe gibi psikolojik rahatsızlıklara yol açabilmektedir (Metin, 2021: 45). Dijital Güvenlik: Tüm teknoloji kullanıcılarının kişisel ve ağ güvenliklerini sağlamak için alması gereken önlemlerdir. Bireylerin bilgi güvenliğinden daha önemlisi, doğrudan bireylerin güvenliğini etkileyen kurumsal bilgi güvenliğidir (Vural ve Sağıroğlu, 2008: 509). Araştırma Bulguları (Meslek Yüksekokulu Öğrencileri Üzerine): Öğrencilerin "doğru kullanım", "çevrimiçi işlemler" ve "erişim" faktörleri ortalaması yüksek bulunmuştur (sırasıyla 4.40, 4.27, 4.09). Bu, özellikle Z kuşağı öğrencilerinin dijital araçları kullanmada zorluk çekmediğini düşündürmektedir. Dijital vatandaşlık algıları cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. İnterneti 1-3 saat kullanan katılımcıların sağlık boyutu algıları, 3-5 saat ve 6 saatten fazla kullananlara göre daha yüksektir. Bu, kısa süreli internet kullanımının dijital ekranların zararlarına karşı daha fazla farkındalıkla ilişkili olabileceğini göstermektedir. 2. Teknolojik İşsizlik Kaygısı ve Geleceğin İşgücü Piyasası Üretim teknolojilerindeki hızlı gelişim, tarım ve sanayi devrimlerinden bu yana her zamankinden daha hızlı ilerlemektedir. Dijitalleşme ile üretim yöntemleri radikal bir şekilde değişmekte, bilgi en önemli üretim faktörü haline gelmekte ve toplum sanayi toplumundan bilgi toplumuna dönüşmektedir. Bu durum, "teknolojik işsizlik kaygısı" gibi sosyal ve politik sorunlara zemin hazırlamaktadır. Post Dijital Ekosistem ve İşsizlik: Dijitalleşme, iş süreçlerinde benzeri görülmemiş değişikliklere neden olmakta ve üretim yöntemlerini değiştirmektedir. Bilgi, dijital ekonominin en önemli üretim faktörü haline gelirken, emek gibi diğer faktörlerin önemi azalmaktadır (Civelek, 2009). Otomasyon ve yapay zeka, üretimi daha verimli hale getirirken, gelecekte işsizlikte önemli artışlara yol açma potansiyeli taşımaktadır. Bu durum talep belirsizliğine ve "post dijital ekosistemin kısır döngüsüne" yol açabilir. Artan eşitsizlik, dijital bölünmenin ekonomik bölünmeyi tetiklediği post dijital ekosistemin önemli bir özelliğidir. Teknolojik İşsizlik Kavramı: Teknolojik işsizlik kaygısının kökleri Luddite hareketine, yani 18. yüzyıl sonundaki sanayi devrimiyle birlikte tekstil makinelerinin yok edilmesini amaçlayan İngiliz el dokumacılarının isyanına dayanmaktadır. Tarihsel olarak makineler yeni iş kolları yaratsa da, bu kaygı bugün hala mevcuttur. John Maynard Keynes, 1930'da "Teknoloji kaynaklı işsizlik" kavramını ortaya atmış ve geleceği "boş zamanlar çağı" olarak adlandırmıştır, çünkü gelecekte çalışmaya gerek kalmayacağını düşünmüştür (Keynes, 1931). "Teknolojik işsizlik kaygısı", teknolojinin getirdiği değişimler tarafından tetiklenen, çalışanlarda iş ile ilgili oluşan güvensizlik duygusudur. Bu durum, bireyler üzerinde stresi artırır, öz motivasyonu düşürür, işe bağlılığı ve performansı azaltır (Civelek & Pehlivanoğlu, 2020). Teknolojik İşsizlik Kaygısının Boyutları (Civelek ve Pehlivanoğlu, 2020): Teknik Beceri Eksikliği: Kişinin teknolojik gelişmeler nedeniyle kendini geliştiremeyeceği algısı ve yeni teknolojileri kullanmaktan rahatsız hissetmesidir. Mesleki bilginin yetersiz kalacağı, eğitimin gelecekteki ihtiyaçları karşılayamayacağı, internet ve akıllı telefonlarla barışık olmama gibi faktörler bu boyutu oluşturur. Sürekli Teknolojik Gelişmeler: Kişinin iş hayatının kısalacağı, görev tanımının olumsuz etkileneceği, iş süreçlerindeki değişimin mutsuzluk yaratacağı ve çalıştığı birimdeki çalışan sayısının azalacağı algısıdır. Yıkıcı Teknolojik Gelişmeler: Teknolojinin mesleğini tamamen ortadan kaldıracağı, kurumunun kapanmasına neden olabileceği, aldığı eğitimin geçersiz olacağı ve hayatının geri kalanını işsiz geçirebileceği endişesidir. Geleceğe Yönelik Tahminler ve Politikalar: 2030'lara kadar iş kaybının üç dalgada gerçekleşeceği tahmin edilmektedir: algoritma dalgası, büyütme dalgası ve özerklik dalgası (PwC, 2019). OECD (2019) tahminlerine göre, önümüzdeki 15-20 yılda mevcut işlerin %14'ü otomasyon sonucunda ortadan kalkabilir ve %32'sinin radikal bir şekilde değişmesi muhtemeldir. Türkiye'nin On Birinci Kalkınma Planı (2019-2023), dijitalleşmenin kurumsallaşması, işgücünün dijital dönüşüme adaptasyonu, genç ve kadın istihdamının desteklenmesi, göçmen entegrasyonu gibi hedefler belirlemiştir (T.C. Kalkınma Bakanlığı, 2018). Gelecekteki teknolojik değişimler nedeniyle bireylerin yetkinliklerini geliştirmek için "kendilerine yeniden yatırım yapmaları" gerekecektir. 3. Metaverse Evreni ve Y-Z Kuşağı yüzyılda dijitalleşmenin hızlanmasıyla blockchain teknolojisi hayatımıza girmiş ve bununla birlikte metaverse kavramı da önemli bir yenilik olarak öne çıkmıştır. Metaverse, kelime anlamıyla "sanal evren, çoklu evren, sanal yaşam" anlamına gelmekte ve blockchain üzerinde çalışan dijital bir dünya olarak ifade edilmektedir. Blockchain Teknolojisinin Evreleri: Blockchain 1.0 (2009): Bitcoin projesi ile dijital para kavramının oluşumu ve kayıt güvenliğinin artırılması. Blockchain 2.0 (2015): Ethereum projesi ile akıllı sözleşmelerin, merkeziyetsiz uygulamaların ve NFT (değeri değiştirilemeyen dijital varlık) kavramının ortaya çıkışı. NFT'ler, dijital varlıkların (resim, video vb.) blockchain üzerinde koleksiyon değerine dönüştürülmesini sağlar. Blockchain 3.0: Merkeziyetsiz finans (DeFi) projelerinin yaygınlaşması ve bankasız bir bankacılık modeli hedefi. Blockchain 4.0: Blockchain teknolojisi tabanlı iş modellerinin tüm yaşam alanlarına yayılmasıyla oluşan "Yeni Ekonomi" yaklaşımı. Metaverse ve Sunduğu Fırsatlar: Metaverse, merkeziyetsiz finans ve NFT kavramlarının video oyun sektörüyle kesiştiği bir dijital ekosistemdir. Kullanıcılar metaverse evrenlerinde kripto paralarla arazi alıp satabilir, e-ticaret yapabilir, kültür-sanat etkinlikleri, tanıtım günleri, mini oyunlar, dijital fuarlar, konferanslar düzenleyebilir. Metaverse, Web 1.0, Web 2.0, Web 3.0'ın bir arada kullanıldığı bir ekosistem olup, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve yapay zeka (AI) gibi teknolojileri içerir. Metaverse'i oluşturan yedi katman (Radoff, 2021): Teknik Altyapı, Arayüz, Merkeziyetsiz Yapı, Mekansal Hesaplama, İçerik Üretici Tabanlı Ekonomi, Keşifler, Kullanıcı Deneyimi. İçerik üreticileri, NFT'ler aracılığıyla platformlara bağlı kalmadan kendi içeriklerini üretebilir, satabilir ve fikri mülkiyet haklarını akıllı sözleşmelerle koruyabilirler. Büyük kurumsal firmalar (Samsung, J.P. Morgan) ve hatta devletler (Barbados'un büyükelçilik açması) metaverse evrenlerinde yerlerini almaktadır. Türkiye'den RE/MAX Türkiye de metaverse'de ofis açan ilk Türk firması olmuştur. Metaverse, kullanıcılara kişiselleştirilebilir avatarlar ve sanal mimari düzenlemelerle sınırsız bir kişiselleştirme imkanı sunar, bu da fütürizmi ön plana çıkarır. Y-Z Kuşağının Metaverse İlgisi: Yapılan araştırmalara göre, metaverse evrenine olan ilgi %54 oranında Y-Z kuşağı yaş grubunda (1980'den sonra doğanlar) yoğunlaşmaktadır. Bu ilginin %59'u çoğunlukla erkeklerden oluşan bir grup tarafından gösterilmektedir. Kripto paralara olan ilgi de Y kuşağında yoğunlaşırken (25-34 yaş), Z kuşağının bir kısmının metaverse'in daha çok oyun boyutuyla ilgilendiği düşünülmektedir. Ancak genel olarak, yaş gençleştikçe kripto para ve metaverse evrenine yönelen ilginin arttığı kabul edilmektedir. 4. Dijital Dönüşüm ve Sektörel Uygulamalar: Enerji Sektörü Örneği Dijitalleşme, günümüz iş dünyasının en önemli hedef konularından biri olup, şirketlerin rekabet gücü ve operasyonel verimliliği için kritik hale gelmiştir. Özellikle elektrik dağıtım şirketleri gibi sektörler için dijitalleşme, sadece bir tercih olmaktan çıkıp, dağıtım sistemlerini güvenilir ve etkin biçimde işletmek için bir zorunluluk haline gelmiştir. Dijital Olgunluk Kavramı: Dijitalleşme, organizasyonların bilişim ve veri yönetimi alanındaki teknolojik gelişmeleri altyapısal ve kültürel anlamda kendi yapılarına entegre etmesidir. Dijital olgunluk, bir kurumun veya şirketin giderek dijitalleşen bir ortamda etkin bir şekilde rekabet edecek şekilde dijital yetkinliklere sahip olduğunu gösteren bir kavramdır (MIT Business Review, 2020). Dijital olgunluk, şirketin stratejisini, işgücünü, kültürünü, teknolojisini ve organizasyon yapısını müşterilerin, çalışanların ve iş ortaklarının dijital beklentilerini karşılamak için değiştirerek yeni teknolojiyi uygulamanın ötesine geçirir. Dijitalleşmenin temel yapı taşları: veri (dijital bilgi), analitik (verinin kullanımı), bağlanabilirlik (dijital iletişim ağları). Elektrik Dağıtım Sektöründe Dijitalleşme: Enerji sektörü, büyük ölçekli bilgi teknolojilerini ilk benimseyen sektörler arasındadır. 1970'lerden itibaren elektrik şirketleri, şebeke operasyonlarını ve yönetimini kolaylaştırmak için BİT kullanmaya başlamıştır. Dağıtık üretim, depolama ve elektrikli araçlar gibi teknolojik gelişmeler, elektrik dağıtım şirketleri için dijitalleşmeyi kaçınılmaz kılmaktadır. Dijital dönüşüm, verimli, maliyeti düşük, sürdürülebilir ve esnek bir yapı elde etmek için elzemdir. Dijital olgunluk yolunda izlenmesi gereken adımlar: analitik modellerle üretim portföyü dengesi, hava durumuna bağlı üretim ve talep tahminleri, akıllı sayaçlar ve akıllı şebekeler, tüketici sorunlarının hızlı tespiti, kaçak ve kayıpların analitik modellerle azaltılması, talep tarafı katılımı, uzaktan kontrol ile akıllı evler. Dijital Olgunluk Seviyesi Ölçüm Modelleri: Google ve Boston Consulting Group (BCG), Deloitte, Forrester, McKinsey, Huawei (Open Digital Maturity Model), PwC gibi uluslararası firmalar ve kuruluşlar, şirketlerin dijital olgunluk seviyelerini ölçmek için modeller geliştirmiştir. Türkiye'de ise TÜBİSAD, Accenture ve TÜSİAD gibi kurumlar dijital dönüşüm endeksi çalışmaları yapmıştır. Türkiye'deki durum: Accenture'ın 2016 raporuna göre Türkiye'de finans sektörü %81 ile en dijital olgun sektörken, enerji sektörü %48 ile düşük seviyelerde yer almaktadır. Önerilen Kavramsal Model (Elektrik Dağıtım Şirketleri için): Hibrit (öz değerlendirme ve uzman değerlendirmesi) bir yaklaşım önerilmektedir. Modelin kategorileri arasında; Strateji, İnsan Kaynağı, Teknoloji, Operasyonlar, Müşteri Odaklılık, Siber Güvenlik ve Mevzuat bulunmaktadır. Enerji Verimliliğinin İzlenmesi ve Yönetilmesi: Enerji verimliliği, sürekli artan enerji tüketimine karşı en büyük panzehirdir. Temiz ve verimli enerji kullanımı, karbon emisyonunu azaltarak küresel ısınmayla mücadele için kaçınılmazdır. Enerji Verimliliği Süreci (4 aşamalı): Farkındalık oluşturma, İhtiyaç hissettirme, Talep oluşması, Dijitalleşme ile izleme ve yönetme. Türkiye'de Enerji Verimliliği Bilinci: Enerji Verimliliği Bilinç Endeksi raporuna göre Türkiye kamuoyunun bilgi düzeyi yüksek (177,9), ancak davranışa dönüşme düzeyi orta-alt seviyededir (137,5). İnsanları en çok harekete geçiren motivasyonun "faturaları azaltmak" olduğu tespit edilmiştir. Dijitalleşme, enerji verimliliği farkındalığını artırarak ve somut verilerle tasarruf potansiyelini göstererek davranışa dönüşümü hızlandırabilir. Dijitalleşme ile İzleme ve Yönetme: Sensörler ve sayaçlarla verilerin sürekli toplanması, yapay zeka algoritmalarıyla işlenmesi, görünmeyeni görünür kılar. Otonom kontrol ile enerji verimliliği kalıcı hale getirilebilir (IEA, Energy Efficiency and Digitalization). Dijitalleşme, birim ürün başına harcanan enerjinin veya kişi/m² başına enerji tüketiminin izlenerek toplam verimliliğe ulaşılmasını sağlar. 5. Dijital Dönüşüm Sürecinde Müşteri Deneyimi Sanayi 4.0 ile birlikte gelen teknolojik gelişim ve dijital dönüşüm süreçleri, işletmelerde müşteri odaklı yaklaşımları ve müşteri deneyimini yeniden şekillendirmektedir. Müşteri beklentileri, hız, verimlilik ve kişiselleştirilmiş hizmet talepleri doğrultusunda köklü bir değişim yaşamaktadır. Dijitalleşme ve Dijital Dönüşüm: Dijitalleşme, ürünün, hizmetin veya iş sürecinin dijital hale getirilmesi ve yeni iş modellerinin geliştirilmesi anlamına gelir. Dijital dönüşüm ise, dijital teknolojilerin ve yetkinliklerin bir araya gelerek değer oluşturması, yeni sürdürülebilir iş modelleri ve işletme süreçlerinin ortaya çıkarılmasıdır (Morakanyane vd., 2017: 430). Bu süreçler, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda önemli değişiklikler yaratmakta, iş ve meslek tanımlarını değiştirmektedir. Türkiye'de internet erişimi olan hanehalkı ve bireylerde internet kullanım oranı 2011'den 2021'e kadar %40'tan %80'in üzerine çıkarak ciddi bir gelişim göstermiştir (TUIK, 2021). E-devlet hizmetlerini kullanma oranı %58'e ulaşmıştır (TUIK, 2021). 16-74 yaş aralığında internet üzerinden mal/hizmet sipariş eden veya satın alan kişi sayısı 2011'de %12,3 iken 2021'de %44,3'e yükselmiştir (TUIK, 2021). Ekonomide Dijital Dönüşüm ve Sanayi 4.0: Sanayi 4.0, teknoloji ve değer zincirlerinin birleştiği kolektif bir bütün olup, sistem izlenebilirliğini, öz farkındalığı, sürdürülebilirliği, verimliliği, esnekliği, maliyet düşüşünü ve yeni iş modeli tasarımlarını sağlar (Kesayak, 2017). TİSK araştırmasına göre Sanayi 4.0, daha karmaşık ürünler, müşteri odaklı özel üretim, hammadde tasarrufu, kendi kendini organize edebilen üretim ve iş sağlığı güvenliğinde iyileşmeler sunar (TİSK, 2016: 37). Sanayi 4.0'ın etkileri dört ana süreçten oluşur: müşteri beklentileri değişimi, büyük veri ile ürün gelişimi ve varlık üretkenliği artışı, işbirlikçi inovasyon süreçleri ve yenilenen operasyonel modeller (Schwab, 2016: 62). İşletmelerde Dijital Dönüşüm ve Müşteri Deneyimi: Dijital dönüşüm, sadece iş modellerinin değil, organizasyonel yapıların, şirket kültürlerinin, çalışma koşullarının ve iş ahlakının da dönüşümünü kapsar (Henriette vd., 2016: 5-6). Dijital dönüşümün en önemli tetikleyicileri arasında dijital teknoloji/yetkinlik, stratejik karar, işletme yönetimi, rekabet avantajı ve müşteri memnuniyeti yer almaktadır (Klein, 2020: 30). Müşterilerin %80'i, bir şirketin sunduğu deneyimin ürünleri/hizmetleri kadar önemli olduğunu belirtmekte ve daha iyi bir deneyim için daha fazla ödeme yapmaya razı olmaktadır (Salesforceresearch, 2018: 9-22). Omni-Kanal Pazarlama: Omni-kanal pazarlama, birden fazla pazarlama kanalının eş zamanlı olarak bütünleşmesi, müşteri ile etkileşim halinde olunması ve kesintisiz kullanıcı deneyimi sunulması olarak tanımlanır (Kazançoğlu vd., 2017: 231). Bu yaklaşım, müşteriyle temasın ve etkileşimli süreç yönetiminin var olması, müşteri odaklı yaklaşım, kanalların birbiriyle entegrasyonu ve senkronizasyonu ile öne çıkar. Enerji sektöründe omni-kanal pazarlama, hızlı ön teklif alma, kampanya bilgileri, online bilgilendirme videoları, teknik destek, dijital satış artışı, müşteriyle bağ kurma ve operasyonel verimlilik gibi avantajlar sunabilir (Yılmaz, 2021: 16). PNM Resources (ABD) ve EDF Energy (Fransa) gibi firmalar, dijital kanalları ve akıllı ölçüm araçlarıyla müşteri deneyimini iyileştirme yolunda adımlar atmıştır. Türkiye'de de enerji sektöründe dijitalleşme ve ikili anlaşmaların dijital ortamda gerçekleştirilmesi, rekabet avantajı sağlayabilir (E-mevzuat, 2021). 6. İş Yerinde Akıllı Telefon Bağımlılığı ve Etkileri Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte, iş yerinde akıllı telefon bağımlılığı giderek artan ve hem çalışan sağlığını hem de iş performansını etkileyen önemli bir sorun haline gelmiştir. Türkiye'deki Durum: Digital 2019 in Turkey raporuna göre Türkiye'de nüfusun %72'si internet, %63'ü aktif sosyal medya ve %53'ü aktif mobil sosyal medya kullanıcısıdır (We are social, Hootsuite 2019). Yaklaşık 16 milyon çalışanın aktif mobil sosyal medya kullanıcısı olduğu tahmin edilmektedir (TUİK, 2021; Bayrak, 2019). Akıllı Telefon Bağımlılığının Etkileri: Bazı araştırmalar akıllı telefonların iş verimliliğini, iletişimi ve ekip çalışmasını artırdığını savunurken (Kossek ve Lautsch, 2012), diğerleri artan kaygı ve stres gibi olumsuz etkileri vurgular (Derks ve Bakker, 2014). Çalışanlar, işyerinde akıllı telefon bağımlılığının algılanan iş performansını ve işyeri sosyal sermayesini artırıyormuş gibi gösterse de, aslında performanslarının azaldığını deneyimlemektedirler. Olumlu algılanan etkiler: Artan iş performansı (iletişim hızı, verimlilik, hata payında azalma), işyeri sosyal sermayesinin güçlenmesi (iş arkadaşları ile ilişkilerin gelişmesi, "birlikteyiz" hissi, güven oluşumu). Olumsuz etkiler: FOMO (çevresindeki olayları kaçırma korkusu) kaygısı, geri çekilme, içe kapanma, kontrolsüz akıllı telefon kullanımı gibi bağımlılık semptomları. "Bir göreve beş dakika boyunca konsantre olamıyorum... iş verimliliğim önemli ölçüde azaldı. Daha da kötüsü, bu tür dikkat dağıtıcı şeyler yüzünden sık sık hatalar yaptım." (G. 13) İşle ilgili stres ve kaygı ne kadar yüksekse, akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki doğrudan etkisi o kadar fazladır. Akıllı telefon bağımlılığı ile işe bağlılık arasında önemli derecede negatif ilişki vardır. Psikolojik Öncüller: Dürüstlük: Sorumluluk, öz disiplin ve göreve bağlılık ile karakterize edilen dürüst çalışanların, işlerine bağlı kalmak için akıllı telefonlarına daha fazla bağımlı oldukları gözlemlenmiştir. Akıllı Telefon Öz Yeterliliği: Kişinin akıllı telefonu kullanma yeteneğine olan inancı. Yüksek öz yeterliliğe sahip çalışanların, akıllı telefonlarını iş yerinde daha fazla kullandıkları için bağımlılık geliştirme olasılıkları daha yüksektir. Öneriler: İş yerlerinde akıllı telefonların doğru kullanımına yönelik kılavuzlar hazırlanmalı ve bağımlılık düzeyine göre destek sağlanmalıdır. Çalışma yöntemleri çok fazla teknoloji etrafında dönmemeli, sosyal bağlantılar farklı yollarla oluşturulmalıdır (yoga, koşu, müzik kulübü vb.). Çalışanlar, dikkat dağıtıcı uyarıları kapatmaya ve mesajları kontrol etmek için belirli zaman dilimleri ayırmaya teşvik edilmelidir. Teknolojiden arındırılmış bölgeler oluşturulmalı, verimsiz ve bağımlılık yapıcı uygulamalar kaldırılmalıdır. Şirket çapında dijital kullanım politikaları oluşturularak kişisel cihaz kullanım sınırları belirlenmelidir. Yüksek riskli işler sırasında tüm akıllı telefonların kapatılması konusunda anlaşmaya varılmalıdır. Akıllı telefon bağımlılığı danışmanlığı sağlanmalı, telefonsuz molalar ve iletişim için sosyal faaliyetler teşvik edilmelidir. İşverenler, çalışanları odaklanma süresini artırmak için güçlendirmeli ve iş yerinde zihinsel ve fiziksel alanları geliştirerek dikkat dağınıklığını azaltmalıdır. 7. Dijital Dünyada Klanlaşma ve Yaşam Tarzı yüzyılda dijitalleşme ve klanlaşma, aynı madalyonun iki yüzü olarak değerlendirilmektedir. Teknolojik gelişmelerin insanların yaşam tarzları üzerinde köklü bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Dijitalleşme ile birlikte bireyselleşen ve yalnızlaşan insanlar, kendi ilgi alanlarına uygun gruplar halinde "klanlaşmaya" başlamışlardır. Dijitalleşme ve Yalnızlaşma: İnternetin yaygınlaşmasıyla ekonomik, kültürel ve sosyal yaşam hızla değişmiş, teknoloji ve dijitalleşme odaklı yeni bir paradigma oluşmuştur. Akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar gibi elektronik cihazlar, sanal tatminler sağlayarak kişilerin iletişim alışkanlıklarını tamamen değiştirmiştir. Sosyal medya ortamlarında sanal cemaatler üzerinden sosyalleşen bireyler, ev, iş yeri ve sosyal yaşam alanlarında yalnızlaşmıştır. Dijital yerliler olarak adlandırılan Z kuşağı, ağ odaklı ve bireysel perspektifli bir yaşam sürmektedir (Prensky, 2001). Klanlaşma Kavramı: Klanlaşma, Faith Popcorn tarafından 1980'lerde ortaya atılan bir trend olup, insanların daha küçük, daha dar tanımlanmış gruplarla (din, hobiler, kariyer, yemek tercihleri vb.) bir araya gelmeyi tercih etmesini ifade eder. Bu durum, kişinin kendi inanç sistemini doğrulaması ve parçalanmış bir dünyada aşinalık ve benlik duygusu bulması ihtiyacından doğmuştur. Harley's Women's Club gibi örnekler, ortak ilgi alanlarına sahip bireylerin oluşturduğu klanları göstermektedir. İnternet, insanların kimliklerini yeniden doğrulayan gruplar halinde "klan kurmalarına" izin vermiş ve çevrimiçi toplulukların çoğalmasına yol açmıştır. Tüketiciler, teknolojinin hızı ve bağlantı imkanları arttıkça, her zamankinden farklı olarak ayrı gruplar halinde toplanmaya başlamıştır. Markalar ve şirketler, bir kişinin "klanını" tanıyan, özel ve gruba yönelik tasarımlarla ürünler sunarak bu trende adapte olmaktadır. Yaşam Tarzı ve Tüketici Davranışları: Yaşam tarzı, bir toplumun veya grubun ayırt edici yaşam modelidir ve tüketicilerin satın alma ile tüketim şekilleriyle ilişkilidir (Lazer, 1963: 131). Yaşam tarzı araştırmaları, tüketicilerin faaliyetlerine (iş, hobi, sosyal etkinlikler), ilgilerine (aile, moda, yemek), fikirlerine (sosyal konular, siyaset, gelecek) ve değerlerine odaklanır. Dijitalleşmeyle gelen yalnızlık hissi klanlaşmayı doğurmuş, klanlaşma da yeni bir yaşam tarzı olarak ortaya çıkarak pazarlamacılara markalar için klanlar oluşturma ilhamı vermiştir. Gelecekte, klanlaşmanın daha sofistike ve küçük gruplar halinde devam edeceği, hatta dijital göçebelikle birlikte kendi değerlerini pekiştiren topluluklarda geçici evler yaratılabileceği öngörülmektedir. Tüketim karşıtı eğilimler (sadelik, çevre koruma, az varlık) de yaşam tarzlarının bir parçası olarak belirmektedir (Lee, 2019). Öneriler: Pazarlama uzmanlarının, dijitalleşmenin getirdiği yalnızlıkla oluşan klanları ve bu klanların yaşam tarzlarını yeni bir araştırma konusu olarak ele almaları gerekmektedir. Kavramsal çerçeveden yola çıkılarak, klanlaşmanın dikkatle ele alındığı yaşam tarzı boyutlarını içeren, tüketicilerin yaşam tarzlarını ortaya çıkarmak amaçlı kantitatif çalışmalar yapılması tavsiye edilmektedir. 8. Bilim ve Teknoloji Parklarının İnovatif İş Modeli Tasarımı Bilim ve Teknoloji Parkları (TBP), bulundukları ülkelerdeki yeni teknolojiye dayalı firmaları (YTDF) destekleyerek ekonomik büyümeye katkıda bulunmayı amaçlar. TBP'ler, bir hizmet firması gibi çalışarak çeşitli paydaşlara farklı değer önerileri sunar. TBP'lerin Paydaşları ve Değer Önerileri: Vatandaşlar: TBP'ler, sanayi sektörünü geliştirerek ülke ekonomisine ve refaha katkıda bulunur. Vatandaşlar vergileriyle TBP'leri finanse eder ve karşılığında refah artışı bekler. Siyasi Hükümet: Hükümetler, ülke kaynaklarını TBP'lere aktararak vatandaşların refahını artırmaya çalışır ve başarılı olduklarında halktan destek alır. Burada çoklu taraflı bir platform iş modeli mevcuttur. Yeni Teknolojiye Dayalı Firmalar (YTDF): TBP'lerin ana müşterisidir. YTDF'ler, TBP'lerden vergi teşviki, akademik bilgiye ve ekosisteme yakınlık gibi faydalar elde ederken, kira öder, patent ve ileri teknoloji geliştirirler. Üniversiteler: TBP'ler sayesinde üniversiteler, daha çok sözleşmeli işler ve sponsorlu araştırmalar yapabilir, genç yetenekleri çekebilir ve bilimsel araştırmalar için sermayeye erişim sağlayabilir. Yatırımcılar: TBP'ler, yatırımcılara kar elde edebilecekleri şirketler sunar. TBP'lerin Anahtar Aktiviteleri ve Değer Önerileri (YTDF'ler için): Anahtar Aktiviteler: Fiziksel yakınlık sağlama (kampüs yönetimi), bilgi transferi kolaylaştırıcılığı, bilgi üretimi kolaylaştırıcılığı, ilişki oluşturma kolaylaştırıcılığı, iş birlikleri oluşturma kolaylaştırıcılığı, yönetim desteği (strateji, pazarlama, finans, muhasebe, fikri mülkiyet, eğitim), finansman sağlama ve maliyet düşürme. Değer Önerileri: İnovasyon, Ticarileşme (akademik bilginin ticari ürünlere dönüşmesi ve markalaşma), Saygınlık (firmalara meşru ve saygın bir kurum olma sinyali verme). TBP İş Modelinde Aksayan Varsayımlar: Lineer İnovasyon Modeli Varsayımı: TBP'ler, bilginin üniversitelerden YTDF'lere sorunsuz geçeceği varsayımı üzerine kuruludur, ancak inovasyon karmaşık ve lineer olmayan bir süreçtir (Phillimore, 1999). Bilgi akışlarında sıkıntılar yaşanmaktadır. İş Birliklerinin Verimli Olacağı Varsayımı: TBP'lerde iş birliği uygulamalarının yetersiz olduğu ve YTDF'lerin iş birliği konusunda istekli olmadığı tespit edilmiştir (Kılıç & Ayvaz, 2011; Bezen & Balan, 2019). Bilgi gizliliği ve mahremiyet engelleri gibi sorunlar mevcuttur. İnovasyon ve Teknolojik Gelişimin Yeterliliği: Bazı çalışmalarda TBP'lerde yer alan ve almayan YTDF'ler arasında inovasyon çıktıları arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (Colombo & Delmastro, 2002). Türkiye'deki TBP'lerde inovatif üretimin henüz yeterli seviyelere ulaşmadığı iddia edilmektedir (Tunalı & Toprak, 2017). Yetenek, Eğitim ve Dokümantasyon Yeterlilikleri: TBP'nin kolaylaştırıcı faaliyetlerine rağmen YTDF'lerde bu alanlarda eksiklikler bulunmaktadır (Değerli & Tolon, 2016). Teknopark İstanbul Örneği: Türkiye'nin ilk "odaklı teknoparkı" olarak öne çıkan Teknopark İstanbul, 10. yılını kutlamaktadır. Ocak 2022 itibarıyla 408 şirket ve 7730 Ar-Ge personeliyle özellikle savunma sanayi teknolojileri alanında yenilikçi projeler geliştirmekte ve 212 girişimciye ev sahipliği yaptığı kuluçka merkeziyle yeni girişimcileri desteklemektedir. Türkiye'deki teknopark sayısı 2001'den 2022'ye 45 kat, firma sayısı 122 kat, personel sayısı ise 318 kat artmıştır. Toplam satış 145,7 Milyar TL, ihracat 6,9 Milyar $ seviyesindedir (T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2022). Sonuç ve Öneriler: TBP iş modelindeki aksaklıklar, anahtar aktiviteler ve değer önerileri bloklarında yoğunlaşmaktadır. İnovasyon amacı taşımayan YTDF'lerin TBP'lere alınmaması ve denetlenmesi önemlidir. İş birlikleri ve bilgi transferindeki sorunları çözmek için fiziksel yakınlığın yanı sıra farklı yöntemler denenmeli ve ilgili mevzuat önerileri kamu kurumlarıyla paylaşılmalıdır. Özellikle COVID-19 ile başlayan dönemde uzaktan iş birliği ve bilgi transferi yöntemleri geliştirilmelidir. Yetenek, eğitim ve dokümantasyon eksikliklerini gidermek için yönetim desteği faaliyetleri gözden geçirilmeli, farklı eğitim programları oluşturulmalı ve zorunlu tutulmalıdır. İş modeli kanvası, "Farz edelim (what if?)" ifadesiyle inovatif TBP iş modelleri geliştirmek için uygun bir araçtır. Müşteri (YTDF) ağrı ve kazanım noktalarının detaylı analizi yapılarak, inovatif çözümler geliştirilmelidir. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!