Giriş Edmondo De Amicis'in "Çocuk Kalbi" adlı eseri, ilk kez 1886 yılında yayımlanmış, dünya çocuk klasikleri arasında haklı bir yere sahip bir romandır. Başlık Yayınları tarafından Hasan Yiğit'in editörlüğü ve çevirmenliğiyle 2023 yılında Türkçe olarak yayımlanan bu eser, İtalya'da bir devlet okulunda okuyan dokuz-on üç yaş arası ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin bir ders yılı boyunca yaşadıkları olayları, Enrico adlı öğrencinin tuttuğu günlükler aracılığıyla anlatır. Roman, biçimsel açıdan g ünlüklerden oluşsa da, yazarın kendi çocuğuna günlük yazdırdığı ve bu günlükleri düzenleyip yayımladığı bilinmektedir. Ana Temalar 1. Vatanseverlik ve Ulusal Birlik Romanın belki de en önemli vurgusu, ulus birliğinin savunulması ve bu uğurda savaşılmasıdır. Kitabın yazıldığı yıllarda İtalya'da ulusal birlik kurma yolunda büyük çabalar harcanıyordu ve De Amicis, bu eserinde çocuklara yurtseverlik ve ulusal birlik anlayışı aşılamaya büyük önem vermiştir. Ulusal Birliğin Önemi: Öğretmen, Calabrialı öğrencinin sınıfa katılması vesilesiyle "Torino’da yaşayan bir Calabrialı çocuğun kendini evinde hissetmesi, bir Torinolu çocuğun da kendini Calabria’da huzurlu hissetmesi için İtalya tam elli yıl savaştı. Otuz bin İtalyan bunun gerçekleşmesi için canını verdi." diyerek ulusal birliğin fedakarlıklar sonucu elde edildiğini vurgular. Ayrıca, "Eğer içinizden biri ayrımcılık yapar ya da hakaret etmeye çalışırsa, bayrağımızın önünden utanarak geçmesi gerekir." ifadesiyle birliğe zarar veren davranışları kınamaktadır. Askerlere Saygı: Müdür, askeri geçit töreni sırasında Franti'nin askerlerle alay etmesine sert tepki göstererek, "Davranışlarına dikkat et küçük adam! Geçit töreninde, sıra hâlinde yoluna devam eden, ne cevap verme ne de kendini savunma şansı olmayan askerlerle dalga geçmek, eli kolu bağlı birine kötü söz söylemek, hakaret etmek gibidir. Bu alçaklıktan başka nedir?" der. Askerlerin vatanın koruyucuları olduğu ve onlar için canlarını feda edecekleri vurgulanır. Kral ve Liderlere Saygı: Kral Vittorio Emanuele'nin cenaze töreninin anlatıldığı bölümde, kralın ülkenin birleşmesi için yaptığı fedakarlıklar öne çıkarılır. Benzer şekilde, Garibaldi'nin İtalyan ulus birliğinin kurulması için harcadığı çabalar ve savaşlardaki kahramanlığı babanın mektubunda detaylandırılır. Babanın "Sen bu dünyadan göçsen bile çocukların, torunların, onların da çocukları onu tanıyacaklar. Her bir İtalyan onu hatırladıkça mutlu olup, onunla gurur duyacak." sözleri, ulusal kahramanların gelecek nesillere aktarılması gereken miraslar olduğunu belirtir. Vatan Sevgisi: Babanın mektubunda vatan sevgisi, "Ülkemi severim, çünkü annem ve babam burada doğup büyümüş. Çünkü annemin hüzünlendiği, babamın ise her fırsatta bizim için canını hiçe sayan askerleri anlattığı, ekmek yediğim, doğduğum ülke burası. Konuştuğum güzel dil, doğa, gördüğüm, yaşadığım her şey ama her şey ülkeme yani bana ait" cümleleriyle kişisel bir bağlamda açıklanır. Ayrıca, "Eğer savaştayken ölmekten korkarak, ülken için canın pahasına fedakârlıktan kaçarsan; kanımdan, canımdan olan seni artık sevemem ve bu acı durumdan dolayı dayanamam, ölürüm" diyerek vatan sevgisinin fedakarlık gerektiren boyutunu vurgular. 2. Erdem, Çalışkanlık ve Ahlaki Değerler Kitapta, erdem, çalışkanlık, dürüstlük, dostluk, sevgi, paylaşma gibi ortak kabul gören değerlere vurgu yapılır. Bu değerler etkili bir duygu ortamında örneklendirilir. Çalışkanlık ve Azim: Floransalı Küçük Yazıcı'nın öyküsü, babasına yardım etmek için geceleri ders çalışmasını ve uykusuzluğa rağmen ailesine destek olma azmini gösterir. Stardi'nin "odun kafalı" lakabıyla anılmasına rağmen azmi ve çalışkanlığıyla sınıf birincisi olması da çalışkanlığın ve sabrın önemini vurgular. Öğretmen, Stardi'ye madalyasını verirken "Bravo sana Stardi! Sadece sabredenler ve çalışanlar kazanabilir. Bunu bize göstermiş oldun" der. Enrico'nun kendi tembelliğini yenme kararı da bu tema altında işlenir: "Bendeki bu tembelliği; belki yorulacağım, üzüleceğim, belki de hasta olacağım ama bu tembelliği kesinlikle alt edeceğim. Her şeyimle çalışacağım." Dürüstlük ve Sorumluluk: Kartopu olayında Garrone'nin Garoffi'yi suçu üstlenmeye teşvik etmesi ve Garoffi'nin sonunda gerçeği itiraf etmesi, dürüstlüğün ve sorumluluk almanın değerini gösterir. Müdürün Garoffi'ye yönelik "Bu çocuğa kaba davranmanın hiç kimsenin hakkı yok," sözü, itirafın erdemini vurgular. Dostluk ve Yardımseverlik: Crossi'nin engeliyle alay eden Franti'ye karşı Garrone'nin onu koruması, "Nelli’ye bir daha kim dokunursa benimle başı derde girecek demektir. Öyle bir yumruk atarım ki neye uğradığını şaşırır, olduğu yerde üç kez döner!" sözleriyle dostluğun ve koruyuculuğun önemini ortaya koyar. Precossi'ye hediye edilen oyuncak tren, Enrico'nun arkadaşına karşı hissettiği empati ve paylaşma duygusunu sembolize eder. Empati ve İnsaniyet: "Gözleri Görmeyen Çocuklar" bölümünde, öğretmenin öğrencilerine görme engellilerin yaşadığı zorlukları anlatması, empati kurmanın ve farklılıklara saygı duymanın gerekliliğini vurgular. Votini'nin kör bir çocuğa yaptığı kibirli davranıştan sonra duyduğu utanç, empati eksikliğinin sonuçlarını gösterir. Annenin Enrico'ya yoksullara yardım etmenin önemiyle ilgili mektubu, "Allah seni ve sevdiklerini bağışlasın! Sana ve çocuklarına sağlık versin!" denildiğinde duyduğu iç huzuru aktararak yardımseverliği teşvik eder. Sabır ve Anlayış: Öğretmenlerin öğrencilere karşı gösterdiği sabır ve anlayış, özellikle Delcati Öğretmen'in çocuklara "anne ve babalık yapmak zorunda" kalması, mesleğin zorluklarını ve kutsallığını gösterir. 3. Aile Bağları ve Saygı Aile içinde sevgi, saygı ve dayanışma romanın önemli bir diğer temasıdır. Çocukların ailelerine karşı sorumlulukları ve aile büyüklerinin çocuklarına verdiği değerler sıkça işlenir. Anne Sevgisi ve Değeri: Babanın Enrico'ya yazdığı "Annemin Değeri" mektubu, anne sevgisinin kutsallığını ve annelere karşı gösterilmesi gereken saygıyı vurgular: "Sevgiler içinde en kutsalı anne sevgisidir. Her şeyin hakkı, herkesin hakkı ödenir ama annenin hakkını nasıl ödeyeceksin?" Annenin Marco'ya yazdığı mektuptaki "Umut" teması, sevginin ve iyi niyetin öbür dünyada karşılık bulacağına dair inancı güçlendirir. Baba Figürü ve Rehberlik: Babanın Enrico'ya yazdığı mektuplar, sadece bir ebeveyn olarak değil, aynı zamanda bir rehber ve akıl hocası olarak rolünü gösterir. Hem okulun önemi, hem vatan sevgisi, hem de insani değerler hakkında öğütler verir. Babanın Enrico'ya tren hediyesi olayında "Sen kalbini dinle evladım. Sana kalbin ne söylüyorsa onu yap," demesi, doğru kararlar vermesi için iç sesini dinlemesini teşvik eder. Kardeşlik İlişkileri: Enrico'nun kız kardeşi Silvia ile olan diyalogları ve Silvia'nın aylık öyküyü Enrico için temize çekmesi, kardeşler arasındaki sevgi ve dayanışmayı simgeler. Ailenin Rolü: Coretti'nin hasta annesine bakmak için gösterdiği fedakarlık ve babasının işyerinde yardım etmesi, aile içi sorumlulukların ve dayanışmanın genç yaşta edinilmesinin önemini gösterir. Precossi'nin babasının değişimi ve oğluna karşı duyduğu gurur, aile bağlarının yeniden güçlenmesinin bir örneğidir. 4. Toplumsal Duyarlılık ve Eşitsizlikler Roman, toplumdaki farklı sosyal sınıflardan gelen çocukların bir araya gelmesini ve aralarındaki dayanışmayı ele alırken, yoksulluk, işçi sınıfının zorlukları gibi toplumsal konulara da değinir. Sosyal Sınıflar Arası İlişkiler: Kitap, toplumu varlıklı kesimlerle emekçi kesimlerin oluşturduğunu vurgular. Yoksul çocuk işçilerin ve onların sıkıntılarının ayrıntılarıyla ele alınması, emekçi kesimlerin de rahat yaşamaya hakları olduğunu savunur. Carlo Nobis'in kömürcünün oğlu Betti'ye yönelik kibirli tavrı, toplumsal eşitsizliklerin ve önyargıların bir göstergesidir; ancak Bay Nobis'in bu duruma tepki göstermesi, sosyal adaletin önemine işaret eder. Yoksulluk ve Fedakarlık: Küçük Duvarcı'nın yaşadığı zorluklar, evin çatısındaki karanlık ve soğuk odada mum ışığında ders çalışmak zorunda kalması, yoksul çocukların eğitim alma çabalarını gözler önüne serer. Annenin Enrico'ya yazdığı mektup, yoksullara yardım etmenin sadece maddi bir eylem değil, aynı zamanda manevi bir sorumluluk olduğunu anlatır. İşçi Sınıfının Değeri: İşçilerin madalya töreninde toplumun değişik iş alanlarında başarılı olan işçilerin geniş geniş tanıtılması, emekçi sınıfın toplumdaki yerini ve değerini vurgular. Gece okulları, işçilerin eğitime olan heveslerini ve zorlu koşullara rağmen öğrenme çabalarını gösterir. Önemli Karakterler ve Fikirleri Enrico: Hikayenin anlatıcısı ve günlükleri tutan ana karakter. Olaylara gözlemci olarak yer alsa da, yaşadığı deneyimler ve ailesinden aldığı mektuplar aracılığıyla kişisel gelişimini yansıtır. Başlangıçta tembel ve isteksiz olsa da, arkadaşları ve ailesinden ilham alarak çalışkanlık ve fedakarlık gibi değerleri benimsemeye başlar. Garrone: Romandaki ana kahramanlardan biri olup sevgi, paylaşma, dostluk ve iyilik gibi değerleri temsil eder. Sınıfın en güçlüsü olmasına rağmen iyi kalplidir ve zorbaların kimseye kötülük yapmasına izin vermez. Nelli'yi koruması ve yardıma ihtiyacı olan arkadaşlarına cömert davranması onun bu özelliklerini gösterir. Annesinin vefatı sonrasında yaşadığı derin üzüntüye rağmen, metinde onun gücü ve karakteri vurgulanır. Coretti: Oduncu babasına yardım eden, çalışkan ve neşeli bir karakterdir. Hem iş hayatında hem de derslerinde gösterdiği azimle dikkat çeker. Babasıyla olan güçlü bağı ve madalya kazanması, onun değerlerini pekiştirir. Derossi: Sınıfın en başarılı ve zeki öğrencisi. Matematik, dilbilgisi, kompozisyon ve resim gibi derslerde birincidir. Zekasının yanı sıra, yardımsever ve olgun kişiliğiyle de öne çıkar. Crossi'ye destek olması ve arkadaşlarına karşı nazik davranması takdire şayandır. Stardi: Başlangıçta "odun kafalı" olarak anılsa da, azmi ve çalışkanlığı sayesinde en başarılı öğrencilerden biri haline gelir. Kitap okumayı çok sever ve küçük bir kütüphanesi vardır. Onun hikayesi, azmin ve kararlılığın başarıya giden yoldaki önemini gösterir. Precossi: Yoksul bir demircinin oğlu olan Precossi, babasının şiddetine maruz kalmasına rağmen dürüstlüğünü ve çalışkanlığını korur. Okuldaki başarısı ve madalya kazanması, zorlu koşullar altında bile ilerlemenin mümkün olduğunu gösterir. Babasının onun başarısıyla değişmesi, eğitimin ve çocukların etkileyici gücünü vurgular. Franti: Romanın "yaramaz" ve "saygısız" karakteri. Okuldan atılmasına rağmen davranışlarında bir değişiklik olmaması, kötü alışkanlıkların ve olumsuz etkilerin kişiliği nasıl olumsuz etkilediğini gösterir. Ancak annesinin onun için gösterdiği çaba, aile sevgisinin her şeye rağmen devam ettiğini ortaya koyar. Öğretmenler: Öğretmenler, çocuklara sadece bilgi aktaran kişiler değil, aynı zamanda onlara rehberlik eden, değerler aşılayan ve anne-baba şefkati gösteren figürlerdir. Perboni öğretmen, yeni öğretmen, Delcati öğretmen ve Kromy öğretmen gibi farklı karakterler, bu kutsal mesleğin fedakarlıklarını ve önemini vurgular. Babanın mektubunda öğretmenlere duyulan saygı, "Baba isminden sonra en kutsal isim 'öğretmen'dir," sözüyle özetlenir. Müdür: Okul müdürü, öğrencilere karşı hem otoriter hem de şefkatli bir figürdür. Oğlunu kaybetmenin acısını yaşasa da, öğrencilerine duyduğu sevgiyle görevine devam eder. Onun hikayesi, kişisel trajedilere rağmen sorumluluklarını yerine getirmenin önemini gösterir. Sonuç "Çocuk Kalbi" sadece bir çocuk romanı olmanın ötesinde, İtalyan toplumunun ulusal birlik arayışı, toplumsal değerleri ve ahlaki erdemleri çocukların gözünden işleyen zengin bir eserdir. Eserde yer alan karakterlerin farklılıkları, çocukların karşılaştığı zorluklar ve bu zorluklarla baş etme biçimleri, okuyucuya ders çıkarılabilecek pek çok mesaj sunmaktadır. Yazar, bu eser aracılığıyla genç nesillere vatan sevgisi, çalışkanlık, dürüstlük, dostluk ve aile değerleri gibi temel kavramları aşılamayı hedeflemiştir. Eserin evrenselliği ve güncelliği, onu dünya çocuk klasikleri arasında haklı bir yere taşımıştır. ... Devamını Oku