1. Kur'an'ın İnsana Genel Bakışı ve Engellilik Algısı Kur'an, insanı yaratılmışların en değerli, şerefli, üstün ve mükemmeli olarak sunar. Bu değer, insanın maddi ve fiziksel yapısından ziyade "manevî ve ruhsal yapısı" ile ilgilidir. Dolayısıyla insanların bedensel ve zihinsel açıdan sağlıklı veya engelli oluşları Kur'an açısından önemli değildir. "Her insan, insan olması sebebiyle değerlidir ve saygındır." Kur'an'ın bu bakış açısı, tarihte engellilere karşı var olan "kutsal ceza" şeklindeki bat ıl anlayışları ortadan kaldırır. Eser, Kur'an'da doğrudan "engelli" anlamına gelen bir kelimenin kullanılmadığını belirtir. Ancak "görme, işitme, konuşma, ortopedik ve zihinsel engelliler ile hastalar" gibi gruplardan söz edilmektedir. Bu kullanımların bir kısmı fiziksel, birçoğu ise mecazi anlamdadır. Ayrıca Kur'an, sosyal ve ekonomik statüleri nedeniyle toplumdan dışlanan "güçsüz, yetim, miskin, yolda kalmış ve yaşlı" gibi sosyal engelli bireylere de özel bir yer vermektedir. 2. Kur'an'da Farklı Engellilik Grupları ve Yaklaşımlar 2.1. Görme Engelliler Kur'an, engelli grupları içinde en çok görme engellilerden bahseder ve "a'mâ" ile "ekmeh" kelimelerini kullanır. Bu kullanımlar, görme engellileri onurlandırma, dini ve sosyal yaşamlarında kolaylıklar tanıma ve durum tespiti yapma bağlamındadır. Hz. İsa'nın mucizevi bir şekilde görme engellileri iyileştirmesi ve Hz. Yakup'un gözlerinin açılması gibi olaylar, tedavi olma yönüne de işaret eder. Onurlandırma ve Değer Verme: Abese Suresi'nin ilk 12 ayeti, Hz. Peygamber'in bilgilenmek için gelen görme engelli bir kişiyle ilgilenmemesi üzerine Allah tarafından uyarılmasıyla, tüm engellilere nasıl davranılması gerektiğini gösteren evrensel bir örnektir. "Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü, yüz çevirdi... Hayır böyle yapma, çünkü bu (Kur’an sureleri) bir öğüttür, dileyen ondan öğüt alır." (Abese 80/1-12) Bu olay, İslam'ın "şekil ve servetten, makam ve rütbeden ziyade insan onuruna ve kişiliğine değer veren bir din" olduğunu vurgular. Ayrıca engellilerin eğitiminde fırsat eşitliğinin gerekliliğine dikkat çeker. Sosyal Hayata Katılım ve Özgüven: Peygamber'in görme engelli sahabe İbn Ümmi Mektûm'u namazda yerine vekil bırakması, imamlık ve müezzinlik görevleri vermesi, savaşlara katılmasına izin vermesi gibi uygulamalar, engellilerin "yönetici olabileceğine", "üretken bireyler olabileceğine" ve "toplumsal hayatta etkin roller üstlenebileceğine" işaret eder. Bu durum, engellilerin "özgüven eksikliğini" gidermede önemli bir model sunar. Kolaylıklar ve Ruhsatlar: Kur'an, "Allah, insanlara din konusunda hiçbir güçlük yüklememiştir" (Hac 22/78) genel ilkesi doğrultusunda, görme engellilere dini görevlerde (savaş gibi) kolaylıklar tanır. Ancak bu, onları "tamamen sosyal hayat dışına itecek büsbütün onları sorumlu olmaktan uzaklaştıracak mahiyette değildir." Güç yetirebildikleri konularda sorumluluk üstlenmeleri teşvik edilir. Tedavi ve Moral: Hz. İsa ve Hz. Yakup olayları, görme engelliliğin tedavisi için alternatif yollar geliştirme ve "moralin iyi olmasının hastalıklarla başa çıkmada çok etkili olduğu" gerçeğini vurgular. 2.2. İşitme Engelliler İşitme engellilikten Kur'an'da görme engellilere göre daha az söz edilir. "Esamm" kelimesi ve çoğulu "summ" kullanılarak işitme engellilik ifade edilir. Kur'an'da işitme duyusunun, insanın sahip olduğu en önemli bilgi edinme vasıtalarından biri olarak ilk sırada yer alması, bilimsel bir gerçeğe (embriyolojik gelişim) işaret etmesi açısından anlamlıdır. İletişim ve Sadaka: Hz. Peygamber'in "sağır ve dilsizleri anlayıncaya kadar dinlemenin sadakaların kapılarını açacağını" belirtmesi ve Hz. Zekeriya'nın işaret diliyle hutbe vermesi, işitme engellilerle "işaret dili kullanarak sağlıklı iletişim kurulabileceğine" örnek teşkil eder. Bu, dinî irşad ve tebliğde onların dilini kullanmanın önemini gösterir. 2.3. Konuşma Engelliler Konuşma engellilik için Kur'an'da "ebkem" kelimesi kullanılır. Hz. Musa'nın konuşma problemi ve Hz. Zekeriya'nın işaret diliyle iletişim kurması, konuşma engellilerin yaşadığı zorlukları ve iletişim arayışlarını gösterir. İletişim ve Soyut Kavramlar: İşitme ve konuşma engellilerin soyut kavramları anlamasında zorluk çekmeleri, onların soyut dünyalarının gelişimini etkiler. Hz. Zekeriya örneği, bu gruplara ulaşmada "işaret dili" gibi iletişim araçlarının önemini vurgular. Dini eğitimde bu tür iletişim yöntemlerinin kullanılması elzemdir. Fiziksel ve Manevi Bağlantı: İşitme engellilik ile konuşma engelliliğin Kur'an'da genellikle birlikte anılması, pozitif bilimlerin de ortaya koyduğu "işitme engelliliğin konuşma engelliliği doğuracağı" gerçeğiyle örtüşür. 2.4. Ortopedik Engelliler Kur'an, "a'rac" kelimesiyle ortopedik engellilerden iki ayette bahseder. Bu ayetler, onlara dini ve sosyal yaşamlarında kolaylıklar tanıma amacındadır. Nur Suresi 61. ayetinin, cahiliye dönemindeki "engellilerle aynı sofrada yemek yememe" şeklindeki yanlış adeti düzelttiği ve "toplumun engellilere karşı olumsuz bir tavır içine girmemesi konusunda eğitildiği" yorumu öne çıkar. Özgüven ve Azim: Amr b. Cemuh gibi ortopedik engelli sahabelerin cihada katılma konusundaki azimleri, engellilerin "kendilerine özgüven duymaları ve etkin görevler üstlenebilmeleri noktasında önemli bir örnektir." 2.5. Zihinsel Engelliler Zihinsel engellilik, Kur'an'a göre "insanın sahip olduğu en değerli nimet olan akıl ve düşünce nimetinin kaybedilmesi" ile ortaya çıkan en büyük engeldir. Bu nedenle, bedensel engellilikten muafiyetler tanınırken, zihinsel yetersizlikten dolayı "bütün dinî sorumluluklardan muaf tutulurlar." Koruma ve İftira: Kur'an, zihinsel engelliliği "mecnûn" ve "sefîh" kelimeleriyle ifade eder. Bu kelimeler genellikle peygamberlere karşı yapılan iftira ve alaylarda kullanılır. Ancak iki ayette "koruma" bağlamında geçer. Bu ayetler, "zihinsel engelliliğin nedeni ile faydasına ve zararına olanı bilemeyen kimselerin haklarını korumaya yöneliktir." Hz. Peygamber'in zihinsel engelli bir sahabeye yönelik ticari ilişkilerdeki "üç günlük muhayyerlik hakkı" uygulaması, "pozitif ayrımcılık" olarak değerlendirilebilir. 2.6. Mecazi Anlamda Engelliler Kur'an, "gerçek engelliliğin fiziksel değil manevî olduğunu" ortaya koyarak engelliliğe farklı bir boyut getirir. Fiziksel yetersizlikleri bir eksiklik olarak görmezken, "insanın 'manevi bedenine' ait engellerle ilgilenir ve asıl özür olarak onları görür." Mecazi anlamdaki ayetlerin çokluğu, bu bakış açısını pekiştirir. Örneğin, Hac Suresi 22/46. ayetinde "Gözler kör olmaz; ancak göğüsler içindeki kalpler kör olur" ifadesi, "kalp körlüğünün" gerçek görme engellilik olduğunu vurgular. Bu anlamda kâfir, müşrik ve münafıklar, ilahi mesajı kabul etmeyenler "görmeyenler, işitmeyenler ve konuşmayanlar" olarak nitelendirilir. 2.7. Sosyal Anlamda Engelliler Kur'an, fiziksel engelliliğin yanı sıra "aile bağları, sosyal ve ekonomik statüleri nedeniyle toplumdan dışlanan" ve sosyal açıdan engelli kabul edilebilecek insanlardan da bahseder. "Güçsüz, yetim, miskin, yolcu ve yaşlı" gibi kavramlar bu grupları ifade eder. Kur'an, "bu insanların yaşadıkları bu olumsuz durumu düzeltme sorumluluğunu topluma yüklemektedir." 3. Kur'an'da Hastalıklar ve Teolojik Nedenleri Kur'an, hem bedensel hem de ruhsal hastalıklardan söz eder. "Marad" kelimesi her iki tür hastalığı ifade etmek için kullanılır. Bedensel hastalıklar, tedavi, imtihan, sabır ve kolaylık bildirme bağlamlarında ele alınır. Tedavi ve Sabır: Hz. Eyüp'ün hikayesi, uzun süren bir hastalıkla yaşamak zorunda olanlar için "Allah'tan ümidi kesmeden şifa yollarını arama" ve "sabır" konusunda önemli bir örnektir. Manevi Hastalıklar ve Stres: Kur'an, günümüzün hastalığı olan "stresi", "harec" ve "daykı sadr" kavramlarıyla ele alır. Bu rahatsızlığın çözüm adresi olarak "Allah'a inanma, ona tam bir teslimiyetle teslim olma, ilâhî adalete, ahirete ve kadere inanma, tevekkül ve sabırla kanaatkâr bir tutum içine girmeyi" gösterir. Allah'ın inananlara verdiği "sekinet" (iç huzur) ve "şerhı sadr" (göğsün genişlemesi), bu sıkıntıları kaldırma halini ifade eder. 3.1. Teolojik Açıdan Engelliliğin Nedenleri Engellilik gibi yaşamı zorlaştıran durumlar karşısında birey, "Neden bu olay başıma geldi?", "Neden ben?" gibi sorularla bir sorgulama içine girer. Kur'an'ın bu sorulara yanıtı, engelliliğin ya "insanların yaptıkları hata ve kusurların bir sonucu" ya da "insanın yeryüzündeki imtihanının bir parçası" olduğudur. İnsan Hatası ve Kusurları: Kur'an, insanların başına gelen olumsuz durumların çoğunu, "bizzat insanın özgür iradesi sonucu yaptığı yanlış tasarruflarına" bağlar. Örneğin trafik kazaları gibi önlenebilir engellilik nedenlerinde "insan ihmali ve hataları" önemli bir rol oynar. "Başınıza gelecek her felaket kendi ellerinizle yapıp-ettiklerinizin bir ürünü olacaktır" (Şura 42/30). İnsan İradesi Dışında Gelişen Sebepler (İmtihan): Bazı engellilik halleri, insanın iradesi dışında meydana gelir. Kur'an, bunları "imtihanın bir parçası" olarak değerlendirir. Dünya hayatının "insanın imtihanı" üzerine kurulu olduğunu (Mülk 67/2) vurgular. Ancak bu imtihanın, Allah'ın durup dururken gelişi güzel verdiği musibetler olarak değil, "tabii ve toplumsal hayat içine yerleştirilmiş nedensel olarak gelip bireylere ulaşan unsurlar olarak anlamak daha tutarlı" olduğu belirtilir. Bu durum, bireyin "ahlaki yeteneklerini ortaya çıkarmak" amacını taşır. İlahi Adalet ve Kötülük Problemi: Engellilik gibi acı ve ıstırap veren durumlar, "kötülük problemi" bağlamında ilahi adaletle ilişkilendirilir. İslam düşünürleri, bu tür olayların "ilahi hikmet" ve "kader" ile ilişkili olduğunu, şükre vesile, tedavi edici ve ibret verici faydalar sağladığını, hem dünyevi hem de uhrevi karşılıkları olduğunu savunmuşlardır. Özellikle sabır, bu imtihan sürecinde Allah'ın vaat ettiği cennet gibi büyük mükafatlarla bağlantılıdır. Nitekim bir kudsi hadiste: "Herhangi bir kulumu gözlerinden mahrum bırakmak suretiyle imtihana tabi tuttuğumda, sabrederse, gözlerine karşılık ona cenneti veririm." (Buhari, Merda, 7) buyrulmuştur. 4. Kur'an'dan Engellilere Tavsiyeler Kur'an, engellilik hali gibi zorlayıcı durumlarla başa çıkmada üç temel tavsiye sunar: Sabır ve Şükür: Engellilikle karşılaşan bireye, bu durumu kabul etme, üzüntü ve ıstıraba karşı "direnç gösterme" anlamında "sabır" önerilir. Sabır, insanın aceleci yapısını kontrol etmesini ve psikolojik dengesini korumasını sağlar. Şükür ise, "Allah'ın nimetinin etkisinin, kulu üzerinde övgü ve itiraf, kalbinde sevgi ve azalarında boyun eğme ve itaat olarak ortaya çıkmasıdır." Her türlü durumda nimetlerin farkında olmak ve Allah'a minnet duymak, engelli bireyin olumsuz durumun üstesinden gelmesine yardımcı olur. Dua: Dua, "kulun Allah'a sığınma ve yakarışını, Allah'ın yüceliği karşısında kulun güçsüzlüğünü itiraf etmesini" ifade eden, Allah ile kul arasında vasıtasız bir iletişimdir. Dua, engelli bireyin "yaşadığı olumsuz durumla başa çıkmada" ve "kişiliğini geliştirmede" en büyük yardımcıdır. Hz. Zekeriya ve Hz. Eyüp'ün dualarının kabul edilmesi örnekleri, duanın gücüne olan inancın önemini vurgular. Dua, aynı zamanda "psikolojik bir etki" yaratarak stresi azaltır, moral verir ve hatta "fizyolojik hastalıkları da iyileştirebilir." 5. Sonuç ve Öneriler Kur'an, engelliliği insan onuruna ve kişiliğine değer veren bir din anlayışı içinde ele alır, batıl inançları reddeder. Engellilere yönelik dini ve sosyal yaşamda kolaylıklar tanır, onları toplumsal hayattan tecrit etmeyi eleştirir. Engellilerin yönetici olabileceği, üretken bireyler olarak topluma katkı sağlayabileceği yönünde örnekler sunar. Toplumun engellilere karşı ayrımcı tutumunu düzeltmeyi ve empati geliştirmeyi hedefler. Engellilik nedenlerini insan hatası veya ilahi imtihan olarak açıklar, ancak imtihanın bir terbiye ve olgunlaşma süreci olduğunu vurgular. Engellilere bu zorlu süreçte sabır, şükür ve duayı temel başa çıkma stratejileri olarak tavsiye eder. Dr. Münir Tezcan'ın bu çalışması, engellilik olgusuna Kur'an'ın derinlikli ve kapsayıcı bakış açısını sunarak, günümüz toplumlarında engellilere yönelik farkındalığın artırılmasına ve daha kapsayıcı politikaların geliştirilmesine önemli bir katkı sağlamaktadır. Yazar, çalışmanın Kur'an eksenli olduğunu belirtmekle birlikte, bu alanda hadisler, fıkıh ve kültürel boyutlarla ilgili ayrı çalışmalar yapılması gerektiği yönünde de önemli öneriler sunmaktadır. ... Devamını Oku