Erken Cumhuriyet dönemi Türk kütüphanecilik tarihi
Yazar:Avcı, Müşerref
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

Konu: Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Kütüphanecilik Tarihi (1923-1940) Hazırlayan: Dr. Müşerref Avcı Tarih: 2025 1. Giriş ve Amaç Bu belge, Dr. Müşerref Avcı'nın "Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Kütüphanecilik Tarihi" adlı kitabından alınan bilgiler ışığında, 1923-1940 yılları arasındaki yaklaşık 20 yıllık süreçte Türkiye'deki kütüphanelerin ve kütüphanecilik faaliyetlerinin ana temalarını, önemli fikirlerini ve olgularını detaylı bir şekilde incelemektedir. Çalışma, kütüphanelerin Türk toplumunu n eğitim-kültür seviyesinin yükseltilmesine olan etkilerini ve bu süreçte Atatürk liderliğinde yürütülen reformları vurgulamaktadır. 2. Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Olgular 2.1. Osmanlı'dan Cumhuriyete Kütüphane Geleneği ve Dönüşüm Vakıf Temelli Gelenekten Devlet Kontrolüne Geçiş: Türk toplumunda kütüphane kurma geleneği Uygurlara kadar uzanır ve Selçuklu ile Osmanlı dönemlerinde cami, türbe, tekke gibi hayır kurumları içinde vakıflar yoluyla gelişmiştir. Ancak, Osmanlı'nın son dönemlerinde kütüphaneler işleyiş ve içerik olarak yetersiz kalmıştır. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte, kütüphaneler modern bir devletin inşasında, halkın bilgi ve kültür düzeyini artırmak amacıyla ele alınmış ve "modern ve evrensel bir kimlik" kazanmıştır. (Avcı, 2025, s. 10) Kanuni Alt Yapının Oluşumu: Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte, Türk kütüphaneciliğinin bugüne kadar gelen geleneğinin yasal altyapısının oluşmasında önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler arasında Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Kanun, Maarif Teşkilatına Dair Kanun, Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun ve Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu öne çıkmaktadır. Atatürk'ün Kütüphaneciliğe Verdiği Önem: Mustafa Kemal Atatürk, eğitimin ve kültürün toplum kalkınmasındaki öneminin farkında olarak, "Uygulamalı ve kapsamlı bir eğitim için yurdun önemli merkezlerinde çağdaş kütüphaneler kurulması gereklidir." (Avcı, 2025, s. 39) sözleriyle kütüphaneleri milli eğitim sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak görmüştür. TBMM açılış konuşmalarında kütüphanelerin önemine değinmiş, hatta Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde dahi Maarif Şurası'nı toplayarak eğitim meselelerini gündeme almıştır. 2.2. Yasal Düzenlemeler ve Etkileri Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924): Bu kanunla eğitim ve öğretim Maarif Vekâleti'nin elinde toplanarak birlik sağlanmış ve kütüphaneler de bu bakanlığa bağlanmıştır. Böylece kütüphaneler, vakıf tüzel kişiliğinden çıkarılarak "devlet malı haline gelerek düzenli bütçe, personel ve yasal desteğe kavuşmuşlardır." (Avcı, 2025, s. 41) Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Kanun (30 Kasım 1925): Bu kanunla kapatılan tekke, zaviye ve türbelerin bünyesinde bulunan değerli yazma ve nadir eserler koruma altına alınarak Maarif Vekâleti'ne bağlı kütüphanelere, özellikle Süleymaniye Kütüphanesi'ne aktarılmıştır. Bu sayede Osmanlı'dan kalan kültürel mirasın gelecek nesillere ulaştırılması hedeflenmiştir. Maarif Teşkilatına Dair Kanun (20 Mart 1926): Kanun'un 24. maddesi ile kütüphanelerin bina ve teşkilat yönünden Maarif Vekâleti'nin hazırladığı projelere göre modern mimari anlayışla inşa edilmesi hükme bağlanmıştır. Bu durum, kütüphane personel kadrosu, maaşı, binası ve koleksiyonu gibi konularda standardizasyon sağlamayı amaçlamıştır. Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun (1 Kasım 1928): Harf Devrimi, Türk eğitim, kültür ve yayın yaşamı ile birlikte kütüphaneler için de önemli bir dönüm noktası olmuştur. Devrimin temel amacı "yaklaşık %90’ı okuma-yazma bilmeyen Türk halkını kısa sürede okur-yazar yapmaktır." (Avcı, 2025, s. 54) Bu devrimle kütüphaneler, Latin harfleriyle yazılan/basılan eserler vasıtasıyla halkın bilinçlendirilmesi ve kültür seviyesinin yükseltilmesi görevini üstlenmiştir. Ayrıca, yayın üretiminin artması Milli Kütüphane ihtiyacını da gündeme getirmiştir. Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu (21 Haziran 1934): Bizzat Atatürk'ün direktifiyle hazırlanan bu kanun, Türkiye'de yayımlanan her türlü yayının derlenmesi, muhafaza edilmesi ve kullanıcılara sunulmasını amaçlamıştır. Bu kanunla birlikte Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü kurulmuş ve "Türkiye Bibliyografyası"nın yayınlanmasına başlanmıştır. Bu sayede ulusal bilgi birikimi kayıt altına alınmıştır. 2.3. Türk ve Yabancı Bilim İnsanlarının Katkıları Türk Bilim İnsanları:Celal Esat Arseven: "Notlar ve Kütübhanelere Dair Usul-ü Tasnif" adlı eseriyle kataloglama ve sınıflama konularında ayrıntılı bilgiler sunarak kütüphane personeline rehberlik etmiştir. Atatürk'ün şahsi kütüphanesini düzenlemede de bu eserden faydalanılmıştır. Hamit Zübeyr Koşay: Maarif Vekâleti Hars Dairesi Kütüphaneler Umum Müfettişi olarak görev yapmış, 1925 tarihli "Kütüphanelere Dair" raporuyla Türk kütüphanecilik eğitiminin ilk raporunu hazırlamıştır. Raporlarında Milli Kütüphane'nin kurulması, kütüphaneci yetiştirilmesi ve yazma eserlerin korunması gibi önemli önerilerde bulunmuştur. Koşay'ın girişimleriyle İstanbul Darülfünunu'nda ilk kütüphanecilik kursu açılmıştır. Yabancı Bilim İnsanları:John Dewey: Amerikalı eğitimci Dewey, 1924'te Türkiye'ye gelerek "Türkiye Maarifi Hakkında Rapor" hazırlamış ve "okul ve gezici kütüphaneler" (Avcı, 2025, s. 70) kurulmasını, kütüphanecilik eğitimi için yurt dışına öğrenci gönderilmesini önermiştir. Beryl Parker: 1930-1931 yıllarında Türkiye'ye gelen Parker, "Türkiye'de İlk Tahsil Hakkında Rapor"unda ilkokul kütüphanelerinin önemini vurgulamış ve kütüphanelerin diğer kültür kurumlarıyla bağlantılı olması gerektiğini belirtmiştir. Albert Malche: 1932'de İstanbul Darülfünunu'nu incelemek üzere davet edilen Malche, "İstanbul Üniversitesi Hakkında Rapor"unda kütüphanelerin mevcut durumunu analiz etmiş ve modern kütüphanecilik usullerinin kullanılması, çalışma saatlerinin uzatılması, kitap ödünç verilmesi gibi önerilerde bulunmuştur. Atatürk, bu raporu dikkatle incelemiş ve notlar almıştır. Hellmut Ritter: Alman doğu bilgini Ritter, 1926-1948 yılları arasında Türkiye'de bulunmuş ve "İstanbul Kütüphanelerinin Islahı İçin Umumî Bir Plan" raporunu hazırlamıştır. Raporunda kütüphanelerin sınıflandırılması, personel eğitimi ve kütüphaneler arası iş birliği konularına değinmiştir. Joseph Stummvoll: 1930'lu yıllarda Ankara'da Yüksek Ziraat Enstitüsü Kütüphanesini kurmak üzere Almanya'dan davet edilen Stummvoll, kütüphanenin planlanmasında Alman kütüphanecilik tekniklerini örnek almıştır. Ayrıca "Yeni Türkiye’de Kütüphanecilik" adlı makalesinde Türkiye'deki kütüphaneler hakkında önemli istatistiki bilgiler sunmuştur. 2.4. Kütüphanecilik Eğitimi ve Yurt Dışı Öğrenci Gönderimi Öncü Kütüphaneciler: Osmanlı döneminden itibaren başlayan yurt dışına öğrenci gönderme uygulaması, Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Kütüphanecilik eğitimi için yurt dışına gönderilen ilk öğrencilerden Hasan Fehmi Ethem Karatay ve Adnan Ötüken, yurda döndükten sonra kütüphanecilik kursları düzenleyerek ve eserler yayımlayarak Türk kütüphaneciliğinin modern anlamda gelişmesine büyük katkı sağlamışlardır. Karatay, ilk kütüphanecilik kursunu açmış ve Melvil Dewey'in Onlu Sınıflama Sistemi'ni Türkiye'de uygulamıştır. Ötüken ise Milli Kütüphane'nin kurucusu olarak tarihe geçmiştir. 2.5. Yeni Açılan Kütüphane Türleri ve Faaliyetleri TBMM Kütüphanesi: Osmanlı Mebusan Meclisi'nden intikal eden kitaplarla 1922'de Ankara'da kurulan TBMM Kütüphanesi, meclis çalışmalarına hizmet veren önemli bir ihtisas kütüphanesi olmuştur. Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü Kütüphanesi: 1930'lu yıllarda Alman kütüphanecilik teknikleriyle kurulan bu kütüphane, Ankara'da açılan ilk modern üniversite kütüphanelerinden biri olmuştur. Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Türk Dil Kurumu (TDK) Kütüphaneleri: Atatürk'ün direktifleriyle kurulan bu ihtisas kütüphaneleri, Türk tarihi ve dili alanındaki araştırmalara temel teşkil etmiş, koleksiyonları bağış ve satın almalarla zenginleştirilmiştir. Türk Ocakları Kütüphaneleri: Osmanlı'nın son dönemlerinde kurulan ve 1931'e kadar varlığını sürdüren Türk ocakları, şubelerinde kütüphaneler ve okuma salonları açarak kültürel faaliyetlere önemli katkı sağlamıştır. "Türk ocağında doğan çocuk kütüphanesi kurma fikri, Türkiye'deki ilk çocuk kütüphanesinin 1925 yılında Akhisar Türk Ocağında kurulmasına neden olmuştur." (Avcı, 2025, s. 132) Halkevi Kütüphaneleri: Türk ocaklarının kapatılmasının ardından 1932'de kurulan halkevleri, Cumhuriyet'in temel ilkelerini halka yaymak ve okur-yazar oranını artırmak amacıyla kütüphane ve yayıncılık faaliyetlerine özel önem vermiştir. Halkevi Talimatnamesi'ne göre, her Halkevinin kurulması için Kütüphane ve Neşriyat Şubesi'nin bulunması zorunlu tutulmuştur. Bu kütüphaneler, halkın bilgi ve kültür seviyesini yükseltmede önemli bir araç olmuş, 1932'den 1938'e kadar kitap sayısı bin kat, kullanıcı sayısı ise 13 kat artmıştır. (Avcı, 2025, s. 147) 2.6. Sosyo-Kültürel Yapıya Katkısı Okur-Yazar Oranının Artırılması: Cumhuriyetin ilk nüfus sayımında (1927) %8,16 olan okur-yazar oranı, Halkevleri gibi yaygın eğitim kurumlarının çabalarıyla 13 yıl içinde %20,5'e yükselmiştir. Bu durum, kütüphanelerin halkı bilinçlendirme ve okuma alışkanlığı kazandırma misyonunda başarılı olduğunu göstermektedir. Bilginin Toplumsallaşması: Kütüphaneler, eski yazma eserlerin korunması ve yeni harflerle basılan eserlerin halka ulaştırılması yoluyla bilginin toplumsallaşmasına katkıda bulunmuştur. Halkevleri, özellikle kırsal kesimlerdeki insanları kitaba ve okumaya teşvik ederek toplumsal gelişime öncülük etmiştir. Modernleşme ve Batılılaşma: Kütüphaneler, modern yönetim ve işleyiş prensiplerini benimseyerek, Batı'daki örneklerine uygun bir şekilde yapılanmıştır. Yabancı uzman raporları ve yurt dışına gönderilen öğrenciler aracılığıyla modern kütüphanecilik esasları Türkiye'ye taşınmıştır. 3. Sonuç Erken Cumhuriyet Dönemi (1923-1940), Türk kütüphanecilik tarihi açısından bir "dönüşüm ve gelişim" sürecini ifade etmektedir. Osmanlı'dan devralınan vakıf temelli, dağınık ve sınırlı kullanıma sahip kütüphane yapısı, Atatürk'ün liderliğinde "milli, laik ve çağdaş" bir eğitim ve kültür politikası çerçevesinde devlet kontrolüne alınmış ve yeniden yapılandırılmıştır. Bu dönemde çıkarılan kanunlar (Tevhid-i Tedrisat, Harf Devrimi, Derleme Kanunu vb.), kütüphanelerin yasal altyapısını oluşturmuş ve onları milli eğitim sisteminin ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir. Türk ve yabancı uzmanların hazırladığı raporlar, kütüphanecilik alanındaki eksiklikleri tespit ederek modernleşme çabalarına yön vermiştir. Yurt dışına gönderilen öğrenciler, modern kütüphanecilik tekniklerini ülkeye taşıyarak yeni bir meslek dalının temellerini atmıştır. Özellikle Halkevi kütüphaneleri, bu dönemin en işlevsel kütüphane türü olarak öne çıkmıştır. Halkın okur-yazar oranını artırma, milli bilinci yaygınlaştırma ve inkılapları halka benimsetme misyonunu üstlenen Halkevleri, kısa sürede büyük bir başarı elde etmiştir. Dönemin istatistikleri, okur-yazar nüfusun kütüphaneleri günümüzden çok daha aktif kullandığını açıkça göstermektedir. Milli Kütüphane'nin bu dönemde kurulamaması önemli bir eksiklik olarak kalsa da, genel olarak Erken Cumhuriyet Dönemi'ndeki kütüphanecilik faaliyetleri, Türk milletinin kültürel düzeyini yükseltmede, okur-yazarlık oranını artırmada ve modern bir toplum yaratma hedefine ulaşmada "önemli bir aracı kurum" (Avcı, 2025, s. 187) olarak değerlendirilebilir. Bu dönemde atılan planlı ve sistemli adımlar, Türkiye'de kütüphaneciliğin bugünkü sağlam temellerini oluşturmuştur. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!