Eğitimde kuramsal ve uygulamalı akademik araştırmalar
Yazar:
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

1. Eğitimde Güncel Yaklaşımlar ve Yöntemler 1.1. Yapılandırmacı Yaklaşım ve Öğrenci Merkezlilik Eğitimde hedeflenen temel değişim, bilginin aktarılmasından öte, bilginin üretildiği, işlevsel olarak kullanıldığı, problem çözüldüğü, eleştirel düşünüldüğü ve girişimci bireyler yetiştirildiği bir modele geçiştir. 2018 Coğrafya Dersi Öğretim Programı (CDÖP), yapılandırmacı yaklaşıma dayanan, öğrencinin merkezde olduğu, ders içerisinde etkinliklerle aktif olarak bilgiye ulaştığı bir öğretimdir. Bu yak laşım, öğrencilerin öğrenme motivasyonunu artırmakta ve kalıcı öğrenmeler sağlamaktadır. 1.2. Oyun Temelli Öğretim Oyun temelli öğretim, öğrenme motivasyonunu ve katılımı artıran etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Özellikle deneyimlenerek öğrenilmesi gereken konularda uzun süredir başvurulan bir yöntemdir. Öğrenciler oyunlar sayesinde gerçek hayata göre daha risksiz ortamlarda hatalarının sonuçlarını deneyimleyebilir ve sebep-sonuç ilişkisi kurma becerilerini geliştirebilirler. Bu yöntem, Coğrafya Dersi Öğretim Programı'nda (CDÖP) belirtilen kazanımları öğrencilere etkin bir biçimde kazandırabilmektedir. Araştırmalar, deneyimleme yoluyla öğrenilen bilgilerin kalıcılığını artırdığını göstermektedir. "İnsanoğlu öğrendiklerinin çok az bir kısmını ve önemli bulduklarını hatırlar. 1885’de Psikolog Hermann Ebbinghous kişilerin son 24 saat içinde öğrendiklerinin %80 gibi büyük bir bölümünü unuttuklarını ortaya çıkarmıştır. Bu buluş ile “Unutma Eğrisi” kuramı ortaya çıktı." (BOOK2023011709310000000001.pdf, s. 16). Bu nedenle öğrenilen bilgilerin unutulmaması için tekrar, pekiştirme ya da deneyimleme şarttır ve deneyimleme en etkili pekiştirme yöntemlerinden biridir. Bir çalışma, MinecraftEdu ile coğrafya öğretimi gören deney grubu ile geleneksel yöntemle eğitim alan kontrol grubunun akademik başarılarında benzer artışlar olduğunu göstermiştir. Ancak "P değeri güven aralığı olan 0,05’ten büyük olduğundan, deney ve kontrol gruplarında bulunan öğrencilerin başarı testi son test puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir." (BOOK2023011709310000000001.pdf, s. 26). Bu durum, oyun temelli öğrenimin geleneksel yöntemler kadar etkili olabildiğini, ancak her zaman daha üstün olmadığını düşündürmektedir. 1.3. Mühendislik Tasarım Temelli Öğretim (STEM Eğitimi) yüzyılda bilgi ve teknolojiyi üretebilecek insan kaynağı yetiştirmek amacıyla STEM eğitimi (Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) ön plana çıkmıştır. Mühendislik tasarım süreci, öğrencilerin günlük yaşam problemlerine çözüm üretirken mühendislerin düşünme süreçlerini öğrenmelerini hedefler. Bu süreç, problem tanımlama, araştırma yapma, çözüm önerileri geliştirme, prototip inşa etme, test etme, iletişim kurma ve yeniden tasarlama gibi adımları içerir. Çalışmalar, MTTFÖ (Mühendislik Tasarım Temelli Öğretim) uygulamalarının özellikle yaratıcılık, mühendislik tasarım becerileri, takım becerileri, işbirliği, el becerisi ve problem çözme gibi becerilerin gelişimine katkı sağladığı yönünde görüşler belirtmiştir. 1.4. Kavram Öğretim Yöntemleri Kavramların etkili ve kalıcı öğrenilmesi için çeşitli stratejiler ve modeller geliştirilmiştir. Kavram karikatürleri, kavram haritaları, kavram bulmacaları ve kavram ağları gibi teknikler, öğrencilerin ön bilgilerini değerlendirme, kavram yanılgılarını giderme, eleştirel düşünme, yaratıcılık ve problem çözme becerilerini geliştirmede önemli faydalar sağlamaktadır. Kavram Karikatürleri: Öğrenenlere kavramsal yanılgılara odaklanan karikatürler sunularak bağımsız düşünme ve tartışma ortamları yaratılır. Öğrencilerin eleştirilme korkusu olmadan kendilerini rahat ifade etmelerine olanak tanır. Kavram Haritaları: Konunun temel kavramlarını ve aralarındaki ilişkileri şematik olarak göstererek anlamlı öğrenmeye katkıda bulunur, öğrencilerin düşünme, yaratıcılık ve bilgileri sistemleştirme becerilerini geliştirir. Kavram Bulmacaları: Problem çözme ve eleştirel düşünme becerilerinin gelişimine odaklanarak öğrencilerin eğlenmelerini sağlar ve merak uyandırır. Kavram Ağları: Merkezi bir kavram etrafında ilgili sözcüklerin gruplanarak anlamlı ilişkilerle birleştirilmesiyle oluşturulur. EdrawMax gibi programlar, bilgisayar ortamında kavram ağı geliştirmeye olanak tanır. 1.5. Değerler Eğitimi Değerler eğitimi, bireylere toplumsal normları, ilkeleri ve inançları aktararak onların topluma uyum sağlamalarını ve sosyalleşmelerini hedefler. Değerlerin telkin etme, ahlaki gelişim, değer analizi, değer açıklama ve eylemle öğrenme gibi farklı yaklaşımları bulunmaktadır. Ortaokul öğrencilerinin dürüstlük değerine ilişkin bir çalışma, öğrencilerin genel olarak yüksek düzeyde dürüstlük değerine sahip olduğunu göstermiş ve "okudukları kitap sayısı artıkça dürüstlük puanlarının da pozitif yönde farklılaştığı söylenebilir." (BOOK2023011709310000000001.pdf, s. 136) sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kız öğrencilerin dürüstlük puanlarının erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. 2. Teknolojinin Eğitimdeki Rolü 2.1. Dijitalleşme ve Dil Öğretimi Teknolojik gelişmeler, dil öğretimi süreçlerini de derinden etkilemiştir. Dijital araçlar sayesinde dil öğrenme materyalleri e-kitap, interaktif uygulamalar ve çevrimiçi platformlar aracılığıyla daha erişilebilir ve etkileşimli hale gelmiştir. "Günümüz dünyasında her türlü bilginin dijital olarak işlenmesi ve saklanması daha kolay olduğundan, her türlü iş kolu da giderek dijitalleşmektedir." (BOOK2023011709310000000001.pdf, s. 239). Bu durum, bireylerin yaratıcılıklarını ve hayallerini kolaylıkla açığa çıkarmasına olanak tanır. Dijital eğitim, öğrenmede maliyetleri düşürmekte ve zamandan tasarruf sağlamaktadır. Dil öğrenmede dijital uygulamaların (Sesli Paylaşılabilir Beyaz Tahta, EdPuzzle, Book Creator, Kahoot, Quizlet, Platagon, YouTube) kullanılması, öğrencilerin farklı duyusal özelliklerini uyararak etkili ve kalıcı öğrenmelerini desteklemektedir. Dijital içeriklerin taşınabilir olması, öğrenen bireyin istediği zaman ve mekânda bu içeriklere erişim sağlamasını mümkün kılmaktadır. 2.2. Dijital Oyunlar ve Bağımlılık Dijital oyunlar, çocukların duygusal ve sosyal gelişimleri üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkilere sahiptir. Oyun ortamında duygularını deneyimleme ve akranlarıyla etkileşimli oyunlar oynarken duygu ve davranışlarını yönetme becerilerini geliştirme imkânı sunar. Ancak, özellikle okul öncesi dönemde dijital okuryazarlık eksikliği, çocukların bireysel oyunlara yönelmesine neden olabilir. Yapılan bir araştırma, bilgisayar oyunu bağımlılığının çocukların duygusal zekâ düzeyini negatif yönde yordadığını ortaya koymuştur: "Duygusal zekâ düzeyine ilişkin toplam varyansın %80’inin bilgisayar oyunu bağımlılığı ile açıklandığı söylenebilir. Çalışma sonucu, bilgisayar oyunu bağımlılığının, çocukların duygusal zekâsını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymaktadır." (BOOK2023011709310000000001.pdf, s. 81). Bu durum, dijital oyun bağımlılığının çocukların duygusal gelişimini olumsuz etkileyebileceği endişesini güçlendirmektedir. Ayrıca kız çocuklarının erkek çocuklara göre daha çok oyun bağımlısı olması dikkat çekici bir bulgudur. Ebeveyn öğrenim durumunun da bilgisayar oyunu bağımlılığı üzerinde etkisi olduğu, babası lise veya ilköğretim mezunu olan çocukların daha yüksek bağımlılık puanlarına sahip olduğu belirlenmiştir. 2.3. Ekrandan Okuma ve Okuma Becerisi Teknolojinin okuma becerileri üzerindeki etkisi de tartışmalıdır. Bazı araştırmalar, öğrencilerin okuma ve okuduğunu anlama becerilerinde kâğıttan okumanın, ekrandan okumaya göre daha başarılı sonuçlar verdiğini göstermektedir. "Güneş (2014) araştırmaları destekleyici şekilde ekran okumanın zihin için yorucu olduğunu ekran okuma yaparken göz hareketlerinin hem yatay hem dikey hareket ederek okuduğunu anlamayı ve okuma hızını düşürdüğünü ifade etmektedir." (BOOK2023011709310000000001.pdf, s. 429). Bu bulgu, dijital okuma materyallerinin tasarlanırken, özellikle okuma güçlüğü olan bireyler için dikkat çekici ve az yorucu içerikler sunulmasının önemini vurgulamaktadır. 3. Özel Eğitim İhtiyaçları 3.1. Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrencilerde Harita Okuryazarlığı Hafif düzeyde zihinsel yetersizliğe sahip öğrencilerin harita okuryazarlığı becerilerinin geliştirilmesi üzerine yapılan bir eylem araştırması, görsel materyallerin ve uygulamalı etkinliklerin önemini vurgulamaktadır. Bu tür öğrencilerin kroki çizme, okuma ve yaşamlarına aktarma konusunda genellikle başarısız oldukları belirtilmiştir. Ancak araştırmacı günlüğünden bir alıntı, "Sınıf ve okul krokisini çizdikten sonra mahalle krokisi yapmaya karar verdik. Tabi nerede ne olacağına birlikte karar verdik ve bu esnada çok eğlendik. ... Eğlenerek çok iyi öğrendiklerini düşünüyorum…" (BOOK2023011709310000000001.pdf, s. 45) şeklinde, interaktif ve işbirlikçi etkinliklerin öğrenci motivasyonunu ve öğrenmesini artırdığını göstermektedir. Çalışmada kabartma haritalar, ilk adım atlası, Google Earth uydu görüntüleri ve alçıdan harita yapma gibi materyaller kullanılmıştır. 3.2. Öğrenme Güçlüğü Olan Öğrencilerde Anlayarak Okuma Özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların okuma ve okuduğunu anlama becerilerinin geliştirilmesi, akademik başarıları için kritik öneme sahiptir. Literatürde tekrarlı okuma, eşli okuma, koro okuma gibi çeşitli okuma müdahale yöntemleri bulunmaktadır. Bilgi ve teknolojideki gelişmelerle birlikte elektronik kitaplar, metni sese dönüştüren uygulamalar gibi teknolojik araçlar da okuma becerilerini geliştirmede kullanılmaktadır. Ancak bir çalışma, özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için ticari bir anlayarak okuma yazılımının etkili olmadığını tespit etmiştir. Bu durum, özel öğrenme güçlüğünün karmaşık nörolojik temelli yapısıyla açıklanabilir. 3.3. Özel Gereksinimli Çocuğa Sahip Ebeveynler Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynler, şok, inkâr, depresyon, suçluluk, kızgınlık, utanç, gelecek kaygısı gibi bir dizi duygusal sorunla karşılaşmaktadır. Ayrıca toplumdan yetersiz destek, çevrenin olumsuz tutumları, sosyal kabul problemleri ve evlilik ilişkisinin zarar görmesi gibi sosyal sorunlar da yaşamaktadırlar. Bu ebeveynlere tanı anından itibaren uzman (hekim, öğretmen, psikolog vb.) desteği sağlanması, bilgilendirilmeleri ve kabul sürecine daha hızlı geçmeleri açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca, çocuğun gelişimini gösteren kayıtlar (kamera/video kayıtları) tutularak veli-bilgilendirme toplantılarında ailelerle paylaşılması, ebeveynlerin çocuktaki ilerlemeyi görmelerine yardımcı olabilir. 4. Matematik ve Fen Eğitiminde Temel Kavramlar 4.1. Sayı Kavramı ve Sayı Hissi Çocuklarda sayı kavramının gelişimi, Jean Piaget'nin bilişsel gelişim teorisine dayanır ve çocukların çevreleriyle etkileşerek bilgiyi yapılandırdıklarını belirtir. Sayı kavramının öğrenilmesi, sayıların anlamını bilmeyi, nerede ve nasıl kullanılacağını kavramayı ve doğru saymayı içerir. Kardinal değer ilkesi gibi sayma ilkeleri, çocukların bir gruptaki nesne sayısını anlamalarında temeldir. Sayı hissi, matematik öğretiminde büyük önem taşır. Yüksek sayı hissine sahip öğrenciler sayıların ne ifade ettiğini çok iyi anlar, sayılar arasında çok yönlü ilişkiler geliştirir, işlemlerin etkisini bilir ve ölçümler için referans noktası geliştirebilirler. "Sayı hissi; esnek düşünebilme, yaratıcı fikirler üretebilme ve mantığa uygun olarak düşünebilme şeklidir." (BOOK2023011709310000000001.pdf, s. 60). Literatürde McIntosh, Reys ve Reys (1992) tarafından yapılan kapsamlı bir sınıflandırma bulunmaktadır: Sayılar Hakkındaki Bilgi ve Beceri, Sayısal Tahmin ve Niceliksel Yargı ve Çıkarım. İlkokul matematik dersi öğretim programında sayı hissi konusuna yönelik gerekli önem verilmektedir. 4.2. Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Kavramları Küresel ısınma ve iklim değişikliği, teknolojinin ve sanayinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan önemli çevre sorunlarıdır. Eğitim, bu sorunların çözümünde bilinçli bireyler yetiştirmesi açısından kritik bir rol oynamaktadır. Kavramsal bilginin doğru öğrenilmesi, bu olguların yanlış anlaşılmasını engellemekte ve metaforlar, kavram kargaşasından sıyrılıp daha anlaşılır ve sade bir bakış açısı sunmaktadır. Ortaokul öğrencilerinin küresel ısınmayı "ısıtma işlevi olan" (ateş, fırın) veya "zararlı etken" (virüs, mikrop) olarak algıladıkları, iklim değişikliğini ise "değişim olarak" (bukalemun, insan, duygu) veya "düzenin bozulması" (hastalık) olarak metaforlarla açıkladıkları görülmüştür. Bu durum, öğrencilerin bu kavramları genellikle olumsuz çağrışımlarla özdeşleştirdiğini göstermektedir. 5. Eğitim Sistemlerinin Yapısı ve Gelişimi 5.1. Müfredat Geliştirme ve Planlama Eğitim sisteminde hedeflerin belirlenmesi, öğrenme-öğretme etkinliklerinin planlanması ve değerlendirme süreçleri büyük önem taşır. Hedefler; eğitim psikolojisi, eğitim ekonomisi, eğitim felsefesi ve eğitim sosyolojisi gibi süzgeçlerden geçirilmelidir. Öğretmenlerin ders planları (yıllık, ünite, günlük) hazırlaması ve bu planlara uygun ders işlemesi, eğitimin etkililiğini artırmaktadır. Planlar, öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyleri, öğrenme hızları, ders ve tatil günleri göz önüne alınarak hazırlanmalıdır. 5.2. Müzik Eğitiminde Yaratıcılık Yaratıcılık, her bireyde var olan ve insan yaşamının her bölümünde bulunabilen bir yeti olarak tanımlanır. Müzik eğitimi, öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmede önemli bir rol oynar. Çalışmalar, yaratıcılığın genetik faktörlerin yanı sıra çevresel faktörlerden de büyük ölçüde etkilendiğini göstermektedir. Öğrencilerin yaratıcı ve üretici olmaları için serbest ve özgür ortamlara, ellerindeki araç ve gereçleri çekinmeden kullanmalarına ihtiyaçları vardır. Müzik eğitimi programlarında yaratıcı drama, beyin fırtınası, rol yapma ve drama gibi yöntem ve teknikler sıklıkla kullanılmaktadır. Özellikle beyin fırtınası ve Kodaly metodu kullanan öğrencilerin kendilerini daha yaratıcı buldukları tespit edilmiştir. 5.3. Vatandaşlık Algısı ve Gelişimi Vatandaşlık, bireyin devletle olan ilişkisini tanımlayan sosyopolitik bir kimlik biçimidir. Tarihsel süreçte feodaliteden ulus devlete, oradan da modern ve çok kültürlü vatandaşlık anlayışlarına evrilmiştir. Marshall'ın çalışması, vatandaşlığın medeni, siyasal ve sosyal haklar ekseninde gelişimini vurgulamıştır. Modern demokrasilerde vatandaşlık; seçmen ve seçilen olarak karar alma sürecine katılma, ekonomik refah ve sosyal güvenliğe sahip olma gibi hakları içermektedir. Çok kültürlü vatandaşlık ise göçler, azınlık hakları ve çok uluslu devletler bağlamında gündeme gelmiştir. Bir araştırma, aşiret mensubu olma yönüyle vatandaşlık algısının, sorumlulukların yerine getirilmesi ve geleneksel değerlere bağlılık ile devletine bağlılık arasında bir denge içerdiğini göstermiştir. 6. Eğitimde Günlük Yaşamla İlişkilendirme Fen bilimleri ders kitaplarında günlük yaşamla ilişkilendirme, öğrencilerin bilgileri anlamlı ve kalıcı öğrenmeleri için önemli bir ilkedir. Ders kitaplarında bu ilişkilendirme çoğunlukla örneklendirme şeklinde yapılmakta, az sayıda benzetme, temsil, problem durumu sunma, aktivite ve güncel olaylarla ilişkilendirme bulunmaktadır. İlişkilendirmelerin dengeli bir şekilde dağılması ve problem durumu ile güncel olaylarla yapılan ilişkilendirmelerin sayısının artırılması önerilmiştir. 7. Mekânsal Okuryazarlık Mekânsal okuryazarlık, dünyayı yukarıdan anlama ve açıklama, haritalarla bilgi yakalama, kalıpları tanıma ve yorumlama, coğrafyanın değerini anlama gibi becerileri kapsar. Günlük hayatta ve iş yaşamında problem çözme becerilerini geliştirdiği için temel eğitimin bir hedefi olması gereken bir yetkinliktir. Mekânsal kavramlar, temsil araçları ve akıl yürütme süreçleri olmak üzere üç temel bileşenden oluşur. Sosyal bilgiler derslerinde interaktif haritalar, CBS araçları ve Google Earth gibi görselleştirme araçlarının kullanılması, öğrencilerin mekânsal okuryazarlıklarının gelişimine büyük katkı sağlayacaktır. Bu brifing, sunulan kaynaklardaki temel bulguları ve önerileri özetleyerek eğitim alanındaki güncel eğilimler ve önemli konular hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!