Önsöz Libya, 1951'de bağımsızlığını kazandıktan sonra çeşitli siyasi dönüşümler yaşamıştır. 1969'da Muammer Kaddafi'nin kansız bir darbeyle iktidara gelmesi ve 42 yıl süren tek adam rejimi, ülkenin kaderini derinden etkilemiştir. 2011'deki Arap Baharı'nın etkisiyle başlayan protestoların şiddetle bastırılması, Libya'yı iç savaşa sürüklemiş ve Kaddafi yönetiminin sonunu getirmiştir. Ancak bu durum ülkeye istikrar getirmemiş, 2015'ten itibaren Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Ulusal Mut abakat Hükümeti (UMH) ile Halife Hafter'e bağlı güçler arasında yeni bir iç savaş ve siyasi bölünmüşlük yaşanmıştır. 5 Şubat 2021'de Milli Birlik Hükümeti (MBH) kurulmasına rağmen, 24 Aralık 2021'de yapılması planlanan seçimlerin ertelenmesi belirsizliği sürdürmektedir. Libya, coğrafi konumu, zengin hidrokarbon kaynakları ve Sahra altı Afrika'dan Akdeniz yoluyla Avrupa'ya geçiş güzergahı olması nedeniyle jeostratejik ve jeoekonomik açıdan büyük önem taşımaktadır. Bu özellikleri, Libya'yı bölgesel ve küresel gündemin önemli bir aktörü haline getirmiş, birçok bölgesel ve küresel gücün Libya krizine müdahil olmasına yol açmıştır. Türkiye ve Libya arasında köklü tarihi ve kültürel bağlar bulunmaktadır. Türkiye, Libya krizine diyalog, müzakere ve uzlaşı yoluyla çözüm bulunması, siyasi istikrar ve güvenliğin sağlanması gerektiğini savunmaktadır. Türkiye, UMH'yi meşru siyasi aktör olarak desteklemekte ve Nisan 2019'da Hafter'in Trablus'a yönelik askeri harekatına verdiği askeri destekle sahadaki dengeleri UMH lehine değiştirmiştir. Libya'nın güvenliği ve istikrarı, Türkiye'nin ulusal güvenlik öncelikleri ve Doğu Akdeniz'deki jeostratejik çıkarlarıyla yakından ilişkilidir. Bu bağlamda, Türkiye ve Libya arasındaki askeri ve güvenlik iş birliği, 27 Kasım 2019'da imzalanan iki Mutabakat Muhtırası ve Türkiye'nin Libya'ya asker gönderme kararı ile somut bir nitelik kazanmıştır. ANA TEMALAR VE ÖNEMLİ BİLGİLER 1. Libya Tarihinde Önemli Dönemler ve Sosyo-Politik Yapı Libya tarihi, farklı din, medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yapmış önemli bir coğrafyayı kapsar. Özellikle Osmanlı Devleti idaresi dönemi (1551-1911) Türk tarihi açısından da önemli bir yere sahiptir. Osmanlılar, Libya'da istilacı ve sömürgeci politikalar yürütmemiş, bölgenin imarına ve halkın refahına önem vermişlerdir. Osmanlı Dönemi (1551-1911): Trablusgarp, 4 yüzyıl boyunca Osmanlı hakimiyetinde kalmış, dini, kültürel ve tarihi derin bağlar kurulmuştur. Osmanlı, yerel halkın talebi üzerine bölgeye gelmiş ve halkın kendisini yönetebildiği bir sistem uygulamıştır. İtalyan İşgali ve Direniş: 1911 Trablusgarp Savaşı ile Libya Osmanlı'nın elinden çıkmış ve İtalyan işgaline girmiştir. Ömer Muhtar gibi liderler önderliğinde İtalyanlara karşı direniş hareketleri yaşanmıştır. Bağımsızlık ve Krallık Dönemi (1951-1969): II. Dünya Savaşı sonrası BM müdahalesiyle 1951'de bağımsız Libya Krallığı kurulmuş ve Kral I. İdris el-Senusi tarafından yönetilmiştir. Bu dönemde 1958-59 yıllarında zengin petrol kaynakları keşfedilmiştir. Kaddafi Dönemi (1969-2011): Muammer Kaddafi'nin kansız darbesiyle Kral I. İdris devrilmiş ve "Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi" ilan edilmiştir. Kaddafi, "Yeşil Kitap" adlı eserinde kendi ideolojisini (İslamiyet ve Sosyalizmi sentezleyen "Üçüncü Evrensel Teori") benimsetmeye çalışmıştır. Kaddafi Sonrası Dönem (2011-Günümüz): 2011'deki Arap Baharı'nın etkisiyle iç savaşa sürüklenen Libya'da Kaddafi devrilmiş ve öldürülmüştür. Bu dönem, BM destekli Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Halife Hafter güçleri arasındaki çatışmalar ve siyasi bölünmüşlükle karakterize edilmektedir. 2. Aşiretlerin Rolü ve Dış Aktörlerin Politikaları Libya, sosyolojik olarak güçlü ve kalıcı aşiret etkisiyle karakterize edilmektedir. Aşiretler, ülkenin kültüründe, güvenliğinde, siyasetinde, ekonomisinde ve bürokrasisinde önemli bir yer teşkil etmektedir. Bugün dahi ülkedeki politik, ekonomik, coğrafi, sosyolojik ve güvenlik manzarası bağlamında aşiretler temel belirleyici unsur olarak göze çarpmaktadır. Kaddafi Döneminde Aşiretler: Kaddafi başlangıçta aşiretleri bir tehdit unsuru olarak görmüş ve onları eritmek istemiştir. Ancak daha sonra kendi aşireti Kaddafa ile Varfalla ve Magariha gibi aşiretlerle ittifaklar kurarak onlara devlet kademelerinde (özellikle güvenlik alanında) yer açmıştır. Orduyu zayıf tutarak kendi güvenliğini sadık aşiret mensuplarından oluşan muhafız birlikleriyle sağlamıştır. 2011 Sonrası Aşiretler ve Dış Müdahaleler: 2011 devrimi sonrası aşiretler, ülkenin bölünmesiyle birlikte UMH ve Hafter bloklarında yer almışlardır. Kaddafi döneminde imtiyazlı olan veya dışlanan aşiretler temelinde yeni saflar belirlenmiştir. Fransa: NATO aracılığıyla müdahil olmuş, hem UMH hem de Hafter ile temaslar kurmuş, özellikle Hafter'e teknik-lojistik, askeri ve ekonomik destek sağlamıştır. Enerji faktörü nedeniyle doğu bölgesindeki petrol alanlarıyla ilgilenmiştir. Rusya: Hafter'i desteklemekte, Wagner Grup kuvvetleriyle Libya sahasında aktif rol üstlenmekte ve Hafter güçlerine askeri eğitim ve teçhizat desteği sağlamaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE): Arap Baharı dalgasının kendisine sirayet etmemesi için Hafter'e ciddi desteklerde bulunmuş, UMH bölgesindeki Müslüman Kardeşler bağlantılı aşiret mensuplarını pasifize etmeye çalışmıştır. İngiltere: Legaliteyi esas alarak UMH'yi desteklemiş, diyalog çağrıları yapmış, ancak bölgede pasif bir politika izlemiştir. ABD: Hafter'in faaliyetlerine yeşil ışık yakmakla birlikte uzlaşı telkinlerinde bulunmuş, ancak Rusya'nın bölgedeki artan faaliyetleri nedeniyle Libya'yı bir tehdit olarak görmeye başlamıştır. İtalya: BM'nin meşru kabul ettiği UMH'ye destek veren bir pozisyonda olmuş, istikrarsızlık, göç ve enerji güvenliği endişeleri nedeniyle bölgeyle yakından ilgilenmektedir. Almanya: Normatif politika izleyerek taraflara uzlaşı ve diyalog çağrıları yapmış, Berlin Konferansı ile krizin siyasi diyalogla çözülmesi iradesini göstermiştir. Türkiye: UMH'yi meşru görmüş, istikrar ve uzlaşı çağrıları yapmış, 2020'de meşru hükümetin davetiyle Libya'da asker konuşlandırmış ve Hafter güçlerine karşı verilen mücadelede kilit rol oynamıştır. 3. Libya Ekonomisi ve "Rantçı Ülke Teorisi" Libya, dünya petrol rezervinde dokuzuncu, doğal gaz rezervinde yirmi birinci sırada yer almasına rağmen, ekonomik görünümü bu zenginliği yansıtmamaktadır. Ekonomisi büyük ölçüde enerji sektörüne bağımlıdır. Kaddafi Dönemi Ekonomisi: Petrol ihracatına dayalı ekonomiyle birlikte Kaddafi, petrol gelirlerinin yaklaşık %90'ını halkına aktarmış, doğalgaz, su, elektrik, sağlık gibi hizmetleri ücretsiz sunmuş, yeni evlenen çiftlere ücretsiz ev ve vatandaşlara aylık yardımlar sağlamıştır. Bu dönemde okuryazarlık ve yaşam süresi artmıştır. Bu durum "Rantçı Ülke Teorisi"nin önemli bir örneğidir. "Rantçı ülke teorisi", doğal kaynak ihracatından elde edilen gelire bağımlı devletleri tanımlar; bu tür ülkelerde üretken sektörlere duyulan ihtiyaç azalır ve devlet, vatandaşlarına vergi yerine kaynak gelirlerinden fayda sağlar. Kaddafi Sonrası Ekonomik Görünüm: Kaddafi sonrası iç savaş ve kaos döneminde Libya ekonomisi büyük darbe almış, kişi başına düşen milli gelir yarı yarıya düşmüştür. Doğrudan yabancı yatırımlar sıfır düzeyine inmiş, işsizlik oranları yüksek seyretmektedir. Petrol bölgeleri üzerindeki hakimiyet mücadelesi, iç savaşın finansmanı açısından kritik rol oynamaktadır. Büyük Yapay Nehir Projesi: Libya'da su kıtlığını gidermek ve tarımı desteklemek amacıyla dünyanın en büyük projelerinden biri olan "Büyük İnsan Yapımı Nehir Projesi" başlatılmıştır. Bu proje, güneydeki yeraltı su kaynaklarını ülkenin kuzeyine taşımayı hedeflemekteydi. NATO güçlerinin 2011'de su tedarik hattını ve fabrikayı bombalaması, bu hayati projeyi tehlikeye atmıştır. 4. Türkiye-Libya İlişkilerinin Savunma ve Güvenlik Boyutu Türkiye ve Libya arasında derin tarihi ve kültürel bağların yanı sıra, Doğu Akdeniz jeopolitiğindeki gelişmeler ve Libya'daki kriz, iki ülkenin savunma ve güvenlik iş birliğini üst seviyelere taşımıştır. UMH'ye Türkiye Desteği: Türkiye, BM tarafından tanınan UMH'yi desteklemekte, Nisan 2019'da Hafter'in Trablus'a yönelik saldırısını püskürtmesinde hava savunma sistemleri, insansız hava araçları ve askeri danışmanlık desteğiyle kritik rol oynamıştır. 27 Kasım 2019 Mutabakat Muhtıraları:"Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası": Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlarını Libya ile uluslararası hukuka uygun ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde belirlemiştir. Bu anlaşma, Türkiye'yi Doğu Akdeniz'de izole etmeye çalışan "Seville Haritası" ve benzeri girişimlere karşı güçlü bir yanıt olmuştur. Anlaşma ile Türkiye, Marmaris-Fethiye-Kaş kıyı hattından Libya'nın Derne-Tobruk-Bardiyah kıyı hattına uzanan deniz alanlarını kendi kıta sahanlığı olarak belirlemiştir. Libya da bu anlaşmayla diğer ülkelerle yapacağı anlaşmalara göre daha fazla deniz yetki alanı (16.700 kilometrekare) kazanmıştır. "Güvenlik ve Askeri İş Birliği Mutabakat Muhtırası": Türkiye'nin Libya'daki güvenlik ve askeri iş birliği için kurumsal bir çerçeve oluşturmuştur. Bu muhtıra kapsamında Türkiye, Libya'da polis ve askeri sorumlulukları içeren Ani Müdahale Kuvveti kurulmasına eğitim, danışmanlık, tecrübe aktarımı, planlama ve malzeme desteği vermeyi taahhüt etmiştir. Ayrıca eğitim, teknik bilgi, bakım, onarım, lojistik, istihbarat değişimi, terörle mücadele gibi birçok alanda iş birliği öngörülmüştür. Bu muhtıra, Türkiye'nin UMH'ye yapacağı askeri yardımları uluslararası hukuk çerçevesinde resmiyet kazandırmıştır. Libya'ya Asker Gönderme Tezkeresi: 2 Ocak 2020'de TBMM'de kabul edilen bu tezkere, UMH'nin resmi daveti üzerine, Türkiye'nin milli çıkarlarını korumak, Libya'daki terör örgütlerinin saldırılarını bertaraf etmek, kitlesel göç risklerine karşı güvenliği sağlamak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Libya'ya gönderilmesine izin vermiştir. Tezkere, 2021 ve 2022 yıllarında ikişer kez 18'er aylık sürelerle uzatılmıştır. Türkiye'nin Libya'daki Rolü: Türkiye'nin Libya'daki varlığı, Doğu Akdeniz'de kendisine karşı oluşturulmak istenen kuşatmayı kırmak, Kıbrıs meselesinin geleceğini güvence altına almak ve bölgedeki jeopolitik ve jeoekonomik çıkarlarını korumak stratejisinin bir parçasıdır. Türkiye, Libya'da kalıcı barışın sağlanması ve devlet inşasında önemli katkılar sağlamayı hedeflemektedir. Özellikle Türk müteahhitlik firmalarının Libya'nın yeniden inşasında aktif rol alması beklenmektedir. SONUÇ Libya, köklü tarihi, stratejik coğrafi konumu ve zengin doğal kaynaklarıyla bölgesel ve küresel güçler için her zaman önemli bir merkez olmuştur. Ancak aşiret yapısı ve siyasi istikrarsızlık, ülkenin iç dinamiklerini karmaşıklaştırmakta ve dış müdahalelere zemin hazırlamaktadır. Kaddafi dönemi, doğal kaynak rantını halka aktararak belirli bir refah sağlasa da, siyasi özgürlükleri kısıtlamış ve rejim sonrası dönemi kaosa sürüklemiştir. Türkiye, Libya ile derin tarihi ve kültürel bağlara sahip bir ülke olarak, Libya krizinin çözümünde aktif rol oynamıştır. UMH'yi meşru temsilci olarak desteklemesi, askeri ve güvenlik iş birliği anlaşmaları imzalaması ve asker gönderme tezkeresi, Türkiye'nin Libya'daki siyasi istikrar ve güvenliğe katkıda bulunma isteğinin yanı sıra, Doğu Akdeniz'deki ulusal güvenlik önceliklerini ve jeopolitik çıkarlarını koruma stratejisinin bir parçasıdır. Libya'da kalıcı barışın sağlanması, aşiretler arası uzlaşının sağlanması, demokratik bir yönetim yapısının tesis edilmesi ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilmesi için uluslararası toplumun yapıcı iş birliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Türkiye, bu süreçte Libya'nın egemenliği, toprak bütünlüğü ve bağımsızlığına saygı duyarak, Libyalıların kendi geleceklerini belirlemeleri ilkesini ön planda tutmaktadır. ... Devamını Oku