COVID-19 Dava’sı : kısa öyküler Franz Kafka’nın anısına
Yazar:Arslan, Ferhat
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

I. Kitabın Genel Yapısı ve Yazarların Bakış Açısı Kitap, "Franz Kafka’nın Anısına" ithafıyla, pandeminin yarattığı absürt ve bunaltıcı atmosferi kısa öyküler aracılığıyla aktarmayı amaçlamaktadır. Yazarlar, bilimsel makalelerinin ilgisini çekmemesi üzerine "herkesin hikayesini yazalım" diyerek bu eseri kaleme aldıklarını belirtirler. "Acı kayıplar yaşamış olabilirsin, inan biz de bakabildiğimiz kadar hasta baktık, acını paylaşıyor, sana sabırlar diliyoruz. Bazı şeyleri söyleyebilmenin yolu hicve tmekten geçiyor." ifadeleriyle eleştirel ancak empatik bir ton benimsedikleri anlaşılmaktadır. Kitaptaki olayların kurgusal olduğu ve karakterlerin hayal ürünü olduğu özellikle vurgulanmıştır. Yazarların özgeçmişleri, her ikisinin de Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı olduğunu göstermektedir. Bu durum, ele aldıkları konulara bilimsel bir perspektifle yaklaştıklarını ve pandeminin tıbbi yönlerine hakim olduklarını ortaya koymaktadır. Ancak aynı zamanda edebiyat ve tarih okumalarına olan ilgileri, konuları sadece bilimsel değil, kültürel ve felsefi boyutlarıyla da ele almalarına olanak tanımıştır. "Son söz" bölümünde yazarlar, "SARS-CoV-2 virüsünün tüm dünyayı derinden etkileyen salgın hastalığa evrilmesi ve dönüştürülmesi sürecinde yaşadığımız hayatı absürd bir tiyatro olarak nitelendirmek çok yanlış bir değerlendirme olmayacaktır" ifadesiyle pandemiyi bir tiyatro sahnesi olarak gördüklerini ve bu tiyatrodan parçalar sunarak seslerini duyurmak istediklerini belirtirler. II. Ana Temalar ve Önemli Fikirler A. Korkunun Yönetimi ve Toplumsal Manipülasyon Gözle Görünmeyen Tehdidin Korkusu: İlk öyküde, yaşlı cadının gördüğü maskeli baloda insanların "gözle görünmez bir belanın insana musallat olacağını" hissetmesi, pandeminin görünmez bir düşmanla savaşma algısını yansıtır. Cadı, "korkunun bu kadar derin olmasının sebebi korkunun kaynağının gözle görünmüyor olmasıdır" diye düşünür. Bu durum, belirsizliğin ve görünmezliğin yarattığı kaygıyı ve korkunun insanlar üzerindeki psikolojik etkisini vurgular. Korkunun Tarihi ve Rahiplerin Rolü: Rahip Randi, "Korkuyu rahipler icat etti" diyerek, insanları korkutarak yönetmenin kadim bir sanat olduğunu savunur. "Askerler açık ve görünen bir şiddet ve baskı ile insanları korkutur fakat asla meşruiyet kazanamazlar. İnsanlar korktuğu şeyi gördüklerinde korkunun gücü azalır. Başka bir deyişle korkunun derinliği neler olacağının görülmesi bilinmesi değil hayal edilmesi ile ilişkilidir ki sorun tam da burada başlıyor." Bu, korkunun somut tehditten ziyade belirsizlik ve hayal gücüyle beslenen soyut yönünü öne çıkarır. Yeni Tip Rahipler ve Bilimsel Dogmalar: Cadı, maskeli baloda orkestra şefi Dr. Fausi'yi (Doktor Faustus'a atıfla) ve "kara cüppeli bu yeni tip rahipleri" pandemide korkuyu yöneten ve bilimsel dogmaları dayatan figürler olarak görür. Bu, bilimsel otoritenin sorgusuz itaat bekleyen bir yapıya dönüştürülmesini eleştirir. Şefin "Müziği yüreklerimize aktaran Pan / Beklediğimiz ne diye soruyor / Fısıltıyla, korkuyla, heyecanla / Maskesini aralayıp nefes alan belki yeni bir tanrı yahut Vaccinci bir haydut / Durduracak bu dayanılmaz acıları / Susturacak bilimsel dogmaları (?)" şiiri, aşı ve bilimsel otoriteler etrafında gelişen tartışmalara ve dogmalara dikkat çeker. Korkunun Metalaşması ve Medya: Sunucu karakteri, pandemide medyanın korkuyu nasıl körüklediğini ve bunu bir başarı aracı olarak kullandığını fark eder. "Eve tıkılmış milyonlar akşamları profesörlerin verdiği bilgileri edinmek için reyting rekorları kırılmasına neden oluyorlardı." "Profesöre baktığımda, sanki büyük bir salonda Adolf Hitler konuşuyor da biz de yaşa yaşa Führer! diye bağıran Nazi subayları gibi onu selamlıyor, alkışlıyor ve yüceltiyoruz gibi geliyor. Ona saygı duyuyorum ama korkuyorum da, bu yüzden nasıl karşılık vereceğimi bilemedim." Bu alıntı, medya ve bilim insanları arasındaki ilişkinin tehlikeli boyutlarını ve korkunun toplumsal onayı nasıl tetiklediğini gösterir. B. Bilginin Metalaşması ve Bilimsel Otoritenin İstismarı Profesör Figürü: Üçüncü hikayedeki profesör, yabancı bilim dergilerinden edindiği bilgileri kendi adıyla açıklayarak ün kazanmaktan keyif alan bir figürdür. "Yeni dünya ve eski dünya arasındaki bir köprü gibi bağ kuran ve kulaklarımıza yeni kavramlar fısıldayan aktarıcı, temsil ettiği değerlerin fiziki yokluğunda bir kurtarıcı rolünü üstlenmişti." Ancak pandemide "yüksek konseyin dışında bırakılması" onu çileden çıkarır ve medya aracılığıyla "Daha kötü olacak, çok insan ölecek, sağlık sistemi çökecek, daha çok kısıtlama, daha çok yasak" diyerek halkı korkutur. Bu, bilim insanının kişisel hırslarının ve dışlanmışlık hissinin, bilimsel söylemi nasıl çarpıtabileceğini gösterir. Aşı ve Şirketlerin Rolü: Bay K'nın hikayesi, aşı firmalarının kâr odaklı yaklaşımlarını ve bilimsel bilginin manipülasyonunu gözler önüne serer. Z firmasının "aşılama yaptığımız hastalardan biri Bay K’nın durumu ile ilgili basında çıkan maksatlı haberler bizim insanlık için yaptığımız bu savaşta kaybedilmiş birkaç muhabere niteliğinde olmuş olup, asıl savaşı kazanmamızı engellemeyecektir. Bizler ticari bir firma olmakla beraber bu dönemde kâr amaçlı çalışmayı asla düşünmedik." açıklaması, kurumsal söylemlerin arkasındaki gerçek niyetleri sorgulatır. Bay K'nın yaşadığı hafıza kaybının ve epilepsi ataklarının aşıyla ilişkili olabileceği şüphesi, bilimsel araştırmaların şeffaflığı ve dürüstlüğü üzerindeki gölgeyi simgeler. İlaç Rehberlerinin Hızı: Yazarlar, "Bizden ilaç sorma çünkü değişen rehberlerin hızına biz de yetişemiyoruz" diyerek, pandemide tedavi protokollerinin ve bilimsel bilginin sürekli değişmesine ve bu değişimin neden olduğu belirsizliğe işaret ederler. C. Bireyin Kimliksizleşmesi ve Toplumsal Değişim Maske ve Kimliksizlik: Bay K'nın hikayesinde, "Maskelerle kapatılan yüzler birey ölçeğinde bir kimliksizlik nişanesi olmuş ancak kalabalıklara bir anlam vermişti." Bu, maskenin sadece fiziksel bir koruma aracı değil, aynı zamanda bireysel özgünlüğü silen ve insanları bir "sürüye" dönüştüren sembolik bir anlam taşıdığını ifade eder. Entelektüeller ve "Ötekiler" Ayrımı: Cadının maskeli balo gözlemlerinde "daha entelektüel" kişilerin "ötekileri hor gören bir tını içeriyordu." Ancak korku söz konusu olduğunda entelektüellerin daha fazla korktuğu ve ruhlarının bedenden önce öldüğü vurgulanır. "İnsanlığın umudu belki de artık ötekilerdi." Bu, bilgiye ve statüye sahip olmanın korku karşısında her zaman bir avantaj sağlamadığını, hatta bazen dezavantaja dönüştüğünü düşündürür. "Ötekiler" ise daha az tedirgin, daha az umutsuz ve sonunda insanlığın umudu olarak sunulur. Yasaklar ve Ev Hayatının Sınırları: Profesörün hikayesinde, savunulan yasaklar yüzünden torunlarıyla görüşememesi ve eşiyle geçinememesi, "hayatın eve sığmayacağını ise yeni yeni anlamaya başlamıştı." Bu, pandeminin getirdiği kısıtlamaların bireysel özgürlükleri ve sosyal ilişkileri nasıl tahrip ettiğini gösterir. Yaşlı çiftin sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle yaşadığı yalnızlık ve kayıplar da bu temanın altını çizer. D. Sistemin İkiyüzlülüğü ve Ahlaki Çöküş Bay Z'nin Hırsı ve Ahlaksızlığı: Dokuzuncu hikayedeki Bay Z karakteri, pandemiyi kişisel zenginleşme ve ahlaksızlık için bir fırsata dönüştüren bir "bezirgân"dır. Şehrin tüm korona test ihalesini alması, hastane sayısını artırma hayalleri ve hatta eşini aldatma bahanesi olarak pandemi koşullarını kullanması, sistemdeki çürümeyi ve fırsatçılığı gözler önüne serer. "Tanrının cezası olan zenginlik böyle bir şey olsa gerekti." ifadesi, elde edilen servetin ahlaki yozlaşma pahasına geldiğini ima eder. Sağlık Sisteminin Paraya Endekslenmesi: Bay Ç'nin hikayesinde, özel hastanenin "machine learning" algoritmasıyla hastanın hastaneye sağlayacağı "medyan getiri"yi hesaplaması, sağlık hizmetlerinin insaniyetten uzaklaşarak ticari bir metaya dönüştüğünü gösterir. Doktorun "Koyun can derdinde kasap mal derdinde" düşüncesi, hastane yönetiminin ve sağlık sisteminin kâr odaklılığını eleştirir. Polis Memurunun Dönüşümü: Dördüncü hikayedeki polis memuru, başlangıçta maske avcılığı yapmaktan ve ceza kesmekten keyif alırken, pandeminin asgari ücretli ve zor durumdaki insanları nasıl etkilediğini fark eder. "Günde iki vardiya yapan bir işçinin üç çocuğunu okutmak için gösterdiği insanüstü çabayı konu eden bir haberin resmine dikkat kesildi." Bu farkındalık onu isyana sürükler ve ceza koçanlarını yırtarak sistemin acımasızlığını reddeder. Bu, bireysel empati ve vicdanın sistemin dayattığı kurallara karşı çıkışını simgeler. E. Umut ve Direniş "Ötekilerin" Umudu: Yaşlı cadının gözleminde, entelektüellerin korkuya kapılırken "ötekilerin" daha az tedirgin ve umutsuz olması, onların insanlığın yeni umudu olabileceği fikrini doğurur. "İnsanlığın umudu belki de artık ötekilerdi." Bireysel İsyan ve Özgürlük: Bay K'nın kamera karşısında metni okumayı reddedip "son numarası"nı yaparak titremesi ve bayılması, sisteme karşı bireysel bir isyanın ve özgürlüğün sembolüdür. "Bay K kurumsal organizasyonun düzeneğini alt üst etmişti. Aşı firmasının kendisi ile ilgili açıklamaları ruhundaki isyanın ateşini alevlendirmişti." Profesörün makale yazarken "İlk defa kelimeler, kalıplar, cümleler kendine aitti" demesi, akademik dogmalardan sıyrılarak özgür düşünmenin hazzını bulduğunu gösterir. Doğaya Dönüş ve Sade Yaşam: Onuncu hikayede, babanın ve oğlunun balık avına çıkması, pandeminin yarattığı yapay ve korku dolu dünyadan bir kaçış, doğayla yeniden bağ kurma ve sade yaşama dönüş arayışıdır. Babanın "Hayat bana rızkından fazlasına göz dikmemeyi öğretti oğlum. Bugün sağ salim eve varalım yarın yine geliriz. Balıklar emin ol sükûnetle bizi bekleyecektir." sözleri, materyalist hırslardan uzak, kanaatkar bir yaşam felsefesini temsil eder. III. Önemli Fikirler ve Gerçekler Özeti Pandemi Bir Tiyatro Sahnesi: Yazarlar, pandemiyi "absürd bir tiyatro" olarak nitelendirirler ve bu tiyatroda rollerin, kuralların ve algıların nasıl manipüle edildiğini gösterirler. Korku Temelli Yönetim: Korkunun, özellikle gözle görünmeyen bir tehditle beslenen korkunun, toplumu yönetmek için güçlü bir araç olduğu vurgulanır. Bu, kadim rahiplerden modern "bilimsel" otoritelere kadar uzanan bir yönetim tekniğidir. Bilimin Metalaşması ve Suistimali: Bilimsel bilgi, kâr ve itibar elde etmek için bir metaya dönüşebilir. Bilim insanları, kişisel hırsları veya dışlanmışlıkları nedeniyle manipülatif söylemler geliştirebilir. Aşı firmaları gibi kurumsal yapılar, ticari çıkarlarını "insanlık için savaş" olarak sunabilir. Bireyselliğin Kaybı: Maskeler ve toplumsal baskı, bireylerin kimliklerini kaybetmelerine ve "sürü" psikolojisine kapılmalarına yol açar. Entelektüeller bile bu durumdan "ötekilerden" daha fazla etkilenebilir. Sistemdeki Çürümeler: Pandemi süreci, sağlık sistemindeki ticari yaklaşımları, politikacıların ve iş adamlarının fırsatçılıklarını, medyanın rolünü ve toplumsal kuralların iki yüzlülüğünü açıkça ortaya koyar. Umut ve Direnişin Kaynakları: İnsanların sisteme karşı bireysel isyanları, doğaya dönüş, sade yaşam ve empatik farkındalık gibi unsurlar, umut ve direnç kaynakları olarak sunulur. Özellikle "ötekiler" olarak adlandırılan kesim, sistemin manipülasyonlarına karşı daha dirençli olabilir. Gerçek ile Algı Arasındaki Fark: Birçok hikayede, insanların gerçek durumu algılamakta zorlandığı veya manipüle edilmiş algılarla yaşadığı gösterilir. Cadının felsefi tartışması, "bir şeyin korkusunun aslından daha korkunç olup olamayacağı" sorusu bu konuya ışık tutar. Bu brifing belgesi, "COVID-19 DAVA’SI" kitabının sunduğu eleştirel bakış açısını, ana temalarını ve pandeminin toplumsal ve bireysel etkilerine dair önemli çıkarımlarını özetlemektedir. Kitap, salgın sürecini sadece tıbbi bir olay olarak değil, aynı zamanda derinlemesine bir toplumsal ve felsefi sorgulama aracı olarak kullanır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!