Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Olgular 1. Madenciliğin Tarihsel ve Ekonomik Önemi Sanayi Devriminden Günümüze: Madencilik, Sanayi Devrimlerinin başlangıcı olarak kabul edilen buharlı makinelerin icadından itibaren, tekstil, enerji ve demir-çelik gibi farklı sektörler için hammadde sağlamasıyla ekonomik kalkınmada itici güç olmuştur. "Sanayi devriminin arkasındaki itici güç olarak kabul edilen madencilik sektörü, sanayileşmenin teknolojik ilerleme sürecine paralel olarak, sanayi devriminden günüm üze kadar geçen süreçte önemini arttırmaya devam ederek günümüzde yalnızca ekonomik hayatın değil, bunun yanında günümüz dünyasında ülke güvenliğinin belirleyici unsurlarından birisi olma noktasında yükseliş göstermektedir." Ülkelerin Zenginliği ve Yeraltı Kaynakları: Adam Smith'in "Milletlerin Zenginliği" adlı eserine atıfta bulunularak, ülkelerin zenginliğinin yeraltı kaynakları ile doğrudan ilişkili olduğu vurgulanmaktadır. Coğrafyanın ulusların stratejisinde ve kaderlerinde belirgin bir rol oynadığı ifade edilmektedir. "Ülkelerin refah seviyesi ile ekonomik kalkınma ve gelişmişliğin göstergesi olarak yer altı kaynakları önemli bir unsur olduğu yadsınamaz bir gerçektir." Küresel Hammadde Talebi: Dünya nüfusu artışı ile birlikte madencilik hammaddelerine olan talep de önemli ölçüde artmaktadır. Ülkeler, bu talebi karşılamak için maden kapasitelerini artırmaya, yeni rezervler bulmaya ve arama projelerine daha fazla finansal kaynak ayırmaya çalışmaktadırlar. Çin, dünya mineral üretiminin dörtte birini karşılayarak bu alandaki hakimiyetini göstermektedir. COVID-19'un Etkisi: COVID-19 salgını, madencilik sektörü dahil birçok sektörü olumsuz etkilemiş, maden fiyatlarında sert düşüşlere ve küresel madencilik projelerinin payında azalmaya neden olmuştur. Bu durum, ülkelerin kendi "stratejik ve kritik hammaddelerini" belirlemeleri ve tedarik zincirinde olası bozulmalara karşı hazırlıklı olmaları gerektiğini göstermiştir. 2. Sürdürülebilir Madencilik Kavramı ve Gelişimi Çevresel Sorunların Yükselişi: Sanayileşmenin başlangıcından 1960'lı yıllara kadar çevresel etkiler yeterince dikkate alınmamış, ancak hava ve su kirliliği, yeşil alanların bozulması ve doğal kaynakların tükenmesi gibi sorunlar insanlığın devamlılığını tehdit eden boyutlara ulaşmıştır. "Çevresel sorunlar, sadece ekonomik nedenlerle kalkınmak için yapılan faaliyetlerden kaynaklanmamaktadır. Ülkeler için öncelikli bir öneme sahip olan kalkınmanın, doğal kaynakları ve çevreyi olumsuz yönde etkilemesi dışında yetersiz kalkınmada çevresel sorunlara yol açabilmektedir." Sürdürülebilirlik Kavramının Doğuşu: Sürdürülebilirlik kavramı, 1960'lı yılların sonlarında Roma Kulübü'nün "Büyümenin Sınırları" raporuyla gündeme gelmiş, ekonomik büyümenin nüfus, gıda güvenliği, üretim, çevre kirliliği ve doğal kaynak tüketimi üzerindeki baskısını incelemiştir. Brundtland Raporu ve SKA/SKH: 1987 tarihli Brundtland Raporu ("Ortak Geleceğimiz"), çevre ve kalkınma ilişkisinin ayrılmaz bir bütün olduğunu vurgulayarak sürdürülebilir kalkınmanın küresel boyutlara ulaşmasına zemin hazırlamıştır. Bu rapor, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama yeteneklerinden ödün vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılama prensibini benimsemiştir. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından belirlenen 17 adet Sürdürülebilir Kalkınma Amacı (SKA) veya Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH), yoksulluğu ortadan kaldırmak, dünyayı korumak ve tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak için evrensel bir eylem çağrısıdır. Bu hedeflerden 3, 7, 8, 9, 11 ve 15 numaralı hedefler madencilik sektörü ile doğrudan ilişkilidir. ICMM ve SDG'ler: Uluslararası Maden ve Metal Konseyi (ICMM), madencilik ve metal endüstrisinde sürdürülebilir kalkınma performansını artırmak amacıyla kurulmuştur. ICMM, madencilik sektörünün tek bir SDG ile değil, birçok farklı amaca eş zamanlı olarak katkıda bulunma potansiyeline sahip olduğunu belirtmektedir. ICMM'in 10 ilkesi (Etik İş, Karar Verme, İnsan Hakları, Risk Yönetimi, Sağlık ve Güvenlik, Çevresel Performans, Biyolojik Çeşitliliğin Korunması, Sorumlu Üretim, Sosyal Performans, Paydaş Yaklaşımı) SDG'lerle güçlü bir şekilde entegredir. Sürdürülebilir Madenciliğin Gerekleri: Sürdürülebilir madencilik, sadece çevresel yönetimi değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik kalkınmayı da gerektirir. Madencilik faaliyetlerinin yasaklanması gereken bir faaliyet olarak değil, kalkınma fırsatlarının analiz edilerek değerlendirilmesi gereken bir faaliyet olarak ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır. 3. Türkiye'de Madencilik Sektörü ve Mevzuat Coğrafi Avantajlar ve Rezervler: Türkiye, karmaşık jeolojik yapısı sayesinde yaklaşık 90 çeşit madenin üretildiği dünyada, bu minerallerin yaklaşık 60 kadarını üretmektedir. Bor minerallerinde dünya rezervlerinin %73'üne sahip olmasıyla öne çıkmaktadır. Trona, kaya tuzu, sodyum sülfat, perlit, ponza, feldspat, bentonit, barit, manyezit, alçı taşı, stronsiyum tuzları, zeolit, sepiyolit, mermer ve doğal taşlar, kuvars, kuvarsit, zımpara taşı gibi endüstriyel hammaddeler ile boksit, krom ve linyit gibi enerji hammaddeleri açısından da zengindir. Maden Kanunu ve Değişiklikler: Türk maden hukuku, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren gelişmiş, Cumhuriyet döneminde ise 6309 sayılı Maden Kanunu (1954) ve ardından 3213 sayılı Maden Kanunu (1985) yürürlüğe girmiştir. Ancak, özellikle son 10 yılda 3213 sayılı Maden Kanunu'nda 20'ye yakın değişiklik yapılmış, bu durum sektörde "yamalı bohça" olarak nitelendirilmiş ve belirsizlik yaratmıştır. "3213 sayılı Maden Kanunu, yürürlüğe girdiği 15.06.1985 tarihinden bu yana yaklaşık 20 kez değişikliğe uğramıştır. Bu değişikliklerle Kanun’da sistematik bütünlük bozulmuş, uzayan maddelerin takibi çok güç olmuş ve tabiri caizse yamalı bohçaya dönmüştür." Havza Madenciliği ve Cebeci Örneği: 3213 sayılı Maden Kanunu'ndaki değişikliklerle havza madenciliği uygulamasına geçilmesi hedeflenmiş, İstanbul Sultangazi'deki Cebeci Taş Ocakları pilot bölge olarak seçilmiştir. Ancak, bu projenin uygulanabilirliği, özellikle ortak mülkiyetlerin kamulaştırma bedellerinin tahminlerin çok üzerinde çıkması nedeniyle sekteye uğramıştır. Diğer İlgili Mevzuatlar: Çevre Mevzuatı, Kültür ve Tabiat Varlıkları Mevzuatı, Orman Mevzuatı, Tarım Mevzuatı, Zeytinlikle İlgili Mevzuat, Milli Emlak Mevzuatı, Toprak Mevzuatı ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Mevzuatı gibi birçok mevzuat, madencilik faaliyetlerini doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Türkiye'nin coğrafi yapısı nedeniyle koruma alanları ve su havzalarının geniş yer kaplaması, maden sahalarında kısıtlamalara yol açabilmektedir. GSYİH Katkısı ve Kurumlar: Madencilik sektörünün Türkiye'nin GSYİH'sine katkısı, istihdam yaratma ve üretime girdi sağlama yoluyla gerçekleşmektedir. 2019 yılında madencilik ve taşocaklarının GSYİH içindeki payı %1'den %1,1'e yükselmiştir. Türkiye'de madencilik alanında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), MTA, TENMAK gibi düzenleyici ve üretici kurumlar bulunmaktadır. 4. Sürdürülebilir Madenciliğe Etki Eden Faktörler (AHP Analizi Sonuçları) Çalışmada, sürdürülebilir madenciliğe etki eden faktörler ekonomik ve sosyal boyutlarda incelenmiş ve AHP analizi ile ağırlıkları belirlenmiştir. 4.1. Ekonomik Faktörler ve Ağırlıkları: Üretici Üzerindeki Vergi Yükü (%37): Madencilik sektöründeki en önemli ekonomik faktör olarak öne çıkmaktadır. Devlet hakkı gibi ek vergilerle diğer sektörlerden daha yüksek vergi yüküne sahip olması, karlılıkları olumsuz etkilemektedir. Mesleki İtibar (%27): Sektörün kredibilitesi ve bankacılık sektörü tarafından kazanç getirici olarak algılanması, ekonomik sürdürülebilirlik açısından önemli bir faktördür. Mevzuat (%15): Sürekli değişen maden kanunları, üreticiler ve sektör temsilcileri için ekonomik belirsizlik ve sorunlar yaratmaktadır. İşçilik Maliyetleri (%11): Toplam cironun önemli bir kısmını oluşturan işçilik maliyetleri, sektörün karlılığını etkileyen bir diğer faktördür. Belgelendirme ve Bürokrasi (%5): Bürokratik süreçlerin yoğunluğu ve maliyeti, ekonomik karlılığı negatif yönde etkilemektedir. Kayıt Dışı Giderler (%3): Madencilik izinlerini hızlandırmak için yapılan kayıt dışı harcamalar, üretim maliyetlerini artırmaktadır. İş Sağlığı ve İşçi Güvenliği (ISG) (%2): İş mahkemelerinin işçi lehine tutumu ve tazminat sorunları, ekonomik açıdan firmalar için risk oluşturmaktadır. 4.2. Sosyal Faktörler ve Ağırlıkları: Çalışanların ISG Yatkınlığı (%24): İş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyum eksikliği, maden kazalarının başlıca nedenlerinden biri olup, sosyal sürdürülebilirlik açısından en önemli faktör olarak belirlenmiştir. Sosyal Ruhsat (%22): Maden faaliyetlerinin yapılacağı bölgede yerel halkla işbirliği ve iletişim içinde olunması, sosyal kabul ve desteğin sağlanması gerekliliğini ifade etmektedir. "Günümüz dünyasında bir maden faaliyetinin yapılacağı bölgede daha arama-bulma çalışması esnasında yerel halkla beraber hareket edebilecekleri bir platform oluşturmalıdırlar." Toz ve Gürültü Kirliliği (%21): Özellikle açık ocak işletmeciliğinde ortaya çıkan bu kirlilik türleri, çevresel ve sosyal yaşam üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Atık Yönetimi (%15): Kimyasal içerikli atıkların yanı sıra maden işletmelerinin atık yağları ve lastikleri gibi malzemelerin yönetimi, çevresel ve sosyal sorumluluk açısından önem taşımaktadır. Şeffaf Yönetim (%12): Maden firmalarının faaliyetlerinin tüm aşamalarını yöre halkıyla şeffaf bir şekilde paylaşması, toplumsal güveni artırmaktadır. Sosyal Yaşam Alanları Planlaması (%4): Madencilik faaliyetlerinin kırsal bölgelerde kentleşmeyi tetiklemesi ve zamanla şehir içinde kalması, planlama gerektiren bir sosyal sorundur. Mesleki İtibar (%2): Çevreci kesimler tarafından madencilik sektörüne karşı duyulan olumsuz algı, sosyal itibarı düşüren bir faktördür. Sonuç ve Öneriler Bu çalışma, sürdürülebilir madenciliğin hem ekonomik hem de sosyal boyutlarının birbirine bağlı olduğunu ve kaynakların etkin ve verimli kullanılmasının toplumsal fayda ile sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada kritik olduğunu ortaya koymuştur. Politika Yapıcılara Yönelik Öneriler: Vergi Yükünün Azaltılması: Üretici üzerindeki yüksek vergi yükü, madencilik sektörünün ekonomik sürdürülebilirliğini olumsuz etkilediğinden, vergi politikalarının gözden geçirilmesi ve uluslararası karşılaştırmalı araştırmalarla desteklenmesi önerilir. Mevzuatta İstikrar: Sürekli değişen maden kanunları yerine, sektöre öngörülebilirlik sağlayacak, yapısal bir reformu hedefleyen istikrarlı ve uzun vadeli mevzuat düzenlemelerine ihtiyaç vardır. "Düzenleyici Etki Analizi" gibi yöntemlerle kanunların etkileri önceden değerlendirilmelidir. Çalışanların ISG Eğitimi ve Farkındalığı: Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kurallarına yatkınlıklarının artırılması için etkin eğitim argümanları ve bilinçlendirme faaliyetleri düzenlenmelidir. İşverenlerin sorumlulukları ve farkındalıkları da artırılmalıdır. Sosyal Ruhsatlandırma ve Şeffaf Yönetim: Maden firmalarının faaliyetlerine başlamadan önce yöre halkı ile şeffaf iletişim kurarak "sosyal ruhsat" alması ve maden sahasının tüm aşamalarını halkla paylaşması teşvik edilmelidir. Çok Boyutlu Arazi Çalışmaları: Metalik maden arama ve değerlendirme çalışmalarında jeolojik, jeofizik, sismik, jeodezi, haritacılık, maden mühendisliği, kimya mühendisliği, çevre mühendisliği, iş güvenliği uzmanlığı ve diğer mühendislik dalları ile koordineli çalışmaların yapılması için yasal denetimler güçlendirilmelidir. Düşük Tenörlü Cevherlerin Değerlendirilmesi: Maden sahalarında "cut-off grade" olarak tabir edilen düşük tenörlü cevher kısımlarının israf edilmemesi, rehabilitasyon çalışmalarından önce ekonomik olarak değerlendirilmesi için yapısal düzenlemeler dikkate alınmalıdır. Akademik Alana Yönelik Öneriler: Bu çalışmanın, madencilik sektörünün farklı alt dalları (mermer, taş ocakları, cüruf vb.) için tekrarlanması, sektör özelinde etkenlerin ve ağırlıklarının farklılıklarını ortaya koyacaktır. Katma değerli ürün eldesi ile maden ocaklarının sürdürülebilirliği ayrı bir çalışma konusu olarak incelenebilir. Reel Sektöre Yönelik Öneriler: İş sağlığı ve güvenliği konusunda çok daha etkin eğitim argümanları ve faaliyetler düzenlenerek çalışanların bilinç seviyesi artırılmalıdır. Toplumla iletişim ve şeffaflık konularına daha fazla yatırım yapılarak mesleki itibarın yükseltilmesi hedeflenmelidir. Bu kapsamlı analiz, madencilik sektöründe sürdürülebilirliğin sağlanması için hem yasal düzenlemelerin hem de toplumsal ve çevresel sorumlulukların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. ... Devamını Oku