Juli Zeh’in romanlarında toplumsal ve politik unsurlar
Yazar:Dağabakan, Davut
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Olgular 1. Politik ve Toplumsal Eleştiri Juli Zeh, romanlarında çağımızın toplumsal ve politik unsurlarına eleştirel bir yaklaşım sergiler. Yazarın bu duruşu, bireyin ve toplumun menfaatlerini ilke edinen, didaktik ve etik değerlerden ödün vermeyen bir anlayışla şekillenir. Zeh, eserlerinde sıkça ulusların rejimlerini, yönetim biçimlerini, toplumsal diktatörlüğü, siyasi partileri ve istihbarat mekanizmalarını sorgular. Uluslararası Politikaların İkiyüzlülüğü: Zeh, özellikle "Kartallar ve Melekler" ve "Sessizliğin Gürültüsü. Bosna’ya Yolculuk" romanlarında uluslararası politikaların ve kuruluşların ikiyüzlü tutumunu açıkça eleştirir. Balkanlar'daki dram, soykırım ve uluslararası çıkar ilişkileri sorgulanır. Max karakteri üzerinden, Birleşmiş Milletler'in (BM) ve NATO'nun Bosna Savaşı'ndaki rolü ve savaş suçlularına karşı sergilediği tutumlar eleştirilir. Max, "Arkan gibi bir savaş suçlusunun, uluslararası kuruluşlar tarafından nasıl aklandığını görebiliyoruz" (KM s.192) ifadeleriyle bu durumu dile getirir. Devlet Kontrolü ve Baskıcı Sistemler: "Temize Havale" romanı, devletin vatandaşlarının sağlığını ve yaşam tarzını kontrol altında tutmayı amaçlayan baskıcı bir distopik sistemi ele alır. Mia Holl karakteri, bu sisteme karşı çıkan bir "rejim düşmanı" olarak yargılanır. Eserde, sistemin bireyin özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları ve biyometrik verilerle sağlanan denetim mekanizmaları sorgulanır. Mia, mahkemede devlete karşı şu eleştiriyi yöneltir: "Sistem akıldan yararlanmamızı öğretiyor... Bir devlet, insanların hayat ve mutluluk konusundaki doğal çabalarına hizmet etmelidir. Egemenlik başka türlü meşru kılınamaz. Kişisel yararla kamu yararının örtüşmesini sağlamak gerekir." (TH s.118-119) Demokrasi ve İdeolojilerin Sorgulanması: "Oyun Dürtüsü" romanı, genç karakterler Ada ve Alev üzerinden ideolojilerin, dinlerin, insan haklarının ve demokrasinin yerine pragmatizmin geçişini ele alır. Ada, "Demokrasiye, yani dünyanın ideolojilerden en fazla arındırılmış ideolojisine hizmet ediyorsunuz. Demokrasi yaşlandı artık, yüzü kırışıklıklarla dolu, çoktan ölmeye yattı ve asasını elinde zar zor tutuyor; asanın diğer ucuna erkeksi ekonomi var gücüyle asılmış durumda." (OD s.462) ifadeleriyle günümüz demokrasisinin zaaflarını vurgular. Almanya'nın Geçmişi ve Güncel Politikaları: Zeh, Almanya'nın koloni tarihi, Nazi dönemi ve güncel göçmen politikaları gibi konulara göndermeler yapar. "Oyun Dürtüsü"nde Alman gençliğinin apolitik oluşu ve II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası eserlere olan ilgisizliği eleştirilir. Smutek, "Bu gençlik, endüstrinin biçtiği modalar, kişilikler, kahramanlar ve düşmanlarla ilgilenmeyi bırakmıştı. Bir nesil oluşturmakta kendisinden önceki bütün nesillerden daha başarısızdı." (OD s.296) diyerek Alman gençliğinin içinde bulunduğu durumu özetler. Medya ve Gerçekliğin Manipülasyonu: Medyanın olayları sunuş biçimi ve kamuoyunu yönlendirme gücü de Zeh'in eleştirdiği noktalardan biridir. Özellikle savaş haberlerinin sunumu ve sansürlenmesi romanlarda yer bulur. Max, gazetelerdeki haberlerin "standardı bağladığını" (KM s.173) ve politikacıların gerçekleri sakladığını belirtir. 2. Savaş ve Yıkım Savaş, Juli Zeh'in eserlerinde merkezi bir temadır ve hem bireylerin iç dünyalarında yaşanan çatışmalar hem de ülkeler arasındaki silahlı mücadeleler olarak karşımıza çıkar. Yazar, savaşın insanlık üzerindeki acımasız etkilerini ve uluslararası toplumun bu duruma karşı kayıtsızlığını eleştirir. Bosna Savaşı'nın İzleri: "Sessizliğin Gürültüsü. Bosna’ya Yolculuk", Zeh'in Bosna'ya yaptığı gezi gözlemlerinden oluşur ve savaşın bölgedeki derin izlerini, yıkımı ve insanların yaşadığı travmaları sansürsüz bir şekilde aktarır. Yazar, savaşın ardından Saraybosna, Mostar gibi kentlerin fiziksel ve ruhsal çöküşünü anlatır. Mile karakteri, Batılıların anlamadığı bu savaşın "çiftçilerin şehirlilere karşı yürüttüğü bir savaş olduğunu" (SG s.17) dile getirir. Srebrenitsa katliamı, BM'nin pasif tutumu ve cesetlerin nehirde sürüklenmesi gibi dramatik sahnelerle savaşın dehşeti gözler önüne serilir. "BM askerlerinin önünde sekiz bin insan katledilsin, evlerde, sokaklarda, ormanlarda cesetler. Bir gerekçe öne sürmek bile anlamsız. Susabilir, utanabilir insan." (SG s.190) Savaş Suçları ve Adaletsizlik: "Kartallar ve Melekler"de, Max karakteri aracılığıyla Balkanlar'daki savaş suçlularının (Arkan, Simatovic) uluslararası hukuk tarafından korunması ve uyuşturucu ticaretiyle olan bağlantıları sorgulanır. Max, "Dünya çapında aranan, Bosna Savaşı katliam suçlusu bir kişiyle ilgili raporları nasıl değiştirdiğini kendisi itiraf eder." (KM s.38) Modern Savaşın Doğası: "Oyun Dürtüsü"nde, savaşın artık bilgisayar monitörlerinde gerçekleştirildiği ve gençlerin "George Bush ve Bin Ladin" oynadığı (OD s.43) bir çağa işaret edilir. Medyanın Körfez Savaşı gibi olayları ele alış biçimi ve "11 Eylül" gibi küresel olayların etkileri tartışılır. Ada, "Amerika’nın asabiyetinin ve dünya çapındaki bu gürültülü bağrış çağrışın sebebi, saldıran süper gücün korkması ve alttan alta haksız olduğuna inanması." (OD s.132) diyerek Amerikan dış politikasını eleştirir. 3. Yalnızlık ve Bireysellik Zeh'in romanlarındaki karakterler genellikle derin bir yalnızlık duygusu yaşar. Bu yalnızlık bazen toplumsal koşulların, bazen de kişisel tercihlerin bir sonucudur. Toplumsal Kopukluk: Max, Jessie'nin ölümünden sonra kendini izole eder ve toplumsal yaşama yabancılaşır. Radyo programlarına katılan yalnız bireylerin hikayeleri, modern toplumdaki yalnızlaşmanın bir göstergesidir. Max, dış dünyayı "gürültü" olarak nitelendirir ve "dışardaki koşuşturma ruhumu ve bedenimi yiyerek besleniyor sanki." (KM s.27) ifadelerini kullanır. Zorunlu Yalnızlık: Göçmen karakterler, özellikle Smutek ailesi, ülkelerinden uzakta yaşadıkları için kültürel ve sosyal bir yalnızlık hissederler. Bayan Smutek'in "bir ülkesinin, memleketinin, anne babasının, hobisinin, çocuğunun olmadığını" (OD s.211) dile getirmesi bu durumu özetler. İdealize Edilen Yalnızlık: Bazı karakterler, özellikle Sebastian ("Serbest Düşüş") ve Mia Holl ("Temize Havale"), yaratıcı ve entelektüel çabalarını sürdürmek için yalnızlığı bir tercih olarak görürler. Mia, "İnsanlardan kaçan bir kişiliğe sahiptir. Yalnız kalmayı hep tercih eder." (TH s.108) 4. Uyuşturucu Bağımlılığı ve Ticareti Uyuşturucu kullanımı ve ticareti, Zeh'in eserlerinde toplumsal bir sorun olarak ele alınır ve devletlerin bu konudaki yanlış politikalarıyla ilişkilendirilir. Bireysel Bağımlılık: "Kartallar ve Melekler"de Max'ın kokain bağımlılığı, Jessie'nin uyuşturucu satıcılığı ve çevresindeki karakterlerin uyuşturucuyla olan ilişkileri detaylı bir şekilde anlatılır. Max, uyuşturucuyu bir "kurtarıcı" olarak görür ancak zararlı etkilerinin farkındadır. Kokainin kimyasal formülünün verilmesi (C17 H21 NO4) ve kullanım sonrası fiziksel-psikolojik etkilerin detaylı tasviri, konunun ciddiyetini vurgular. Uluslararası Uyuşturucu Trafiği: Zeh, Balkanlar üzerinden yürütülen uyuşturucu trafiğini ve uluslararası kuruluşların bu konudaki pasifliğini eleştirir. Özellikle Bosna'da tecavüz mağdurlarının uyuşturucu kuryesi olarak kullanılması, insanlığın düşebileceği en acımasız durumları gözler önüne serer. Max'ın, "Bosna’daki tecavüz kurbanları uyuşturucu kuryeleri olarak kullanılmışlar ve böylece göçmenlerin boşaltılması organize suçla el ele yürümüştü." (KM s.233) ifadeleriyle bu durumun vahametini ortaya koyar. Savaş ve Uyuşturucu İlişkisi: "Sessizliğin Gürültüsü"nde, savaş sonrası işsizlik ve psikolojik travmaların uyuşturucu bağımlılığını artırdığına dikkat çekilir. Gençlerin işsizlik nedeniyle uyuşturucuya yönelmesi ve savaşın uyuşturucu ticareti için uygun zemin oluşturması vurgulanır. 5. Toplumsal Baskı ve Bireyin Mücadelesi Toplumsal baskı, Zeh'in romanlarında bireyin hayatını etkileyen önemli bir faktör olarak işlenir. Bu baskı, aileden, okuldan veya devletin dayattığı normlardan kaynaklanabilir. Kurumsal Baskı: "Oyun Dürtüsü"nde okul müdürü Teuter'in öğretmenlere ve öğrencilere uyguladığı politik baskı, bireylerin özgür düşünce geliştirmesini engelleme çabası olarak görülür. Smutek, müdürün baskıcı tavırları karşısında kendini "mülteci" (OD s.41) gibi hisseder. Toplumsal Beklentiler: Max'ın "yaz tatillerini hiç sevmemesi" (KM s.71), maddi yetersizliklerin yanı sıra, toplumsal beklentilerin birey üzerinde yarattığı baskıyı da gösterir. Dış görünüşe verilen önem ve liyakatten ziyade fiziksel özelliklere göre işe alım da eleştirilir. Bireyin Direnişi: Mia Holl ("Temize Havale"), sistemin dayattığı sağlık diktatörlüğüne karşı çıkarak bireysel özgürlüğünü savunur. Mia'nın yönteme karşı verdiği mücadele, toplumsal baskıya karşı bireysel direnişin sembolü haline gelir. 6. İntihar İntihar, Zeh'in romanlarında toplumsal ve bireysel sorunların bir sonucu olarak sıkça karşımıza çıkan trajik bir temadır. Travma ve Umutsuzluk: Max'ın arkadaşı Jessie'nin intiharı, Max'ın hayatını derinden etkiler ve onu kokain bağımlılığına sürükler. Max, Jessie'nin intihar etmeden önce yaşadığı fiziksel ve ruhsal çöküntüleri detaylı bir şekilde anlatır. Max, "Yalnızca bunu neden yaptığını çözemiyordum." (KM s.16) diyerek intiharın ardındaki anlamsızlığı sorgular. Sisteme Karşı Direniş: "Temize Havale"de Mia'nın kardeşi Moritz'in intiharı, devletin baskıcı sağlık sistemine karşı bir direniş eylemi olarak sunulur. Moritz, yargılanmasının ardından "Gafletinizin sunağında kurban ediyorsunuz beni." (TH s.104) diyerek kendini sisteme karşı bir kurban olarak konumlandırır ve intihar eder. Mia, kardeşinin intiharının "şehitlik makamı" (TH s.187) olarak görüleceği endişesiyle yönetimin bu duruma karşı aldığı politik kararları eleştirir. Hayattan Kaçış: "Oyun Dürtüsü"nde okulun eski bir binasının intihar için elverişli bir yer olarak görülmesi ve öğretmen Höfi'nin bu binadan atlayarak intihar etmesi, karakterlerin yaşam karşısındaki umutsuzluklarını gösterir. Alev, "Hayatta en güzel şeyin, hayatın er ya da geç son bulacağını kabullendikten sonra kaybedecek bir şeyin olmamasıdır." (OD s.124) diyerek intiharı bir özgürlük aracı olarak değerlendirir. 7. Mutluluk ve Mutsuzluk Mutluluk ve mutsuzluk kavramları, Zeh'in romanlarında bireysel deneyimler ve toplumsal koşullar bağlamında işlenir. Genellikle mutsuz karakterlerin hikayeleri öne çıkar. Bireysel Çöküntü: Max'ın, Jessie'nin ölümünden sonra yaşadığı derin üzüntü ve uyuşturucu bağımlılığına yönelmesi, onun mutsuzluğunu besler. Max, yaşamı "boktan" olarak niteler ve "güneş hiç doğmasa ve dünya yörüngesinden çıkıp çevresindeki yıldızlarla birlikte evrenin sonsuz gecesine doğru uçsa çok iyi olacak." (KM s.31) gibi karamsar düşüncelere sahiptir. Toplumsal Yoksulluk ve Savaşın Etkileri: "Sessizliğin Gürültüsü"nde, Bosna Savaşı'nın yol açtığı yoksulluk, barınma sorunları ve psikolojik travmalar insanların mutsuzluğunu artırır. Zeh, savaşın "mutsuz bıraktığı insanların tutumlarını" (SG s.97) gözlemler. Bosnalıların bayramlarda "savaşın korkularını bastırdıklarını" (SG s.181) belirtir. İlişkilerdeki Mutsuzluk: "Oyun Dürtüsü"nde Olaf ve Ada'nın ailevi sorunları (boşanma, iletişim eksikliği) onların mutsuzluklarını tetikler. Smutek'in şantaja uğraması ve eşi Bayan Smutek'in yalnızlık ve nörotik rahatsızlıkları da mutsuzluk temasına katkıda bulunur. Bayan Smutek, "bir ülkesinin, memleketinin, anne babasının, hobisinin, çocuğunun olmadığını" (OD s.211) söyleyerek yalnızlık ve mutsuzluğunu kadere bağlar. Bilimsel Rekabetin Getirdiği Mutsuzluk: "Serbest Düşüş"te Sebastian ve Oskar arasındaki bilimsel rekabet ve kıskançlık, karakterlerin mutsuzluğuna yol açar. Sebastian'ın oğlunun kaçırılmasıyla yaşadığı travma, onun iç dünyasındaki korkuyu ve mutsuzluğu derinleştirir. 8. Öfke Öfke, Zeh'in romanlarında karakterlerin duygusal tepkileri, iç monologları ve fiziksel davranışları aracılığıyla ifade edilir. Kontrolsüz Öfke: Max'ın Clara'ya karşı duyduğu öfke, şiddete dönüşebilir. Clara'nın tez yazmak için kendisine yaklaşmasından duyduğu rahatsızlık, Max'ın "ona yeniden vurma zamanı geldi, ama bu kez yerinden kalkamayacak duruma gelene dek vuracağım" (KM s.19) gibi düşüncelerle ifade edilir. Sisteme Yönelik Öfke: "Temize Havale"de Mia'nın yönetimin adaletsiz tutumuna karşı duyduğu öfke, onu radikal söylemlere ve eylemlere iter. Toplumsal ve Politik Öfke: "Oyun Dürtüsü"nde okul müdürü Teuter'in baskıcı tavırları, öğrencilerin (özellikle Ada ve Alev) ve bazı öğretmenlerin öfkesine yol açar. Ada, "Amerika’nın asabiyeti ve dünya çapındaki bu gürültülü bağrış çağrışın sebebi, saldıran süper gücün korkması ve alttan alta haksız olduğuna inanması." (OD s.132) diyerek Amerikan politikalarına duyduğu öfkeyi dile getirir. Kıskançlık ve Rekabet Kaynaklı Öfke: "Serbest Düşüş"te Oskar'ın Sebastian'a karşı duyduğu kıskançlık, öfkeye dönüşür ve aralarındaki ilişkiyi olumsuz etkiler. Komiser Rita'nın "bastırılmış bir öfkeyi yansıttığı" (SD s.135) ifade edilir. 9. Küfür Zeh'in romanlarında küfür, karakterlerin gerçekçi bir şekilde duygularını ifade etme biçimi olarak sansürsüzce yer alır. Bu, öfke, kızgınlık veya hayal kırıklığı gibi yoğun duyguların bir göstergesidir. Duygusal İfade: Max'ın yaşadığı olaylar karşısında "bok" (KM s.11) gibi kelimeler kullanması, küfrün karakterlerin iç dünyasındaki karmaşayı ve hayal kırıklığını yansıttığını gösterir. Jessie'nin Shershah'a "fahişe" denmesi (KM s.72) veya Max'ın ilk kokain kullanımında "Lanet Olsun" (KM s.94) demesi, yoğun duygusal anları vurgular. Sisteme Yönelik Tepki: "Sessizliğin Gürültüsü"nde, Bosna'da insanların ülkelerini "boktan bir yer" (SG s.20) olarak tanımlamaları, savaşın yarattığı umutsuzluğa ve sisteme olan tepkiye işaret eder. Halkın uluslararası kuruluşlara ve yöneticilere karşı duyduğu öfke, küfürlü ifadelerle dile getirilir. Zeh, "manda yönetimin içine sıçmak istediğini" (SG s.130) duyar. Sosyal Eleştiri: Yazar, küfürlü ifadeleri toplumsal eleştirilerini güçlendirmek için de kullanır. Bosna'da Sırplar ve Hırvatlar arasındaki etnik gerilimin "sıçtığım Hırvat'ı" (SG s.203) gibi ifadelerle yansıması, yazarın savaşın yarattığı nefreti gözler önüne sermesidir. 10. Cinsellik Juli Zeh, romanlarında cinsel konuları ve objeleri sansürsüz bir şekilde ele alır, karakterlerin cinsel kimliklerini ve deneyimlerini detaylıca işler. Karmaşık Cinsel İlişkiler: "Kartallar ve Melekler"de Max, Jessie ve Shershah arasındaki karmaşık cinsel ilişkiler, uyuşturucu etkisi altındaki cinsel deneyimler ve karakterlerin cinsel kimlik arayışları anlatılır. Max'ın Maria ile yaşadığı ilişkiler ve Jessie'nin mastürbasyon sahnesi, cinselliğin bireysel ve ruhsal boyutlarını ortaya koyar. Max'ın Clara'ya "seksi iki taraflı bir mastürbasyon olarak" (KM s.167) tanımlaması, modern ilişkilerdeki kopukluğa işaret eder. Ergenlik ve Cinsel Kimlik: "Oyun Dürtüsü"nde genç karakterler Olaf ve Ada'nın cinsel deneyimleri, porno filmleriyle olan ilişkileri ve bekaret kaybı gibi temalar işlenir. Olaf'ın iktidarsızlığı ve Ada'nın cinselliği bir manipülasyon aracı olarak kullanması, ergenlik dönemindeki cinsel kimlik arayışlarını ve sosyal etkileşimleri gösterir. Alev, Ada'ya "fiziksel sevginin bütün insanları, insan haklarından, hükümet ile belediyeler arasındaki mali kaynağın eşitlemesinden ya da bahar koleksiyonundan daha çok eşit hale getirdiğini ve eşitliğin, bütün iddialara rağmen, hiç de arzu edilen bir şey olmadığını" (OD s.289) söyler. Cinsiyet Rolleri ve Taciz: "Sessizliğin Gürültüsü"nde, Zeh'in Bosna seyahati sırasında karşılaştığı erkeklerin cinsel taciz girişimleri ve kadınlara yönelik cinsel arzular, cinsiyet eşitsizliğini ve toplumsal sorunları gözler önüne serer. Zeh, otelinde tacize uğramasını ve kendisine "onu becereceğini" (SG s.57) söyleyen küfürleri aktarır. Yazar, erkeklerin ona karşı cinsel yaklaşımlı tavırlarından rahatsız olur. Cinsiyet ve Güç İlişkisi: Bazı karakterlerin cinsel kimliklerini gizleme veya kullanma biçimleri, güç ilişkileriyle de bağlantılıdır. Özellikle Ada'nın öğretmeni Smutek'i cinsel cazibesini kullanarak tuzağa düşürmesi, cinselliğin bir güç aracı olarak nasıl kullanılabileceğini gösterir. 11. Din Zeh'in romanlarında din, bireylerin inançları, toplumsal pratikler ve dini kurumların politikalarla olan ilişkisi bağlamında ele alınır. Yazar genellikle dine eleştirel ve sorgulayıcı bir yaklaşımla yaklaşır. İnançsızlık ve Sorgulama: Max ("Kartallar ve Melekler"), Tanrı ve felsefe üzerine şüpheci düşüncelere sahiptir. İncil'deki ayetleri sorgular ve Tanrı'nın insanlara sadece "tat duyusu ve seks güdüsü" (KM s.201) verdiğini, hayatın anlamını ise açıklamadığını düşünür. Dua etmesini "yaptıklarından pişman olduğu" (KM s.170) anlarda bir rahatlama aracı olarak görür. Dinin Politik Kullanımı: "Oyun Dürtüsü"nde, Amerika'nın dış politikasında "Hollywood ve İncil'i" (OD s.132) bir araç olarak kullanması eleştirilir. Alev'in annesinin dini inançlarını bulunduğu ülkenin şartlarına göre şekillendirmesi ve Alev'in Tanrı'ya inanmaması, dinin bireysel ve toplumsal etkilerini tartışmaya açar. Alev, internetin 500 yıl önce bulunması durumunda "Tanrı'nın ortaçağın sonuyla birlikte sürgüne gitmiş olacağını" (OD s.287) belirtir. Dini Semboller ve Algılar: "Sessizliğin Gürültüsü"nde, Zeh'in Bosna'daki cami, ezan, kilise ve haç gibi dini sembollere yönelik gözlemleri, farklı kültürlerin dini algılarını ve savaşın dini mekanlar üzerindeki etkilerini gösterir. Yazar, Bosna'da minareleri "gökyüzüne doğru kurşunkalem gibi nişan alan yapılar" (SG s.54) olarak betimler. Sırp karakter Binks'in, "Tanrı ve Allah'ın mola verdiğini" (SG s.128) söylemesi, savaşın dini değerler üzerindeki erozyonunu vurgular. Zeh'in "İslam'daki resim yasağına özenti duyması" (OD s.357) ve camiyi gördüğünde kendini daha iyi hissetmesi gibi ifadeler, dinin farklı algılanış biçimlerine işaret eder. Dinin Kurumsal Yapısı: "Temize Havale"de Mia Holl, "geçmişin tüm sistemlerinin tersine ne piyasaya ne de bir dine itaat edilmediğini" (TH s.31) belirterek, günümüz toplumunun biyolojik yaşamın varoluşuna dayalı, akla boyun eğen bir sistem geliştirdiğini vurgular. Mia'nın Tanrı'ya inanmaması ve Tanrı'nın varoluşunu sorgulaması, dinin birey için anlamını sorgular. 12. Hırsızlık Hırsızlık, Zeh'in romanlarında karakterlerin ahlaki değerlerini ve toplumsal normlarla olan ilişkilerini gösteren bir eylem olarak yer alır. Sıradanlaşmış Hırsızlık: "Kartallar ve Melekler"de Max ve arkadaşları arasında küçük hırsızlıkların (kalem, bardak, bürodan yiyecek çalma) normal bir davranış gibi anlatılması, ahlaki değerlerdeki erozyona işaret eder. Max, "çaldığı bir kalemin bir Viyana'lıya ait olduğunu" (KM s.80) söyler. Gereklilik Halinde Hırsızlık: "Sessizliğin Gürültüsü"nde, Bosna Savaşı sonrası yoksulluk nedeniyle yazarın incir çalmayı düşünmesi veya terminalde banka soymayı planlaması, hayatta kalma mücadelesinin getirdiği ahlaki ikilemleri gösterir. Zeh, "insanın mecbur olması durumunda bazı şeyleri aniden öğrenebildiğini" (SG s.19) anlatır. Organize Suç ve Hırsızlık: Uyuşturucu ticaretiyle bağlantılı hırsızlıklar, romanlarda geniş çaplı organize suç ağlarının bir parçası olarak sunulur ve uluslararası ilişkilerle ilişkilendirilir. 13. Kent Hayatı Kent hayatı, Zeh'in romanlarında hem fiziksel mekanları hem de bu mekanlarda yaşayan insanların toplumsal ve psikolojik durumlarını yansıtır. Kentlerin Çirkin Yüzü: Max, "Kartallar ve Melekler"de kentleri "insanın içini karartan yapılar", "Kıyamet Günü üzerine bir filmin ıssız bir sahnesini çağrıştıran görüntüler" (KM s.60) olarak betimler. Viyana'nın kirliliği, ambulans sirenleri ve yaşlıların ölümü gibi olumsuzluklar ön plana çıkarılır. Savaşın Tahrip Ettiği Kentler: "Sessizliğin Gürültüsü"nde, Bosna Savaşı'nın Saraybosna, Mostar gibi kentlerde yarattığı yıkım ve harabe ortamı detaylıca anlatılır. Yazar, "Saraybosna gülü" (havan mermisi delikleri) gibi sembolik imgelerle savaşın izlerini aktarır. Kentin ruhunun insanlardan bağımsız var olmadığını ve savaş yüzünden çatılarda meydana gelen cepheleri tamir etmenin hiçbir şeyi tamir edemediğini (SG s.55) vurgular. Distopik Kent Algısı: "Temize Havale"de, geleceğin kentleri, tek katlı evler, kültür merkezleri ve temiz bir çevreyle idealize edilmiş olsa da, Mia'nın rüyalarında görülen şehirler, paslı antenler, çatlak çatılar, sigara dumanı ve hapishane avlusunu aydınlatan fenerlerle daha karamsar ve distopik bir tablo çizer. Moritz'in rüyasındaki kent, "başkasından, şehirden, hayattan korktukları bir kent olarak düşünür." (TH s.50) Yabancılaşma ve Yalnızlık: Kentler, bireylerin yalnızlaştığı ve birbirlerine yabancılaştığı mekanlar olarak da sunulur. Max, kalabalık toplu taşıma araçlarındaki insanları "istif edilmiş balıklar gibi", "çoktan ölmüş" (KM s.213) varlıklar olarak betimler. Sonuç Juli Zeh, romanlarında günümüz dünyasının ve geleceğin toplumsal ve politik sorunlarını cesurca ele alan, eleştirel ve tarafsız bir yazar olarak öne çıkmaktadır. Hukukçu kimliği, eserlerine derinlik katmakta ve adalet, devlet kontrolü, uluslararası ilişkilerdeki çarpıklıklar gibi konuları ustaca işlemektedir. Savaş, yalnızlık, uyuşturucu, toplumsal baskı, intihar, mutluluk-mutsuzluk, öfke, küfür, cinsellik, hırsızlık ve kent hayatı gibi temalar, Zeh'in karakterleri ve olay örgüsü aracılığıyla okuyucuya aktardığı evrensel insanlık durumlarıdır. Eserleri, okuyucuyu düşündürmeye, sorgulamaya ve modern dünyanın karmaşık yapısıyla yüzleşmeye teşvik etmektedir. Zeh'in kendine özgü üslubu ve anlatım biçimi, onu dünya çapında tanınan ve ilgiyle okunan bir yazar yapmaktadır. Bu çalışma, Zeh'in romanlarının toplumsal ve politik içerikli konuları hem tarafsız hem de yer yer yanlı bir bakış açısıyla, gözlemler ve kurgusal ifadelerle aktardığı sonucuna varmıştır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!