Issız topraklar
Yazar:Erzurum, Kenan
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

1. Eğitimsizlik ve Okul İhtiyacı: Köydeki en belirgin sorunlardan biri, okuma yazma bilen insan sayısının yok denecek kadar az olmasıdır. "Okuma yazma bilenlerin sayısı yok denecek kadar azıdı: Eski yazıyı bilenlerin sayısı sadece üç beş kişi. Yeni yazıyı desen onu bilenler de okuma yazmayı askerde öğrenmişlerdi." (s. 6) Askerlikte okuma yazma öğrenilmesi, köy halkının genel eğitim seviyesinin düşüklüğünü göstermektedir. Gıdı Fakı'nın ziraat okulunu kazanması, köyde büyük bir yankı uyandırır ve okumanın önemini vurgular: "Bu, öyle bir haberdi ki ıssız topraklara bomba gibi düştü. İlk defa, Çobanlar köyünden bir çocuk ilkokulu bitiriyor, oradan da başka bir okula gidiyordu." (s. 6) Bu olay, köyde bir okul yapılması fikrinin yayılmasına neden olur. Pek çok aile, çocuklarını okutmak istemesine rağmen, köyde okul olmaması ve aşağı köylerde kalacak tanıdık bulamamaları nedeniyle çaresiz kalmaktadır. "Keşke biz de akıl edebilsek de çocukları aşağı köylerde okula yazdırsaydık. Ama düşünemedik. Ya da bizim köyde okul olsa da bizim çocuklar da okuyabilseydi.” (s. 23) Kamber Ali ve Tecir Ömer gibi karakterler, okulun önemini vurgulamakta ve mevcut durumu eleştirmektedir: "Allah Allah, demek öyle oldu ha. Anlattıklarına inanasım gelmiyor arkadaş." (s. 151) Eğitimsizlik, kişisel gelişimin önündeki en büyük engel olarak sunulmaktadır. Âdem gibi karakterler, askerde okuma yazma öğrenmiş olsalar bile, okul diploması olmamasının eksikliğini hissetmektedir: "Gerçi okumayı öğrendim ama ilkokul diplomam yok. Zamanında buraya bir okul yapılmış olsaydı, biz de okurduk." (s. 237) 2. Yerel Siyaset, Muhtarın Rolü ve Particilik: Alacalı Muhtar, köydeki siyasi ortamda merkezi bir figürdür. Okul yapımı konusundaki tutumu ve particilik eleştirilmektedir. Muhtarın, "hükümetin partisiyle ilgisi olduğu" (s. 8) söylenmekte ve bu durum, okul yapımının siyasi çıkarlara göre şekillenmesine neden olmaktadır. Muhtar, yol yapımı gibi işlerde köylüye kolaylık sağladığını iddia ederek kendi konumunu güçlendirmeye çalışır: "Siz bana öfkeleniyorsunuz ama yolda üç gün çalışıp da on beş gün yazdığımı unutmayın. İşinize geldiği için hiç biriniz ‘muhtar neden bizi on beş gün çalıştırmıyorsun?’ demiyor. Size böyle bir torpili başka kim yapabilir?" (s. 12-13) Okulun, köyün ortası sayılan Kozalık Tepesi yerine muhtarın evinin önüne yapılması kararı, köyde büyük bir hoşnutsuzluk yaratır ve muhtara karşı tepkileri artırır: "Muhtar partisinden yana olan kişileri böyle demeleri için uyarıyor, akıl veriyordu. Alacalı’ya göre o, yıllarca muhtarlık yapmış, köye emek vermişti, okulun onun evinin önüne yapılması normaldi. Bir yandan böyle diyor, bir yandan da içinden ‘oh olsun,’ diye düşünüyordu; ‘İyi de ettim, siz de partiye rey verseydiniz. Rey vermezseniz olacağı bu. Parti büyükleri isteseler okulu başka bir köye de kaydırabilirlerdi. Siz okulun buraya yapıldığına şükredin.’" (s. 209) Muhtarın değiştirilmesi ve yeni muhtar Ahmet Karakan'ın köyün yukarı kesimine yeni bir okul yapma çabaları, siyasi değişimlerin köy hayatına etkilerini gösterir: "Ankara’da Hükumet değişmiş de haberimiz yok. (...) başka da desem mi bilmem ki… İnanmayacaksınız ama bizim muhtarı değiştirmişler. (...) Yeni muhtar Ahmet Karakan." (s. 241-242) 3. Dini İnançlar ve Gelenekler: Köyde dini inançlar güçlüdür, ancak bazı gelenekler ve yeni dini akımlar toplumsal tartışmalara yol açar. Okul yerine cami yapılması fikri, eğitimin önemini gölgede bırakmaktadır: "Madem devlet çocuklarımıza bir okul yaptırmıyor, biz de kendimize bir cami yapalım. Öğretmen olmadan eğitim olmaz ama hoca olmadan namaz kılınır." (s. 13) Kerim Hacı gibi karakterler, modern eğitimi "Gâvur yazısı" (s. 13) olarak görüp çocuklarını okula göndermek istemezler. Onun düşüncesine göre "Okulda gavır yazısı öğretiyorlar da ondan." (s. 58) Bu, geleneksel ile modern arasındaki çatışmayı gözler önüne serer. Köyde akşamları evlerde toplanıp "zikir" edilmesi gibi yeni dini adetler yaygınlaşır ve bu durum, dışarıdan gelen hoca takımının etkisiyle ortaya çıkar. (s. 14) Düğünlerde davul zurna çalınması gibi geleneksel uygulamaların Celil Dede gibi bazı kişiler tarafından "günah" (s. 157, 161-162) olarak görülmesi, dini değerlerin toplumsal yaşamdaki etkisini ve yorum farklılıklarını yansıtır. 4. Zorlu Kırsal Yaşam ve Geçim Kaygıları: Çobanlar köyü, zorlu coğrafi koşulları ve sınırlı geçim kaynakları nedeniyle halkın yaşamında önemli bir yer tutar. Köy, "derin vadiler ve yüksek tepeler üzerinden aşağılara doğru uzanan ve gittikçe alçalarak güney ucunda ovayla birleşen" bir coğrafyada yer alır. (s. 5) Köy halkı, geçimini "hayvancılıkla" ve "beş on dönüm tarlaları" (s. 5) ekip biçerek sağlamaktadır. Toprakların kıraç olması ve sınırlı imkanlar, halkın hayatını zorlaştırmaktadır. "Bu dağkolunda hayat zor. İnsanın koşturmaktan canı çıkıyor. Gece gündüz davarın, malın peşinde dolan, ama ele avuca bir şey de geçmiyor. Buralarda gelecek yok." (s. 150-151) Bazı gençler, köydeki bu zorlu koşullardan kurtulmak için şehirdeki fabrikalara gitmeyi düşünmektedir. (s. 150, 228) Bu, köyden kente göçün ilk belirtileri olarak yorumlanabilir. Efiye Nine'nin hikayesi, yaşlılıkta ve yoksullukta yalnız bırakılmanın acı gerçekliğini gösterir. Gelinlerin ve oğullarının ona bakmaması, toplumsal dayanışmanın zayıfladığını vurgular. (s. 61-75) 5. Toplumsal Dayanışma ve İmece Geleneği: Zorlu koşullara rağmen, köyde imece usulüyle iş yapma ve yardımlaşma geleneği devam etmektedir. Okul veya cami yapımı gibi konularda halkın bir araya gelmesi ve ortak çaba göstermesi, imece geleneğinin bir yansımasıdır: "Biz de toplanıp hep beraber şuraya bir cami damı yapmaya ne dersiniz?" (s. 169) Cami yapımı sürecinde taş toplama, duvar örme gibi işlerde köylülerin gönüllü olarak çalışması, dayanışma ruhunu sergiler. "Sabah gelemeyen öğleden sonra, öğleden önce gelemeyen de ertesi gün sabah gelip cami duvarı için taş toplama işine katıldı." (s. 180) Ancak, bazen bu dayanışma içinde bile çatışmalar ve hoşnutsuzluklar ortaya çıkar. (s. 180-181) Önemli Gerçekler ve Olaylar: 1950'li Yıllar: Hikaye, 1950'li yıllarda Çobanlar köyünün genel durumunu tasvir ederek başlar. Gıdı Fakı'nın Başarısı: Çobanlar köyünden ilk kez bir çocuğun ilkokulu bitirip ziraat okuluna gitmesi, köyde büyük bir değişim rüzgarı estirir ve okul fikrini gündeme getirir. Alacalı Muhtar'ın Okul Karşıtlığı: Muhtar, partisinin köyde yeterli oy alamamasını bahane ederek okul yapımına engel olur ve okulun başka köylere kaydırıldığını iddia eder. (s. 11) Cami Yapımı Fikri: Okul yapılamayınca, bazı köylüler cami yapma fikrini ortaya atar ve bu, köyde önemli bir tartışma konusu olur. İmece Usulü Cami İnşaatı: Kamber Ali, Tecir Ömer, Püsük Hüseyin ve Battal Usta gibi karakterlerin önderliğinde, köylüler imece usulüyle bir cami inşa etmeye başlarlar. (s. 175) Bu cami damı, "1958 yılının bahar aylarında, Mustafa Hoca’nın kıldırdığı ilk namazla açıldı." (s. 201) Muhtar Değişikliği ve Yeni Okul Projeleri: 1960'lı yıllara gelindiğinde hükümet değişikliğiyle birlikte muhtar da değişir ve yeni muhtar Ahmet Karakan, köyün yukarı kesimine yeni bir okul yapılması için çaba gösterir. (s. 241-242) Okulun Muhtarın Evinin Önüne Yapılması: Köydeki ilk okul binası, siyasi etkiler nedeniyle köyün ortası yerine Alacalı Muhtar'ın evinin önüne inşa edilir. Bu durum, köyün yukarısındaki aileler arasında büyük bir kızgınlık ve hayal kırıklığı yaratır. (s. 207) Cami Damının Geçici Okul Olarak Kullanılması: 1959 yılında, köyün yukarısındaki çocuklar, yeni bir okul binası yapılana kadar cami damında eğitime başlar. (s. 223, 250) Kamber Ali'nin Arazi Bağışı ve İkinci Okul Binası: Kamber Ali, köyün yukarısına yapılacak ikinci okul binası için kendi tarlasından yer bağışlar. "Müdür Bey, ben ne demek istediğinizi anladım. Muhtar da biliyor ya, orada suya yakın tarlası olan bir ben varım. Zaten şimdi çocukların eğitim gördüğü cami damının yerini de ben verdim. Okulu da benim tarlamın istediğiniz yerine yapabilirsiniz.” (s. 249) Bu bina, 1961 yılında tamamlanır ve köyün çocukları cami damından yeni okula geçer. (s. 288) Okulların Kapanışı: Kaynağın sonundaki notta, bölgedeki birçok ilkokulun (Bilallı, Kocalar, Balliler, Mustafaağalar, Kozalık) 2008-2017 yılları arasında "taşımalı eğitime geçilmesi nedeni ile" kapandığı belirtilmiştir. Kocalar İlkokulu'nun (cami damında) 1959'da açılıp 1961'de okul binasına geçtiği ve 25.11.2010'da kapandığı bilgisi de verilmiştir. (s. 289) Karakter Analizleri (Öne Çıkanlar): Alacalı Muhtar: Çıkarcı, particilik yapan, köylünün eğitim ihtiyacını kendi siyasi menfaatleri için kullanan bir lider figürü. Okulun kendi evinin önüne yapılmasını sağlayarak tepki çeker. Kamber Ali: Okuma yazma bilmeyen, ancak köyünün ve çocuklarının geleceğini düşünen, fedakar ve inatçı bir köylü. Okul ve cami yapımı için mücadele eder, kendi arazisini bağışlar. Tecir Ömer: Kamber Ali ile benzer düşünen, köyün gelişimi ve çocukların eğitimi için çabalayan, aklı başında bir köylü. Püsük Hüseyin: Dini hassasiyetleri olan, cami yapımı konusunda hevesli, ancak aynı zamanda şakacı ve bazen laubali bir karakter. Kerim Hacı: Geleneksel değerlere sıkı sıkıya bağlı, modern eğitimi "gavur yazısı" olarak gören, inatçı ve dine düşkün bir köylü. Okul yapımına karşı çıkar. Sefil Mahmut ve Necmiye: Çocuklarını okutmak isteyen ancak maddi imkansızlıklar ve köydeki okul eksikliği nedeniyle çaresiz kalan yoksul bir çift. Âdem: Askerlikte okuma yazma öğrenmiş, ancak köydeki sınırlı imkanlar nedeniyle gelecek kaygısı taşıyan, şehirde iş arayışında olan genç bir karakter. Efiye Nine: Yaşlılık ve yoksulluk nedeniyle yalnızlaşmış, çocukları ve gelinleri tarafından terk edilmiş, acınası bir figür. Toplumsal değişimin ve dayanışma eksikliğinin sembolü. Bu belge, "Issız Topraklar"daki önemli olayları ve karakterleri özetleyerek, eserin temelinde yatan toplumsal, siyasi ve kültürel çatışmaları ve değişimleri anlaşılır bir şekilde sunmaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!