1. Kitap Hakkında "Örtük Dersler - 2", Kemal Akkan Batman'ın 2009-2012 yılları arasındaki makalelerini içeren ilk kitabının devamı niteliğinde olup, 10 Eylül 2012 ile 13 Nisan 2015 tarihleri arasında "Havadis Gazetesi"ndeki "Örtük Dersler" köşesinde yayımlanan makalelerden oluşmaktadır. Yazar, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Programları ve Öğretim Bölümü mezunu ve doktoralı bir akademisyen olup, KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'nda çeşitli öğretim programlarının yazılmasında danışmanlık ve ko misyon başkanlığı gibi görevler üstlenmiştir. Kitap, yazarın eğitim bilimindeki birikimini ve KKTC'nin eğitimsel ve toplumsal sorunlarına dair eleştirel bakış açısını yansıtmaktadır. Yazarın temel felsefesi, "eğitim biliminin siyaset kurumundan kurtarılması özlemi ve ekonomik üretim biçiminin dinamiklerine uygun bir eğitim sistemi yapılandırılması"dır. 2. Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Olgular Kitap, KKTC'nin sosyal yapısı, eğitim felsefesi, değerler eğitimi, eğitim psikolojisi, eğitimin ekonomik ve politik temelleri, öğretmenlik mesleği ve sorunları, ilköğretim ve özel okullar, aile eğitimi, kongreler, Kıbrıs Türk kültürü, öğretim programları, ders kitapları, yükseköğretim ve özel eğitim gibi geniş bir yelpazede sorunları ele almaktadır. 2.1. Sosyal Yapı ve KKTC Eğitimi: Çarpık Bir Düzenin Yansımaları Yazar, KKTC'nin sosyal yapısını "çarpık bir düzen" olarak nitelendirmekte ve bunun eğitimin çeşitli alanlarına olumsuz yansımalarını gözlemlemektedir. Medyanın Olumsuz Etkisi: Basının, çocukların beyinlerine "korku tohumları" ektiğini, şiddet ve olumsuz haberleri manşet yaparak psikolojik travmalara yol açtığını belirtir. Yazar, birçok ülkede bu tür haberlerin ilk sayfalarda yer almadığına dikkat çeker. "Öldürülen bir çocuğun hikayesini okuyan diğer çocukların yaşayacağı psikolojik travmayı tahmin etmek zor değil: Küçük beyinlere ekilecek korku tohumları. Ölümün karanlık yüzüyle vakitsiz karşılaşmak. Yaşanacak endişeler, korkular ve belki de psikolojik rahatsızlıklara kadar varacak problemli çocuklar." Gıda Güvensizliği ve Erken Ergenlik: Hormonlu gıdaların (özellikle tavuk eti) çocuklarda erken ergenliğe neden olduğunu ve sağlık sistemini olumsuz etkilediğini vurgular. Denetleme mekanizmalarının yetersizliğine işaret eder. Parçalanmış Aileler ve Beyin Göçü: KKTC'deki boşanma oranlarının yüksekliği ve bunun toplumsal problemlere yol açtığı belirtilir. Yüksek eğitimli ailelerin bile çocuklarını yurt dışında okutup orada yaşam kurmaya teşvik etmesi, ülkenin nitelikli insan kaynağından mahrum kalmasına neden olmaktadır. "En dramatik kısım ise filmin sonu: Çocuklarına mezun olunca oralarda bir yaşam kurmaları salık verilmekte. Dramatik son parçalanmış aile. Doğur, okut, büyüt ve sonunda yaşamın güzel yıllarında kendi çocuklarını ve belki onların kuracakları aileleri görmeden yaşama devam etmek." Fırsat eşitsizliği ve "adam kayırmacılık" gibi faktörlerin gençlerin ülkeyi terk etmesinde önemli bir etken olduğu ifade edilir. Kopya ve Yaratıcılık Eksikliği: KKTC toplumunda "kopya yaşamların" yaygın olduğunu, yenilik, orijinallik ve yaratıcılığın eksik olduğunu savunur. Eğitim sisteminin ezbere dayalı olması, yaratıcı düşünceyi engellemekte ve kalkınmayı olumsuz etkilemektedir. "Geleneksel eğitim sistemi ve onun kurumu olan okul, anlamlı öğrenmeyi değil, bilgileri ezberlemeyi öğretiyor. Ezber, öğrencileri kopyaya sevk ediyor. Öğrenciler toplumla buluşunca da kopya yaşamlar ortaya çıkıyor; her şey aynı." Kıbrıs Türk Kişiliği ve Negatif Tutumlar: Kıbrıs Türk kişiliğinde karakter, yetenek ve mizacın desteklenmeyerek tutumların ön plana çıkarıldığı, ancak bu tutumların da genellikle negatif yönde olduğu belirtilir. Haksızlık, adam kayırmacılık gibi tutumların sosyal statü için koşul haline gelmesi, "çarpık kişilikler" yaratmaktadır. "Kıbrıs Türk kişiliklerinde tutumlar çok önemli hale getirildi. Yetenek, karakter ve mizaçlarsa bastırıldı. Neye karşı olumlu tutumunuz olduğuysa başat hale getirildi. Tutumlar da negatif yönde desteklendi." Müzik ve Estetik Yoksunluğu: Müzik tercihlerinin "pop kültürün simgesi olan pop müzik" ve "arabesk müzik" gibi düşük müzikaliteye sahip türlerde yoğunlaşması, eğitim programlarındaki müzik derslerinin yetersizliğine bağlanır. Müzik eğitiminin eksikliğinin toplumsal estetik yoksunluğuna yol açtığı ifade edilir. Eğitilmiş Beyin ve Seçimler: KKTC'deki bireylerin, yüksek eğitim düzeylerine rağmen "geri kalmış ülkelerdeki beyin şemalarınınkiyle aynı" tepkileri verdiğini, siyasetin hala "yasak" olduğunu ve devlet imkanlarının "peşkeş çekildiğini" belirtir. Toplumun olaylar karşısındaki tepkilerinin, eğitimsiz bırakılma sonucu oluşan şemalarla şekillendiği savunulur. Ülke Analizi ve Kalkınma: Kalkınmanın temel aracı olarak eğitimi işaret eder. Ülke analizi yapılmadan, ekonomik ihtiyaçlara uygun bir eğitim sistemi yapılandırılmadığı için kalkınmanın hayalden öteye geçemediğini belirtir. Meslek liselerinin ülkenin sanayisizliğine rağmen geliştiği, Tarım Meslek Lisesi'nin ise kapatıldığı eleştirilir. "Siz kendi ülkenizde kalkınma için, hangi niteliklerde insan tipine ihtiyacınız olduğuna karar vermelisiniz. Bunun için de ülkenin analizi yol gösterecektir." Sağlık Sisteminin Çöküşü: Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Hastanesi'nde "5 haftada bir hastaya tanı koyulamaması" ve Mağusa Hastanesi'ndeki hijyen ve tedavi eksiklikleri gibi somut örneklerle sağlık sisteminin "bittiği" ifade edilir. Hasta ve hasta yakınlarının maruz kaldığı olumsuz davranışlar ve tıbbi hatalar vurgulanır. "Lanetlenmiş Bir Toplum" Algısı: KKTC'nin 38 yılda yarattığı sosyal yapının "insan onuruna yakışmayan" manzaralarla dolu olduğunu, insan ve çocuk hakları ihlallerinin yaygın olduğunu belirtir. Bu durumun, statükodan nemalananlar yüzünden devam ettiği savunulur. "Lanetlenmiş bir toplum gibi her gün bu manzaraları görüp, yaşayıp kahrolmanız için..." Devletin İflası ve Gençlerin Tepkisi: Sağlık, eğitim, güvenlik, belediye hizmetleri ve hukuk sisteminin "iflâs ettiği" vurgulanır. Gençlerin "Alın başınıza çalın!" diyerek ülkeyi terk etmeye çalıştığı belirtilir. Devlet yönetiminin çağdaş yönetim teorilerinden uzak, eski hiyerarşik yapılara dayanması eleştirilir. "Sadece tarihe not düşmek, emeğin bir araya getirilmesi ve toplumsal yararlılık gözetilmiştir." Belediye Seçimlerinde Yetersiz Kriterler: Belediye başkan adaylarının seçiminde çağdaş kriterlerin (insanların işlerini kolaylaştırmak, çıkar amacı gütmemek) göz ardı edildiğini savunur. Makyaj projeleri yerine (yollara çiçek ekmek, çimlerle donatmak), yaşlılar için hastane veya sağlık kurumu gibi temel ihtiyaçlara odaklanılması gerektiği belirtilir. Gurur Duyulmayan Harcamalar: Savaş uçakları gösterileri gibi "gereksiz" harcamaların, Soma'daki madencilerin çocuklarının eğitimi veya Onkoloji Hastanesi gibi temel ihtiyaçlar için kullanılabileceği vurgulanır. "Silah tüccarlarının ellerinde kalan savaş araç-gereçlerini satacak bir ülke olmamak için maddi ve insan kaynağını, yeterli bilgi ile donatmak için, devlet bütçesinin çok daha büyük payını eğitime ayırsak daha çok gurur duyulmaz mıydı?" Sibel Siber ve Eğitimsizlik: Toplumda herkesin her konuda değerlendirme yapma yeteneğine sahip olduğu algısının "eğitimsizlikten" kaynaklandığı, siyasetçilerin alanları dışındaki konulara yorum yapmasının eleştirildiği bir örnek üzerinden açıklanır. Çocukların Güney Kıbrıs'taki Kreşlere Gitmesi: KKTC'li ailelerin çocuklarını kreş döneminden itibaren Güney Kıbrıs'taki okullara göndermesi, KKTC eğitim sisteminin iflas ettiğinin en önemli göstergesi olarak sunulur. Ailelerin "Türk kimliği yerine Dünyalı ya da Küresel kimlikle yoğrulmasını tercih etmektedirler." Köylerdeki İnternet Eksikliği: 21. yüzyılda KKTC köylerinde birçok öğrencinin evinde bilgisayar ve internet bulunmaması, proje ödevleri için "gece saat 23:00 civarlarına kadar sokaklarda" internet aramasına yol açması eleştirilir. Okul binalarının 13:00'ten sonra kilitli kalması ve kütüphane/internet erişimi imkanlarının yetersizliği vurgulanır. Kolejler Zengin Çocuklarınındır: Kolej sisteminin "geleneksel okulun felsefik, politik ve ekonomik kriterlerinin hepsini tam anlamıyla yerine getirme görevi"ni üstlendiği, zengin çocuklarına ayrıcalık tanıdığı ve toplumsal tabakalaşmayı pekiştirdiği savunulur. Kolej sınavlarının fırsat eşitsizliği yarattığı ve yoksul çocukların başarısızlık algısıyla yetişmesine neden olduğu belirtilir. "Geleneksel okul, alt sınıftan gelen çocuklara, yoksulluktan kaynaklanan olanaksızlıkları nedeniyle değil, yeteneklerinden dolayı başarısız olduklarına inanmalarını öğretir." Singapur Örneği ve Eğitim Başarısı: Singapur'un temiz tuvaletleri ve yüksek akademik başarısı, KKTC'deki durumla kıyaslanır. Singapur'da öğretmenlik mesleğinin prestijli olduğu ve eğitime verilen önemin toplumsal başarıya yansıdığı vurgulanır. 2.2. Eğitim Felsefesi, Değerler Eğitimi ve KKTC Eğitimi Yazar, KKTC eğitim sisteminin değerler eğitimi konusunda yetersiz kaldığını ve çağdaş felsefelerden uzak olduğunu ifade eder. Kadınların Geleneksel Rolleri: KKTC'de üniversite öğrencilerinin bile kadına hala "kalıp yargılar" ve geleneksel roller yüklemesi, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda katedilmesi gereken uzun bir yol olduğunu gösterir. Eğitim sisteminin bu konuda yeterli önlemleri almadığı belirtilir. Yanlış Davranışların Benimsenmesi: Ülkeyi yönetenlerin "adam kayırmacılık, yalan, sahtekarlık, hırsızlık, bencillik" gibi yanlış normları benimsediği ve bu durumun topluma yayıldığı savunulur. Okulun olumlu değerler kazandırma çabasının, sosyal yaşamdaki olumsuz örnekler yüzünden boşa çıktığı belirtilir. "Yaratılan bu toplumda, şimdilerde ortaya çıkan insanların ve davranışlarının kökenleri de ülkenin eski yöneticileri ve bürokratlarıdır." Eğitim Sisteminin Sorumluluğu ve "Mutsuzluk": Eğitim Sen gibi kuruluşların eğitimdeki problemlere yeterince odaklanmadığı eleştirilir. KKTC'deki eğitim sisteminin genel durumu "Türk eğitim sistemi eşittir ‘MUTSUZLUK’" şeklinde özetlenir. Saygısızlık ve Emek Sömürüsü: KKTC'nin 38 yıllık kurumlarının insan haklarını kazandırmakta yetersiz kaldığı, "saygı" kavramının eğitim sisteminde yerini alamadığı savunulur. Lefkoşa Belediyesi çalışanlarının maaşlarını alamaması gibi örneklerle emek sömürüsü vurgulanır. Hayvan Refahı Yasası ve İnsanlık Dışı Uygulamalar: KKTC Meclisi'nin hayvan refahı yasasını "ötenazi" uygulamasıyla kabul etmesi eleştirilir. Eğitim sisteminin hayvan sevgisini kazandırmadaki yetersizliği ve insanlık dışı uygulamaların devam etmesi sorgulanır. "En kötü hayvan insan mı?", diye düşünmeden edemiyor insan." Okulda Kıyafet Serbestisi ve Sınıf Farklılıkları: Okul kıyafetlerinin sınıf farklılıklarını ortadan kaldırmadığı, aksine erken yaşta bu farklılıkları gösterdiği savunulur. Serbest kıyafetin yaratıcı düşünceyi destekleyeceği belirtilir. "Eti Senin Kemiği Benim" Anlayışı: Osmanlı döneminden kalma bu deyimin günümüzdeki okullarda dayak ve fiziksel şiddetin hala var olmasına zemin hazırladığı eleştirilir. Çocuk haklarına aykırı bu uygulamaların önüne geçilmesi gerektiği vurgulanır. Hayat Bilgisi Dersleri ve Gerçekler: Hayat Bilgisi derslerinde teorik olarak öğretilen değerler (dürüstlük, sorumluluk, saygı) ile KKTC'deki gerçek yaşam arasındaki çelişkiler, öğrencilerin gözünden ironik bir şekilde sunulur. Meclis üyelerinin devamsızlığı, polis ve avukatların dürüstlük sorunları, belediye çalışanlarının maaş alamaması, sağlık sistemindeki aksaklıklar ve çevre kirliliği gibi konular bu bağlamda ele alınır. Orta Çağ Demokrasisi: KKTC'de öğretilen "demokrasi" kavramının gerçek demokrasiyle örtüşmediği, "çoğunlukçu demokrasi" anlayışının hakim olduğu ve siyaset yasaklarının devam ettiği eleştirilir. Düşünce özgürlüğünün kısıtlanması ve akademisyenlerin fikirlerini ifade edememesi vurgulanır. Sahtekarlıkla Mezun Olma ve Değer Yargıları: KKTC'deki siyasi çelişkiler, "naylon notlar" ve "adam kayırmacılık" gibi sahtekarlıkların eğitim sistemine sızdığı, bunun da öğrencilere dürüstlük yerine sahtekarlık değer yargısını aşıladığı belirtilir. "Bir toplumda değer yargıları ortadan kalkarsa, o toplum yok olmaya mahkumdur." Karnelerde Sevgiye Not Verilseydi: Geleneksel karne sisteminin ezbere dayalı olduğu ve "sevgi" gibi duyuşsal davranışlara yer vermediği eleştirilir. Sevgi eksikliğinin toplumsal problemlere yol açtığı ve bu eksikliğin eğitim sistemi tarafından giderilmesi gerektiği vurgulanır. "Geleneksel okul ve karne matematiği öğretir çünkü; ama insanınıza hatta hayvanlara karşı sevginiz varsa eyleme geçersiniz." Şiddet ve Öğrenme: Okullardaki şiddet ve dayak uygulamalarının çocukların güven duygusunu zedelediği ve yaratıcı düşünceyi engellediği belirtilir. "Konuşan, sorgulayan ve yaratıcı insan kıtlığı"nın bir nedeni olarak bu durum gösterilir. Sevgi ve Aşkı Öğretememe: KKTC eğitim sisteminin "sevgi" ve "aşk" gibi duyuşsal davranışların öğretiminde başarısız olduğu, informal eğitimin ise "kin, nefret, hatta sevgisizlik" örnekleriyle dolu olduğu savunulur. Aşkın kimyasal bir olgu olduğu bilimsel olarak açıklanarak, toplumsal algının yanlışlığı vurgulanır. Mutsuzluk ve Eğitim: Türk eğitim sisteminin anaokuldan üniversiteye kadar öğrencilere "mutsuzluk" yaşattığı, sınav odaklı sistemin gençleri "iş yok" duvarıyla karşı karşıya bıraktığı belirtilir. Gelişmiş ülkelerdeki "Mutluluk Projeleri"ne dikkat çekilerek, KKTC'de bu konuda "koca bir hiç" yapıldığı eleştirilir. Geri Kalmış Toplum ve Düşünce Özgürlüğü: KKTC'nin "geri kalmış" bir toplum olduğu ve "düşünce özgürlüğü"nün algılanamadığı vurgulanır. Anayasadaki düşünce özgürlüğüne rağmen, bunun uygulamada baskı altında tutulduğu belirtilir. "Gelişmiş ülke olmak zor bir iş; bunun için tek bir şeye ihtiyaç var: düşünmek. O da özgür değilse, tüm pisliklerle karşı saldırıya geçmek, tek zavallı çare." 2.3. Eğitim Psikolojisi (Gelişim, Öğrenme, Öğretme) ve KKTC Eğitimi Yazar, KKTC eğitim sisteminin öğrenme ve öğretme süreçlerinde modern psikolojik yaklaşımları benimsemede yetersiz kaldığını dile getirir. Kavram Öğretiminin Önemi: Kavramların öğrenme sürecindeki hayati rolü vurgulanır. KKTC eğitim sisteminde kavram öğretiminin yetersiz olduğu, ders programları ve kitapların yerel unsurlardan uzak olduğu için öğrencilerin kavram yanılgıları yaşadığı belirtilir. Beyin Ödül Sistemi ve Parlak Yıldızlar: Geleneksel eğitimdeki "parlak yıldız" gibi tutarlı ödül sistemlerinin motivasyonda yetersiz kaldığı, beynin ödül sisteminin "rastgeleliğin unsurlarını tercih ettiği" bilimsel araştırmalarla açıklanır. Düşünme Eğitimi Eksikliği: KKTC eğitim sisteminde "düşünme" (eleştirel, problem çözme, yaratıcı) yeteneğinin öğretilmediği ve engellendiği savunulur. Bunun toplumsal problemlere yol açtığı ve kalkınmayı engellediği belirtilir. "Düşünme bütün problemlerin çözülmesinde temel zihinsel faaliyettir; fakat ne yazık ki potansiyel tehlike olarak da kabul edildiği için midir bilinmez, öğrencilere kazandırılmıyor." Ezber ve Örnek Yoksunluğu: Aile ve okul eğitiminin ezbere dayalı olduğu, öğrenmenin kalıcılığı için gerekli olan "örneklerin" yetersiz olduğu belirtilir. Bu durumun "anlamlı öğrenme"yi engellediği vurgulanır. Okul Stresi ve Akıl Sağlığı: Okul stresinin gençlerde depresyon, kendine zarar verme ve intihar eğilimlerini artırdığı, KKTC'de bu konuda bilimsel çalışma eksikliği olduğu ve "akıl sağlığı problemleri yaşatmayacak bir okul sistemi kurgulamak" gerektiği ifade edilir. Soru-Cevap ve Yaratıcılık: Soru-cevap tekniğinin geleneksel olarak ezberlenmiş bilgileri hatırlamaya yönelik kullanılması eleştirilir. Yaratıcı düşünmeyi geliştirecek, cevabı kitaplarda olmayan soruların sorulması gerektiği savunulur. "Yaratıcı bireylerin özeliği, uzun süreli bellekteki bilgileri kullanarak yeni bilgiler ve ürünler ortaya koymaktadır." Okul Binaları ve Sınıfların Yetersizliği: Okul binalarının ve sınıfların 1973 yılıyla aynı kaldığı, teknolojik donanım eksikliği olduğu ve öğrencilerin ilgisini çekmekten uzak olduğu belirtilir. Öğrenme başarısında okul binasının sevilmesinin önemi vurgulanır. Ödevin Başarıdaki Etkisi: Ödevin öğrenci başarısı üzerindeki etkisinin tartışmalı olduğu, hatta bazı araştırmalara göre olumsuz etkilerinin olduğu belirtilir. Öğrencileri mutsuz eden, bilgi düzeylerini aşan ve mekanik tekrara dayalı ödevler eleştirilir. Finlandiya örneğiyle az ödevin başarıyı engellemediği gösterilir. Okullardaki Oyun Yetersizliği: Çocukların merak ve gelişimleri için oyunun önemi vurgulanır. KKTC eğitim sisteminde kolej olgusunun ve geleneksel eğitimin oyuna yer vermemesi eleştirilir. Oyun yoksunluğunun çocuklarda birçok olumlu davranış açısından yetersizliğe yol açtığı belirtilir. Beklentisiz, Motivasyonsuz Geleneksel KKTC Eğitimi: Geleneksel eğitim sisteminin seçmecilik işlevine odaklanması, sınavlarla öğrencileri elemesi ve bunun da öğrencilerin "beklentilerini boşa çıkardığı" vurgulanır. Motivasyon ve beklenti düzeylerinin düşük olduğu bir toplumun ortaya çıktığı belirtilir. Merak, Çelişki ve Dengesizlik: Bilişsel gelişimde merak, çelişki ve dengesizliğin önemi vurgulanır. KKTC'deki geleneksel eğitimin ezbere dayalı olması nedeniyle öğrencilerin merak duygusunun bastırıldığı, bilişsel çelişki yaşamadığı ve gelişimlerinin hızlanmadığı eleştirilir. Tabletlerin Ruh Sağlığına Etkisi: Tablet ve akıllı telefon kullanımının çocuklarda bağımlılığa ve ruh sağlığı sorunlarına yol açtığı, ailelerin bu konuda dikkatli olması gerektiği vurgulanır. "Tabletler çocukların ruh sağlığını bozuyor." Okullar Neden Sevilmez? Hapishane Oldukları İçin mi?: Okulların öğrenciler tarafından sevilmemesinin nedeninin "hapishane" gibi özgürlük kısıtlayıcı yapısı olduğu savunulur. KKTC okullarında öğrencilerin "ağladığı, kavga ettiği, öğretmenlerin ceza ve şiddetine maruz kaldığı" gözlemlerle desteklenir. "Okul kapısından içeriye girdiği andan itibaren tuvalete bile gidip gidemeyeceğine kendisi değil öğretmeni karar vermekte; fizyolojik ihtiyacını bile izin almadan yerine getiremiyor." 2.4. Eğitimin Ekonomik, Politik Temelleri ve KKTC Eğitimi Yazar, eğitimin siyasetin elinde bir oyuncak haline geldiğini ve bunun ekonomik kalkınmayı engellediğini vurgular. Eğitimi Kurtaracak Bir Hükümet Yok Mu?: Eğitim sisteminin "dibine battığı", öğretmenlik mesleğinin "torpil sistemi" ile değersizleştirildiği eleştirilir. Öğretmen Akademisi'nin (AÖA) işleyişindeki sorunlar, bakanlık yapısının çağdışı olması ve YÖDAK'ın denetim yetersizliği gibi sorunlar dile getirilir. Kolej olgusunun "kanayan en büyük yara" olduğu belirtilir. 38 Yıldır Emekleyen Çocuk KKTC: KKTC'nin 38 yıldır "emekleyen bir çocuk" gibi olduğu, ekonomik, siyasi ve sosyal olarak kurumsallaşamadığı savunulur. "Siyaset yasakları"nın hala var olması, devlet çalışanlarının siyaset yapamaması eleştirilir. Bilim İnsanı mı? Siyasetçi mi?: Gelişmiş ülkelerde bilim insanlarının prestijinin siyasetçilerden daha yüksek olduğu, KKTC'de ise tam tersi bir durumun yaşandığı belirtilir. Bilim insanlarının "açlık sınırının altında maaş" alması nedeniyle siyasete yönelmesi eleştirilir. CTP Oy Verenleri Aldattı Mı?: CTP'nin seçimlerde aldığı oylara rağmen Eğitim Bakanlığı'nı küçük ortağa vermesi, halkın beklentilerini karşılamadığı ve ideolojik tutarsızlık sergilediği eleştirilir. Hükümet Programında Eğitimsel Çelişkiler: Hükümet programındaki ilkokul süresini 6 yıla çıkarma hedefinin bilimsel temele dayanmaması, kolej olgusunun devam ettirilmesi, din kültürü ve ahlak bilgisi dersine verilen önemin diğer derslere gösterilmemesi gibi çelişkiler dile getirilir. Dershane Sömürüsünü Eğitim Paydaşları Çok(!) İstiyor: Dershanelerin "aileleri sömüren canavarlar" olduğu, ancak siyasi aktörlerin ve hatta bazı paydaşların bu durumdan memnun olduğu savunulur. Kolej sınavlarının öğrencilerin psikolojilerinde "derin yaralar" açtığı ve fırsat eşitsizliği yarattığı vurgulanır. 2014 Yılı Gerçek Eğitimi de Kap Gel!: Yazar, 2014 yılı için kolej sınavlarının kaldırılması, dershanelerin yok olması, üniversitelerdeki sahtekarlığa son verilmesi, Kıbrıs kültürüne dayalı ders kitapları kullanılması gibi beklentilerini dile getirir. Eğitim Şurasına Bu Ülke Hazır Değil: Eğitim şuralarının bilimsel temele dayanmadan, siyasi saiklerle düzenlenmesi eleştirilir. Daha önceki şuralarda alınan kararların uygulanmaması, şuraların "tavsiye nitelikli" olmasının etkisi vurgulanır. "Binanın planı hazırlanmadan, odaların iç tasarımlarının nasıl olacağıyla ilgili toplantının ne kadar anlamı varsa şuranın gerekliliği ve yerindeliği de o kadar doğurdur." Eğitiminden Sorumlu Olanlar Cesursa Görelim: Türkiye'deki dershane kapatma ve okul yöneticisi değişiklikleri örnek gösterilerek, KKTC'de de benzer cesur adımların atılması gerektiği belirtilir. Dershanelerin kapatılması, okul müdürlerinin denetlenmesi ve okullardaki hijyen sorunlarının giderilmesi talep edilir. 2.5. Öğretmenlik Mesleği ve Problemleri Yazar, öğretmenlik mesleğinin KKTC'de hak ettiği değeri görmediğini, motivasyon eksikliği yaşadığını ve nitelik sorunlarıyla boğuştuğunu belirtir. Öğretmenler Motivasyonsuz!: Öğretmenlerin motivasyonlarının düşük olduğu, okul binalarının ve sınıfların yetersizliği, ailelerin ilgisizliği, kişisel gelişimlerinin ödüllendirilmemesi ve maaş uçurumları gibi nedenler sıralanır. "Etkili bir öğretim için önce öğretmenlerin motivasyonlarını arttıracak önlemlerin alınması gerekmektedir." Kılık-Kıyafet, Sosyal Medya Tüzükleri: Temelsiz ve Gereksiz: Öğretmenlerin kılık-kıyafet ve sosyal medya tüzükleri gibi "boş işlerle" uğraşılması eleştirilir. Öğretmenlerin asıl sorunlarının (atanamayan öğretmenler, düşük maaşlar, geçim derdi) göz ardı edildiği vurgulanır. Müthiş Özveri: Öğretmenlik!: Öğretmenlik mesleğinin toplumda haksız yere eleştirildiği, diğer mesleklere kıyasla daha fazla beklentiye maruz kaldığı ve öğretmenlerin kendi ceplerinden harcama yaparak fedakarlık ettiği belirtilir. Kamu Hizmeti Komisyonu Öğretmenlik Mesleğini Yaralıyor: Kamu Hizmeti Komisyonu'nun öğretmenlik mesleğine girişteki "katkı puanı" uygulaması ve özel üniversitelerle yaptığı anlaşmaların, mesleğin niteliğini düşürdüğü ve adaletsizlik yarattığı eleştirilir. "KKTC’nin Öğretmen Yetiştirme Programı Bile Yok!" başlığı altında, ülkenin kendi öğretmen yetiştirme programının olmaması ve Türkiye'deki karmaşanın buraya yansıması eleştirilir. Öğretim elemanı yetersizliği ve "naylon notlar" gibi sorunlar dile getirilir. Öğretmen ve Müdürler Artık Lider Olmalı: Öğretmenlerin ve okul müdürlerinin "yönetici" rolünden uzaklaşıp "lider" rolünü üstlenmesi gerektiği vurgulanır. Çağdaş öğretmenlik mesleğinin liderlik davranışlarını gerektirdiği belirtilir. Aynı İşi Yapıp Çok Az Maaş Alan Öğretmenler!: 2011 sonrası göreve başlayan öğretmenlerin "aynı işi yapıp çok düşük maaş" alması, motivasyonlarını düşürdüğü ve performanslarını olumsuz etkilediği belirtilir. Özel Okullardaki En Büyük Tehlike!..: Özel okulların denetlenmemesi, müzik öğretmeninin sınıf öğretmenliği yapması gibi örneklerle nitelik sorunları dile getirilir. Ailelerin "kendi paraları ile çocuklarının kişiliklerinde derin yaralar açacakları" uyarısı yapılır. Öğretmenlerin Moral Bozukluğu Ciddiye Alınmalı: Öğretmenlerin düşük maaş, düşük statü, artan sınıf sayıları gibi nedenlerle "moral bozukluğu" yaşadığı, bunun da eğitimin kalitesini olumsuz etkilediği vurgulanır. Öğretmenliğe Girişteki Artı Puan, Adaletsizlik ve Eşitsizliktir: Öğretmenliğe girişteki "artı puan" uygulamasının başarısızlığı ödüllendirdiği, adaletsiz ve eşitsiz bir durum yarattığı eleştirilir. Yeni bir sınav tüzüğünün eşitlik, adalet ve bilimsel ilkelere göre hazırlanması gerektiği belirtilir. 2.6. İlköğretim ve Özel Okullar İlköğretimdeki sorunlar, özellikle birleştirilmiş sınıflar, öğretmen yetersizliği ve özel okulların denetimsizliği konularına odaklanılır. Öğretmenler Okullarına Güvenmiyor!: Öğretmenlerin kendi çocuklarını devlet okullarına göndermemesi, devlet eğitim sisteminin evrensel insan tipinin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğu düşüncesiyle açıklanır. 21. Yüzyılda Birleştirilmiş Sınıf! Hayret!: KKTC gibi küçük bir coğrafyada "birleştirilmiş sınıf" uygulamasının 21. yüzyılda hala devam etmesi eleştirilir. Öğretmen yetersizliği ve bu alanda eğitim almamış öğretmenlerin görevlendirilmesi sorun olarak gösterilir. Esentepe İlkokulu'nun Örnek Başarısı: Esentepe İlkokulu'nun spordaki başarıları örnek gösterilerek okul-çevre işbirliğinin önemi vurgulanır. Ancak bu başarıya rağmen öğrencilerin maddi sıkıntılar nedeniyle müsabakalara katılamama riski ve eğitim sistemi çelişkileri dile getirilir. Rehber ve Psikolojik Danışmanları Neden İstemiyoruz?: Okullarda özel eğitime gereksinim duyan çocukların ve diğer psikolojik sorunların artmasına rağmen, ilkokullarda "rehber uzman" veya "rehber öğretmen" kadrosunun olmaması eleştirilir. Erken müdahale ilkesi vurgulanır. İlkokul Çocukları Sporla Yarıştırılmamalı Ama...: İlkokul çağındaki çocukların sporla yarıştırılmasının fiziksel ve psikolojik gelişimlerine olumsuz etkileri olduğu belirtilir. Kolej sınavı olgusuna benzer şekilde, çocukların başarısızlık duygusu ve şiddet eğilimi geliştirmelerine neden olduğu ifade edilir. İlköğretim, Kişilik ve Ter Kokusu!: Kişiliğin oluşumunda ilköğretimin önemi vurgulanır. KKTC ilköğretim sisteminin "kişisel temizlik" gibi temel kişilik özelliklerini kazandırmakta yetersiz kaldığı, "pis kokulara teslim" bir toplumsal kişilik yarattığı eleştirilir. 35 Kişilik Sınıflar Neye Hizmettir?: Öğretmenler Yasası'nın (25/1985) sınıf mevcutlarını düzenlemede yanlış kullanılmasının ve 35 kişilik sınıfların kaliteli eğitime engel olduğu belirtilir. Gelişmiş ülkelerdeki düşük sınıf mevcutları örnek gösterilir. Bazı Özel Okullardaki Yanlış: Öğrencileri Gruplara Ayırmak: Özel okullarda öğrencilerin başarılarına göre gruplara ayrılmasının "başarısızlık etiketi" almalarına ve kişilik gelişimlerinde olumsuz etkiler yaratmasına neden olduğu eleştirilir. "Geleneksel kapitalist eğitim" anlayışına dikkat çekilir. 2.7. Aile Eğitimi Ailelerin çocukların eğitimindeki rolü ve karşılaştıkları sorunlar ele alınır. Ayrı Oda Başarı İçin Şart: Başarılı öğrencilerin ayrı çalışma odalarına sahip olmasının önemi vurgulanır. Ailelerin çocuk odalarını öğrenme amaçlı düzenlemesi gerektiği belirtilir. Çocuklara Okutmayınız: Ders kitaplarındaki "savaş" kelimesi eleştirilirken, yazar kendi yazdığı kitabın "silaha, ölüme, kine, nefrete, düşmanlığa götürecek iletiler" içermediğini savunur. Eleştiriyi yapanların çocuklarının belleğindeki olumsuz imajların kendi aktivist davranışlarından kaynaklanabileceği ima edilir. Toplumda uyuşturucu gibi konularda bilinçlendirme çabalarının bile olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtilir. Kitap Okuma(ma) Alışkanlığı: Kitap okumanın başarı için temel koşul olduğu, ancak KKTC toplumunda bu alışkanlığın yaygın olmadığı belirtilir. Ailelerin olumsuz modeller oluşturması ve televizyon alışkanlığının kitaptan daha öncelikli olması eleştirilir. Ailenin Okul Eğitimine Katılımı Şart: Aile katılımının öğrenci başarısında önemli bir değişken olduğu vurgulanır. KKTC eğitim kültüründe ailelerin okul etkinliklerine katılımının düşük olması, okul-aile birliklerinin oluşturulamaması sorun olarak gösterilir. 2.8. Kongreler ve KKTC Eğitimi Uluslararası eğitim kongrelerinin KKTC'ye katkıları ve ülkenin bu tür bilimsel olaylara yaklaşımı ele alınır. Eğitim Araştırmaları Konseyi 2. Kuruluş Toplantısı: Çanakkale'de düzenlenen Eğitim Araştırmaları Konseyi toplantısı hakkında bilgi verilir. Lisansüstü eğitimin sorunları ve çözüm önerileri tartışılır. Ivor Goodson Kıbrıs'ta: Prof. Ivor Goodson'ın "öğretmenlerin hayatı" ve "hayat hikayeleri" üzerine yaptığı çalışmalar tanıtılır. Goodson'ın KKTC'de uluslararası bir kongrede davetli konuşmacı olarak yer almasının önemi vurgulanır. ISEP 44. Kongresi KKTC Köyünde!..: Uluslararası Eğitim Planlaması Derneği (ISEP)'nin 44. Kongresi'nin KKTC'de yapılmasının ülkenin tanıtımı açısından büyük bir başarı olduğu belirtilir. Ancak KKTC'nin bilimsel olayları algılayacak sosyal yapıya henüz ulaşmadığı, akademisyenlere destek olunmadığı ve "feodal toplum" yapılanmasının devam ettiği eleştirilir. "ABD sonrasında KKTC her anlamda feodal bir toplum gibi algılanmakta. Derebeylerin hüküm sürdüğü ve onlar adına yapılandırılmış bir köy..." ISEP 44 Bitti, Eleştiriler Gelmeye Başladı!: ISEP 44. Kongresi'nin verimliliği ve KKTC'li akademisyenlere sağladığı fırsatlar anlatılır. Kongrenin duyurulmasındaki yetersizlikler konusunda eleştiriler dile getirilir. Kemal Yücel Araştırma Onur Ödülü: II. Kıbrıs Uluslararası Eğitim Araştırmaları Kongresi'nde "Kemal Yücel Araştırma Onur Ödülü"nün verilmesi kararı duyurulur ve bu ödülün eğitim bilimi araştırmacılarını motive etmesi hedeflenir. 2.9. Kıbrıs Türk Kültürü, Eğitim Programları, Ders Kitapları ve KKTC Eğitimi Kıbrıs Türk kültürünün eğitim programlarına yansıması ve ders kitaplarının içeriği konuları incelenir. Yeni Öğretim Programları: Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Temel Eğitim Müfredat (1-8) Eğitim Programı Geliştirme Projesi" olumlu karşılanır ancak projenin ismindeki "müfredat eğitim programı" kavram hatası eleştirilir. Siyasi iktidar değişikliklerinin projelerin akıbetini belirsiz kıldığına dikkat çekilir. Çalıştay'da Yenilik Göze Çarpmadı: Daha önceki çalıştaylarda olduğu gibi yeni çalıştayda da önemli bir yeniliğin göze çarpmadığı eleştirilir. 3. Genel Değerlendirme ve Sonuç Kemal Akkan Batman'ın "Örtük Dersler - 2" adlı kitabı, KKTC eğitim sistemi ve genel toplumsal yapısına dair kapsamlı ve eleştirel bir bakış açısı sunmaktadır. Yazar, medyanın olumsuz etkilerinden gıda güvensizliğine, parçalanmış aile yapısından beyin göçüne, yaratıcılık eksikliğinden eğitimin siyasetin oyuncağı olmasına kadar birçok sorunu somut örneklerle ortaya koyar. Özellikle eğitimdeki "ezbercilik", "sınav odaklılık", "fırsat eşitsizliği" ve "adam kayırmacılık" gibi temel problemlerin, toplumsal kalkınmayı engellediğini ve mutsuz bireyler yetiştirdiğini vurgular. Kitabın genel teması, KKTC'nin "geri kalmış" veya "gelişmekte olan" bir toplum olduğu, modern ve çağdaş normlardan uzak uygulamalarla yönetildiği, bunun da eğitimin kalitesini ve dolayısıyla toplumsal gelişimi olumsuz etkilediğidir. Yazar, bu sorunların çözümünün "eğitim biliminin siyaset kurumundan kurtarılması" ve "ülkenin analizine uygun bir eğitim sistemi yapılandırılması"ndan geçtiğini savunur. Öğretmenlik mesleğinin değersizleştirilmesi, okul binalarının yetersizliği ve ailelerin eğitim sürecine katılımının düşük olması da ele alınan önemli noktalardandır. Kitap, KKTC'nin geleceği için "düşünme", "yaratıcılık", "sevgi" ve "adalet" gibi evrensel değerlere dayalı bir eğitim sistemine acil ihtiyaç duyulduğu mesajını vermektedir. ... Devamını Oku