1. Temel Tezler ve Çalışmanın Amacı Bu çalışma, Arapça'nın ve genel olarak dillerin cinsiyet dağılımı konusunda tarafsız olduğunu kanıtlamayı hedeflemektedir. Yazar Prof. Dr. Elias Dheeb Atallah, karşılaştırmalı dilbilim, toplumsal dilbilim, uygulamalı dilbilim ve işlevsel dilbilim gibi farklı dilbilim alanlarına dayanarak, dillerin doğası gereği adaletsizlik yaratmadığını ve eşitsizlik oluşturmadığını savunmaktadır. Ana Tema: Dillerin kendiliğinden cinsiyetçi olmadığı, aksine dilin tarafsızlığ ını bozanın dili kullanan bireylerin veya toplumların niyetleri ve kültürel bağlamları olduğudur. Önemli İddia: "Arapçada ve çeşitlerinde estetik operasyon yapmaya gerek yoktur. Eşitlik veya eşitsizlik, dil ile alakası olmayan bir konudur. Dil doğası gereği adaletsizlik yaratmaz. Statüsünden yola çıkarak eşitsizlik oluşturmaz. Arapça’da söylem meselesi, dilsel cinsiyete ve erkeğin kendisinden ziyade eril formun baskınlığına bağlıdır. Dolayısıyla dilimiz, bazı feministler dilde düzeltilmesi gereken yerler olduğunu düşünse bile feminist bir iddia için mücadele alanı değildir.” (s. 10). Yazar, dişil kelimelerin farklı bir lafızla karşılandığı eril kelime oluşturma veya eril kelimelere zamir/isim işaretlerine sonek (suffixation) veya önek (prefixation) getirilerek dişil karşılıkların yapılması gibi durumların dillerin tarafsızlığını bozmadığını belirtir. Eğer kelime dağarcığı, bir cinsiyetin değerini yüceltmek ya da diğerinin değerini düşürmek için kasıtlı olarak işlevlendirilmişse, bu durumdan dili değil, o dili konuşan erkekleri ve kadınları sorumlu tutar. 2. Dilde Erillik ve Dişillik Etiketleri ve Tarafsızlık Kavramı Çalışma, dillerdeki cinsiyet etiketlerini (erillik ve dişillik) hiyerarşik bir sınıflandırma, yüceltici veya küçük düşürücü bir amaç içermeyen dilsel etiketler olarak ele alır. Önemli Fakta: "Dilin tarafsızlığına, kelimelerinin doğruluğuna, eril kelimelerin varlığına ve bu kelimelerin sonuna kendisine özel zamirlerin, işaret isimlerinin, ism-i mevsullerin ve ona uygun morfolojik formların eklendiğine; zamir ve işaret açısından uygun morfolojik dişil karşılıkların bulunduğuna inanıyoruz." (s. 19). Arapça'da Cinsiyet Etiketleri: Arapça'da dişil için ta merbuta, elif maksura ve elif memdude gibi sonekler kullanılır. Ancak bazı kelimeler etiketsiz olarak da dişil olabilir (örn. "ummum" - anne). Bu etiketlerin sadece dişil için olmadığını, çeşitli fonksiyonlarla erilde de geçebildiğini ve saf dil işlevleri için ortaya çıktığını vurgular. Diğer Dillerdeki Karşılaştırmalar: Akadca ve Nabatça gibi Semitik dillerde de dişil etiketleri benzer şekilde kullanılır. İbranice'de ise çoğul ekleri (-im ve -ot) cinsiyet belirlemede her zaman ayırt edici bir değer taşımaz; tekil formlar daha belirleyicidir. Yazar, bu etiketlerin dilin doğuşunda belirli bir cinsiyete özel olmadığını, daha çok morfolojik çoğul etiketleri olduğunu belirtir. Cinsiyet Dağılımının Karmaşıklığı: Hint-Avrupa ve Cermen dillerinde (örn. Almanca) "nötr" cinsiyetin varlığına değinilir. Almanca'da "Mädchen" (kız çocuğu) ve "Fräulein" (bekar hanım) gibi kelimelerin nötr olması, morfolojik küçültme eklerine dayandırılır. Bu durum, dilbilgisel cinsiyetin her zaman biyolojik cinsiyetle örtüşmediğini gösterir ve Arapça'daki eril/dişil dağılımından daha karmaşık olabileceğine dikkat çeker. 3. Feminist Hareketler ve Dil Üzerindeki Etkileri Yazar, modern yüzyılda feminist hareketlerin, dildeki erillik ve dişillik ile ilgili sorunları gündeme getirdiğini ve dilin cinsiyet ayrımcılığı araçlarından biri olarak görüldüğünü kabul eder. Ana Rahatsızlık Noktaları (İngilizce Örneği): Marjinalleştirme ve Değer Düşürme: Bazı ifadeler ve tarzlar kadını marjinalleştirmenin yanı sıra, bazı dişil kalıpların taşıdığı anlamlarla kadının değerini düşürmektedir (örn. "Mistress" kelimesinin hem "hanımefendi" hem de "cariye" anlamı taşıması). Eril Kalıpların Baskınlığı: Kadın ve erkeklerin birlikte bulunduğu çoğul kullanımlarda eril kalıpların (örn. "man" kelimesinin "insan" ve "erkek" anlamlarını taşıması) baskın olması eleştirilir. Medeni Durum Ayrımı: "Mr.", "Mrs.", "Miss" gibi hitaplarda kadının medeni durumuna göre ayrım yapılırken, erkeğin medeni durumu tarafsız kalması bir eşitsizlik olarak görülür. Atallah'ın Bakış Açısı: Yazar, feministlerin bu rahatsızlıklarında haklı olabileceğini belirtir, ancak sorunun dilin kendisinden değil, toplumsal, siyasi, dini ve ekonomik sistemlerin erkek egemenliğinden kaynaklandığını vurgular. Dilin etimolojik kökeninde bu anlamların olmadığını, ancak zamanla anlam daralmalarına uğradığını ifade eder. 4. Dili Cinsiyetten Arındırma Girişimleri ve Atallah'ın Önerileri Feminist hareketlerin dilde cinsiyet eşitliğini sağlamak için yeni ifade yöntemleri belirleme çabaları değerlendirilir. Uygulanan Yöntemler (İsrail İbranicesi Örneği): Parantez veya Eğik Çizgi Kullanımı: Eril kelimelerden sonra dişil etiket veya kelimenin tamamının eklenmesi (örn. "öğrenci/öğrenciye"). Genel Not Ekleme: Eril dilde yazılan her şeyin kadını da içerdiğine dair bir not eklenmesi. Atallah'ın Eleştirisi: Yazar, bu çözümleri "saçma" ve "skandal" olarak nitelendirir. "Bu buluşlarda hiçbir açılım veya eşitlik görmüyoruz. Bu sadece yasal bir zorlama ya da erkek veya kadın yazarın ‘kimliğine’ dikkat çekmektir." (s. 57). Ayrıca, bu yöntemlerin özellikle konuşma dilinde çirkin ve neredeyse imkansız olduğunu belirtir. Dilin doğası gereği otomatik olarak alışılagelmiş yöntemleri uygulayacağını savunur. Atallah'ın Arapça İçin Önerileri (Dilde Tarafsızlığı Korumak Adına): Atallah, dilin tarafsızlığına inandığı için bu yöntemleri "çirkinliği ve zorluğu" nedeniyle istemese de, feminist hareketlere "boşluk ve hata içermeyen bir metodolojiyle" dilin cinsiyetten arındırılmasına yönelik bazı yollar sunar: Fiil Ön Ekleri ve Zamir Son Eklerine Dikkat: Muzari fiilin ön ekleri ve zamir son eklerindeki eril ve dişil odak noktalarına dikkat çekmek. Yazılı ve Sözlü Dil Arasındaki Boşluk: Yazılı dilde cinsiyet kapsayıcılığının veya tarafsızlığın uygulanmasının "kolay olmayan" bir kolaylığı olduğunu belirtmek. Eğik Çizgi Kullanımının Sakıncaları: Eğik çizgi stilinin veya diğer cinsiyetten olan sözcüğün kullanılmasının, dilbilgisel bütünlüğü bozduğunu ve metni çirkinleştirdiğini savunur (örn. "işko/ teşku"). Genel Not Kullanımı: Eril formla yazılan her şeyin dişili de kapsadığına dair bir notla bitirmek. Tarafsız Zamir Kullanımı: "نحن" (biz) gibi her iki cinsiyeti kapsayan zamirlerin kullanımını teşvik etmek. Zamirleri Düşürme: "نحن" ve "نا" zamirlerini düşürerek daha genel ifadeler kullanmak. Muzara'a Harflerine Güvenmek: Özellikle emir kipinde her iki cinsiyet için uygun olan "أنيت" harflerine dayanan muzari formları tercih etmek. Masdarlara Yönelme (İsimleştirme): Cümleleri fiillerden ve zamirlerden arındırarak "nominalization" (isimleştirme) eğilimi göstermek. Bu, fiiller yerine açık masdarlar kullanarak yapılır (örn. "İstenilen, ev ödevinin hazırlanması ve teslim edilmesidir"). Mebni li-l Mechul (Edilgen Çatı) Kullanımı: Faili belirtilmeyen edilgen çatı formlarını kullanarak cinsiyetçi ifadelerden kaçınmak. Bilgisayar Fontları veya El Yazısında Kesra ve Fetha Birlikte Kullanımı: Yazılı dilde tekil söylemde dişil ve eril için kesra ve fetha'nın birlikte yazılması. Gereksiz Hareke ve İşaretlerden Kaçınma: Okuyucunun kararına bırakarak bazı durumlarda hareke kullanmamak. Kurum Adlandırmalarını Değiştirme: "نقابة المعلمين" (Öğretmenler Sendikası) yerine "نقابة الهيئات التدريسيّة" (Öğretim Elemanları Sendikası) gibi her iki cinsiyeti kapsayan adlandırmalar kullanmak. Yol Tabelalarında Cinsiyetten Arındırma: Yol tabelalarında ve kural levhalarında eril söylemden kaçınarak isim cümleleri kullanmak (örn. "Hazer! Önünde tümsek var" yerine "Hazer!"). Hakiki ve Mecazi Cinsiyet Ayrımı: "Allah" gibi dini terimlerde cinsiyetin morfoloji ve stil sınırları dışında bir anlam taşımadığını vurgulamak. 5. Dini ve Felsefi Metinlerin "Erilliği" Çalışma, dini ve felsefi metinlerin çoğunlukla eril bir dille yazılmasının, dilin kendisinin cinsiyetçi olduğu anlamına gelmediğini vurgular. Önemli Tespitler: Tevrat ve İncil Örnekleri: Tevrat'taki On Emir veya İncil'deki "Tuba" Dağı öğüdü gibi metinlerdeki eril söylemin sadece erkeklere yönelik olmadığını, aksine tüm insanlığı kapsadığını belirtir. "Dilbilimsel erili yalnızca erkek olarak düşünemeyiz. Çünkü metin, Arapça ve İbranicede uygulanan baskınlık kuralına dayanmaktadır ve emir ve yasakların kadınlara helal olduğu anlamına gelmez." (s. 61). Kur'an-ı Kerim ve "İnsan" Lafzı: Kur'an'da "insan" lafzının sıklıkla geçmesi ve dilsel olarak her iki cinsiyeti kapsayıcılığı, eril bağlamlarda gelse bile cinsel kısıtlama anlamına gelmez (örn. "Ve insan zayıf olarak yaratılmıştır" - Nisa 28). Felsefi Alıntılar: Aristoteles ve Arap filozoflarının "İnsan, düşünen bir hayvandır" gibi alıntılarında kullanılan "insan" kelimesinin orijinal dillerinde nötr olduğu ve Arapça metninde de nötr anlam taşıdığı ifade edilir. 6. Türk Dili ve Fars Dili Örnekleri Yazar, cinsiyet ayrımı gözetmeyen dillerin varlığını Türkçe ve Farsça örnekleriyle destekler. Farsça ve Türkçe'deki Tarafsızlık: Farsça: Eril ve dişil arasında bir fark yoktur. Cinsiyet belirtilmek istendiğinde "زن" (kadın) veya "مرد" (erkek) kelimeleri kullanılır. Zamirler ve işaret isimleri bağlama göre her iki cinsiyeti de kapsar. Türkçe: Cinsiyet ayrımı gözetmeyen bir dildir. "Adam" (erkek) ve "kadın" (kadın) gibi özel kelimeler dışında, "kedi" gibi birçok kelime her iki cinsiyet için de aynı lafızla gelir. Cinsiyet belirtilmek istendiğinde "erkek kardeş" veya "kız öğrenci" gibi kelimeler kullanılır. Zamirler de tekil ve çoğulda her iki cinsiyeti kapsar. Önemli Çıkarım: Bu dillerin cinsiyet ayrımı gözetmemesi, feminist bir hareketin ürünü değildir; aksine dilin doğal evrimi ve yapısıyla ilgilidir. Yazar, dillerin zorla değiştirilemeyeceğini, kendiliğinden büyüyüp değiştiğini savunur. 7. İçselleştirilmiş Erillik ve Toplumsal Cinsiyetin Rolü Çalışmanın ana fikri, dildeki "erillik baskınlığının" dilin kendisinden değil, o dili konuşan toplumların içselleştirdiği inançlardan ve kültürel normlardan kaynaklandığıdır. Deneysel Kanıt: Yazar, Arapça dilbilim ve sözlükbilim alanında yüksek lisans yapan 31 öğrenci (16 erkek, 15 kadın) üzerinde bir anket yapmıştır. Bu ankette, öğrencilerden 15 cümlenin harekelenmesi istenmiştir. Sonuçlar, "tarafsız (morfolojik, sentaktik ve semantik olarak her iki cinsiyet için uygun) cümleleri erilleştirme eğilimini" göstermiştir (s. 89). Kadınların Eğilimi: "Kadınların erkeklerin meylettiğinden çok bu tarafsız cümlelerde erile meyletmesi dikkat çekmektedir. 11 cümlenin 9’unda durum böyledir!" (s. 89). Toplumsal Rollerin Etkisi: "Tعدّ الطعام" (Yemeği hazırla) cümlesinde kadınların çoğunluğunun bu cümleyi dişil yapması, toplumsal rollerin dil kullanımına etkisini gösterir. Sonuç: Katılımcıların Arapça dilbiliminde üstün olmalarına rağmen, bu sonuçlar "yalnızca dilsel erillik baskınının bir içselleştirme ürünü olduğu" raporunu destekler (s. 90). Yazar, "Tarafsız dil adil davranmış ve o dili konuşan kadın ve erkekler adil davranmamıştır" sonucuna varır (s. 90). Genel Sonuç: Toplumsal cinsiyet konusu, dilin kendisinin bir sorunu değildir; aksine, dilleri kullananların bilinçli veya bilinçsiz olarak yerleştirdiği anlamlar, stiller ve normlardır. Kadınları aşağılayan birçok ifadenin cinsiyet ayrımı gözeten veya gözetmeyen dillerde yaygın olduğu belirtilir. Sonuç olarak, Prof. Dr. Elias Dheeb Atallah, Arapça'nın doğası gereği cinsiyet ayrımı gözetmediğini ve dilin tarafsızlığını bozanın, o dili konuşan insanların sosyal, kültürel ve ideolojik bağlamlar içinde geliştirdiği eril baskınlık eğilimi olduğunu ileri sürmektedir. Feminist hareketlerin dildeki eşitsizlikleri giderme çabalarını anlasa da, dilin yapısını değiştirmeye yönelik doğrudan müdahalelerin hem anlamsız hem de estetik açıdan çirkin olduğunu, gerçek çözümün toplumsal algı ve pratiklerin dönüşümünde yattığını savunmaktadır. ... Devamını Oku